Etiketlenen üyelerin listesi

AK Parti'nin hiçbir düşüncesini veya eylemini onaylamayabilirsiniz. AK Parti'den nefret ediyor olabilirsiniz. AK Parti'nin varoluşuna bile karşı olabilirsiniz. Ve AK Parti iktidarından bir an evvel kurtulmak için yanıp tutuşuyor olabilirsiniz.

Bu konu 380 kez görüntülendi 1 yorum aldı ...
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız? (yazı dizisi 1-2) / İlhami Işık 380 Reviews

    Konuyu değerlendir: Siz Olsaydınız Ne Yapardınız? (yazı dizisi 1-2) / İlhami Işık

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 380 kez incelendi.

  1. #1
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.611
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet

    AK Parti'nin hiçbir düşüncesini veya eylemini onaylamayabilirsiniz.


    AK Parti'den nefret ediyor olabilirsiniz.


    AK Parti'nin varoluşuna bile karşı olabilirsiniz.


    Ve AK Parti iktidarından bir an evvel kurtulmak için yanıp tutuşuyor olabilirsiniz.


    Ama,
    bu toprakların insanıysanız ve kendinizi bu ülkeye karşı sorumlu hissediyorsanız, kendi içinizde dürüstçe ve mertçe cevaplamanız gereken bazı sorular olduğunu bilmeniz gerekiyor.


    Eğer ki; kimliğiniz, inancınız ve fikirleriniz ne olursa olsun durduğunuz nokta bu ülkenin refahı ve huzuruysa.


    Eğer ki; toplumsal uzlaşıyı ve birlik-beraberliği siyasi çıkarların ve bireysel hesaplaşmaların üzerinde tutuyorsanız.


    Eğer ki; tarafsız ve vicdanlı bir tavırla doğru, hakiki ve hakkaniyetli her insana ve fikre kapılarınızı ardına kadar açıyorsanız,


    Seçilmiş ve meşru bir iktidara nefret duygularından arınmış bir şekilde çözüm önerileriyle gitmeniz sadece siyasi değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.


    İktidara kin ve düşmanlıkla saldırmak kimseye bir fayda sağlamaz, zira yapıcı olmayan her eleştiri tam tersine eleştirilen tarafı savunmaya iter ve sertleştirir. Neticesinde hep beraber derin ve yıpratıcı bir kutuplaşmaya sürüklenmiş oluruz ki, bunun sonu da hepimizin enerjisinin ve yaratıcılığının heba edilmesidir.


    Bunların yaşanmaması için yalnızca bir yol vardır, o da siyasetin varoluşsal olarak bize emrettiği empati duygusuna sahip olmaktır. Ancak kendinizi iktidarın yerine koyarsanız ve aynı iktidarmış gibi politikalar üretirseniz gerçek manada iktidar olabilir ve bu ülkeyi ileriye taşıyabilirsiniz.


    Bugüne baktığımızda ise, bu ülkeye değer veren ve bu yönde siyaset yapanlara statükonun yönelttiği, ve elimizi vicdanımıza koyarak cevaplamak zorunda olduğumuz sorular şunlardır:


    1.Tüm demokratik dünyanın ve başta Amerika Birleşik Devletleri'nin desteklediği ve teşvik ettiği Arap baharına, diğer bir deyişle Arap ülkelerinin özgürleşmesi ve demokratikleşmesi fikrine başlangıcından bu yana karşı mı çıkardınız?


    2. Mısır'da seçilmiş bir iktidar askeri darbe ile devrilirken, hiç bir düşüncesine katılmamanıza rağmen, sadece haksızlığa uğradığı ve seçilmiş iradesi gasp edildiği için sivil iktidara sahip çıkmaz mıydınız?


    3. Suriye'de rejim sivil halkı varil bombaları ile tüm dünyanın gözü önünde ve sizin yanı başınızda katlederken sessiz mi kalırdınız? Üstüne üstlük Mısır'da sivil iktidarın uyduruk sebeplerle devrilmesine göz yuman Batı dünyası Suriye'de üç maymunu oynarken, katliamlar ile 900 kilometre sınırı olan Türkiye olarak siz olsaydınız ne yapardınız?


    4. FETÖ denilen karanlık ve iğrenç örgütün, devletin tüm kurumlarına çöreklenmesi ve liyakat ile adaleti ayaklar altına alması yetmiyormuş gibi bir de darbe yapmaya kalkması karşısında siz olsaydınız nasıl davranırdınız?


    5. AK Parti iktidarı dünyada hemen hemen hiç bir devletin cesaret edemediği yol ve yöntemlerle Kürt sorununu barışçıl bir şekilde çözmeye çalışırken, PKK terör örgütünün bölgeyi ve ülkeyi kana bulaması ve silah zoru ile kendi siyasi uzantıları da dahil olmak üzere tüm siyaseti rehin almasına karşı ne yapardınız?


    Siz sayın Erdoğan'ın yerinde olsaydınız ne yapardınız?


    Star.com.tr

  2. #2
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.611
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    Siz olsaydınız ne yapardınız (2) / İlhami Işık

    Aklı; duygu, karakter ve tecrübelerin sezgisel uyarılarına açık tutanlardan biriyseniz ve duyguyu, karakteri ve tecrübeleri en az aklın rasyonel yasaları kadar dikkate değer bulan ve bu durumu olgunca aklın vasıtalarına dahil edenlerdenseniz, böyle biriyseniz, Erdoğan’ı anlamanız karmaşık ve zor bir mesele olarak orta yerde durmaz. Elbette, Erdoğan’ı anlamak, Erdoğan’ı onaylamak gibi otomatik bir sonuç doğurmaz. Prensip olarak birini anlamak ona katılmak anlamına gelmez. Ama belki de dünyanın en zor ve en anlamsız pozisyonu, birini anlamadan ona karşı olumlu ya da olumsuz pozisyon almaktır. Olumlu pozisyon almanın bazen tolere edilebilir kimi koşulları ve şartları olabilir ama anlamadan birilerini olumsuzlamanın kabul edilebilir, elle tutulabilir hiçbir yanı, dünyanın hiçbir yerinde yoktur.


    Önce anlamak lazım gelir. Hani şu ünlü deyişimizde söylendiği gibi "anlamadan fikir sahibi olunmaz" demezler mi adama "Önce git anla, sonra gel ahkam kes"…


    Bir prensip olarak karmaşık şeylerin, illa da anlaşılmaz olmaları gerekmiyor. Anlaşılmazlık asla bir içerik meselesi değildir. Her içeriğin kendine göre basit ve anlaşılmayı kolaylaştıran temel özellikleri mutlaka vardır. Eğer bu doğruysa o zaman anlam ya da anlaşılır olmama, konuların ya da şeylerin özüne dair değildir, sunumlarıyla ilgili bir meseledir. Elbette herkesi ilgilendiren konu ya da şeylerin illa da basit olmaları gerekmiyor. Bir sorun zor bir sorun olabilir ama hiçbir sorun karmaşık ve anlaşılmaz değildir.


    Söz gelimi özellikle 2010 yılından bu güne kadar Erdoğan şahsında somutlandırılmak istenilen otoriter ya da diktatör kavramlarına daha da yakından bakalım. Konunun detaylarına inmeden önce bu kavramların yanlış bilinç ürünleri olduklarına inanmadığımı belirtmeliyim. Bu kavramlar ne yanlış anlama ne de yanlış bilincin eseri değildirler. Burada açıkça çok bilinçli bir propaganda makinesi devrededir. Belli bir stratejiye dayalı, amaçları apaçık olan bir karalama kampanyası devrededir.


    Özü itibariyle seküler dünyanın kuşku ve kaygılarından çok nefret ve kinin belirlediği bu devasa kampanya, belli bir dünya görüşünün sözcülüğünü yapmaktadır. Bu anlaşılır bir durumdur. Eski cennetlerini yitirenlerin, köşelerine çekilip kaderlerine razı olabileceklerini düşünmek en azından siyaseten saflığın kanıtıdır. Doku uyuşmazlığının şekillendirdiği köktenci karşı duruşlar sadece gerçeklerden beslenmezler, onlar için her yol Roma’ya çıkar ve bu yolda kullandıkları her şey mubah ve meşru olur.


    Erdoğan karşıtlarının 2010 yılına kadar olan süreçleri kısmen olumlamalarının nedeni, alternatifsizlik ve deyim uygunsa uygun zamanı kollama niyetleridir. 2010 yılına kadar kabaca söylemek gerekirse, Erdoğan da muhaliflerinin gerçek niyetlerini çözebilmiş değildir.


    Mesela Gülenist cemaatla ilişkiler bu türdendir. Demokratik süreçlerin demokrasi dışı güçlerden arındırılması hedefine bağlı olarak şekillenmiş siyasal ittifakların, doğal mecrasında evrilmesi bekleniyordu. Ama kısa süre sonra durumun bu olmadığı anlaşıldı.


    O zamanların cemaati, daha çok siyasal güç talep ederek, adeta iktidarın tümünü istemeye başladı. İktidarın tümünü istediğini 15 Temmuz darbe kalkışmasından ötürü artık tartışmasız olarak biliyoruz. İktidarın tümünü talep etmeyen bir güç neden darbe yapmaya kalkışsın ki?


    Bu süreçlerin detaylarına girmeden, orada kaybolmadan, hemen sormak istiyorum; Bir zamanlar birlikte işbirliği yaptığınız birilerinin zamanla size karşı darbe yapmak suretiyle, varlığınıza kast etmesi durumunda siz neler duyardınız? Ortaya nasıl bir karakter koyardınız ve yaşadığınız tecrübeler kulağınıza neler fısıldardı? Kolay değil, Marmaris’te ele geçirebilselerdi, sizi infaz edebilecek olanlara karşı nasıl davranırdınız? Hangi tedbirleri geliştirirdiniz. Hem size hem de seçilmiş iktidarın tüm organlarına yönelen bu açık tehdit değil, tehlike karşısında siz nasıl hangi refleksler geliştirirdiniz. İktidar organlarının tümünü gasp etme niyetine ve kapasitesine sahip olanları, devletten diğer bir değimle iktidar imkanlarından soyutlamak için siz hangi tedbirlere başvururdunuz?


    Açık ve yakın bir tehlikeyi bertaraf etmek sizi nasıl otoriterleştirebilir? Daha da doğrusu, darbecilere karşı ödünsüz tavır nasıl olur da sizin otoriterleşmeniz olarak anlaşılır ya da kabul edilir? Bir tür meşru müdaafa durumu nasıl olurda diktatörlük kavramıyla özdeşleştirilip size karşı bir karalama kampanyasına dönüşebilir?


    (Bu konuya devam edeceğim)


    Star.com.tr

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 23-08-2017, 16:30
  2. Aslında Ne Oldu (yazı dizisi) - İlhami Işık
    By Mehmet in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 23-06-2017, 14:35
  3. Siz padişah olsaydınız ne yapardınız?
    By The İmam in forum FOTO / KARİKATÜR
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 10-04-2010, 13:58
  4. Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 20-12-2007, 10:29
  5. siz olsaydınız ne yapardınız?
    By medine_kübra in forum DİNİ SORULARINIZ
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 20-12-2007, 10:23

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş