MÜCTEHİDİN ZİHNİ NASIL ÇALIŞIR?


"İctihad" kavramı "şer'î-amelî bir meselenin hükmünü tafsili delillerinden elde etmek için müctehidin bütün gücünü sarf etmesi" şeklinde tanımlanır.


Eğer müctehid, kapasitesini zorlamıyor, elinden gelenin en iyisini ortaya koymuyorsa onun yaptığı şeye ictihad denilmez.


Burada akla şöyle bir şey takılıyor:


Müctehid ne kadar çaba sarf ederse etsin hükmünü araştırdığı meseleye ilişkin bütün delilleri görmemiş olabilir. Gördüğü bütün delilleri doğru yorumlamamış olabilir. Eğer ictihad yapmak için bütün delilleri görmek şart ise hiçbir zaman ictihad yapılamaz, zira müctehid hiç bir zaman bütün delilleri tükettiğinden emin olamaz. Eğer bütün delilleri görmek şart değilse o zaman görmediği deliller içinde hükme etki edecek hususlar olabilir. Bu ikilemden nasıl kurtulacağız?


Buna şöyle cevap verebiliriz:


İctihad etmek, bütün delilleri doğru bir şekilde bir araya getirip doğru yorumlamayı gerektirir. Bu yönüyle ictihad etmek bir puzzle gibi düşünülebilir. Bir puzzle çözerken iki şey gerekir:
1. Bütün parçaları kullanmak, hiçbirini dışarıda bırakmamak.
2. Parçaları yerli yerine koymak.


Eksik parça kullandığımızda da, parçaları yerli yerine yerleştirdiğimizde de manzara netlik kazanmaz. Bununla birlikte keskin zekâya sahip bir kimse bazen puzzle'in tüm parçalarını bulamamış olsa da onları yerli yerine koyamamış olsa da elindeki eksik parçaları dikkatli bir şekilde incelediğinde o puzzle'da neyin yer aldığını tahmin yoluyla üç aşağı beş yukarı belirler. Sonra puzzle'ın kayıp parçalarını bulur ve yerli yerine yerleştirirse iki ihtimal söz konusu olur: Genellikle tahmininde haklı çıkar. Nâdiren ise puzzle'ı değiştirecek derecede önemli bir parça ortaya çıktığından kafasındaki ile realitedekinin uyumsuz olduğu anlaşılır.


Müctehid de bir meselede inceleme yaparken konu ile ilgili bütün âyetleri, hadis rivayetlerini, sahabe görüşlerini toplar. Kıyas yapar, istihsan ve maslahat gibi delillere başvurur. Ama onun, hükmünü araştırdığı konuda bilmediği, bilse de ulaşamadığı deliller olabilir. Dahası bazı delilleri yerli yerine koymamış, yanlış anlamış olabilir. Bununla birlikte elindeki mevcut delillerden hareketle genelde hükmü doğru tahmin eder. Öyle ki araştırması esnasında rastlayamadığı bir takım delillere daha sonradan rastlasa bile hükmünü değiştirmez. Bununla birlikte olayın hükmünü tamamen değiştirecek yeni bir delille karşılaşırsa o zaman önceki hükmünü bozar.


İşte bu son olgu bize müctehidlerin görüş değiştirmelerinin perde arkasını anlamamız noktasında da yardımcı olmaktadır. Vallahu a'lem.


(Soner Duman /29.Temmuz.2017/Cumartesi)