Hz. ÖMER (ra)’İN PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN ÖLÜMÜNÜ İLK ANDA KABULLENEMEYİŞİNİN PEDAGOJİK TAHLİLİ

Peygamber Efendimizin vefat haberini alan Hazreti Ömer’in benliği, yaşadığı bu olayı birden kabullenemez ve etrafındaki kişilere kılıcını çekerek seslenir: “Resulullah ölmemiştir ve sağdır! Ona sadece, Hz. Musa’ya ârız olan saika gibi bir saika ârız olmuştur. Kim ‘Muhammed (aleyhissalatu vesselam] öldü' derse, onu kılıcımla iki parça ederim.” (1)

Hazreti Ömer etrafına karşı böyle tehditler savurduğu sırada, Hazreti Ebu Bekir der ki: “Kim ki Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Kim ki Allah’a ibadet ve kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah, Hayy’dır, ölümsüzdür.” diyerek Al-i İmran suresinin 44. ayetini okudu. Bu sözlerden sonra Hz. Ömer, artık gözyaşlarını tutamaz ve yere çökerek ağlamaya başlar.

Said İbnü’l-Müseyyib der ki: “Hz. Ömer (r.a.) şöyle anlatıyor: Vallahi Hz. Ebu Bekir’in o ayeti okuduğunu işitir işitmez sarsıldım, ayaklarımın bağı çözüldü. Ayaklarım beni taşımıyordu, artık. O ayeti duyunca yere düştüm. Anladım ki Peygamber (s.a.) hakikaten vefat etmişti.” (2)

Burada Hazreti Ömer’in “O, ölmedi” diye seslenişi, benliğin, yaşadığı tehdidi kabullenememesi durumudur. Bu rivayete bakıldığında gerçekleşmiş bir olayı inkâr etmek bir benlik savunma mekanizmasıdır.

Benzer şekilde bir çocuk, benliğini tehdit altında hissederse, gerçekleri gizleyerek veya inkâr ederek bu tehditten kurtulmaya çalışır. Örneğin çocuk, annesinin vefat haberini aldığında sanki hiçbir şey yokmuş gibi oyun oynamaya devam edebilir. Böyle bir durum, yetişkinleri de hayrette bırakır. Çok sevdiği annesinin vefatının çocuğu sarsmadığı, çocuğun ruh dünyasına zarar vermediği yanılgısına kapılırlar. Hâlbuki çocuk, kabullenemediği bir durum karşısında benliğini korumak için kendi kendine iç dünyasında yaşanan olayı inkâr etmektedir. Bu çocuğun ruh dünyası analiz edilse, bu olayı kabul etmemek için kendi kendine söylendiği görülebilir.

Tam tersi bir tepki olarak ise örneğin, askerdeki çocuğunun şehit haberini alan bir anne, birdenbire feryat edebilir, “Hayır, olamaz!” diye haykırabilir. İşte bu haykırış kendi ruh dünyasındadır ve yaşadığı bu olayı kabullenmekte zorluk çektiği içindir. Böyle bir durumla karşılaşan bir annenin “Hayır, olamaz!” diye feryadı, acısını etrafındakilere duyurmak için değildir. Bu, benliğine haykırışıdır. Benliğinin bu olayı kabullenemiyor olmasının işaretidir. İnkâr etme savunma mekanizması, kişinin kendi iç dünyasına yöneliktir. Her ne kadar çevreye karşı bir sesleniş olsa da, kişinin kendi dünyasına yöneliktir.

Sonuç olarak, benlik savunma mekanizmaları kişinin akıl sağlığının korunması adına Allah’ın bir lütfudur. Kişinin benliği çok ağır bir yükün altına girerken benlik bir ara tampon bölge oluşturarak kendisini geçici bir korumaya alır. Ancak bu geçici savunma durumu, anlık olduğu sürece sağlıklıdır (Ki Hz. Ömer’in durumunda bunu görüyoruz). Eğer benlik kaygıları karşısında oluşan savunma mekanizmaları, benlik tehdidi geçtiği halde devam ederse, kişide kaygılı bir yaşam başlar. Kişi, sanki her an bir şey olacakmış gibi ‘panik’ ve ‘atak’ durumuna geçer (3).

Şüphesiz Allah (cc) en doğruyu bilendir.

*

Ebu Taha bin Mahmud

20 Safer 1439

(m. 09 Kasım 2017)

*

Kaynaklar:

1.*******İbn Sa'd, Tabakât, II/266. İbn-i Hişam bu olayı değişik bir rivayetle aktarır: “Acı haber Hz. Ömer’i altüst etmişti, şöyle konuşuyordu: “Bazı münafıklar Resûlullah’ın (s.a.) öldüğünü iddia ediyorlar. Hayır! Resûlullah (s.a.) ölmedi! Ancak Hz. Musa’nın Rabbine gidip kırk gün kavmine görünmediği, öldü denildikten sonra döndüğü gibi o da Rabbine gitti. Vallahi, Allah mutlaka Resûlullah’ı (s.a.) geri döndürecektir. Onun öldüğünü iddia eden adamların ellerini ayaklarını kesecektir.” (es-Siretü’n-Nebeviyye, II/655.)

2.*******Sahîhu’l-Buhâri, II/640-1.

3.*******Adem Güneş, Çocukluk Sırrı. s. 206-8. Nesil Yayınları, İstanbul 2017.

*