Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Ankara'da bu yıl 36'ncısı düzenlenen Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'nda katılımcılara hitap eden Görmez, kitap ve kültür fuarının hayırlara vesile olmasını temenni etti.


Gençlere bazı hatırlatmalarda bulunan Görmez, "Varlık kitabımız, yaratılış kitabımız Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetlerinde Rabbimizin insanoğluna en büyük ikramları anlatılır. 'Oku.' diye başlıyor Rabbimiz. Sonra yaratıcımızı hatırlatıyor. Hemen arkasından da insanoğluna en büyük ikramlarını hatırlatıyor. İki büyük ikram anlatılıyor. Birisi, kalemle yazmayı öğretmesi, diğeri ise bilmediğini öğretmesi. Müfessirlerimiz bu kalemi ikiye ayırırlar. Birisi, ezeli hakikatleri yazan büyük kalem. Birisi de o hakikatin emrinde olan bütün kalemler. Mühim olan, bütün kalemlerin o ezeli hakikatleri yazan kalemin emrinde olması. Zaman değişti, çağ değişti. Kalemin yerini klavye almaya başladı. Fakat klavye kalem medeniyetinin hakikatinden ayrılmadıkça kalem vazifesi görmeye devam eder. Eğer klavye kalem medeniyetinin ve o ezeli hakikati yazan kalemin emrinden çıktığı takdirde kalem vazifesi görmez. Ona kalem gözüyle bakamayız. Bilhassa genç kuşaklarımızın Allah'ın en büyük ikramı olan kalemle klavye arasındaki bu ilişkiyi en güzel şekilde kurarak medeniyetimizi ayakta tutmaya devam etmelerini Allah'tan niyaz ediyorum." dedi.


"Başka dünyalar Türkiye'de üretilen fikre değer veriyor"


"Türkiye'de ürettiğimiz kitapları yabancı dillere çevirerek bütün dünya kütüphanelerine taşımak konusunda geç kaldık. Bilhassa İslam ile ilgili yazdığımız eserleri tercüme ederek dünyaya taşımak konusunda geciktiğimizi görüyoruz. Biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak iki senedir bu konuda bir atılım içerisindeyiz. 'Hiçbir Lisan Kuran'sız Kalmasın' kampanyasıyla bugün Kur'an-ı Kerim tercümelerimizin sayısı 22'yi buldu. Hedefimiz yeryüzünde hiçbir lisanın Kur'an'sız kalmaması. Sadece tercüme edip bırakmıyoruz. Onları tercüme edip aynı dili konuşan ülkelere de dağıtıyoruz. Her dili konuşan insanın Kur'an ile buluşması için çabamız devam ediyor. Sadece Kur'an değil, temel dini kaynaklarımızın tamamı şu anda 20'den fazla dile çevrilmiş vaziyette. Sadece Diyanet yayınları değil, Türkçeden başka dillere tercümeyi hak eden önemli bütün eserlerimizi tercüme ederek gecikmiş bir hizmeti telafi etmek için çaba içerisindeyiz. Bu geciktiğimiz bir alan. Üniversite camiamız artık sadece Türkçe yazmamalı. Çünkü Türkiye artık Türkiye'den ibaret değil. Türkiye Türkiye'den çok daha büyük. Başka dünyalar Türkiye'de üretilen fikre değer veriyor. Tercüme edip o dünyalara ulaşmalıyız. Sadece Türkçe yayın değil, gönül coğrafyamızda konuşulan bütün dillere tercüme etmeye devam etmeliyiz."


"Büyüklere çocuk bilincini anlatacak kitaplara ihtiyaç var"


