MALIN DEĞERİ ÜZERİNDEN VE GELİRİ ÜZERİNDEN ZEKÂT VERMEK

Bir malın zekâta tâbi olması için "hakikaten veya hükmen artıcı [nâmî]" özellikte olması gerekir. Hayvanlar ve tarım ürünleri sayısal olarak [hakikaten] artan mallar olduğundan, altın-gümüş-para gibi mallar ise [ticaret vb. yollarda kullanılarak arttırılması potansiyel olarak mümkün olduğu için] hükmen artıcı özellikte olduğundan zekâta tabidir.

Genel kural bu şekilde olmakla birlikte malın zekâta tabi olup olmamasında kullanım şekli, ticarete arz edilmesi gibi durumların etkisi vardır. Bunları dikkate aldığımızda şunları söylemek mümkündür:

1. MALIN ZEKÂTA TABİ OLMADIĞI DURUM

Kişinin kendi ihtiyacı için kullandığı mallar [ev, ev eşyası, araba, dükkan vb.] "aslî ihtiyaç [havâic-i asliyye] olduğundan zekâta tabi değildir. Yine aslî ihtiyacı için kullanmasa bile ticarete arz etmediği ve gelir elde etmediği mallar ne hakikaten ne de hükmen artıcı değildir. Bu sebeple zekâta tabi değildir. Buna göre kişinin oturduğu evden başka satışa arz etmediği ve kiraya da vermediği boşta bir veya birkaç dairesi olsa, kullandığı araba dışında satışa arz etmediği ve kiraya da vermediği bir veya birkaç arabası olsa bunlar [ticarete arz edilmedikçe ve gelir elde edilmedikçe] artıcı nitelikte olmadığından zekâta tabi değildir.

Kişinin aslî ihtiyaçları olan mallar onun zekât almasına engel teşkil etmez. Yani evi, arabası vb. olan bir kimsenin aslî ihtiyaçları dışında başka bir malı ve geliri yoksa kendisine zekât verilebilir.

Aslî ihtiyaçlardan başka -gelir getirsin veya getirmesin- malı varsa ve bu mal nisap miktarına ulaşıyorsa Hanefîlere göre zekât alamaz.

2. MALIN, DEĞERİ ÜZERİNDEN ZEKÂTA TABİ OLDUĞU DURUM

Bir kimse ev, araba, tarla, dükkân vb. bir malı ticarete arz ederse [yani satılığa çıkarırsa] o zaman bu mallar, piyasadaki rayiç satım bedelinin kırkta biri üzerinden zekâta tabi olur.

Meselâ bir kimse evini 200 bin TL bedelle satışa arz etmiş olsa ve bir yıl boyunca ev bu vaziyette kalmış olsa sene sonunda ev satılmış olsun ya da olmasın bu evin kırkta biri olan 5.000 TL'nin zekât olarak verilmesi gerekir. Kişinin elinde nakit parası yoksa bunu evi sattığında da verebilir.

Ev, bu şekilde iki yıl boyunca satıma arz edilmiş halde kalsa, evin sahibi iki yıllık zekât öder.

3. MALIN, GELİRİ ÜZERİNDEN ZEKÂTA TABİ OLDUĞU DURUM

Bir kimse araba, hayvan vb. taşınır bir malını veya ev, dükkân, tarla gibi taşınmaz bir malını kiraya verip bundan gelir elde ederse bu defa bu malların değeri üzerinden değil geliri üzerinden zekât söz konusu olur. Ancak zekâtın söz konusu olması için bu malların gelirlerinin nisap miktarına ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. Kişi, kira geliri elde ettiği halde bunu ihtiyaçları için harcıyorsa ve elinde birikmiyorsa o zaman bu kira geliri zekâta tabi değildir.

Bunu bir örnekle açıklayalım:

Bir kimse, oturduğu ev dışında sahip olduğu ikinci evini aylık 2.000 TL karşılığında kiraya verse bakılır:

a) Kendisi buradan elde ettiği kira gelirini çeşitli ihtiyaçları için harcadığı için elinde para birikmese bu kira geliri zekâta tabi olmaz.

b) Elde ettiği kira gelirini harcamayıp biriktirse, nisap miktarına ulaştığı tarihten itibaren üzerinden bir yıl geçtiğinde bu gelirin kırkta bir zekâtını verir.

c) Elde ettiği kira geliri dışında kendisinin altın-gümüş veya nakit parası bulunsa, bu kira gelirinden harcamadığı kısımlar bulunuyorsa bunları da elindeki mevcut birikime ekleyerek tümünün kırkta bir zekâtını verir. Vallahu a'lem.

(Soner Duman /13.Haziran.2017/Salı)