Etiketlenen üyelerin listesi

Sonuçlar: sizce hangi duygu daha güçlü ?

Katılımcı sayısı
45. Anket kapatılmıştır
  • nefret

    14 31.11%
  • intikam

    5 11.11%
  • sevilmek

    6 13.33%
  • aşk

    13 28.89%
  • ölüm

    3 6.67%
  • yaşamak

    5 11.11%
  • tanınmak

    0 0%
  • anlaşılmak

    0 0%
  • bilinçli ve iradeli bir şekilde tercih edilmek

    5 11.11%
Birden fazla seçeneğe oy verilebilir.

zor bir soru , düşünmek lazım...

Bu konu 14918 kez görüntülendi 83 yorum aldı ...
sizce hangi duygu daha güçlü... 14918 Reviews

    Konuyu değerlendir: sizce hangi duygu daha güçlü...

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 14918 kez incelendi.

Sayfa 3/6 İlk 123456 Son
  1. #33
    kılıçustası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    12-01-2007
    Mesajlar
    417
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kılıçustası
    inanç bir duygu mudur...

  2. #34
    caddycazz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    04-01-2007
    Yer
    memleketteyim
    Yaş
    43
    Mesajlar
    905
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @caddycazz
    aşkın önüne geçilmezz..Bi de ölümünn..

  3. #35
    med-cezir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    13-06-2006
    Yer
    Hiçbir Yerde...
    Mesajlar
    846
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @med-cezir
    nefret

  4. #36
    caddycazz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    04-01-2007
    Yer
    memleketteyim
    Yaş
    43
    Mesajlar
    905
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @caddycazz
    Alıntı med-cezir Nickli Üyeden Alıntı
    nefret

    nefret=aşk(bence)

  5. #37
    AşK_€r - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    20-11-2006
    Yer
    yersiz-yurtsuz
    Yaş
    38
    Mesajlar
    1.856
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AşK_€r
    aşk_er olarak cevaplıyorum

    tabikide AŞK

  6. #38
    abla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    21-11-2006
    Yaş
    49
    Mesajlar
    694
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @abla
    aşk tır en kuvvetli duygu.nefret kuvvetli diyen aşkı bilmeyendir.

  7. #39
    İmandanihsana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    09-06-2006
    Yer
    istanbul/kadıkö
    Yaş
    30
    Mesajlar
    524
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @İmandanihsana
    kullanmayı bilirsen aşk...böle bu aciz gibi beceriksizsen öfke

  8. #40
    Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-10-2006
    Yer
    KALU BELA
    Yaş
    47
    Mesajlar
    3.056
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Hasan
    Alıntı kılıçustası Nickli Üyeden Alıntı
    inanç bir duygu mudur...
    Kesinlikle bir duygudur.SELAMETLE.

  9. #41
    DaLokay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    13-07-2006
    Yer
    Göçebe
    Mesajlar
    3.196
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @DaLokay
    Alıntı OKUYUCU Nickli Üyeden Alıntı
    En kuvvetli duygu İNANÇtır çünkü insan neye mensup olursa olsun inandığı şeyi sever inanmadığına kızar veya nefret eder,ölüdükten sonrasına inanan kendine çekidüzen verir.İnancı olan sabreder,inancı olan hayatı sever.Bence İNANÇ en önemlisi.
    tebriklerimi sunmak istiyorum....

  10. #42
    kılıçustası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    12-01-2007
    Mesajlar
    417
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kılıçustası


    Duygu Nedİr?