Görmez, "Çocuk yayınları konusunda eksiklerimizi hızla kapatmaya devam ediyoruz. Önceleri çocuklara çocuk diliyle Allah'ın kitabını, Peygamberi, İslam'ı anlatacak kitaplar yoktu. Ama artık şimdi müstakil bir kitap fuarını düzenleyecek çocuk yayınlarına sahibiz. Hem Diyanet İşleri Başkanlığı olarak hem de yayıncılar olarak müstakil bir çocuk kitapları fuarı düzenleyecek konuma geldiğimizi görmenin mutluluğunu yaşıyorum. Ancak bunu çok daha ileriye taşımalıyız. Aslında büyüklere çocuk bilincini anlatacak kitaplara da ihtiyaç var. Sadece çocuklara çocuk diliyle anlatmaya ihtiyaç yok. Büyüklere çocuk bilincini anlatacak kitaplara ihtiyaç var."
"Eğer bir yavrumuzun zihninde camiyle ilgili yanlış bir iz bırakacaksanız teravih namazınızı evinizde kılın"
"Rabbimiz çocuklar için 'Gözün nuru, kalbin süruru' ifadesini kullanıyor. Gözün nuru olmazsa göz görmez." diyen Görmez, şunları söyledi:
"Çocuk İslam ümmetinin istikbalidir. Çocuk olmadığı zaman hepimiz kör oluruz, göremeyiz. Her Ramazan geldiğinde Diyanet İşleri Başkanı olarak en çok üstünde durduğum konu cami-çocuk ilişkisini yeniden nasıl tamir edebiliriz oldu. Bu ülkede herkesin cami-çocuk ilişkisiyle ilgili acı bir hatırası olduğunu biliriz. Camiye gelmeyen sevdiğimiz dostlarımıza 'Neden gelmiyorsun?' diye sorduğumuzda mutlaka Ramazan gelmiştir, annesi babası camiye götürmüştür, orada ya azarlanmıştır yahut bir hakaret duymuştur. 'Çıktım bir daha dönmedim.' hocam diyorlar. Yıllarca devam eden bu kötülüğü cami cemaatinin zihninden ve kafasından silmek için çok daha büyük çabalara ihtiyaç var. Eğer ümmetin istikbalini kuracak bir yavrumuzun zihninde cami, cemaat ve namaz ile ilgili yanlış bir iz bırakacak şekilde ona kötü davranacaksanız teravih namazınızı evinizde kılın. Bunu demeye devam edeceğim."
"Çocuğun camideki sesi gürültü değil, Allah'ın nimetidir"
Çocuğun camideki sesinin gürültü değil, Allah'ın nimeti olduğunu vurgulayan Görmez, "Allah bizi o nimetten hiçbir zaman mahrum bırakmasın. Biz, sırtına çocuk bindi diye secdesini uzatan Peygamberin ümmetiyiz. Biz, hutbe irat ederken çocuk kendisine yürüyor diye minberden inen, çocuğu kucağına alıp hutbesine devam eden Allah Resulünün ümmetiyiz. Biz, çocuk ağlaması duydu diye namazını kısa kesen Peygamberin ümmetiyiz. Çocuk konusu en önemli konumuzdur. Çocuk-kitap, çocuk-iman, çocuk-mabed ilişkisi çok önemlidir." şeklinde konuştu.
"Allah, mabed ile kadın arasındaki ilişkiyle ilgili bütün hurafeleri yok etti"
Görmez, kadın-mabed ilişkisi konusunda zihinlerdeki hurafeleri kaldıracak çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, "Kadın mabed ilişkisi üzerinde çokça durduk. Bunu da anlatmakta zorluk çekiyoruz. Bu konuda da büyüklerin zihinlerini işgal eden her türlü hurafeleri ortadan kaldıracak çalışmalara ihtiyaç var. Allah, Hz. Meryem'i bir mabede adayarak mabed ile kadın arasındaki ilişkiyle ilgili oluşan bütün hurafeleri yok etti. Hz. Meryem ile ilgili ayet bütün mihraplarımızın üzerinde yazılıdır. Mihraba adanmış bir büyük kadını Allah Kur'an'da zikretti. Ona müstakil bir sure ayırdı. Annesi 'Rabbim, ben karnımdakini mabede adamıştım ama kız çocuğu doğurdum.' dediğinde Rabbimiz ona 'Rabbi onu en güzel bir şekilde kabul buyurmuştur.' dedi. Ancak Rabbin kabul buyurduğunu cami cemaatinin bir kısmı kabul buyurmaya maalesef yanaşmıyor. Kabul etmek zorundalar. Rabbimiz kabul etmiş. Bu yanlış düşünceleri bir an önce zihinlerimizden silmek durumundayız." dedi.


"Engelli olan hiçbir kardeşimiz kitaptan mahrum kalmamalı"


Görmez, "Engelli kardeşlerimize yönelik yayınlarımız konusunda da çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Kültür Bakanlığımız bu konuda yayıncı dostlarımıza destek versin. Diyanet olarak biz her türlü desteği vermeye hazırız. Türkiye'de 10 milyonu bulan engelli kardeşimiz var. Engelli olan hiçbir kardeşimiz kitaptan mahrum kalmamalı. İşitme engelli kardeşlerimize mesela işaret diliyle Allah'ın dinini en güzel şekilde anlatmalıyız. Görme engelli kardeşlerimiz kalpleriyle görüyorlar zaten, parmaklarıyla da okuyorlar. Bütün önemli kitaplarımızı onlar için Braille Alfabesiyle bastırmalı ve onlara hediye etmeliyiz. Her alanda her türlü kitabı yayınlamalı ve engelli kardeşlerimize hediye etmeliyiz.".


Dini yayınlar alanında okuyucu, yazar ve yayıncıyı buluşturma amacıyla 1983'ten bu yana her Ramazan ayında İstanbul ve Ankara'da düzenlenen Kitap ve Kültür Fuarı bu yıl bir ilk olarak Gaziantep'te de kitapseverlerle buluşacak.
Türkiye Diyanet Vakfı tarafından gelenekselleştirilen, yüzlerce yayınevinin katıldığı ve kitapseverler tarafından ilgi gören Kitap ve Kültür Fuarı, Ankara'da 2-21 Haziran tarihleri arasında, İstanbul'da 26 Mayıs-21 Haziran tarihleri arasında, Gaziantep'te ise 9-21 Haziran tarihleri arasında kitapseverlerle buluşacak.

(İLKHA)