Etiketlenen üyelerin listesi

Seyyid Kutub (1906-1967) Haci ibrahim Kutub'un oglu olan Seyyid Kutup, 1906'da Asyut kasabasina bagli Kalia köyünde dünyaya geldi. Babasi köyde, sayilan bir kisi ve Vatan Partisinin bir üyesi olarak bilinmekteydi. O zaman bu partinin baskanliginda Mustafa Kamil vardi. Haci Ibrahim Kutup ziraatla ugrasir, elde ettigi mahsulün bir kismini satar bir kismini da fakirlere infak ederdi. Annesi ise çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup birisiydi. Seyyid Kutub'a terbiyesiyle, sevgi ve sefkatiyle

Bu konu 11736 kez görüntülendi 37 yorum aldı ...
Seyyid Kutub (1906-1967) 11736 Reviews

    Konuyu değerlendir: Seyyid Kutub (1906-1967)

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 11736 kez incelendi.

Özür dileriz, bu konu cevaplara kapatılmıştır bilgi almak için Bize Yazin ...
Sayfa 1/3 123 Son
  1. #1
    kul emir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    17-06-2006
    Yer
    yalnızlık ülkesinden
    Yaş
    33
    Mesajlar
    1.431
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kul emir

    Seyyid Kutub (1906-1967)

    Haci ibrahim Kutub'un oglu olan Seyyid Kutup, 1906'da Asyut kasabasina bagli Kalia köyünde dünyaya geldi. Babasi köyde, sayilan bir kisi ve Vatan Partisinin bir üyesi olarak bilinmekteydi.
    O zaman bu partinin baskanliginda Mustafa Kamil vardi. Haci Ibrahim Kutup ziraatla ugrasir, elde ettigi mahsulün bir kismini satar bir kismini da fakirlere infak ederdi. Annesi ise çok mütedeyyin ve asil bir aileye mensup birisiydi. Seyyid Kutub'a terbiyesiyle, sevgi ve sefkatiyle çok tesir etmisti.
    Seyyid Kutup'un Hamide ve Emine adli iki kiz kardesiyle Muhammed adinda küçük bir de erkek kardesi vardi. Daha Kahire'de okurken babasini kaybedince, annesinin ve kardeslerinin bütün mesuliyetleri onun üzerine yikilmis oluyordu. O cia bu durumdan oldukça sikilmisti. Bu sikintidan biraz olsun kurtulmak için, annesini Kahire'ye tasinmaya razi eder ve Kahire`ye tasinirlar.
    1940'da annesinin ani vefati Seyid Kutup'u oldukça etkilemisti. Kendisini. hayatta yalniz hissetmeye baslar. Bu konudaki duygularini bizzat kendisi bazi kitaplarinda anlatmaktadir.

    SEYYID KUTUB'UN HAYATININ DÖNEMLERI
    Seyyid Kutup'un hayatini dört ana bölümde toplamak mümkündür. Bunlardan birincisi dogumundan 1919'a kadar olan bölüm. Seyyid Kutup bu devrede babasinin itinali dini terbiyesi altinda yetismisti. Bir tarafta köylerindeki medreseye devam ederken bir taraftan da babasinin özel terbiyesindeydi. Daha on yasina gelmeden Kur'an-i Kerim'in tamamini ezberlemisti.
    Seyyid Kutup'un hayatindaki ikinci dönem ise 1920 ve 1939 arasindaki zamani içermektedir. Bu dönemde Kahire'ye giderek liseyi bitirir ve üniversiteye "Darul Ulum"a girer. Darul Ulum'a girmesindeki maksadi arap dilinde ihtisas sahibi olmakti. Kardesi Muhammed Kutub'un "Küçük Çigliklar" adli kitabinin önsözünde de anlattigi gibi Darul Ulum'da dört sene okumustu. Burada okutulan dersler ise Tarih, Cografya, Arap edebi-
    yati, Ingilizce, Sosyaloji, Matematik, Fizik, Felsefe ve dini ilimlerdi.
    Seyyid Kutup'u okutan hocalarin basinda ise Mehdi Allame geliyordu. Bu zat Seyyid Kutup'un "Sairin hayattaki görevi" kitabinin ön sözünde sunlari diyor: "Seyyid Kutup'un benim talebem olmasi bana çok büyük bir mutluluk veriyor. Eger hayatta benim ondan baska talebem olmasa bile onun varligi mutluluk olarak kafidir."
    Darul Ulum'dan mezun olduktan sonra Milli Egitim Bakanliginda müfettis olarak görev alir.
    Fakat bir yazar olarak görevini daha iyi yapabilmek için görevde fazla kalmayarak istifa eder. Bu siralarda hemen hemen her konuda kendisini yetistirmek için okumaya daldigini görürüz. Özellikle arapçaya çesitli dillerden çevrilmis eserleri incelemekte ve degerlendirmeye tabi tutmaktaydi.
    Çok geçmeden Seyyid Kutup da tipki Taha Hüseyin, Abbas Mahmut Akkad ve Mustafa Sadik Rafi gibi harika bir yazar,olarak ortaya çikiyordu.
    Onun yazilari da tipki ötekilerinki gibi ayni gazete ve dergilerde yayinlanmaya baslamisti.
    Seyyid Kutup'un hayatinin üçüncü merhalesini ise 1939 ile 1951 yillari olusturmaktâdir. Bizim görüsümüze göre bu dönem ayni zamanda Seyyid Kutup'un Islâmi düsünceye dönüsünün de bir baslangici oluyordu. 1939'da "El-Muktatif' dergisi O'nun "Kur'an da Fennî Tasvir" adli bir makalesini yayinlamisti. Seyyid Kutup bu yazisinda bazi ayetlerden örnekler vererek Kur'an'daki sanatsal güzellikleri ve onun üstün icazini ortaya koyuyordu.
    Bu yazisiyla ayni zamanda Kur'an'da icaz olayini inkar eden Akkad'in görüslerinden de ayrilmis
    oluyordu. 1945 yilinda ayni konuda iki kitap yayinladi.
    Seyyid Kutup bu kitaplarinin, almis oldugu dini terbiyenin bir semeresi oldugunu açikça itiraf etmekte, Kur'an'in uslubu ve harikaligiyla kendisini uyandirdigini kabul etmektedir. O'na göre ilmi Kelamin uslubu olan cedel, dinde pek neticeye götürmemektedir. Çünkü akil Kur'an'in inceliklerini ve harikaliklarini tam olarak anlamaktan acizdir. Arkasindan "Sahrada" adli bir kasidesini yayinlayan Seyyid Kutup, burada her seyin bir tertip ve ölçüye göre yaratildigini anlatmaktadir.
    1946'da "Iste Sahtekarlik" diye bir kitabi daha yayinlandi. Bu kitabinda Abdullah Ali el-Kasimi ile iki konuda tartisiyordu. Bunlardan birisi "Insanin yaratmak konusundaki gücü" ikincisi ise "Insanin dinlere inanmasiydi". Akkad ve onun gibileri makalelerinde genelde Abdullah Ali'nin kitabini, dolayisiyla fikirlerini medhederken Seyyid Kutup siddetle tenkit ediyordu. Çünkü Abdullah Ali dinin hayatin gerçeklerine ters oldugunu, dine
    tabi olanlarin gerilediklerini, özellikle Islâmin insani gerilettigini savunuyordu. Iste bundan dolayi Seyyid Kutup Abdullah Ali'nin demogojilerine yazdigi kitapda hücum ediyor, tenkit ediyor ve onlari çürütüyordu.
    7 Ekimn 1946 da Seyid Kutup'un Islâmi fikre baslangiç olarak degerlendirilen "Konum Dersleri" adinda bir makalesi daha yayinlanmisti. Seyyid Kutup bu makalesinde Misir'in toplum yapisinin, siyasi, ahlaki ve sosyal yönlerden tenkidini yaparak, müslümanlari çalismaya çagiriyordu. Toplumun islahi için ne yapilmasi gerekiyorsa müslümanlarin yapmak zorunda olusunun Kur'an'in emri oldugunu söyleyen Kutup delil olarak Al-
    lah'in su ayet-i kerimesini gösterip tefsirini yapiyordu: "Sizden iyiligi emreden, kötülükten sakindiran, bir topluluk olsun. Iste asil kurtulusa erenler onlardir. "

    ISLAMA DOGRU YÖNELIS.
    21 Ekim 1946 bu günkü medeniyeti tenkit ederek onun manevi degerlerden soyutlanmis, sadece maddi bir medeniyet oldugunu delillerle açikliyordu. 1948'in sonlarinda ise "Islâmda Sosyal Adalet" kitabini yayimladi. Kutub bu kitabinda insanligin arzu ettigi gerçek sosyal adaletin Islâmda oldugunu ve hakiki adaletin Kur'an'in
    gölgesinden baska hiç bir yerde olmadigini açik açik anlatarak hayatin her alaninda oldugu gibi edebiyatin dahi Islâmi ölçülerden kaynaklanmasi gerektigini vurguluyordu.

    1949'da Amerika'ya giden Kutub iki buçuk yil kaldi. Amerika'da kaldigi bu müddet içersinde Misir'daki arkadasi Tevfik el-Hakim'e gönderdigi mektuplarda Amerikan toplumunu ve medeniyetini devamli olarak tenkit ediyordu. Çünkü ; bu medeniyette ruhi degerlerden hiç bir sey yoktur, diyordu. Ayni mektuplarinda "El Melik" adli kitabini da tenkit ediyordu. Çünkü Kutup bu kitabi Islâmi fikirlerle yogrulmadan çok önce yazmisti.
    Iste Seyyid Kutup arkadasina yazdigi mektuplarda bu kitabinin tenkidinde, "keske kitabin konusu Yunan felsefesine göre degilde, Islâmi ruhla yazilmis olsaydi. Insallah gelecekteki konular, hayata, kainata ve insana özel bir bakis açisi olan Islâmdan kaynaklanir" diyerek temennilerini de bildiriyordu.
    Buna göre diyebiliriz ki Seyyid Kutup'un bu tarihten sonra edebiyata bakis açisi degismistir. Çünkü hayatinin önceki dönemlerine baktigimizda edebiyati din ile ilgisi olmayan bir güzellik olarak degerlendirmekteydi. Fakat simdi her seyin oldugu gibi edebiyatin da tüm konularini dogrudan dogruya Islâmdan almasi gerektigini söyle-
    mektedir.