    Bir yüzyılı aşkın bir süredir psikologlar ve felsefeciler “duygu”’nun ne anlama geldiği konusunda tartışıyorlar. Oxford ingilizce sözlüğü, duygu’yu “herhangi bir zihin, his, tutku çalkantısı ya da devinimi; herhangi bir şiddetli ya da uyarılmış zihinsel durum” olarak tanımlıyor. Amerikalı psikolog Dr. Daniel Goleman duyguyu bir his ve bu hisse özgü belirli düşünceler, psikolojik ve biyolojik haller ve bir dizi hareket eğilimi anlamında kullanıyor. Karşımları, çeşitlemeleri, mutasyonlarıyla yüzlerce duygudan söz edebiliriz. Tüm araştırmacılar aynı kanıda olmasa da bazı kuramcılar temel duygu kümeleri olduğunu öne sürüyor. Bu kümelerin başlıca adayları ve bazı üyeleri şöyle:

    Öfke: hiddet, hakaret, içerleme, gazap, tükenme, kızma, sinirlenme, hınç, kin, rahatsızlık, alınganlık, düşmanlık ve belki de en uç noktada, patolojik nefret ve şiddet.

    Üzüntü: acı, keder, neşesizlik, kasvet, melankoli, kendine acıma, yalnızlık, can sıkıntısı, umutsuzluk ve patolojik olduğunda şiddetli depresyon.

    Korku: kaygı, kuruntu, sinirlilik, tasa, hayret, şüphe, uyanıklık, vicdan azabı, huzursuzluk, çekinme, ürkme, dehşet; patolojik olduğunda isefobi ve panik.

    Zevk: mutluluk, coşku, rahatlama, tatmin, haz, sevinç, eğlenme, gurur, tensel zevk, heyecan, vecd hali, hoşnutluk, kendinden geçme, aşırı zindelik, kapris ve en uç noktada mani.

    Sevgi: kabul görme, dostluk, güven, iyilik, yakın ilgi, sadakat, hayranlık, aşırı tutkunluk, muhabbet.

    Şaşkınlık: şok, hayret, afallama, merak.

    İğrenme: hor görme, aşağılama, küçümseme, tiksinme, nefret etme, hoşlanmama, itici bulma.

    Utanç: suçluluk, mahcubiyet, hayal kırıklığı, pişmanlık, küçük düşme, üzülme, çile ve nedamet
    .
    California Üniversitesi’nden Paul Ekman’ın keşfine göre belirli yüz ifadelerinden dördünün (korku, öfke, üzüntü, zevk) sinema ya da televizyonla karşılaşmamış oldukları tahmin edilen okuma yazma bilmeyenler de dahil olmak üzere, dünyanın değişik kültürlerinden insanlar tarafından tanınmasının de duyguların evrenselliğini gösterdiğini ileri sürmüştür. Ekman, Yeni Gine’nin ücra yaylalarında tecrit edilmiş halde yaşayan Taş Devri’nden kalma Fore kavmine varıncaya en uzak kültürlerin insanlarına göstermiş ve nerede olurlarsa olsunlar, insanların aynı temel duyguları tanıdığını görmüştür.
    Dr Daniel Goleman da duyguları kümeler ya da boyutlar bağlamında düşünmekte ; öfke, üzüntü, korku, zevk, sevgi, utanç ve benzeri başlıca kümeleri duygusal hayatımızın sonsuz çeşitliliğinin bir kanıtı olarak görmektedir.

    Bu kümelerden her birinin özünde, temel bir duygusal çekirdek bulunduğunu ve bu çekirdekten temel duygunun akrabalarının sayısız mutasyonlarla halkalar halinde yayıldığını vurgulamaktadır.

    Dr. Goleman dış halkalarda ruh halleri olduğunu; teknik açıdan bunların duygudan çok daha sessiz ve kalıcı olduğunu belirtmektedir.(bütün gün öfkenin hararetine kapılmak ender rastlanan bir durumken, örneğin hırçın ve sinirli bir ruh hali içinde bulunmak o kadar ender görülen bir hal değildir ve bu ruh hali daha kısa süreli öfke nöbetlerini kolayca başlatabilir).

    Ruh halinin ötesinde mizaç, yani insanları melankolik, çekingen ya da neşeli yapan belli bir duygu ya da ruh halini uyandırma eğilimi vardır. Bu tür duygusal yatkınlıkların ötesinde de; klinik depresyon-ya da insanın kendisini zehirleyen bir duruma mahkum olduğunu hissettiği-sürekli kaygı gibi bariz duygu bozuklukları bulunmaktadır.


    D

    UYGULAR NEYE YARAR?

    Sosyobiyologlara göre duygularımız tehlike, acı bir kayıp, zorluklara karşın bir hedefe doğru ilerleme, eşine bağlanma ve bir aile kurma gibi yalnızca akla bırakılamayacak durum ve görevlerde yol göstericidir. Her duygu bizi bir şekilde hareket etmeye hazırlar; her biri insan hayatında tekrarlanan güçlüklerle baş edebilecek şekilde bizi yönlendirir.

    Sizlere duyguların insanları canları pahasına dahi olsa nasıl yönlendirdiğine dair Amerika’da yaşanan trajik bir olayı aktarmak istiyoruz:
    Beyin felci yüzünden tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş on bir yaşındaki kızları Andrea’ya hayatlarını adayan Gray ve Mary Jane Chauncey çiftinin son dakikalarına bir göz atalım. Chauncey ailesi, Louisiana’nın nehir bölgesinde bir çarpma sonucu hasar gören demiryolu köprüsünden nehre yuvarlanan Amtrak treninin yolcularındandı. Karı-koca öncelikle kızlarını düşünerek, Andrea’yı su alarak gittikçe batan trenden kurtarmak için ellerinden geleni yapıp bir şekilde onu camdan iterek kurtarma ekibine ulaştırdılar. Kendileri ise sulara gömülü vagonun içinde can verdiler.
    Bu hikaye, son dakikalarında dahi çocuklarının hayatta kalmasını sağlamak için çabalayan bir anneyle babanın bir tür efsanevi cesaretini anlatıyor. Kuşkusuz tarihimiz çocukları uğruna yaşamlarını feda eden ailelerle ilgili bunun gibi sayısız örneklerle doludur. Böyle bir kriz anında bu tüyler ürpertici kararı veren aile açısından bu sevgiden başka birşey değildir. Duyguların amaç ve gücünü anlatan bu kahramanlık örneği, insana kendini feda ettiren sevginin ve aslında hissedilen her duygunun insan hayatındaki merkezi yerine tanıklık ediyor. Bu durum en derin hislerimizin, tutkularımızın, özlemlerimizin, temel rehberlerimiz olduğunu gösteriyor.
    İnsan doğasını duyguların gücünden soyutlayarak anlamaya çalışmak, üzücü bir dar görüşlülüktür. Salt zekâya, yani IQ’nun ölçtüğü şeye verdiğimiz değer ve önemde çok aşırıya gidildiği uzmanlarca belirtiliyor. Duygular bize hakim olduğu sürece, zekâ-iyi yada kötü-hiçbir yere varamaz

    İlk etik yasaları ve bildirileri-Hammuarbi Kanunu, Yahudilerin On Emri, İmparator Aşoka’nın Fermanları-duygusal yaşamı yumuşatma, ehlileştirme, evcilleştirme, çabaları olarak görülebilir.

    Aslında tüm duygular harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir; evrim, yaşamla baş edebilmemiz için bizi acil plan yapabilecek şekilde programlamıştır. Duygu (emotion) sözcüğünün kökü moteredir. Latince hareket etmek anlamına gelen fiile “e-“ ön eki getirildiğinde uzaklaşmak olur ki bu, her duygunun bir harekete yönelttiği fikrini vermektedir.
    Psikologların ve sosyologların günümüzde yapmaya çalıştıkları şey duygunun yerine aklı koymaya değil, ikisi arasındaki akıllı dengeyi bulmaya çalışmaktır. Goleman, eski paradigmanın duyguların çekiminden bağımsız bir akıl idealini içerdiğini, yeni paradigmanın ise bizi zihinle kalbin uyumunu sağlamaya zorladığını belirtiyor ve ayrıca, yaşamımızda zihinle kalbin uyumunu sağlamak için öncelikle, duyguları zekice kullanmanın ne demek olduğunu daha iyi anlamamız gerektiğini vurguluyor.

    Daniel Goleman, Duygusal Zekâ
    Lawrence E. Shapiro, Yüksek EQ’lu bir çocuk yetiştirmek için


    IQ MU İSTERSENİZ DUYGUSAL ZEKÂ MI?

    California Üniversitesi’nden psikolog Jack Block yüksek IQ ile yüksek duygusal zekâsı olan kadınları araştırdı. Buna göre duygusal zekâdan ayrı tutulmuş olan IQ zihin dünyasında bir uzman ancak kişisel dünyada yetersiz bir entellektüel görünümü sergiliyor.

    Kadın ve erkekler üzerinde gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları şöyle :

    Erkekler
    Salt yüksek IQ’lu erkek : geniş bir entellektüel ilgi ve yetenekler dizisine sahiptir. Hırslı , üretken , istikrarlı , kendi sorunları dert etmeyen , eleştirici , tepeden bakan , titiz , duygularına gem vuran , cinsellik ve duygusallık konusunda tutuk , kendisini açmayan , mesafeli duygusallık açısından ise kayıtsız ve soğuk bir görünüm çizer.
    Salt duygusal zekâsı yüksek erkekler : sosyal açıdan dengeli , dışa dönük , neşeli , korkaklığa veya derin düşünmeye yatkınlığı olmayan kimselerdir. İnsanlara ve davalara bağlanma , sorumluluk alma , etik bir görüşe sahip olma özellikleri dikkat çeker. İlişkilerinde başkalarına karşı sevecen ve ilgilidirler. Zengin ve ama yerli yerinde bir duygusal yaşamları vardır. Kendileri ve yaşadıkları sosyal dünyayla barışıktırlar.
    Kadınlar

    Salt yüksek IQ’lu kadınlar : kendilerinden beklenen entellektüel güvene sahiptir. Düşüncelerini akıcı biçimde ifade edebilir , geniş bir entellektüel ve estetik ilgi alanına sahiptirler. Öte yandan bu tip kadınlar aynı zamanda kendi kendilerini tahlil edebilen , kaygıya , derin düşünmeye , suçluluk duymaya yatkın , ayrıca öfkelerini açıkça belli etmekten kaçınan kişilerdir.

    Salt duygusal zekâsı yüksek kadınlar : salt IQ’su yüksek kadınların aksine kendini ortaya koyabilen , duygularını doğrudan dile getiren , kendi kendine olumlu bakan , hayata bir anlam bulan insanlardır. Ayrıca , duygusal zekâsı yüksek erkekler gibi kadınlarda dışa dönük , neşeli , duygularını uygun biçimde ifade edebilen insanlardır. Sosyal tavırları , yeni insanlara kolayca ulaşmalarını sağlar.
    Empatİ sevİyesİ

    Modern toplumlarda, insanın yaratıcı enerjisini yönlendiren yepyeni bir konsept ortalığı kasıp kavuruyor. Klasik zekânın hükümranlığına son veren Duygusal Zekâ’nın en önemli parçalarından birini oluşturuyor bu konsept!

    ”Empati” diyorlar adına... Bizim dilimize, “kendini başkalarının yerine koyma” olarak çevrilebilir. Kendimize mutlaka sormalıyız: Türkiye’nin “empati yeteneği” acaba hangi düzeyde, diye...

    Empati’nin ortaya konulamadığı ya da ortaya konulmasına izin verilmediği ortamlarda, insanın gerçek enerjisinin de ortaya çıkamayacağı, adeta bir fiziksel doğru olarak algılandığına göre, bizim toplumsal sorunlarımızın altında, üstelik de çok derinlerde “empati noksanlığı” mı yatıyor acaba?...

    Sosyal, politik ve ekonomik ilişkilerde, kaçta kaçımız kendimize sıkça başkalarının yerine koyabiliyoruz?

    Karşılıklı anlaşma, birbirini kolayca anlama, ortak bir hareket zemini yaratma ve bu birliktelikten yeni enerjiler üretme konusundaki “bocalamamıza” bakacak olursak, empatiyi hayli ihmal ettiğimiz düşünülebilir.

    Türkiye’deki hakim davranışın, “kendini başkalarının yerine koyma” değil, “kendi duygu ve düşüncelerini başkalarına baskı ve zorla kabul ettirme” olduğu herhalde hepimizin malumudur.

    Bir an ya da bir süre için...

    Öğretmenin, kendini öğrencisinin yerine koyması...

    Komutanın, kendini askerin yerine koyması...

    Patronun, kendini işçisinin yerine koyması...

    Annenin, kendini evladının yerine koyması...

    Erkeğin, kendini kadının yerine koyması veya tersi...

    Özgür olanın kendini, hükümlünün yerine koyması...

    Hakimin, kendini sanığın yerine koyması...

    İbadet orucu tutanın, kendini ölüm orucu tutanın yerine koyması...

    Para kazanabilen birinin, kendini işsiz arkadaşının yerine koyması...

    Kuşku yok ki, bunu başarabilen insan, çevresini çok daha iyi anlayacak, anladığı oranda da hem kendinin hem de çevresinin gelişmesine etkin biçimde katılacaktır.

    Kendini, başkasının yerine koymak, onun fikirlerini hemen paylaşmak anlamına gelmiyor.

    Onu anlamak anlamına geliyor.


    Birbirini daha çok ve daha kolay anlayan insanların oluşturduğu irili ufaklı sosyal birimlerin (Bunlar ekonomik, sosyal ve siyasi birimler olabilir) daha yaratıcı, etkin ve başarılı olacakları artık tartışılmıyor bile...

    Empati’yi becerebilmek için insanın ille de yüksek tahsilli ve kültürlü olması da gerekmiyor...

    Biraz çaba sarfetmek, kendini eğitmiş olmak, küçük bir sabır ve fedakarlık yetiyor.

    İşte çok basit bir örnek:

    Çocukken, sokakta oynar, oynar sonra acıkmış olarak eve koşardık. Sofraya oturma zamanı olmadığından annelerimizden, üzerine yağ veya salça sürülmüş bir dilim ekmek isterdik.

    Türkiye’de yaygın yoksulluk ve yoksunluk vardı.

    Aldığımız cevabı hatırlayın:

    ”Bir dilim ekmeği bulamayacak arkadaşlarınız imrenir, doğru olmaz, akşama sofrada yersin!”

    İşte bu davranış, kendini, başkalarının yerine koyma davranışıdır. Farkında olmadan bizleri bir parça eğitmiştir de mutlaka...

    Ama, modern zamanların hoyratlığının, iş aleminin keskin kılıçlarının ve amansız rekabetin, insanlardaki bu yeteneği, bir hayli körelttiği de gerçeklerimizden biridir...


    http://www.matriksdata.com/Matriks/M...tarra/dz_4.htm


  11. #43
    Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-10-2006
    Yer
    KALU BELA
    Yaş
    47
    Mesajlar
    3.056
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Hasan
    Bu duygunun materyalist tanımı biz inananlar manevi olarak taaarifimizde imanı öne koyarız bu yüzden inanç en önemli duygudur.SELAMETLE.

  12. #44
    kılıçustası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    12-01-2007
    Mesajlar
    417
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kılıçustası
    Alıntı OKUYUCU Nickli Üyeden Alıntı
    Bu duygunun materyalist tanımı biz inananlar manevi olarak taaarifimizde imanı öne koyarız bu yüzden inanç en önemli duygudur.SELAMETLE.
    ne alaka...

    duygular , duyu organları vasıtasıyla ortaya çıkarlar...

    inanç ise :

    İNANÇ NEDİR ? "İnanç, bir kabul ediştir." inanç, iman kavramından daha kapsamlı olup bilgi, kanaat ve imanı içine alacak şekilde daha geniş bir anlam ifade etmektedir. Ferdin bizzat tahkik edemeyeceği inançlar iman konusunu teşkil ederler. Örneğin, Allahın varlığıyla ilgili inanç, meleklerin varlığıyla ilgili inanç. v.b. insan, Allah hakkındaki inancını elle tutulur şekilde kesin olarak ispat edemez, fakat iman eder. Allah’ın varlığından şüphe etmez, çünkü şüphe ve zan imanla birlikte -doğası gereği -bulunmaz. İmanla birlikte insan, subjektif bir kesinlik duygusuna sahip olur. İspat edemeyeceğini bilmesi onun inancının kuvvetini azaltmaz. Aksine tam bir güven duygusu içerisinde, aklının ve duygularının ötesinde, Dünyayı aşan Zata razı olarak, Onu açık ve kesin bir şekilde kabul eder. Her durumda inanan kişi, Allah hakkındaki düşüncelerini, kendini tatmin edecek şekilde ispat ettiği kanaatına sahip olabilir. İman, insanın algı dünyasının ötesinde bir gerçekliğe sahip bulunan şeylerle ilgili olarak bir inanç besleme durumudur. O, "gayb" (Bakara 2-3) ile ilgili bir tutumdur. İman fiili, insanın duyuların ötesinde bir alana bağlanmasıdır. Denebilir ki iman, duyu organlarımızın algılayamadığı şeyi kesin olarak beklemek, duyulara boyun eğmemek, fakat bu esnada ümit etmek, güvene dayalı bir ilişkiye girmektir. İman bir güvenme, yakınlaşma, ümitle bağlanma olayıdır.

  13. #45
    Büşra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    13-06-2011
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    21.348
    Adı geçen
    127 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Büşra
    Aşk ve nefret arasında ölmek ve yaşamak gitmiş..
    Oy verenler anketi anlamadı zahar.. En güçlü duygu yaşamaktır.
    kimse yaşamaktan vazgeçmez.. Üstelik yaşamak duyguları yaşamayı da içine alır...

    son şık ta çok tuhaf..Tercih etmek değil de edilmek ? Neden ?

  14. #46
    Tahsin EMİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    07-02-2012
    Mesajlar
    11.721
    Adı geçen
    2 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Tahsin EMİN
    "Aşk"sız yaşanır mı Büşra Hanım..? Detayı unutmuşsun..!

  15. #47
    Büşra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    13-06-2011
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    21.348
    Adı geçen
    127 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Büşra
    Alıntı Tahsin EMİN Nickli Üyeden Alıntı
    "Aşk"sız yaşanır mı Büşra Hanım..? Detayı unutmuşsun..!
    Aşk 'a inanmıyorum
    aşk geçer ,tutkuludur ve elde edilince geçer baki olan sevdadır ...

  16. #48

    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    25-08-2007
    Yer
    Araf
    Mesajlar
    2.829
    Adı geçen
    10 Mesaj
    Etiketlenme
    1 Konu
    @Sepia
    Merhamet duygusunuda görmek isterdim şeçenekler arasında..

Sayfa 3/6 İlk 123456 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Sizce hangi alfabe daha Türk?
    By zülcenaheyn in forum HASBİHÂL
    Cevaplar: 77
    Son Mesaj: 21-02-2018, 20:34
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28-12-2014, 04:06
  3. Başkan'dan bile daha güçlü
    By veri in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13-07-2012, 16:01
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17-03-2008, 22:34
  5. İnsan İlişkilerinde En Güçlü Duygu: Güven
    By hakikat in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-05-2007, 20:00

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş