ÂLİM ve ÂLİM GEÇİNEN

Bir sürü çobansız kalırsa ne olur? Hele de etrafını kurtlar sarmışsa! Bir sınıfın başında öğretmeni olmazsa o sınıf ne yapar? Hele de haylaz öğrencilerden oluşuyorsa!

Bugün İslam ümmeti olarak durumumuz tam da öğretmeni olmayan sınıf, çobanı olmayan sürünün durumu gibi. Ümmet içinde iki sınıf (yöneticiler ve âlimler) iyi olduğu sürece ümmetin durumu da iyi olur. Bu iki sınıf bozulursa o zaman felaket mukadderdir...

Müslümanlar bugün dinleri konusunda öyle bir kafa karışıklığına maruz bırakılmıştır ki hani derler ya "ağzı olan konuşuyor", işte aynen öyle...

Ümmete söz ve ameliyle rehberlik edecek âlimlerin ya az oluşu ya da seslerinin yeterince çıkmayışı, sözüm ona bir takım malumatfürûş insanların öne çıkmasına sebep oluyor.

İçinde bulunduğumuz krizden çıkış için önce basiretli, dirayetli âlimlerin yetişmesi / yetiştirilmesi gerekir. Peygamberimiz boş yere mi âlimleri "peygamber varisi" olarak anmış?

Peygamberler geriye para, mal, mülk miras bırakmamış dinin ne olduğu ve nasıl yaşanılacağına dair bilgiyi yani ilmi miras bırakmışlardır. Âlimler, peygamberin geride bıraktığı bu terikenin mirasçılarıdır. O halde âlim, peygamberin misyonunu üstlenen kişidir. Vahiy alma dışında peygamberin yaptığını yapar.

Yani?

Kur’an’ı hayat tarzı haline getirir.

Kur’an’ı söz ve fiilleriyle pekiştirir, beyan eder.

Allah Resûlü'nün (s.a.v.) Sünnetine sahip çıkar.

Kur’an ve Sünnetin bir şey söylemediği konularda ümmeti aydınlatır, yol gösterir.

Şimdi İslam ümmeti olarak bize Rabbânî (kendini Rabbine adamış, dünyevi çıkar gözetmeyen) âlim lazım, rablik taslayan değil! Bize Nebî'nin misyonunu üstlenen âlim lazım, nebîlik taslayan değil!

Rabbanî âlimi reddetmek peygamberi reddetmeye götürür.

Rablik taslayan kimseyi âlim kabul etmek ise şirke götürür.

Ümmetimiz sapla samanı, pirinçle taşı ayırmadıkça bugünkü sıkıntılarını atlatamayacak. Bu ise "âlim" ile "âlim geçinen" arasındaki farkı fart etmekle olacak. Nedir fark?

Âlim “bir ben biliyorum” iddiasında olmaz, âlim geçinen “benden başka bilen mi var” edasındadır.

Âlim dinini, ümmetini sahiplenir. Âlim geçinen kendini dinin sahibi gibi görür.

Âlim geçmişinden güç alır, âlim geçinen geçmişinden öç alır.

Âlim dini ihyâ eder, âlim geçinen imhâ eder.

Âlim kimseyi dışlamaz, herkesin kurtulmasını temenni eder.

Âlim geçinen, çelme takacak, kendisine çatacak, ötekileştirecek adam arar.

Âlim müslümanların itikadını ve amelini ıslah eder, âlim geçinen ifsad eder.

Âlim tevazu sahibidir, âlim geçinen kibrin zirvesindedir.

Âlim sünnete ittiba eder, âlim geçinen ibtida’ [bid’at] eder.

Peygamberimiz ne güzel buyurmuş: “Allah ilmi insanların arasından çekerek almaz, ancak gerçek âlimlerin ruhunu kabzetmek suretiyle alır. Bundan sonra insanlar bir takım cahilleri reis edinirler. Bu cahiller de kendi görüşleriyle fetva vererek hem kendileri yoldan sapar hem de başkalarını saptırırlar.”

Sadaka Rasûlullah (s.a.v.).

(Soner Duman /20.Haziran.2017/Salı)