    1951 ile 1965 yillarini kapsayan zaman parçasi ise hayatindaki dördüncü merhaleyi olusturuyordu. Kutup bu dönemde edebiyattan tamamen siyrilarak Ihvan-i Müslimin teskilatina katilmisti. Abdulhakim Abidin'in anlattigina göre Seyyid Kutup artik Ihvanin bir fikir elemani olmustu.
    Gerçi yönetici olarak Ihvanda hiç bir makami yoktu ama iyi bir müntesip olarak Ihvanin gazetelerinde ve dergilerinde halki devamli olarak Islâma davet ediyordu. Bir ara, 1954'deki tutuklanmasindan önce "Ihvan-i Müslimin" adli gazetede yazi isleri müdürlügü yapmis, orada yazdigi yazilari bir araya getirerek birçok kitaplar olusturmustu.
    Bu kitaplardan birkaçini burada zikretmeden geçemeyecegiz:
    1- Islâm ve Dünyaya bakis
    2- Iste Din Budur
    3- Istikbal Islâmindir.

    Kutup ayrica Ihvan-i Müslimin gazetesinde din ile devlet islerini birbirinden ayirarak dini siyasetten uzak tutan laik düsünceyi de siddetle tenkit eder, siyaset baskadir, din baskadir sloganinin bir hikaye oldugunu söyliyerek Islâmda böyle bir sey olmadigini haykirir. Çünkü Seyyid Kutup "Islâmin kalplerde bir inanç ve hayat için
    bir kanun oldugunu" vurguluyordu.
    Ezher üniversitesinin Kur'an-i Kerim'i tefsir etmede taklidi tutumunu da açikça tenkit eden Kutub bu konuda söyle diyordu:
    "Bu gün bütün dünya sosyalizm ve kapitalizm gibi belirli sosyal fikirlerin pesinde gitmektedir. Onun için Ezher üniversitesi Islâmi kültürü her yönüyle halka götürmelidir. Ibadette, inanç ve hayatin her alaninda, Islâmin kendisine has, her türlü noksanliklardan uzak ölçülerinin oldugunu izah etmelidir. Ister siyasette olsun, ister iktisatta ve ister cezalarda olsun Islâmin hayatin her konusu için ölçüler koydugunu anlatmali ve Islâmi günlük hayata hakim kilmak için çalismalar yapmalidir.

    SEYYID KUTUB'UN SEHADETI
    Seyyid Kutup Islâma inanmis ve inandigi davanin gerçeklesmesi için de bir çok çalismalar yapmis büyük bir mücahitti. 27 Kasim 1954'de, Ihvan-i Müslimin Misir devlet baskani Cemal Abdunnasir'a suikast girisimiyle itham edildiginde Seyyid Kutup'da Ihvan-i Müslimin saflarina katilmisti.
    Bundan dolayi Ihvan-i Müslimine mensup birçok müslümanla birlikte Seyyid Kutup'da tutuklandi. Yapilan yargilamanin neticesinde Seyyid Kutup'a agir islerde çalistirilmakla birlikte on bes sene agir hapis cezasi verildi. Artik Seyid Kutup Kahire'den bir kaç km. uzakta "Limanneze" hapishanesinde yasamaya baslamisti. On sene hapis yattiktan sonra o zamanin Irak devlet baskani Abdusselam'in Abdunnasir'i ziyaret ederek
    Seyyid Kutup'u serbest birakmasini istemesi üzerine Kutub 1964'de serbest birakildi.
    Hapisten çikan Kutub 1965'de "Yoldaki Isaretler" adli kitabini yayinlayinca tekrar tutuklanir.
    Bu tutuklamada yine Ihvan-i Müsliminden bir çok müslüman vardi. Gerekçe olarakta Ihvan-i Müsliminin devlete karsi darbe girisimini ileri sürerek Ihvani ve Seyyid Kutup'u darbecilikle itham ediyorlardi.
    22 Agustos 1966'da Seyyid Kutup'a idam cezasi verildiginde, Assam el Attarin kitabinda anlattgina göre Kutub bu karari tebessüm ve Allah'a kavusmanin verdigi büyük bir mutlulukla karsilamisti. Muhammed Ali Eenna'nin dedigine göre Seyyid Kutup'un asilmasina asil sebep "Yoldaki Isaretler" adli kitabi idi.
    Seyyid Kutup'a verilen bu idam karari, Islâm alemine yayildiginda Pakîstan'da Karaçi içinde Cemaati Islâminin mepsuplari tarafindan bir yürüyüs tertiplenmis ve olay kinânarak Abdunnasir'dan karari yeniden gözden geçirmesi istenmistir.
    Ayrica yine Pakistan'da "Meclisi Nizami Islâm", "Cemaati Islâmi", "Cemaati Avami"de bu karari ayni sekilde kinamislardi. Diger taraftan Ingiltere'de Rabitatül Islâm, Lübnan'da "Cemaati Islâm" teskilati, Ürdün'de birçok dini sahsiyetler, Sudan'da Seyyid Allal El Fasi ve Istiklal partisi baskani Ahmet el-Hatib, Irak'taki Rabitanin
    baskani Seyh Emcek Eczzehavi ve bir çok Islâm alimleri Abdunnasir'i bu kararindan dolayi kinamis ve vaz geçmesi için ikaz etmislerdi.
    Bütün bunlara ragmen 9 Agustos 1967 sabahi Lübnandaki "Ennebar"gazetesiyle Misir'daki "El-ehram" gazetesi idam haberini su cümlelerle veriyorlardi.

    "...Çelik migferli askerlerden bir grup hazirlanip, agir silahlar artirilarak Kahire hapishanesinin etrafinda bir hisar olusturuldu. Gazetecilerin hapishaneye girisi yasaklandi. Seyyid Kutup idam edildikten sonra da gazetecilerden bölgenin terk edilmesi istendi."
    Seyyid Kutup bir çok kiymetli kitap yazmisti. Basta Kur'an-i Kerimin bir tefsiri olan "Fizilal-i Kur'an" olmak üzere hemen hemen her konuda eseri vardir. Özellikle Islâmi konularda, edebiyat ve egitim konularindaki eserleri daha çoktur.
    Bunlardan hemen hemen hepsi de türkçeye çevrilmistir.

    Allah ondan ve onun gibi mücahidlerden razi olsun.

  2. #2
    Cümle Mühendisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    02-07-2006
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    2.093
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Cümle Mühendisi
    Allah razı olsun.Seyyid Kutub'tan bahsettiğiniz için ama ben Onun hakkında bazı söylentiler duymuştum.Pek de iyi şeyler değil ama yine de paylaşım için çoook sağolun...

  3. #3
    kul emir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    17-06-2006
    Yer
    yalnızlık ülkesinden
    Yaş
    33
    Mesajlar
    1.431
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kul emir
    kardeş eskiden koministmiş ben onu necip fazıla benzetiyorum sonradan müslüman olmuş ve şehadete ermiş inşallah başka ne diyen varsa bırak desinler allahım bir şehidin arkasından konuşana elbet kahhar ismiyle cevap varacaktir

  4. #4
    _MeCBuRi_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    09-07-2006
    Mesajlar
    214
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @_MeCBuRi_
    1.SEYYİD KUTUP

    KALEM SAHİPLERİ BÜYÜK İŞLER BAŞARABİLİRLER ANCAK FİKİRLERİ UĞRUNA CANLARINI FEDA ETMEK ŞARTIYLA.

    Hacı İbrahim Kutub'un oğlu olan Seyyid Kutup,1906'da Asyut kasabasına bağlı Kaha köyünde dünyaya geldi.Şehid'in Hamide ve Emine adlı iki kız, Muhammed isminde de küçük bir erkek kardeşi vardı.Kahire 'de okurken babasını kaybeden Şehid ailesinin bütün yükünü omuzlarına almıştı.1940'da annesinin vefatı ile iyice yalnız kalmıştı.

    Şehid'in hayatını 4 ana bölümde inceleyebiliriz.

    Bunlardan birincisi doğumundan 1919 'a kadar geçen zamanı içine alan bölüm.Seyyid Kutup bu devrede babasının itinalı bir dini eğitim devresinde bulunuyordu.Köylerindeki medreseye gidiyordu.on yaşına geldiğinde bütün Kur'an-ı ezberlemişti.

    Seyyid Kutup'un hayatındaki ikinci dönem ise 1920 ve 1939 yılları arasındaki dönemdir.Bu dönemde Kahire'ye giderek liseyi bitirir ve Üniversiteye "Darul Ulum"'a girer. Bundaki amacı Arap dilinde ihtisas sahibi olmaktır.Burada 4 sene okumuştu.

    Seyyid Kutup'u okutan hocalarından biri olan Mehdi Alleme onun için şöyle diyordu:"Seyyid Kutup'un benim talebem olması bana çok büyük bir mutluluk veriyor.Eğer hayatta benim ondan başka bir talebem olmasa bile onun varlığı mutluluk olarak yeterlidir."

    Üniversiteden mezun olduktan sonra Milli Eğitim Bakanlığında müfettiş olarak görev yapar.Fakat bir yazar olarak görevini daha iyi bir şekilde yapabilmek için görevinden istifa eder.Bu sıralarda kendini okumaya verir.Ve her konuda kendini yetiştirmeye çalışır.Özellikle Arapça'ya diğer dillerden çevrilmiş kitapları inceliyordu.

    Seyyid Kutup'un hayatının üçüncüsü merhalesi 1939 ile 1951 yılları arasında idi.

    Bu dönemde Şehid Seyyid Kutup İslami düşünceye de dönüşünün bir başlangıcında idi.Seyyid Kutup Kur'an'ın uslubu ve harikalığı ile kendisini uyandırdığını kabul ediyordu.7 Ekim 1946 da Seyyid Kutup'un İslami fikre başlangıç olarak değerlendirilen " Konum dersleri "adında bir makalesi yayınlanır.Bu makalede Mısır'ın toplum yapısının,siyasi,ahlaki ve sosyal yönlerden tenkidini yaparak müslümanları çalışmaya çağırıyordu.

    1948 in sonlarında "İslam'da sosyal adalet" kitabını yayımladı.Şehid bu kitabında insanlığın arzuladığı gerçek sosyal adaletin İslamda olduğunu ve hakikatin Kur'an gölgesinden başka hiç birşey de olmadığını açıklıyordu.

    1949 yılında Amerika'ya giden Kutup iki buçuk yıl Amerika kaldı.

    1951 ile 1965 yılları Seyyid Kutup'un hayatının son dönemini oluşturuyordu.Şehid bu dönmede edebiyattan sıyrılarak İhvan-ı Müslimin teşkilatına katılmıştı.Seyyid Kutup İhvanın bir fikir elemanı olarak çalışıyordu.

    27 kasım 1954 'de İhvanın mısır devlet başkanı Cemal Abdunnasır'a suikast girişimi ile itham edilmesinden sonra İhvan mensupları ile birlikte Seyyid Kutup'ta tutuklanmıştı.kendisine 15 yıl ağır hapis cezası verildi.Fakat daha sonra on sene hapis yattıktan sonra 1964 de serbest bırakıldı.

    1965'de "Yoldaki İşaretler " adlı kitabını yayınlayınca tekrar tutuklandı.Bu tutuklamada yine binlerce İhvan mensubu da vardı.

    22 Ağustos 1966 'da Seyyid Kutup ' idam cezası verilir.Bu karar İslam alemine yayıldığında büyük gösteriler yapılır. Mısır'ın bu karardan dönmesi istenir.Ama karar 9 Ağustos 1967 yılında uygulanır.

    VE ŞEHİD ÖNDER RABBİNE VERDİĞİ SÖZDE DURARAK CANINI VE MALINI CENNET KARŞILIĞINDA ALLAH'A SATMIŞTIR.O ŞEHİD Kİ İSLAM UĞRUNDA NİCE İŞKENCELERE GÖĞÜS GERMİŞ VE BUGÜNKÜ İSLAM GENÇLİĞİNİN YETİŞMESİNDE EN BÜYÜK KATKILARI OLMUŞTUR.O HALA KİTAPLARI İLE YENİ İSLAMCI NESİLLER YETİŞTİRMEYE DEVAM EDİYOR VE KIYAMETE KADAR ONUN ÖĞRETİLERİ İLE İSLAM ALEMİ HAK ETTİĞİ YERE GELECEK VE BU KÜFÜR DÜZENLERİ YERLE BİR EDİLECEKTİR.

    RABBİM BİZ SEYYİD KUTUP KULUNDAN RAZI OLDUK SENDE ONDAN RAZI OL.ŞEHADETİNİ KABUL ET.

    ŞEHADETİN KUTLU OLSUN ! SEYYİD KUTUP

  5. #5

    Üye
    Üyelik tarihi
    15-07-2006
    Mesajlar
    9
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @BilliCoen
    Allah gerçek alimlere rahmet etsin ve iftiracıları kahretsin..Üstad Hocaefendi Başımızın tacı ŞEHİD SEYYİT KUTUB Hazretleri çok büyük bir cihat ve tebliğle hayatını sürdürmüştür..Bazı Alimler! gibi Amerika'da yazlıklarında değildir..Er meydanında zulme boyun eğmemiştir..Kim ne der ise desin ..O son yüzyılda gelmiş büyük bir Müceddiddir..

    Allahu Ekber

  6. #6
    Murat Sâki
    Alıntı BilliCoen Nickli Üyeden Alıntı
    Allah gerçek alimlere rahmet etsin ve iftiracıları kahretsin..Üstad Hocaefendi Başımızın tacı ŞEHİD SEYYİT KUTUB Hazretleri çok büyük bir cihat ve tebliğle hayatını sürdürmüştür..Bazı Alimler! gibi Amerika'da yazlıklarında değildir..Er meydanında zulme boyun eğmemiştir..Kim ne der ise desin ..O son yüzyılda gelmiş büyük bir Müceddiddir..

    Allahu Ekber
    çok güzel Allah razı olsun..

  7. #7
    fisebilillah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    15-07-2006
    Mesajlar
    74
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fisebilillah
    Alıntı BilliCoen Nickli Üyeden Alıntı
    Allah gerçek alimlere rahmet etsin ve iftiracıları kahretsin..Üstad Hocaefendi Başımızın tacı ŞEHİD SEYYİT KUTUB Hazretleri çok büyük bir cihat ve tebliğle hayatını sürdürmüştür..Bazı Alimler! gibi Amerika'da yazlıklarında değildir..Er meydanında zulme boyun eğmemiştir..Kim ne der ise desin ..O son yüzyılda gelmiş büyük bir Müceddiddir..

    Allahu Ekber
    ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM....NE GÜZEL DEİDN ÖYLE...BEN BİZAT ONDAN FAYDALANIYORUM..VE EVET CİHAD KONUSUNDA BAYAĞI EMEK VERMİŞTİR..ALLAH ŞEHADETİNİ KABUL ETSİN.

  8. #8

    Üye
    Üyelik tarihi
    29-10-2006
    Mesajlar
    1
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @alihan
    Buyrun kardeşim
    Seyyid Kutub'u anlatan güzel bir kitap

    Not : Rar dosyasını indirdikten sonra sağ tıklayıp " Buraya aç " deyin
    chm tarzı bir kitaptır. Okuyabilmek için özel bir program gerektirmez.
    Çift tıklayıp , açıp okuyabilirsiniz
    Vesselam

    Download Linki : http://rapidshare.com/files/1157989/...imdir.rar.html

  9. #9
    Sofuoglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    29-07-2006
    Yaş
    43
    Mesajlar
    2.221
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Sofuoglu
    ciltler dolusu kitap yazarsin,belki alim sifatinida alirsin,
    kelam ilminde en ust safaya varirsin.....

    lakin Allah(c.c) kesif ilmini her kuluna vermez,

    ee bazilarida kendinde olmayani inkar eder ve kufre girer

    Allah(c.c) hakki ile iman eden kullarindan eylesin......

    selametle

  10. #10
    SaLtan
    Alıntı islamsayfasi Nickli Üyeden Alıntı
    ciltler dolusu kitap yazarsin,belki alim sifatinida alirsin,
    kelam ilminde en ust safaya varirsin.....

    lakin Allah(c.c) kesif ilmini her kuluna vermez,

    ee bazilarida kendinde olmayani inkar eder ve kufre girer

    Allah(c.c) hakki ile iman eden kullarindan eylesin......

    selametle
    yavaş gel.. kimi kafir diye itham ediyorsun. eğer birini kafir diye ithamda bulunuyor isen o lafa sana girsinmi?

  11. #11
    Sofuoglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    29-07-2006
    Yaş
    43
    Mesajlar
    2.221
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Sofuoglu
    Alıntı SaLtan Nickli Üyeden Alıntı
    yavaş gel.. kimi kafir diye itham ediyorsun. eğer birini kafir diye ithamda bulunuyor isen o lafa sana girsinmi?
    kimin hizli geldigi belli oluyor,girsin vs edebini bozma,gerci sana yakisan derecede konusmussun,cok gormedimde,

    bak aslanim,kimseyi kafir diye ithamda bulunmuyorum,iyi oku adam gibi idrak et

    sizingibiler,rabitaya sirk der,tevessule sirk der,sefate sirk der,tarikata sirk der,tasavufa sirk der,

    Allah-u Teala buyuruyor ki :
    Kim velilerimden (dostlarımdan) birine düşmanlık ederse, şüphesiz ona harp ilan ederim.'' (Kudsi Hadis/ Ebu Hureyre)


    sadece yukarda ki Hadis-i Şerif bile haklarında icma-ı ümmet tarafından Dostları ve Veliler olduğuna şahidlik bulunan
    Abdulkadir Geylani(k.s), Imam-i Gazali,İmam-ı Rabbani(k.s), Şahı Nakşıbendi(k.s.), Seyid Ahmed Er-Rufai Hz.(k.s.), Mevna (k.s),Molla Cami(k.s), ve dahi isimlerini burada zikretmekten aciz olduğum onbinlerce ,alimlerin gütmüş olduğu yolu ve onların yaşantısını sirk olarak idda eder...

    sonrada cikip burda
    "eğer birini kafir diye ithamda bulunuyor isen o lafa sana girsinmi?"
    diye kendine yakisan bir cumle kurar,
    bugne kadar sizingibiler tassavuf ehillerine mangalda kul birakmayacak derecede kufur itam ederlerken nerdeydin

    hadi ordan isine bak......

    ki ben yukarda ne demisim iyi oku,direk olarak kimseye ithamda bulunmadim,

    inkar eden kufre girer dedim,inkari sen veya ben kim ettiyse kufre girer,inkar etmeyenede birsey olmaz,

    bu kadar curcunaya gerek yok,

  12. #12
    Murat Sâki
    Alıntı islamsayfasi Nickli Üyeden Alıntı
    ciltler dolusu kitap yazarsin,belki alim sifatinida alirsin,
    kelam ilminde en ust safaya varirsin.....

    lakin Allah(c.c) kesif ilmini her kuluna vermez,

    ee bazilarida kendinde olmayani inkar eder ve kufre girer

    Allah(c.c) hakki ile iman eden kullarindan eylesin......

    selametle
    Kutub'un Tasavvuf hakkındaki düşüncelerinden dolayımı bu yorumu yaptınız?

  13. #13
    Sofuoglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    29-07-2006
    Yaş
    43
    Mesajlar
    2.221
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Sofuoglu
    Alıntı zınar Nickli Üyeden Alıntı
    Kutub'un Tasavvuf hakkındaki düşüncelerinden dolayımı bu yorumu yaptınız?
    zinar kardesim gerekiyorsa bu hususda ozelden konusalim,
    bazi kendini bilmezler olur olmaz seylere karsi edepsizlik yapiyorlar....

    sabrimin zorlanmasindan,nefsime ve seytana uymaktan korkuyorum,

    bi mukabele sualinize ozelden cevap verecegim insaAllah

    selametle

  14. #14
    Murat Sâki
    Alıntı islamsayfasi Nickli Üyeden Alıntı
    zinar kardesim gerekiyorsa bu hususda ozelden konusalim,
    bazi kendini bilmezler olur olmaz seylere karsi edepsizlik yapiyorlar....

    sabrimin zorlanmasindan,nefsime ve seytana uymaktan korkuyorum,

    bi mukabele sualinize ozelden cevap verecegim insaAllah

    selametle
    Peki, fark etmez benim için sadece merak etmiştim..

    Aslında seviye korunduktan sonra seyyid Kutub'un eleştirilecek ve eleştirilmeyecek yanları varmı yada yokmu ele alabilirdik. Neyse...

  15. #15
    SaLtan
    Konumuz ile alakası olmasada her iki büyüğümüzü minnetle anarak. Anekdot olarak kalması hesabıyla paylaşma istemi doğdu.. Biraz beyin fırtınısa ile pekala anlamak mümkün:

    Soru : Seyyid Kutub Fizilal’il Kur’an Tefsirinde (Maide:51) “Kafirler ve ateistlere karşı, dini yayma amacıyla bizler ile kitap ehlinin aynı kulvarda yürüyebilecekleri gibi bir sanıya kapılınmasını” eleştirmektedir. Bu eleştirinin Risale-i Nur’lara karşılık yapıldığı iddia edilmektedir. Bu hususu nasıl anlamalıyız ?
    El-Cevab :
    Merhum Seyyid Kutub’un bahse konu Ayetin tefsirinde , Müslümanların Ehl-i Kitab ile birlikte , materyalizm ve ateisme karşı mücadele edilmesi fikrini eleştirdiği doğrudur ! Bu eleştirisine destek mahiyetinde ; ikiyüzyıllık Haçlı seferlerini , Endülüs – Filistin – Cezayir – Eritre’deki müslümanlara yapılan zulümlerin baş rolünde Ehl-i Kitabın olmasını , bundan dolayı onlarla böyle bir işbirliğini gidilemiyeceğinden bahsetmektedir.
    1950’li yılların sonlarına doğru kaleme alındığı bilinen Fizalil Kur’an tefsirindeki bu eleştiriye muhatab olarak , Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Risale-i Nur’larda geçen Sahih bir Hadisin tefsirinde :” âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur’ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları “(Lem'alar, Haşiye, Sayfa 155) –“Hıristiyanın dindar ruhanileriyle ittifak etmek “ (Emirdağ Lahikası, Sayfa 179) ifadelerinin eksik anlaşılmasına karşın olduğunu , merhum Kutub'un diğer Ayetlerdeki tefsirlerini incelediğimizde görmekteyiz. .
    Çünkü aynı (Maide:51) tefsirinin başında :” İslâm'ın kitap ehline karşı hoşgörüsü ayrı bir şeydir. onlarla dost olmak ayrı bir şeydir.” (Ankebut:46) tefsirinde :” müslümanlar Ehl-i Kitap'la tartışırken, olabildiğince gönül alıcı ve etkili bir dil kullanmaya teşvik ediliyorlar.” (Ali İmran:75) tefsirinde :” Kur'an, ehl-i kitaptan güvenilir. İnsanların da bulunduğunu, onların ne kadar cazip ve aldatıcı olursa olsun kimsenin hakkını yemediklerini belirtir” demektedir. (Ali İmran:113) tefsirinde: “Ayet-i kerime, ehl-i kitaptan hayırlı bir azınlığı istisna tutmayı da ihmal etmeyerek ehl-i kitabın hepsinin bir olmadığı gerçeğini ifade ediyor.” diyerek ,
    1-) Ehl-i Kitaba hoşgörülü olunmasını ,ancak onları dost edinilmemesini
    2-) Ehl-i Kitabın hepsinin bir olmadığını , içlerinden hepsinin Zulüm etmediğini ifade etmektedir.
    Zaten , Bediüzzaman Hzretleride bahse konu ifadelerinde “İsevilerin hakiki dindarları” veya “Hıristiyanların dindar ruhanileri” ile bir ittifaktan bahsederken , tüm ehl-i Kitab ile bir ittifak değil , Seyyid Kutub’un da üzerinde durduğu makul Ehl-i Kitab ile bir ittifaktan bahis vardır :
    “Yanlış anlaşılmasın, Avrupa ikidir. Birisi, İsevîlik din-i hakikîsinden aldığı feyizle hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye nâfi san’atları ve adalet ve hakkaniyete hizmet eden fünunları takip eden bu birinci Avrupa’ya hitap etmiyorum. Belki, felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiâtını mehâsin zannederek beşeri sefâhete ve dalâlete sevk eden bozulmuş ikinci Avrupa’ya hitap ediyorum. Bil, ey ikinci Avrupa! Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dâvâ edersin ki, beşerin saadeti bu ikisiyledir , senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek! "(Lem'alar, Sayfa 119)

    Yani hakiki Hıristiyanlıktan feyizlenen ve toplumsal Hayata gerek San’at gerek adalet ve gerekse Hakkaniyeti uygulayan , ve bu doğrultudaki Fen İlimlerini kendine Rehber edinen Avrupa ile bir ittifaktan bahis vardır !

    Seyyid Kutub’un 1966 da idam edilerek vefat ettiğini göz önünde bulundurursak , Risale-i Nurların o dönem arabçaya çevrilmediğinden , geçen bu bahisleri detaylı okumadığını buna isnaden konuya tam vakıf olmadan sanki tüm Ehl-i Kitab ile ateisme karşı bir ittifaktan bahsedildiğini anlamış ve buna itiraz ettiğini, diğer Ayetlerdeki tefsirlerinden anlamaktayız.

    Dini uğruna idam edilerek şehit olmuş Seyyid Kutub’u rahmetle anmadan geçemiyeceğim

  16. #16
    SaLtan
    not: Necip Fazıl Kısakürek koyu bir tasavvufcudur.
    Mısır’da, İslam davası uğrundaki ulvi mücadelesi yüzünden hükümet eliyle şehit, Seyyid Kutub isimli gerçek kahramana, Türkiye’de, fikir merkezi İstanbul’da “Milli Türk Talebe Birliği” çatısının altında bir manalandırma zemini açan mukaddesatçı Türk gençliğini tebrik ederim. Günlerin günü ve manaların manası budur...

    ... Tabloda iki kutub var: Biri, ismi de Kutub olarak mazlumluk kutbu Seyyid Kutub; öbürü, bazı İslam ülkelerindeki goril soyundan taklitçi maymun devlet reislerinin yakışıklı (King-Kong) tipi, zulüm kutbu Nasır... Bence, davayı canlandırmak ve Seyyid Kutub’u manalandırmak için el atılacak nokta, şehidin faziletinden ve ulviliğinden ziyade bu tipin ve her tarafa musallat benzerlerinin zilleti ve sefilliği. ..

    Fikirlerimizi yakından takip edenler bilir ki, bugün bütün İslam ülkeleri, nazarımızda, kaidesi yani halkı mümin; zirvesi yani hükümeti de münkir birer ehram manzarası arzeder.

    İşte, İslam ideolocyasının asrımızda en saf ve cevherli müdafaacılarından biri olan Seyyid Kutub’un kızıl kanını kadehindeki her türlü kızıl şaraba katıp içen bu yirminci asır firavunu, bahsettiğimiz ehramın en tepesindeki küfür taşıdır. ..

    ... Seyyid Kutub’un kaatili, Batının, İslam’ı içinden çürütme ve Doğu ruh bütünlüğünü parçalama tezgahında yoğrulmuş standart mamûller arasında birinci mükafata yakın ehliyette bir canidir ve Peygamber torunu Hz. Hüseyin’i şehid eden Yezid’den her türlü mikyas üstü alçaktır. Zira Yezid, zahirde İslam esaslarını inkar etmeyen ve sadece şahıs istirkabı yüzünden bu cinayeti işleyen bir la’netliydi; yeni Firavun ise, arada şahsi ve nefsanî hiç bir rekabet bulunmaksızın, sırf İslam’a duyduğu gayz sebebiyle bu işi yapmış “çağdaş uygarlık” kuklası, kuduz bir Allah ve Resulüllah düşmanıdır.

    Seyyid Kutub da bizden sonra başlamış olsa da aynen bizim buradaki rolümüze eş, Doğu’nun teftişsiz ve murakabesiz Batı hayranlığı tesiriyle şahsiyetini kaybetmesi ve ruhunu alçaltması karşısında şahlanan ve biricik kurtuluş yolunu olanca asliyet ve hususiyetiyle İslam’da bulan, sahici, som ve tam ayar dava kahramanı...

    Ölen bunun için öldü, öldüren de bunun için öldürdü...

    ... Ezher mezunu, sosyoloji doktoru, sosyoloji profesörü, Kral Faruk devrinde “Fikir Mücadelesi” isimli derginin sahibi. Hasan Benna’dan sonra “Müslüman Kardeşler” derneğinin kafası, Nasır’ın kuvvetleninceye kadar iltifat ve himayesine mazhar, “Dava” adlı günlük gazetesinin güdücüsü, 33 cilt Kur’an tefsirinin müellifi ve daha nice eserin muharriri Seyyid Kutub, olanca ruh ve kafa, ahlak ve seciye tavrını, yalnız tek cümlede hülasa eder. Kendisinin zindandan çıkarılması için alenen tarziye vermesini, af dilemesini isteyen Nasır’a şu cevabı takdim eder:

    “- Bir mümin, bir münafıktan af dilemez!”...

    Seyyid Kutub, kız ve erkek kardeşiyle de aynı yola düşmüş, mücadeleci bir ailenin timsali...

    ... Keşke, İslam ülkelerinde Kutub ailesine benzeyen, hiç olmazsa kilometre sırıkları kadar seyrek familyalar bulunsaydı. Evet; böyle olsaydı mesele kalmazdı.

    Açıkça ilan etmenin günü gelmiştir ki, İslam davasında fert örneği Seyyid Kutub, aile örneği de Kutub ailesidir.

    Biraz evvel, Büyük Doğu mücadele cephesinin Seyyid Kutub’dan önce başladığını kaydetmiştim. Böyledir; bizden yedi yaş küçük olan Seyyid Kutub ilk sesimizin çıktığı 1939 yılında 25 ve 1943 senesinde 29 yaşında bir delikanlıydı. Böyledir! Fakat bu, nazariyede ve saf fikirler aleminde böyle .. Yoksa o, teşebbüs ve aksiyon sahasında hem bizi geçmiş, hem de çok şükür Türkiye’de Nasır gibi bir zalime Allah yer vermemiştir.

    Şehit...

    Peygamberler Peygamberinin kavlince, Allah’a:

    - Tek dileğim, beni yeryüzüne iade edip, uğrunda bir kere daha şehit olmak tadını bana yine tattırmandır!

    Diyen üstün hayatın sahibi içinde bu lezzet idealinden bir nebzecik bulunmayan, imandan bahsetmesin!

    Müslüman bilmelidir ki, kendisi için kaybetmek ihtimali yoktur; ya gazi olup bu dünyayı ve öbürünü kazanacak, yahut şehit düşecek ve üstün hayata erecektir.

    Bu anlayışı, hiç olmazsa telgraf direkleri kadar seyrek insana aşılayabilmiş ve davayı marka müslümanlığından kurtarmış bir diyarda her şey kurtulmuştur.

    Seyyid Kutub’un belki şu anda aramızda bulunan ruhu ve daha nice şehit, bütün İslam alemiyle beraber, böyle bir diyar bekliyor.

    Allah’ım; Seyyid Kutub’a rahmet ve bize inayet eyle!.

Sayfa 1/3 123 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Seyyid Kutub Kimdir?
    By Büşra in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27-03-2015, 23:00
  2. Merhum Seyyid Kutub ve Cübbeli....
    By Ahter in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 26-06-2014, 20:03
  3. Seyyid Kutub / İslamî Etüdler
    By EbuRudeyha in forum KİTAP
    Cevaplar: 27
    Son Mesaj: 18-12-2012, 18:29
  4. Seyyid Kutub'un <şiiri
    By Hikem in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11-06-2012, 02:15
  5. Seyyid Kutub (1906-1967)
    By kul emir in forum Sahabeler ve İslâmî Önderler
    Cevaplar: 37
    Son Mesaj: 17-02-2007, 16:12

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş