Etiketlenen üyelerin listesi

Doç.Dr. Zeki Bayraktar. Bizim bir mürşidimiz var. Ama bizim mürşidimiz –diğer mürşidler gibi– olağanüstü özelliklere sahip değil. Tıpkı bizim gibi bir beşer (Kehf suresi 110. ayet). Bizim gibi yemek yer, bizim gibi çarşı pazar dolaşır (Furkan 7). Gaybı bilmez (Enam 50). İnsanların kalbini okuyamaz (Tevbe 101). Ahirette bize torpil yapamaz. Bizi azap meleklerinin elinden kurtaramaz (Araf 188).

Bu konu 65 kez görüntülendi 29 yorum aldı ...
Tarikat-ı Muhammediye 65 Reviews

    Konuyu değerlendir: Tarikat-ı Muhammediye

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 65 kez incelendi.

Sayfa 1/2 12 Son

Konu: Tarikat-ı Muhammediye

  1. #1
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.645
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet

    Doç.Dr. Zeki Bayraktar.
    Bizim bir mürşidimiz var. Ama bizim mürşidimiz –diğer mürşidler gibi– olağanüstü özelliklere sahip değil. Tıpkı bizim gibi bir beşer (Kehf suresi [18] 110. ayet).

    Bizim gibi yemek yer, bizim gibi çarşı pazar dolaşır (Furkan [25] 7).

    Gaybı bilmez (Enam [6] 50).

    İnsanların kalbini okuyamaz (Tevbe [9] 101).

    Ahirette bize torpil yapamaz. Bizi azap meleklerinin elinden kurtaramaz (Araf [7] 188).

    Hatta ahirette bize ve kendisine ne yapılacağını bile bilmez (Ahkaf [46] 9).

    Ölülere işittiremez, kabirdekilerle sohbet edemez (Rum [30] 92).

    Eceli gelince ölümünü erteleyemez (Zümer [39] 30). Yani Azraili geri gönderemez.

    Kimseyi çarpamaz (Cinn [72] 21).

    Allah’ın dilemesi dışında bize de kendisine de bir fayda sağlayamaz (Araf [7] 188).

    Değil bize geleni, kendisine gelen zararı bile savamaz (Cinn [72] 21).

    Havada uçamaz, denizde yürüyemez, aynı anda birkaç yerde görünemez, ölüleri diriltemez. Bizim mürşidimizin böyle mucizeleri kerametleri yoktur (Isra [17] 59).

    Silsilesi, İsa, Musa, İbrahim as gibi Nebilerden Adem aleyhisselama kadar uzanır ama Allah’tan başka –gavs, kutub vs gibi– sığınacağı kimsesi yoktur (Cinn [72] 22).

    Darda kalınca da normalde de yalnızca Allah’tan yardım ister (Fatiha [1] 3). Çünkü başka yardım isteyecek kimsesi yoktur. Üstelik –diğer mürşidler gibi– günahsız! değildir. Öyle ya da böyle bazı günahları olmuş ve bunlar için Allah’tan af dilenmiştir (Mu’min [40] 55).

    Bu günahlarının affedilmesi için –araya koyabileceği– kimsesi de yoktur. Bu yüzden direkt ve yalnızca Allah’tan af dilenmiştir (Fussilet [41] 6).

    Yani bizim mürşidimiz diğerleri gibi değildir. Oldukça mütevazıdır (Furkan [25] 63). Bize efendilik taslamaz. O, bizim sıkıntıya düşmemizi istemez. Bize karşı çok merhametli ve yumuşak huyludur (Ali İmran [3] 159).

    Her sorunumuzu ona götürebiliriz. Erkek veya kadın dileyen herkes onunla görüşebilir, hatta tartışabilir bile (Mücadele [58] 1).

    O, –Allah’ın hüküm koymadığı hususlarda– arkadaşlarıyla istişare eder ve de çoğunluğun kararına uyar (Ali İmran [3] 159).

    Yani ‘benim dediğimi yapmak zorundasınız’ demez. Onun ‘ğassalin [ölü yıkayıcısının] önündeki meyyit [ölü] gibi ona teslim olacaksınız’ diye telkinlerde bulunan müritleri de yoktur.

    Konuşmaları kapalı ve gizemli değildir. Herkesin anlayabileceği şekilde ve apaçıktır (Ankebut [29] 50).

    Arkadaşlarını evinde ağırlar (Ahzab [33] 53). Onlara ikramda bulunur. Rahatsız olduğu halde, ikramdan sonra koyu sohbete dalarak gereğinden fazla kalan arkadaşlarını ikaz edemeyecek kadar naiftir.

    Misafirlerine ‘efendi hazretleri artık istirahata çekilecek, buyurun’ diyerek kapıyı gösterecek ‘adamları’ da yoktur.

    Dolayısıyla bizler de bu olanları –o akşam mübarek evlerinde şöyle şöyle haller zuhur etti diyerek anlatan müritlerinden değil– Allah’tan öğreniriz (Ahzab [33]
    53).


    İşte bizim mürşidimiz böyle bir beşerdir. Onun türlü türlü mucizeleri yoktur (İsra [17] 53).

    Ama onun öyle bir kitabı vardır ki, o kitabı onu âlemlere rahmet yapmıştır (Enbiya [21] 107).

    Kur’an onun yegane ve en büyük mucizesidir (Ankebut [29] 50), mürşidimiz Muhammed (s.a.v) Kur’an’ı bize getiren Elçidir; Allah’ın kulu (İsra [17] 1) ve Nebi-Rasul Muhammed (Ahzab [33] 40).

    O, Kur’an’ı Allah’tan alıp bize tebliğ edendir (Maide [5] 92).

    Bizi Kur’an ile uyaran (En’am [6] 19), Kur’an ile hüküm veren (Nisa [4] 105), aramızdaki ihtilafları Kur’an ile çözen (Nahl [16] 64) ve insanlığı Kur’an ile karanlıklardan aydınlığa çıkarandır (İbrahim [14] 2).

    O, –başka bir şeye değil– yalnızca Kur’an’a uydu (En’am [6] 50, Araf [7] 203). Çünkü O, Kur’an’dan başka bir kitap bilmiyordu (Şura [42] 52).

    Onun bütün bilgi (ders) kaynağı Kur’an’dı (En’am [6] 105).

    O, bize öğrettiği her şeyi Kur’an ile öğretti (Bakara [2] 151).

    Bize ders/vird/zikir olarak sadece Kur’an’ı öğütledi. Çünkü kendisi için de bizim için de yegâne öğüt/zikir –ahirette hepimizin hesaba çekileceği tek kitap olan– Kur’an’dı;

    “Sen, sana vahyedilen (Kur’an’a) sımsıkı sarıl. Çünkü sen doğru yol (sırat-ı müstakim) üzerindesin. Ve şüphesiz ki o (sana vahyedilen Kur’an) hem senin için hem de kavmin için bir öğüttür. Ve hepiniz ileride ondan sorumlu tutulacaksınız (Zuhruf [43] 44).


    İşte Rabbimizin ‘sırat-ı mustakim’ dediği ‘Tarikat-ı Muhammediye’ budur…
    elevator ve ömerusta bunu beğendiler.

  2. #2
    talib - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    11-07-2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    10.727
    Adı geçen
    11 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @talib
    Tam bir vehhabi/selefi çarpatması/anlayışsızlığı

    Tek tek cevap mı verelm bunlara?

    Misal birisi farklı renkte yazılmış: "Misafirlerine ‘efendi hazretleri artık istirahata çekilecek, buyurun’ diyerek kapıyı gösterecek ‘adamları’ da yoktur. "

    Bunu herhalde kabalık olarak göstermek istemiş. Halbuki tam tersi, çok büyük bir nezaket var. Kapısı ardına kadar açık bu insanların ve her gün pek çok insan geliyor gidiyor. Gündüz geliyor, öğlen geliyor, akşam geliyor, işi olan gece de gelmek istiyor. İlla ki günün 24 saatinde bir şekilde görmek isteyenleri oluyor. Pek tabi ki, bunlar da insanlar ve kendilerine ayırmaları gereken istirahat vakitleri var. Demesinler mi, efendi hazretleri biraz istirahat etsin, lütfen izin verin. Bu şimdi kabalık mı oldu Günde bir kişiyi misafir etmezsiniz, mürşidler 24 saat hiç bir şey yapmasın sadece misafir ağırlasın mı istersiniz?

  3. #3

    Üye
    Üyelik tarihi
    06-11-2017
    Mesajlar
    51
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ilke
    Bu Doçent Efendiyi bendeniz ilk kez 2014 yılında Hilâl TV'de dini konularda "zehir hafiye"lik(!!!) yapmaya soyunmuş Erdem Uygan tarafından yayınlanan "Yükselen Sözler" programında "Kuran'da Nebi ve Resul Kavramları" adlı söyleşide tanımıştım da o programda bu iki mefhum arasındaki farklardan bahsederken en önemli ve birinci fark sayılan "Rasullerin kitab ve şeriat sahibi peygamberler, Nebilerin ise kitap ve şeriat sahibi olmayan peygamberler olduğunu" zikretmemişti ! Bu kadara dinden habersiz birinin tarikat hakkında ilgisiz ve alakâsız ayetler öne sürerek ahkâm kesmesi doğrusu şaşılacak bir olay değil günümüzde !.. Çünkü, ağzı olan Proflar ve Doçentler konuştuğu gibi, bütün cahiller de konuşuyor ! Çünkü, konuşarak yorulan bir kişiye henüz rastlanmadı bu dünyada !..

  4. #4
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.645
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    İsmini söylemeyeyim, Bitlis'te bir şeyhe götürelim gel tövbe et dediler. Gittik dergahında 3 gün misafir kaldık. Bu üç gün içinde 5 vakit namaz, sohbet vs. şeyh efendiyi 3 defadan fazla görmedim. 2 eşi bilmem kaç çocuğu. Adam haklı çocuklarının da hakkı var üzerinde diyelim geçelim.
    Dergaha girişte önceki şeyh kabri (şimdiki şeyhin babası) sanırsın Peygamberin kabri. İlk önce orası ziyaret ediliyor. Aşırı bir cezbe, kendinden geçme, ritüel, ayin. Allah muhafaza şirkin kapısını aşmışta aşmış.
    Yok efendim o şeyh öyle, bizim şeyh böyle yok.
    Ya siz benim senin gibi kul, beşer, ,insan olana neden öyle abartılı bakıyor, kutsiyet yüklüyorsunuz?
    Şeyhin huzuruna çıkarken diz kapağı üzerinden sürüne sürüne gidip elini öp, yüzünü şeyhine dönmeden gerisin geri gel otur yerine.
    ...
    ..
    .
    Zaten bu yazıyı yazan şahsı (Doç.Dr. Zeki Bayraktar) Peygamber efendimiz (s.av.) ile şeyhcikleri (kim ki bunlar) karşılaştırdığı-mukayese ettiği için hadsizlikle suçluyorum.

    Ammaa velakin ben bu yazıyı foruma taşımamın sebebi : şeyhine tapınanlar - peygamberimizin güzel meziyetlerine odaklı bir yazıyı şeyhine karşı yazılmış bir yazı olarak algılayan kişilerde nasıl bir tepkiye yol açabileceğini göstermekti..
    ...
    ..
    .

    Aynen fetö'cular gibi. Çünkü onlarda Peygamber efendimizi menfaatleri-çıkarlarına nasıl alet ettikleri saygısızlıkta bulundukları görülecektir.
    Şu yazıyı okuyunda fetö'culara benzemeye başladığınızı fark ediverin artık.

    Link : Allah ile aldatmak. Fethullahçı çeteler.

    Çünkü fetö'cularla aranızdaki farkı kapattınız.

  5. #5
    talib - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    11-07-2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    10.727
    Adı geçen
    11 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @talib
    Yani maalesef sapla samanı karıştırmışsın. Evvela Peygamber efendimiz, yazıda anlatıldığı gibi değil.

    Mesela gaybı bilmez demiş yazar. Tabi ki bilmez. Ama Allahu Teala bildirince bilebilir. Biz buna inanırız. Ama yazar, hiç bir zaman bilemeyeceğini ima ediyor. Yani yalan ve iftira...

    Yine mesela bir çarpıtma:

    "Yani ‘benim dediğimi yapmak zorundasınız’ demez. Onun ‘ğassalin [ölü yıkayıcısının] önündeki meyyit [ölü] gibi ona teslim olacaksınız’ diye telkinlerde bulunan müritleri de yoktur."

    Oysa ayet ne diyor (mealen):

    Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.


    Sizin anlattığınız size. Peki bizim zamanın feridi bildiğimiz, hakiki bir mürşidi kamil olan Osman Topbaş Efendi ne diyor:

    "Son zamanlarda şahsım hakkında yapılan birtakım aşırı iltifatlarla dolu, şiir ve ilâhilerle süslenmiş, çeşitli resim, slayt ve videolar internette yayınlanıp yayılmaktadır.

    İyi niyetle de yapılmış olsa, bu tür aşırı iltifat ihtiva eden yayınları aslâ tasvip etmediğimin, bunlara hiçbir şekilde izin ve rızam olmadığının, o yayınlarda ifade edilen aşırı yüceltmelerle uzaktan-yakından bir alâkamın bulunmadığının, siz kardeşlerim tarafından bilinmesini arzu ederim.

    Ne İslâm ahlâkının ne de tasavvufî âdâbın hiçbir şekilde tasvip etmeyeceği; gurur, kibir ve şöhrete zemin hazırlayan ve reklâm edercesine yapılan bu tür övgü ve yüceltmelerden rahatsız olduğumu, Kurʼân ve Sünnet ölçüleri dışına taşan her şey gibi, şahsıma gösterilen “aşırı muhabbet ve hürmeti” de son derece mahzurlu bulduğumu, tekrar ve açıkça ilan ederim.

    Bu tip yayınların yapılmamasını, yapılmış olanların da en kısa zamanda yayından kaldırılmasını hâssaten rica ederim.

    En büyük rehberimiz ve mürşidimiz Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kâinâtın medâr-ı iftihârı olmasına rağmen “Lâ fahra/övünmek yok” buyururken, Oʼnun âciz bir ümmeti olmaya gayret eden bizler de lâyık olmadığımız bu nevî iltifatlardan Cenâb-ı Hakkʼa sığınırız.

    Ayrıca çeşitli ders, seminer ve sohbetler vesilesiyle şahsımdan nakledilenleri kendilerinin anlamak istedikleri şekilde yansıtıp sonra da şahsıma izafe edildiğine de zaman zaman şâhit olmaktayız. Bunun yanında, haberimiz ve iznimiz olmadan adımıza internet siteleri ve hesapları açılarak buradan kontrolsüz birtakım yayınlar yapıldığını da üzülerek görmekteyiz. Biz bu yayınlardan da tamamen uzağız. Bu tür yayınlar, yolumuzun istikâmetine de zarar verebileceği için, bunun vebâlini düşünerek dikkatli olunmasını ricâ ederim.

    İlgi duyanlar için, internette şahsımla ilgili resmi site ve adreslerimin bulunduğunu hatırlatır (www.osmannuritopbas.com, www.facebook.com/OsmanNuriTopbas, www.twitter.com/osmannuritopbas), bunlar dışındaki kaynaklarda yayınlanan şahsımla ilgili beyanlara ihtiyatla yaklaşılmasını ve ancak kendi resmî internet adreslerimden yayınlanan beyanlara îtibar olunmasını ricâ ederim.

    Diğer taraftan, mensubu bulunduğu mânevî yola duyduğu muhabbette aşırıya kaçarak “kendi yolunun en günahkârının bile, o yola mensup olmayan kırk kişiye şefaat edeceği, âhirette kendi mürşidinin eteğine tutunanların doğrudan Cennete gidecekleri” şeklinde, şerʼî esaslarla aslâ telif edilemeyecek tarzda, asılsız, mesnedsiz, hezeyana dönüşmüş heyecan taşkınlıklarına da -az da olsa- maalesef rastlamaktayız.

    Evvelâ şunu ifâde edelim ki, şefaat haktır. Rabbimiz dilerse, dilediği kullarına bu salâhiyeti bahşedebilir. Lâkin kimin kime şefaat edeceği, ancak Rabbimizʼin bileceği bir husustur. Âyet-i kerîmede buyrulduğu üzere;

    “…İzni olmadan Oʼnun katında kim şefaat edebilir?..” (el-Bakara, 255)

    Dolayısıyla sâlih kullara duyduğumuz hürmet, muhabbet ve hüsn-i zannı, şerʼî bir nass katʼiyyetinde görmek, kişiye mânen zarar vermekten başka bir şeye yaramaz.

    Unutmayalım ki bu imtihan âlemine hiçbirimiz birbirimize karşı övünmek için gelmedik. Cenâb-ı Hak, râzı olduğu kullarının vasıflarını beyân ederken;

    “Rahmânʼın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzû ile yürürler…” (el-Furkân, 63) buyurmaktadır.

    Bir başka âyet-i kerîmede de;

    “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!..”(el-İsrâ, 37) îkâzında bulunmaktadır.

    Hepimiz; hiçlik, yokluk, fânîlik ve acziyetimizi idrâk ederek Rabbimizʼe kulluğumuzu izhâr etmek üzere bu dünyaya gönderildik. Bu fânî âlemde en büyük pâye, Hakkʼa kul olabilmektir. Hepimiz, hatâsıyla-sevâbıyla, âciz birer kuluz. Âkıbetimiz hakkında da elimizden gelen bütün gayreti gösterdikten sonra, yalnızca Rabbimizʼin rahmet, mağfiret, lûtuf ve inâyetine sığınırız.

    Bu hususta, asr-ı saâdette yaşanmış şu hâdiseden çıkan dersi, hepimiz mühim bir hayat düsturu edinmeliyiz:

    Sahâbenin meşhur zâhid ve âbidlerinden biri olan Osman bin Maz’ûn -radıyallâhu anh-, Medîne’de Ümmü’l-Alâ isminde bir kadının evinde vefât etmişti. Bu kadın:

    “–Ey Osman, şehâdet ederim ki şu anda Allah Teâlâ sana ikrâm etmektedir.” dedi.

    Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz müdâhale ederek:

    “–Allâh’ın ona ikram ettiğini nereden biliyorsun?” buyurdu. Kadın:

    “–Bilmiyorum vallâhi!” deyince Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

    “–Bakın, Osman vefât etmiştir. Ben şahsen onun için Allah’tan hayır ümîd etmekteyim. Fakat ben peygamber olduğum hâlde, bana ve size ne yapılacağını (yani başımızdan ne gibi hâller geçeceğini) bilmiyorum.”

    Ümmü’l-Alâ der ki:

    “Vallâhi, bu hâdiseden sonra hiç kimse(nin hâli ve istikbâli) hakkında bir şey söylemedim.” (Buhârî, Tâbîr, 27)

    Bizler de dâimâ acziyetimizi îtiraf ederek Yûsuf -aleyhisselâm-ʼın şu duâsıyla Rabbimizʼin rahmetine ilticâ etmeliyiz:

    ayet

    “…(Ey Rabbim!) Beni müslüman olarak vefât ettir ve beni sâlihler arasına kat!” (Yûsuf, 101)

    Cenâb-ı Hak lûtf u keremiyle âkıbetimizi hayreylesin.

    Âmîn!..

    Osman Nûri TOPBAŞ"

  6. #6
    talib - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    11-07-2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    10.727
    Adı geçen
    11 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @talib
    Yine Osman Efendi'den:

    "Kıymetli kardeşlerimiz.

    Yüce Rabbimizʼe her vesîleyle duâ ve ilticâ hâlinde olmamız, kulluğumuzun bir gereğidir. Fakat adıma izâfe edilerek ve şahsıma bağlantı kurularak, kimileri tarafından, bazı hastalıkların ve müşküllerin bertarafı için, birtakım duâlar tertip edilip çeşitli okumalar yapılmakta olduğunu duymaktayız.

    O şahısların kendi tercih ve tertipleri olan bu duâları, şahsımın tâlim ve telkinleriymiş gibi takdim etmelerini uygun görmediğimi, bunlarla hiçbir alâkam bulunmadığını, siz kıymetli kardeşlerimin bilgilerine arz ederim.

    Duâlarımla…

    Osman Nuri TOPBAŞ"

  7. #7
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.645
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    Alıntı talib Nickli Üyeden Alıntı
    Osman Topbaş Efendi ne diyor:

    "Son zamanlarda şahsım hakkında yapılan birtakım aşırı iltifatlarla dolu, şiir ve ilâhilerle süslenmiş, çeşitli resim, slayt ve videolar internette yayınlanıp yayılmaktadır.

    İyi niyetle de yapılmış olsa, bu tür aşırı iltifat ihtiva eden yayınları aslâ tasvip etmediğimin, bunlara hiçbir şekilde izin ve rızam olmadığının, o yayınlarda ifade edilen aşırı yüceltmelerle uzaktan-yakından bir alâkamın bulunmadığının, siz kardeşlerim tarafından bilinmesini arzu ederim.

    Ne İslâm ahlâkının ne de tasavvufî âdâbın hiçbir şekilde tasvip etmeyeceği; gurur, kibir ve şöhrete zemin hazırlayan ve reklâm edercesine yapılan bu tür övgü ve yüceltmelerden rahatsız olduğumu, Kurʼân ve Sünnet ölçüleri dışına taşan her şey gibi, şahsıma gösterilen “aşırı muhabbet ve hürmeti” de son derece mahzurlu bulduğumu, tekrar ve açıkça ilan ederim.

    Bu tip yayınların yapılmamasını, yapılmış olanların da en kısa zamanda yayından kaldırılmasını hâssaten rica ederim.
    Osman Nûri TOPBAŞ"
    Osman Nuri Topbaş bu uyarıları yapmış ve mürüitleri de bu hal üzere ise ne güzel.
    Talib ben bir isim geçtim mi?

    Mesela Mahmud Esad Coşan Hz. 'leri de bu doğrultuda vaazları-yazıları var. Coşan Hz.lerini de sapıtmış olanlardan ayrı tutuyorum.

    İnternet aleminde videoları, hakkında iddiaları, jet ski üzerinde görüntüleri, gençleri dinden soğutan saçmalıkları ve bu şahsa bir dur demeyen cemaati ve cemaatin lideri.

    Ve ayrıca "biz istesek meleklere ahır temizletiriz" şeklindeki sapkınlıklar. Bu da başka bir tarikatın, gavs diye anılan şahsın sözleri.
    Ahırda kim olur?
    At-eşek, inek-öküz, koyun-keçi olur.
    Melekler at'ın eşeğin, öküzün ineğin dışkısını temizlesin öyle mi?
    Ahır diyor ahır.
    Biri de çıkıp, meleklerin Hz.Adem'e secde etmesi ile karıştırıyor. O denli idraki körelmiş ki meleklere ahır temizletilmesi ile meleklerin Hz.Ademe secde etmesini aynı şey olarak karşımıza çıkarmaya çalışıyor.

  8. #8

    Üye
    Üyelik tarihi
    06-11-2017
    Mesajlar
    51
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ilke
    Ham, olmamış, kaba sofu, yobaz ve en basit dini bilgilerden yoksun kişilerin davranış ve sözlerine bakılarak tasavvuf , tarikatlar ve mürşidler hakkında aleyhte salvo atış yapılmaz ! Bu, İslâmın özünden nasibsiz olanların işidir ! Dikkat etmeliyiz
    ihvanistanbul bunu beğendi.

  9. #9

    Üye
    Üyelik tarihi
    06-11-2017
    Mesajlar
    51
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ilke
    Bay Doçente bir soru sormak isteriz !
    Madem herşey kitapla veya kitap okumakla oluyor; peki ya kendileri doktor, doçent olurken neden bir yüksek öğrenim görevlisine (Prof veya Doçent) tezlerini ve doçentlik unvanını onaylattı ? İlâhiyat konusunda piyasada bir sürü kitap var ! O kitaplardan istifade edip doçent olsaydı ya ! Neden ille de bir canlı gerekiyor ?

  10. #10
    Kaptan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-01-2012
    Mesajlar
    13.108
    Adı geçen
    40 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kaptan
    Daha önce bu konuları çok tartıştık bir sonuca varamadık. Dinin temel kaynakları bellidir. Tasavvufun buna "Allah'ın bir takım bilgileri şeyhin kalbine ilka etmesi" şeklinde doğrulanması mümkün olmayan üçüncü bir kaynak eklemesi İslam'dan sapmasinin en temel sebebidir. Devasa tasavvuf külliyatının bu sapkin esas üzerine temmellendirilmesi meselenin bazılarının iddia ettiği kadar masum olmadığını gösterir bize.

    Kısaca tasavvuf, İslam'dan bir takım motifler barındıran ama İslam'dan tamamen uzak apayrı sapkin bir dindir.

    Efendim bir takım cemaatlerin ve/veya şeyh diye nitelendirilen kimselerin "biz sapkin bazı tarikarlardan farklıydı, ayriyiz" demeleri onları kurtarmaya yetmiyor. Zira dediğimiz gibi tasavvuf özü itibariyle "ledün ilmine" dayanır ve bunun İslam'la bağdaşır hiçbir tarafı yoktur.

  11. #11
    talib - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    11-07-2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    10.727
    Adı geçen
    11 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @talib
    Alıntı Kaptan Nickli Üyeden Alıntı
    Daha önce bu konuları çok tartıştık bir sonuca varamadık. Dinin temel kaynakları bellidir. Tasavvufun buna "Allah'ın bir takım bilgileri şeyhin kalbine ilka etmesi" şeklinde doğrulanması mümkün olmayan üçüncü bir kaynak eklemesi İslam'dan sapmasinin en temel sebebidir. Devasa tasavvuf külliyatının bu sapkin esas üzerine temmellendirilmesi meselenin bazılarının iddia ettiği kadar masum olmadığını gösterir bize.

    Kısaca tasavvuf, İslam'dan bir takım motifler barındıran ama İslam'dan tamamen uzak apayrı sapkin bir dindir.

    Efendim bir takım cemaatlerin ve/veya şeyh diye nitelendirilen kimselerin "biz sapkin bazı tarikarlardan farklıydı, ayriyiz" demeleri onları kurtarmaya yetmiyor. Zira dediğimiz gibi tasavvuf özü itibariyle "ledün ilmine" dayanır ve bunun İslam'la bağdaşır hiçbir tarafı yoktur.
    İftira ederek bir konuda konuşmaya çalıştığında, hiç bir cazibesi kalmıyor yazının.

    Tasavvuf, Kur'an ve sünnete dayanır. Ledün ilmini kabul etmeleri başka bir şeydir, ledün ilmine dayanır demek çok başka. On yıldan fazladır bu işlerin içerisindeyin, daha ledün ilmime göre şöyle şöyle diyen bir kişiye denk gelmedim. Okuduğumuz kitaplar ise Kur'an ve sünnet kaynaklı.

  12. #12
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.645
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    Alıntı ilke Nickli Üyeden Alıntı
    Bay Doçente bir soru sormak isteriz !
    Madem herşey kitapla veya kitap okumakla oluyor; peki ya kendileri doktor, doçent olurken neden bir yüksek öğrenim görevlisine (Prof veya Doçent) tezlerini ve doçentlik unvanını onaylattı ?
    Ne alaka..
    Akademik sistemde yardımcı doçent veya doçentlik tezlerini inceleyen bir üst kurul tezini hazırlayan yardımcı doçent veya doçentin hazırladığı bilimsel çalışmanın (tez çalışmasının) etik yönünü (yani çalıntı olup-olmadığını) inceler, bilimsel bir değeri olup-olmadığını (gerçekte bir işe yarayıp-yaramadığını) inceler. Akademik kurul yükseköğretimin bilimsel yönden disipline edilmesi için vardır.
    Eğer böyle bir sistem olmasaydı her önüne gelen doçent yardımcı doçent olurdu, ipini koparanın hocaefendi geçindiği bir dünyada; akademik alan kendini disipline etmiş. Ne güzel.
    Belkide bilimsel alanda faaliyette bulunan şahısların başarılı olmalarının başlıca sebebinin akademik kariyer elde etmek isteyen kişileri disipline eden bir sistemin var oluşudur.

    Keşke din adına konuşma yetkisinin kimlere verilebileceği/kimlere verilemeyeceğini belirleyen bir ulema meclisi olsaydı.

    Keşke yahudisever imam feto'yu, kuytul'u, adnan oktar, cübbeli vb. binlerce sapkınlık içinde olanları hizaya getirecek, denetleyecek, yaptırım uygulayacak bir alimler meclisi olsaydı...
    Konu Mehmet tarafından (09-12-2017 Saat 15:50 ) değiştirilmiştir.

  13. #13

    Üye
    Üyelik tarihi
    06-11-2017
    Mesajlar
    51
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ilke
    Alıntı Mehmet Nickli Üyeden Alıntı
    Ne alaka..
    Akademik sistemde yardımcı doçent veya doçentlik tezlerini inceleyen bir üst kurul tezini hazırlayan yardımcı doçent veya doçentin hazırladığı bilimsel çalışmanın (tez çalışmasının) etik yönünü (yani çalıntı olup-olmadığını) inceler, bilimsel bir değeri olup-olmadığını (gerçekte bir işe yarayıp-yaramadığını) inceler. Akademik kurul yükseköğretimin bilimsel yönden disipline edilmesi için vardır.
    Eğer böyle bir sistem olmasaydı her önüne gelen doçent yardımcı doçent olurdu, ipini koparanın hocaefendi geçindiği bir dünyada; akademik alan kendini disipline etmiş. Ne güzel.
    Belkide bilimsel alanda faaliyette bulunan şahısların başarılı olmalarının başlıca sebebinin akademik kariyer elde etmek isteyen kişileri disipline eden bir sistemin var oluşudur.

    Keşke din adına konuşma yetkisinin kimlere verilebileceği/kimlere verilemeyeceğini belirleyen bir ulema meclisi olsaydı.

    Keşke yahudisever imam feto'yu, kuytul'u, adnan oktar, cübbeli vb. binlerce sapkınlık içinde olanları hizaya getirecek, denetleyecek, yaptırım uygulayacak bir alimler meclisi olsaydı...

    O alimler meclisi din konusunda çok daha disiplinli bir şeklide var...Ama, bu dünyada herkes amelini işleyecek ve mükafat ve mücazatını öte alemde görecek ! Onun için, sapkınlara bir şey denilmiyor yani muhlet veriliyor. Ama, Rabbimiz müminlere akıl ve basiret vermiş kimlerin doğru yolda, kimlerin de şeytanın yolunda olduğunu sadece bu iki nimete sahip olanlar anlayabiliyor !

  14. #14
    cemaliii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-08-2009
    Mesajlar
    3.658
    Adı geçen
    9 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @cemaliii
    Alıntı Kaptan Nickli Üyeden Alıntı

    Kısaca tasavvuf, İslam'dan bir takım motifler barındıran ama İslam'dan tamamen uzak apayrı sapkin bir .
    Kaptan amacın nedir? Alevileri din dışına ittiginiz gibi bizide mi itmek istiyorsunuz? O vakit bizde alevilerin bir kısmı gibi biz islamdan ayrı birseyiz deyince elinize ne geçecek? Başınız göğe mi erecek? insanlar alevi sünni vehhabbi selefi tasavvufcu tarikatçı veya şii kendini müslüman olarak tanımlıyorsa bundan kime ne? Bundan mutlu olmanız gereken yerde neden herkesi islâm dışına atma cümleleri kuruyorsunuz?

  15. #15
    Kaptan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-01-2012
    Mesajlar
    13.108
    Adı geçen
    40 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kaptan
    Alıntı cemaliii Nickli Üyeden Alıntı
    Kaptan amacın nedir? Alevileri din dışına ittiginiz gibi bizide mi itmek istiyorsunuz? O vakit bizde alevilerin bir kısmı gibi biz islamdan ayrı birseyiz deyince elinize ne geçecek? Başınız göğe mi erecek? insanlar alevi sünni vehhabbi selefi tasavvufcu tarikatçı veya şii kendini müslüman olarak tanımlıyorsa bundan kime ne? Bundan mutlu olmanız gereken yerde neden herkesi islâm dışına atma cümleleri kuruyorsunuz?
    Herhangi bir amacım yok. Kimseyle şahsi bir meselem de yok. Ben böyle inanıyorum ve inandığım şeyi söylüyorum. Birileri tekfir ederek veya birilerinin yanlışı üzerinden İslam tarifi yaparak rahatlayacak yaşı çoktan geçtim.

    Kur'an temel kaynaktır sünnet ikincil derecede kaynak mesabesindedir. Bunun dışındaki yok bana ilham geldi yok kalbime geldi yok bana Allah bildirdi yok bana malum oldu yok peygamber bildirdi, keşifti, rüyaydı, ilhamdı vs türü hezeyanları kabul edenleri İslam dairesinde göremeyiz.

    Allah Resulü veda hutbesinde dinin kaynaklarını açıkça zikretmistir. Bunlara ilavelerde bulunun veya yeni form ve kalıplara koyarak iletin demedi. Dini en iyi anlayan Hz Ebubekir ve Hz Ömer de mezhep, cemaat, tarikat kurmadı.

    Şimdi, faraza bir mesele tartışılıyor, Kuran'da yok, hadis kaynaklarında yok, peki nerede var? Tasavvufi kaynaklarda. İslam'ın temel kaynakları arasında tasavvufi kaynak var mı? Yok.
    Peki Tasavvufi kaynak nedir? İlham, rüya, keşif.. bana bildirildi, rüyamda gördüm, içime doğdu, Allah bildirdi, peygamber söyledi vs. Şimdi bu saçmalıklara itibar edebilirmiyiz?

    Bilgi ve bilginin kaynağı çok önemlidir cemaliii. İslam'ın kaynakları da bellidir. Bunun dışında bünyesinde İslami bir takım motifler barındırıyor diye, din içinde din oluşturmaya kadar varan tasavuffun ilham, rüya, keşif gibi İslam dışı kaynaklarına itibar edemeyiz. Bunun tekfirle alakası yok kardeşim.

  16. #16

    Üye
    Üyelik tarihi
    06-11-2017
    Mesajlar
    51
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ilke
    Salih Rüyâ veya ilham deyip geçmeyelim arkadaşlar ! Rüya Peygamberliğin 40 cüzünden bir tanesidir ve ilhâmla birlikte vahiy yollarından ikisini teşkil ederler.

Sayfa 1/2 12 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 29-03-2010, 21:01
  2. vucudu muhammediye
    By ERGİN in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-05-2008, 01:30
  3. vucudu muhammediye
    By ERGİN in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03-05-2008, 20:06
  4. Vucud-u Muhammediye
    By ERGİN in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22-03-2008, 00:33
  5. şeriat-i Muhammediye(as)=gerçek Adalet
    By cuneydmahan in forum RİSALE-İ NUR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15-02-2008, 16:24

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş