Etiketlenen üyelerin listesi

Kral Salman bin Abdulaziz tarafından bu gece yarısı oluşturulmasına karar verilen Rüşvet ve Yolsuzluklara karşı mücadele komisyonu harekete geçti. VELİAHT PRENS, OPERASYONUN BAŞINDA Başkanlığını Veliaht Prens Muhammed bin Salman'ın yaptığı komisyonun bazı prens ve eski bakanların tutuklanması yönünde karar aldığı öne sürüldü. 11 PRENS VE 4 BAKAN GÖZALTINDA Al Arabiyye televizyon kanalı, 11 prensin ve şu an görevde bulunan 4 bakanın da yolsuzluk ve rüşvet olaylarına

Bu konu 214 kez görüntülendi 11 yorum aldı ...
Suudi Arabistan'da Darbe 214 Reviews

    Konuyu değerlendir: Suudi Arabistan'da Darbe

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 214 kez incelendi.

Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Kaptan

Konu: Suudi Arabistan'da Darbe

  1. #1
    Dua Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    37.378
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Dua Nur

    Kral Salman bin Abdulaziz tarafından bu gece yarısı oluşturulmasına karar verilen Rüşvet ve Yolsuzluklara karşı mücadele komisyonu harekete geçti.

    VELİAHT PRENS, OPERASYONUN BAŞINDA

    Başkanlığını Veliaht Prens Muhammed bin Salman'ın yaptığı komisyonun bazı prens ve eski bakanların tutuklanması yönünde karar aldığı öne sürüldü.

    11 PRENS VE 4 BAKAN GÖZALTINDA

    Al Arabiyye televizyon kanalı, 11 prensin ve şu an görevde bulunan 4 bakanın da yolsuzluk ve rüşvet olaylarına karıştığı iddiası ile göz altına alındığını duyurdu.

    Tutuklanan prens ve eski bakanların rüşvet ve yolsuzluklara karıştığı ileri sürülüyor.

    İŞ ADAMLARI, MEDYA PATRONLARI, BAKANLAR

    Suudi Arabistan'daki bu girişim "yumuşak darbe" olarak adlandırılırken, aralarında bakanların, iş adamları ve medya patronlarının bulunduğu liste şu şekilde:

    Kraliyet Muhafızları Bakanı görevini yapmış ve birkaç ay önce görevinden azledilmiş Emir Mutab bin Abdullah bin Abdulaziz, Ekonomi ve Planlama Bakanı Mühendis Adil bin Muhammed Fakih, eski Riyad valisi Emir Türki bin Abdullah, Savunma Bakanı Yardımcısı Emir Fahd bin Abdullah, Emir Türki bin Nasır, Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Abdullah bin Sultan bin Muhammed,

    Kraliyet Mahkemesi'nin eski şefi Halid Tuwaijri, eski Maliye Bakanı İbrahim El-Assaf, Suudi Arabistan İletişim Şirketleri eski başkanı Suud El-Dawish, Suudi Arabistan Havayolları eski başkanı Halid el-Malham, Kraliyet kutlamaları ve organizasyonu eski şefi Muhammed El-Tobaishi ve iş adamları; El Velid Al-İbrahim, Salih Kamil, Abdullah Salih Kamil, Muhammed Hüseyin El-Hamudi, Bakr bin Ladin.

    Suudi Arabistan’ın en büyük medya patronu olan Prens Valid bin Talal'da tutuklular arasında.

    RİYAD'DA ÜST DÜZEY GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

    Al Arabiya televizyonu haberi son dakika gelişmesi olarak duyururken, başkent Riyad'ta endişenin hakim olduğu yönünde yorumlar yer aldı.

    Sitenin haberinde Riyad'da sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı, havalimanlarında kontrolların üst düzeye çıkarıldığı ve olası kaçışların önüne geçilmeye çalışıldığı ifade edildi.

    İŞ ADAMLARININ MAL VARLIKLARINA EL KONULDU

    Ayrıca henüz isimleri açıklanmayan bazı ünlü Suudi iş adamlarının mal varlıklarına da el konulduğu yönünde iddialara yer verildi.

    "ATIK SU PROJESİNDE USULSÜZLÜK" SUÇLAMASI

    Gözaltına alınan isimler hakkında bilgi verilmezken, aralarında bir kadının da olduğu ve bu kişilerin yolsuzluk nedeniyle gözaltına alındıkları ifade edildi.

    Haberde "Kolera ile ilgili ve Cidde'deki atık suyu projesi usulsüzlüğü" gibi birden fazla yolsuzluk dosyası nedeniyle gözaltıların gerçekleştirildiği kaydedilirken, resmi makamlardan henüz bir açıklama yapılmadı.

    Kraliyet kararnamesi gereğince bu gece kurulduğu ilan edilen Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, tutuklama, malvarlığına el koyma ve gerekli diğer işlemleri yapmak ile yetkilendirilmiş, başkanlığına da Kral Selman'ın oğlu Veliaht Prens Muhammed bin Selman getirilmişti.

    SUUDİ ARABİSTAN'DA NELER OLUYOR

    Riyad'da yaşanan bu gelişme bir anda tüm dünyayı ayağa kaldırırken, Veliaht Prensin başlattığı bu operasyon "yumuşak darbe" olarak adlanırılırken, kendi saltanatını kurma yönünde attığı bir adım olarak değerlendirildi.

    Yaptığı reform hareketleri ile Suudi Arabistan'ı yeni dönemin ılımlı dev gücü haline getirmeyi hedefleyen Selman'ın, babasının yerine tahta geçmesi bekleniyor. Daha önce muhalif alimlerin hapse atılması ile başlayan Veliaht Selman'a hazırlık süreci, yerini tahta geçme ihtimali bulunan kuvvetli bakanlara bıraktı.

    http://www.ensonhaber.com/suudi-arab...i-iddiasi.html

    Suudi Arabistan'da, Pentagon hükümeti kurulmuştur. Allah amaçlarına ulaştırmasın. Tasarladıkları fitne bacaklarına dolansın. Sınırlarımızdan defolup gitsinler.AMİİN


  2. #2
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.619
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    Eğer gerçekten rüşvet ve yolsuzluklara adları karıştığı gerekçesiyle bazı yetkililerin görevlerinden azl edilme ve haklarında soruşturma açılması durumu varsa biz buna darbe diyebilir miyiz?
    Olayın gerçek boyutunu bilmeden, rüşvet ve yolsuzluk yapılıp-yapılmadığı henüz kesinlik kazanmadan atama ve azl işlemlerini darbe olarak yansıtmak medyanın kompleksli oldu.
    Dünyanın herhangi bir ülkesinde çoğu basit birer hükümet tasarrufu olan kabine değişiklikleri Türk medyası tarafından anında darbe olarak yansıtılıyor. Bu çarpıtma öyle bir hal aldı ki artık Türk medyasının saplantısı haline geldi.

    Rüşvet ve yolsuzlukla mücadele edildi diye yeni veliahtın
    kendi saltanatını kurma yönünde adım attığı şeklinde bir değerlendirme yapılabilir mi?


    Sapla samanı karıştırma noktasında medya hayli başarılı.

    Konu Mehmet tarafından (05-11-2017 Saat 17:21 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Kaptan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-01-2012
    Mesajlar
    13.087
    Adı geçen
    40 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kaptan
    İngiliz yapımı Müslümanlarin bağrına saplanmış hançer. Allah Suud'un belasını versin.
    Huuu bunu beğendi.

  4. #4
    Dua Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    37.378
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Dua Nur
    Suud tasviyeleri suikaste dönüştü. Pentagon FETÖ eliyle aynı oyunu Türkiye'de denedi olmadı.



  5. #5
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.619
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    Bakanlar ve yetkililer hakkında yolsuzluk yaptıkları, rüşvet aldıkları gerekçesiyle soruşturma açılırsa buna darbe tanımı yapmak Türk medyasının saplantısı haline geldi derken elbette Türk medyasını böyle düşünmeye iten sebepler var.

    Türk medyasında herşeyin altında bir komplo yattığı saplantısı içinde olan muhafazakar kesimin gerekçesi şudur; " 17-25 Aralık operasyonları yolsuzluk ve rüşvet ile mücadele adı altında yürütüldü ama o aslında bir darbe idi."

    Elbette 17-25 Aralık ve daha sonra meydana gelen olaylar FETÖ ihanet çetesi mensubu yargı-polis eliyle gerçekleştirdiği birer darbe girişimi olarak nitelenebilir.

    Ama Türkiye'de gerçekleşen olaylar üzerinden hareket ederek dünyayı bu pencereden analiz etmek ve yorumlamak saplantıdan başka bir şey değildir. İşte bu saplantı onları bugün Suudi Arabistan'da yarın başka bir ülkede herhangi bir sebepten kaynaklı hükümet değişikliği veya siyasi değişim veya reform hareketini darbe olarak tanımlamaya itiyor.

    Boş kafa. Yani dünyada yolsuzluk yapan, rüşvet alan/alacak kimse yok mu, hırsızların nesli mi tükendi?
    Dedikodu dahi olsa rüşvet ve yolsuzluk durumunda soruşturma açılmasın mı?
    Soruşturma açılınca, görevden azl edilmeler olunca buna darbe demek mi lazım?

    Suudi Arabistan ve diğer petrol zengini arap şeyhliklerinin abd emperyalizminin arka bahçesi olması, vahabbi olmaları, müslümanların bağrına saplanmış hançer olmaları ayrı bir konu.
    Türkiye'yi ve dünyayı yanlış okumalar, aptalca siyasi analizler, saptırma ve çarpıtmalardan duyduğumuz rahatsızlığı anlatıyoruz.

    Muhafazakar kesimin ayarı bozuldu, çok saçma hareketlerde bulunuyor. Olur-olmaz her konuda ilgisi olmayan kavramlarla sebep-sonuç ilişkisi ile uyumsuz tespitlere varıyor.
    sanal medyada ünlenen bazı şahısların ürettiği komplo teorisi üretme hastalığı geneli kapsayacak şekilde yaygınlık kazandı. Somut bilimsel verilerle hareket eden, bilgili ve tecrübeli insanların yapması gereken işleri ruh sağlığı bozuk -sokakta sağa sola ateş eden maganda tipli kesimi- tatmin etmeye dönük saçma-sapan içerikli analizler Türkiye'yi tehlikeli bir noktaya sürüklemek üzere.
    Konu Mehmet tarafından (06-11-2017 Saat 12:00 ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Dua Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    37.378
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Dua Nur
    Herkes tetikte olsun, ABD ve İsrail bir ‘cephe’ kuruyor

    Suudi Arabistan’daki iç siyasi tasfiyeyi, büyük hesaplaşmayı çok ciddiye alın. Hem S. Arabistan’ın geleceği için, hem bütün bölgenin geleceği için, hem coğrafyamıza yönelik çokuluslu müdahalelerin seyrini izlemek için, hem Türkiye‘nin bölge ile ilişkilerini yeniden okumak için ciddiye alın.Mezhep savaşları ve etnik çatışmalardan sonra tamamen Arap ve Arap olmayan Müslüman ayırımı biçimlendirildiği için, mezhep savaşları projesini yeni Arap milliyetçiliği dalgası ile değiştirdiği için, İran’ı hedefe alan ve bölgesel savaşa yol açabilecek büyük bir cephe inşa edildiği için ciddiye alın.

    Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) mihmandarlığında, ABD ve İsrail’in patronluğunda, tamamen İsrail’in güvenlik çıkarlarını önceleyen, ABD’nin Ortadoğu’daki gücünü yeniden tesis etmeye odaklanan yeni bir “güvenlik kalkanı” inşa edildiği için ciddiye alın.

    Ilımlı İslam palavra, bir ‘cephe’ kuruluyor
    Ilımlı İslam söylemi ve yolsuzluk iddialarıyla pazarlanan, Riyad’daki iç iktidar yapısını sıfırdan yeniden dizayn etmeye girişen, adeta yeni bir devlet/rejim formatlamayı öngören, geleneksel Suud siyasetini toprağa gömen, yeni iktidar yapısı ile uzlaşmayan ya da uzlaşamayacağı düşünülen herkesi tasfiye eden, ekonomiyi öne çıkarsa da aslında tamamen güvenliğe yoğunlaşan, Lübnan’dan İran sınırına kadar her bölgede radikal çıkışlara hazırlanan agresif bir yeni yapılanmadan söz ediyoruz.

    Veliaht Prens Muhammed Selman ile BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zaid el Nahyan öncülüğünde bütün Arap dünyasını tek bir eksende toplama, bu ekseni de ABD/İsrail çıkarlarına rehin verme yönünde güçlü bir dalga izliyoruz.

    Riyad yönetiminin kendi iç bütünlüğünü sağlamak, ulusal bütünlüğünü korumak, İran üzerinden gelen tehditleri göğüslemek adına yaptığı şeyleri kesinlikle sorgulamıyoruz. Mesela Yemen’den atılan balistik füzelerin, İran’ın Suudi yönetimini Yemen üzerinden çevreleme girişimlerinin oluşturduğu tehlike ortadadır.

    Radikal Arap milliyetçiliği ve ABD-İsrail için ‘Kalkan’

    Muhammed Selman’ın genç kuşak radikal milliyetçi dalga üzerinden bütün coğrafyayı, tıpkı ABD ve İsrail’in istediği gibi, bölgesel savaş cephesi olarak algılaması hepimizi yakından ilgilendirmektedir. Zira bölgedeki hiçbir gelişme, münhasıran o bölge ile sınırlı değildir. Bütün ittifak ya da düşmanlıklar bölgesel niteliklidir, etkilerini coğrafyanın tamamında gösterecektir.

    Riyad’daki bu durum da etkilerini, çok yakında, Lübnan’dan Katar’a ve BAE’ye, Irak’tan Suriye’ye kadar gösterecektir. Yine yakında Riyad’daki derin değişimin S. Arabistan’la sınırlı olmadığını, birilerinin bölgesel dizayn projeleriyle bağlantılı olduğunu göreceğiz. İçerideki tasfiye ve yeniden yapılanma tamamlanır tamamlanmaz, yeni “Cephe”nin, “Kalkan”ın afresif bir askeri hareketliliğe girişeceğini de göreceğiz.

    Türkiye düşmanı Muhammed bin Zaid’i birileri durdurmalı

    Muhammed bin Zaid’in azılı bir Türkiye düşmanı olması, 15 Temmuz darbe girişimine bile destek vermesi, coğrafyada Türkiye’ye ait ne varsa hedef alması, Türkiye karşıtı terör örgütlerine açık destek vermesi, Yaser Arafat’ın katillerinden Muhammed Dahlan üzerinden her cephede Türkiye’ye saldırılar planlaması ve uygulaması endişelerimizi artırıyor.

    Muhammed bin Zaid, Türkiye’yi hedef alan çokuluslu müdahalelerin tamamının ortağı olmuştur. Aynı kişinin, yeni eksenin bölgedeki taşıyıcısı olduğunu, Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ı etkisi altında tuttuğunu görüyoruz.

    S. Arabistan’a bir BAE modeli önerdiğini ve bunun kabul gördüğünü, projenin arkasında tamamen İsrail ve ABD olduğunu da görüyoruz. Birileri Muhammed bin Zaid üzerinden coğrafyanın tamamını büyük bir savaşa sürüklemeye çalışıyor, ülkeleri bölme planları yapıyor.

    Başarılı olursa bütün coğrafya, başarısız olursa Suudiler biter

    Riyad’daki tasfiye ve yeniden yapılanmaya dönük yeni dalgalar göreceğiz muhtemelen. Şahsen, bu girişim başarılı olmazsa S. Arabistan’ın büyük bir iç bunalıma sürükleneceğini, başarılı olması durumunda ise coğrafyanın büyük bir kapışmaya sahne olacağını düşünüyorum. Kişisel düşüncem; birilerinin S. Arabistan’ı bir büyük hesaplaşmaya ayarlamaya çalıştığı, BAE’nin cirmi yetmediği için projeyi Riyad üzerinden yürüttüğü yönünde.

    Mesut Barzani’ye referandum yaptıranlar, İran, Irak ve Türkiye üzerinden bu projenin başarısız olmasıyla aynı durumun Suriye’nin kuzeyindeki terör koridorunun da başına geleceğini gördüler. Suriye ve Irak’taki ABD tezleri zora girdi sanki. ABD-İsrail cephesini daha güneye çektiler. BAE, S. Arabistan ve Mısır üzerinden yeni bir kalkan oluşturdular. Bu kalkan S. Arabistan ve BAE için değil, ABD ve İsrail için kuruldu.

    Lübnan’a saldırı başlatmak, Katar’dan intikam almak..

    Peki bundan sonra ne olabilir?

    1- İran-Suud çekişmesi her alanda çatışmaya dönüşür. S. Arabistan’ın Yemen’e hava, deniz ve karadan abluka kararı da bu tehlikeyi doğuruyor. Yemen’e büyük bir müdahale olabilir, İran karşı saldırıya girişebilir.

    2-Tam da İsrail’in istediği gibi, yeni eksen Lübnan’a saldırır ve Hizbullah’ı tasfiye etmeye girişir. Saad Hariri’nin istifasını biraz bu yönden görmek gerekiyor. İsrail’i Irak’ın kuzeyinden İran sınırına taşıma planı boşa çıktı. Öyleyse Lübnan’ın güneyinden İsrail sınırındaki İran yanlısı Hizbullah hedef alınacaktır. Belki de, onlar Hizbullah’a saldırmadan önümüzdeki günlerde Hizbullah’ın İsrail’e saldırısını görebiliriz.

    3- BAE ve yeni eksen, Katar’dan intikam almayı deneyecektir. Türkiye’nin destekleri yüzünden düşüremedikleri Katar yönetimini devirmek, bu ülkeyi eksene çekmek isteyecekler. Lübnan savaşı ne kadar muhtemelse Katar’a müdahale etmeleri de o kadar muhtemeldir. Hem Lübnan’a hem de Basra Körfezi’nde Katar’a müdahale ettikleri anda İran’la savaş başlamış sayılır.

    4- Türkiye’nin Katar’daki askeri üssünü, Katar savunmasındaki rolünü dikkate sunmak isterim. Savuna Bakanı Nurettin Canikli’nin dünkü Katar ziyareti, böyle bir endişenin varlığı ile de ilgili olabilir. Ama BAE ve yeni eksen Katar’a saldırdığı anda Basra Körfezi büyük bir savaşa sürüklenebilir. İşte tam o anda İran füzeleri Birleşik Arap Emirlikleri’ni, Dubai’yi hedef alabilir. Riyad yönetimini bilmem ama Lübnan ve Körfez’e yönelik proje tamamen İsrail, ABD ve BAE planıdır ve çok ciddi bir tehlikedir.

    5- BAE, İsrail ve ABD’nin, yeni eksen üzerinden Suriye ve Irak’ta askeri açıdan karşı saldırıya geçeceğini düşünüyorum. Bölgede kaybettikleri mevzileri geri almaya çalışacaklar. Bu hareket de Türkiye, Rusya ve İran’a dokunacak, üç ülke arasındaki koordinasyonu daha da artıracak. En önemlisi de, BAE ve İsrail’in, S. Arabistan kamuflajıyla PKK/PYD’ye yoğun askeri destek vereceğini tahmin ediyorum. Türkiye’nin yeni cephe konusundaki tavrı işte o zaman sertleşebilir.

    Bu eksen S. Arabistan’ı imha eder, Riyad tuzağa çekildi..

    6- Kim ne derse desin, coğrafya büyük bir felakete sürükleniyor. Muhammed Bin Selman, başarılı omursa Kızıldeniz kıyısında Lübnan, Somali ve Filistin askeri açıdan hareketlenir. Basra Körfezi’nde ise Katar ve BAE diye iki cephe açılır. Bahreyn ve S. Arabistan’daki Şiiler harekete geçirilir. Yemen’deki Husiler de öyle. İran bütün nüfuz alanlarını harekete geçirecektir. BAE açık biçimde İran’ın hedefi olacaktır.

    7- Veliaht prens başarısız olursa kendisi gider. Proje çöker. ABD ve İsrail bölgede çok ciddi nüfuz kaybeder. Irak ve Suriye’deki varlığı tamamen silinir. Riyad’da büyük iç çatışmalar izleyebiliriz.

    8- Ama her ne olursa olsun, yeni eksen, yeni kalkan S. Arabistan’ı vuracaktır. En büyük zararı bu ülkeye vuracak, belki de onu parçalayacaktır. İran’ın Riyad’la hesaplaşması açık bir gerçek. Ama ABD ve neocon çevrelerin S. Arabistan’ı parçalama düşüncesi de öyle. İsterseniz o haritalara bir göz gezdirin. Şahsen Riyad yönetiminin büyük bir tuzağa sürüklendiğini düşünüyorum.

    Onların en büyük hesapları İslam’ın kalbini vurmaktır..

    9-
    Yeni durumu asla hafife almayın. Coğrafyamız çok büyük bir hesaplaşmaya, bölgesel iç savaşa sürükleniyor. “İslam iç savaşı” projesini üretenler bu yeni eksenin de mimarları. Mekke ve Medine üzerinden İslam’ın kalbini vurmak, Müslüman dünyayı utançtan kafasını kaldıramayacak hale getirmek onların en büyük hedefi ve planı.

    10- Coğrafyamız bir tür Haçlı İstilası ile yüzleşiyor. Onlarla kim ortak olursa hem coğrafyayı hem kendi vatanlarını kaybedecek. Bu dönemde ABD’ye yakın olan parçalanıyor, bu hiç unutulmasın! Türkiye örneğinde gördük, onlar önce müttefiklerini vuruyor artık.

    http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/riyadda-aslinda-ne-oluyor-herkes-tetikte-olsun-abd-ve-israil-bir-cephe-kuruyor-2040971

  7. #7
    Dua Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    37.378
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Dua Nur
    Suud’un 17/25 Aralık’ı Doğan Grubu’nu neden mest etti?

    Bir süre önce Suudi Arabistan’da bir “veliaht darbesi” gerçekleşmişti. Yakın bir zamanda tahtı bırakacağı beklenen Suudi Kralı, tahtın varisi yeğeni Muhammed bin Nayif’i veliaht prenslikten azletmiş, yerini oğlu Muhammed bin Selman’ı getirmişti.
    Saray darbesinin ilk ayağı böylece tamamlanmıştı.

    Önceki gün olanlar, darbenin ikinci ayağını oluşturuyor.
    Nayiv’in azledilmesi, doğal olarak, ülkede bir gayrı memnun kitle oluşturacaktı.
    Nitekim öyle oldu.

    Kral’ın tasarrufunu eleştiren çok sayıda âlim, bürokrat ve işadamı çıktı.
    Kraliyet ailesindeki gayrı memnunlardan da destek alan bu kesim, kendiliğinden bir muhalefet hareketine dönüştü. Hareket halinde olmayan, muhalefeti “söylem” düzeyinde bu kesimin en önemli avantajı, bir sosyolojinin üzerine oturmasıydı, Arabistan halkının ve kimi aşiretlerin sempatisini kazanmasıydı.

    Bu durum, nereden bakarsanız bakın, dikensiz gül bahçesi görmeye alışmış yönetim (ve istikbaldeki Kral Muhammed bin Selman) için problemdi

    Bu problemin izale edilmesi, gelecekte tehlike yaratacak aktörlerin ortadan kaldırılması gerekiyordu. Öyle oldu. Önceki gün, bir yolsuzluk operasyonu gerçekleştirildi ve ayak bağı olabileceği düşünülen birçok isim (birçok prens, asker, bürokrat, işadamı) tutuklandı.
    Muhammed bin Selman Batı yanlısı bir isim.

    Kral olursa, uzunca bir süre ülkeyi yönetecek.
    Babasının özel anlaşmalarına (ve siyasi yönelimine) sadık kalacak yegâne isim olması hasebiyle,

    Batı (özellikle Amerika) tarafından da çok tutuluyor. Bir süre önce, “ılımlı İslam” düşüncesini ortaya atmış, adımlarını Batı’nın adımlarına uyduracağını deklare etmişti. Aynı zamanda, “reform” beklentisindeki genç kuşağı da etkileyecek/etkileyeceği düşünülen bir isim...
    Suudi Arabistan’daki darbeyi bu kişi yaptı işte...

    Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika ve İsrail’den de destek buldu...

    Bu olaya, “Suudi Arabistan’ın 17/25 Aralık”ı diyebiliriz ve çok da yanlış söylemiş olmayız.
    London School of Economics'in Orta Doğu Merkezi'nde konuk öğretim üyesi olarak bulunan Prof. Madavi El-Raşhid’in de dediği gibi (Cem Küçük’ün köşesinden aktarıyorum), “Bunu, yolsuzluk karşıtı bir adım olarak görmek çok zor. Bu
    Muhammed bin Selman'ın kendisine yönelik desteği konsolide ettiği bir tasfiye hareketi. Karşısında kalan son kuzenini de (Miteb bin Abdullah)ortadan kaldırmak istiyor. Bu kuzeni, son derece modern paramiliter güçleri kontrol ediyor ve veliaht prense karşı çıkma gücünü elinde tutuyor...”

    İyi de, Doğan Medya Grubu memurlarına ne oluyor?

    Suudi Arabistan’ın 17/25 Aralık’ı onları neden derin bir sevince gark etmiş durumda?

    Dün biri şöyle yazmış: “Yalnızca dünyanın en zengin adamlarından, dünyanın kadınların en hiçe sayıldığı ülkesini koyu bir taassupla yönetirken kendisi Batı uygarlığının her nimetinden müsrifçe yararlanan bin Talal değil, örneğin saray muhafızlarının güçlü komutanı dâhil pek çok isim gitti.”

    Bunu diyen kişi, sadece “gidenler”in değil, “gelenler”in de ülkeyi koyu bir taassupla yönettiklerini yöneteceklerini biliyor ama sırf Türkiye’ye (Erdoğan’a) yakınlık gösterdi diye, bin Talal’ın gidişini neredeyse sevinç çığlıklarıyla karşılıyor.

    El Velid bin Talal, aynı zamanda Amerikan karşıtı bir isim.

    Bütün fenalıkların altında “Amerika müdahalesi” bulunduğuna inanıyor.
    Bir süre önce, Twitter’da, Donald Trump’la (Aydın Doğan’ın ortağı ve İsrail yanlısı Donald Trump’la) kapışmışlardı.

    Bu da, belli ki, Doğan Medya Grubu memurları için hoş görülemeyecek bir “iletişim kazası...”

    AHMET KEKEÇ

  8. #8
    Dua Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    37.378
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Dua Nur
    TÜRKİYE'DE YATIRIM YAPMAK İSTEYEN İŞADAMLARI TUTUKLANDI

    Suudi Arabistan’daki 'Saray Darbesi’nin ardından neler olduğunu ve Türkiye'ye etkisini ortadoğu uzmanı Mustafa Güvenç'e sorduk. Güvenç, Türkiye ayağıyla ilgili tutuklanan işadamlarına dikkat çekti.

    Bugün ortaya atılan yeni iddialardan biri de Aramco şirketinin New York Borsası’nda işlem görmesi ve 2 trilyon dolarlık şirketin ABD’ye can suyu olması.

    DAHRAN BÖLGESİNE DİKKAT

    Her şeyden önce Suudi Arabistan’ın İslam ülkeleri içerisinde büyüklüğünü unutmamamız gerekiyor. Tüm bu olup bitenler aslında İslam dünyası içindeki ihtilaflardan kaynaklanmaktadır. Bilindiği gibi İran ve Suudi Arabistan arasında siyasi, mezhepsel ve ekonomik bir mücadele söz konusu. Arap Baharı sonrasında gelişen süreç tamamıyla İran lehine oldu. İran bu süreçte yıkıcı da olsa kendi mezhepsel siyasetini genişletmekten imtina etmedi. Suudi Arabistan haritasına baktığınız vakit güneyde Yemen ve Umman, kuzeyde ise Lübnan ve Suriye’de hegemonya kurmuş bir İran görüyorsunuz. Doğuda ise Kuveyt ve şimdi de ambargo nedeniyle Katar, İran’a itilmiş bulunmakta. Diğer taraftan Suudi petrol ve doğal gaz rezervlerinin en yoğun bulunduğu Dahran bölgesinin ciddi bir Şii nüfusu var.

    İşlerin bu derece Suudi Arabistan aleyhinde gelişmesi Suudi dış politikasının telaşlı ve yanlış adımlarından kaynaklandığını da söyleyebiliriz. Söz gelimi Katar’a uygulanan ambargo ve Lübnan’daki istifanın teşvik edilmesi. Dolayısıyla Suudi Arabistan’daki gelişmeleri İran’ın kuşatmasından sıyrılmaya çalışan bir ülke gözüyle bakmak gerekiyor. ABD ve özellikle Trump ile kurulan yeni ilişki bu açıdan bakıldığında tamamen pragmatik. Yapılan silah anlaşmaları olsun, Aramco şirketinin NY borsasında işlem görmesi olsun bunlar hep İran karşısında ABD desteğini kazanmak isteğinden kaynaklanan hamleler. Denize düşen yılana sarılır misali.

    TÜRKİYE'DE YATIRIM YAPMAK İSTEYEN İŞADAMLARI TUTUKLANDI

    Saraydaki bu değişiklikler Türkiye’yi nasıl etkiler?

    Bunu ilerleyen vakitlerde göreceğiz. Fakat hemen şunu söyleyebiliriz: Muhammed B. Selman’ın gözünde Türkiye iyi bir model. Hatta Türkiye benzeri bir sürece girmek adına ülkeyi modernleştirme çabası olduğunu iddia eden analizler de mevcut. Fakat tüm bunlara karşın Türkiye’de yatırım yapmak isteyen iş adamlarının tutuklanan isimler arasında yer alması çok manidar. İki ülke ilişkilerini yaralayacak bu tarz durumlarda doğru kanallar kullanarak Suudi yönetimine Türkiye’nin hassasiyetleri aktarılabilir.

    Bundan sonra Suudi Arabistan – Türkiye ilişkileri nasıl bir sürece girer?

    Türkiye, Suudi Arabistan için kolay vazgeçilecek bir ülke değil. Aksine İran tehlikesi karşısında aynı safta yer tutmak Suudi Arabistan için çok önemli. Diğer taraftan iki ülkeyi yakından ilgilendiren krizler var. Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’daki sorunların çözülmesi adına Türkiye Suudi ortaklığı hayati öneme sahip. İşbirliğine dayalı bir ilişki kurmak dış politika yapıcılarına bağlı olacak.

    http://www.haber7.com/roportaj/haber/2468053-suudi-arabistandaki-darbenin-turkiye-ayagi-ne/?detay=1

  9. #9
    Dua Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    37.378
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Dua Nur

  10. #10
    Dua Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    37.378
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Dua Nur
    Pentagon, İslam dünyasını Suudi Arabistan'dan yönetmeye karar verd

    Üç gün önce PRENSLERE DARBE GELECEĞİNİ söylesek kim inanırdı. Ama DENGENİN oluşması için bazı kıvrımların elden geçirilmesi gerekmekte. Arabistan bunların başında geliyordu. Şimdilik PENTAGON önde!

    Pentagon, İslam dünyasını Suudi Arabistan'dan yönetmeye karar verdi. Ilımlı İslam projesi, Türkiye'de duvara tosladı.

    Eğer 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, bugün Suudi Arabistan'da hiçbir prens içeri alınmayacaktı. Çünkü gerek kalmayacaktı, Türkiye yeni akımıyla birlikte İslam dünyasını Pentagon için yönetecekti. Hesaplar tutmadı!

    15 Temmuz darbe girişimi başarısız olunca, ABD'nin planı değişti. Aslında B planı olarak hazır olan çalışmanın startı verildi. Muhammed bin Salman, hep Pentagon'a yakındı. Enerji devi Saudi Aramco'yu yönetiyordu. Onun gelecekte kral olması gerekiyordu. Kral Salman'a bu adım attırıldı. Suudi Arabistan Kralı Salman, Veliaht Prens Muhammed bin Nayif'in yerine 31 yaşındaki oğlu Muhammed bin Salman'ı getirdi.

    Bu tarihin en önemli adımlarından biriydi. Devrim niteliğindeki kararname ile Prens Muhammed bin Nayif başbakan ve içişleri bakanlığı görevinden de alınınca Pentagon'un gücü arttı. Hem de iyice! Bu operasyon yapılmadan önce Muhammed bin Salman'ı yetiştiren kişi Halid el Falih için adım atıldı. Enerji, Sanayi ve Yeraltı Kaynakları Bakanlığı'na Aramco yöneticisi Halid el Falih geldi.

    Bu adımdan sonra Kraliçe II.
    Elizabeth'in Arabistan planı suya düştü.
    Ilımlı İslam'la birlikte Arabistan petrolü Pentagon'a bağlandı. Halid el Falih, Ilımlı İslam'ı ABD'ye ilk öneren kişiydi. O önerdi, birkaç gün önce de Muhammed bin Salman açıkladı! Arabistan, 2020 yılında çok değişecek. Mekke hariç, ülkenin birçok kenti Paris veya New York gibi olacak. Dünyanın en ünlü markalarının olduğu caddeler, ülkenin birçok noktasında görülecek. Cidde Moda Haftası bile düzenlenecek. Dünyanın birçok kentinden gelen gay modacılar, sunum yapacak.

    Bunları ben değil AMERİKALILAR SÖYLÜYOR!
    Suudlar'dan da bir itiraz duymadım!

    Arabistan'da başlayacak bu akım, kısa sürede bölgenin birçok noktasına yayılacak. Tabii bu olurken, savaşı da unutmamak gerekiyor. Pentagon, bölgedeki petrol rezervini garanti altına aldıktan sonra Ilımlı İslam'a geçmeyen ülkeleri vuracak silahlı bir Arap Baharı'nın fitilini ateşleyecek. Ilımlı İslam projesinin tüm detayları Washington'da hazırlandı.

    Türkiye'de gerçekleştirilemeyen Ilımlı İslam, çok hızlı bir şekilde Arabistan'da yaşama adapte edilecek.

    Ergün Diler

  11. #11
    Dua Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    37.378
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Dua Nur
    HEDEF MEKKE VE MEDİNE

    15 Temmuz’da Türkiye’yi bölemeyince gözünü
    Suudi Arabistan’a çeviren ABD ve İsrail, “Ilımlı İslam” ile pazarlanan S. Arabistan’ı parçalama planını uygulamaya başladı. Neocon Ralph Peters’ın dört parçalı haritası için düğmeye basıldı.

    Plana göre Mekke ve Medine Vatikan benzeri bir yapı tarafından yönetilecek. Riyad merkezli ikinci bölge, ‘Ilımlı İslâm’ projesine başkentlik yapacak.

    Arabistan’ın diğer toprakları Büyük İsrail için ayrılacak. El-Katiyf ve el-Demam'da da Şii devleti kurulacak.

    İSLAM VATİKAN’INDA SEKÜLER HALİFE PLANI

    Suudi Arabistan’ın Mekke ve Medine üzerindeki hakimiyeti nedeniyle İslam dünyasını derinden etkilemesi ve petrol zengini Kraliyet ailesinin farklı aşiretlerden oluşmasından ötürü kontrolünün zor olması, ABD’yi Suud’a acil müdahaleye zorladı.

    Pentagon CIA planlarına göre, Mekke ve Medine’nin Suudi kontrolünden alınarak bölgenin bütün Müslüman grupları barındıran bir konsey tarafından yönetilmesi ve burada Vatikan benzeri bir İslam Devleti oluşturulması hedefleniyor.

    Vatikan benzeri bir devletin Batı’yı rahatsız etmeyeceğinden ümit ediliyor. Neo-Con planında, Mekke-Medine özel yönetim bölgesinin başına ‘seküler bir halifenin’ getirilmesi de var. ABD böylelikle İslam dünyasını daha rahat kontrol edebilmeyi umuyor. Başında kukla bir halifenin bulunacağı Hicaz merkezli ‘kutsal belde’ sadece Mekke-Medine hattını kapsayacak.

    10 YILDA GERÇEKLEŞİR

    Birleşik Arap Emirlikleri, Suud, Yemen, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Ürdün’ü kuşatan yeni haritanın şekillenmesi için 10 yıllık bir planın hazırlandığı iddia ediliyor.

    Tüm bu planların ardından Suudi Arabistan kurucu kralı Abdulaziz’in çocuklarının ortak yönetim ilkesi dahilinde 50 yıldır devam eden idare biçiminin değişmesi ve Yemen’le yaşanan sorunların Suud’u büyük bir dağılma riski ile karşı karşıya getireceği belirtiliyor.

    Uzmanlar, Şii bölgelerinin ayrılmasına paralel olarak ülkenin ‘emir’ler düzeyinde de parçalanabileceğini kaydediyor. Suudi bölgesinde el-Katiyf, el-İhsaa, el-Demam, Zahrn, Kubar ve Cüneyil bölgeleri büyük oranda Şii nüfus barındırıyor. Yemen, Bahreyn ve Lübnan’la yaşanacak çatışmalar ve ülke içi politik tavır bu bölgede kitleleri harekete geçirecek.

    ABD’nin planlarına eşzamanlı olarak bu bölgelerde meydana gelebilecek muhtemel ayaklanmaların da daha fazla parçalanmaya sebep olabileceği ifade ediliyor.

    http://www.haber7.com/guncel/haber/2470398-acilen-devreye-sokuldu-dort-parcaya-bolunecek/?detay=1

  12. #12
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.619
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    Alıntı Dua Nur Nickli Üyeden Alıntı
    HEDEF MEKKE VE MEDİNE

    15 Temmuz’da Türkiye’yi bölemeyince gözünü
    Suudi Arabistan’a çeviren ABD ve İsrail, “Ilımlı İslam” ile pazarlanan S. Arabistan’ı parçalama planını uygulamaya başladı. Neocon Ralph Peters’ın dört parçalı haritası için düğmeye basıldı.

    Plana göre
    Mekke ve Medine Vatikan benzeri bir yapı tarafından yönetilecek. Riyad merkezli ikinci bölge, ‘Ilımlı İslâm’ projesine başkentlik yapacak.
    Batının böyle bir planı var mı hiç duymadım ama Suudi Arabistan'da Mekke ve Medine'nin yönetim ve idare bakımından Suudi kralığından ayrılmasını ehli sünnet ve şii MÜSLÜMANLAR DİLE GETİRİYOR.

    İllaAllah, neuzübillah, gazeteci yazar takımı ve komplosever müslümandan yakanı silkeceksin, arkanı dönmeyeceksin.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. İran Ve Suudi Arabistan Gerilimi
    By Dua Nur in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 08-01-2016, 22:11
  2. Suudi Arabistan'dan konteyner kent
    By ŞehbaL in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30-09-2012, 16:15
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-06-2011, 11:51
  4. Suudi Arabistan nereye gidiyor?
    By İsmail in forum Röportaj - Söyleşi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25-03-2011, 14:18
  5. Suudi Arabistan Metrosu
    By ozlem_tns in forum FOTO / KARİKATÜR
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 09-03-2007, 00:26

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş