BAZI ŞEYLERİ "UĞURLU" VE "UĞURSUZ" SAYMANIN HÜKMÜ

Halk arasında yaygın olarak görülen davranış tarzlarından birisi de bazı şeyleri “uğurlu” veya “uğursuz” saymaktır. Öyle ki bir sınava giren öğrenci, bir maç izleyen seyirci, bir işe başlayan işçi “uğurlu” saydığı bir hareket yaparak, bir söz söyleyerek ya da uğurlu saydığı bir nesneyi yanında bulundurarak bu işe teşebbüs etmektedir. Yine belirli bir durumda “uğursuz” olarak sayılan bir kimse, nesne vb. görüldüğünde kişi yapmayı düşündüğü şeyden vazgeçebilmekte, yahut sonucun kötü olacağına kanaat getirerek yapma azmini kaybedebilmektedir.

Acaba bazı şeyleri uğurlu ve uğursuz saymanın İslam fıkhı açısından hükmü nedir?

İslam gelmeden önce câhiliye toplumunda uğur ve uğursuzluk inancı çok yayın olarak bulunuyordu. Onlardan biri bir şeyi yapmayı istediğinde bir kuş yuvasına giderek kuşu kaçırır ve bakardı: Kuş sağa doğru uçarsa bunu uğur olarak yorumlar ve o işi yapmasının hayırlı olacağını düşünür, kuş sola doğru uçarsa bunu uğursuzluk olarak yorumlar ve o işi yapmanın kötü olduğunu düşünürdü. Buna “tetayyür [uğur ve uğursuzluğu kuşun hareketine bağlamak] denilirdi. Yine ticarî bir işe girmeyi düşünen kimse falcılara başvurarak fal oklarıyla kısmetinin iyi mi kötü mü olacağına baktırırdı.

İslam, bu haliyle uğur ve uğursuzluk inancını kesin bir biçimde yasaklamıştır. Bir kimse, başına gelen iyilik ya da kötülüğü Allah’ın ilim, irade ve kudretini devre dışı bırakarak herhangi bir olay ya da nesnenin tesirine bağlarsa bu kimse İslam’a açıkça aykırı bir inanç ortaya koymuş olur. Şayet meydana gelen her olayı çekip çevirenin Allah Teâlâ olduğunu kabul etmekle birlikte bazı şeylerin meydana gelmesini kötü bir durumun meydana geleceğine dair bir alamet ve işaret gibi görür, kafasına ve aklına böyle bir şeyi yerleştirirse kötü bir iş yapmış olur. Kötülükten Allah’a sığınıp O’ndan hayır dileyerek ve tevekkülde bulunarak yapmayı istediği şeyi yapmaya devam ederse, kafasında meydana gelen “kötü bir şey olacak” düşüncesinin hiçbir tesiri olmaz. Kişi böyle yapmayıp sırf içine doğan uğursuzluk fikri sebebiyle yapmayı düşündüğü şeyden vazgeçerse günaha girmiş olur.

Asr-ı saadette yaşanan şu olay, Allah Resûlü’nün (s.a.v.) uğur-uğursuzluk ve fal gibi konulardaki tavrını net olarak ortaya koymaktadır:

Muâviye İbnü’-Hakem, Resulullah’a gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın elçisi! Ben cahiliyeden yeni kurtulmuş birisiyim. İslam dini geldi ama hâlâ bizim kabilemizden bazıları falcılara gidiyor.” Resulullah “sen gitme!” buyurdu. Muâviye “kabilemizden bazıları bazı şeyleri uğursuzluk sayıyorlar” dedi. Resulullah (s.a.v.) “bu, onların içlerinde hissettikleri bir duygudur. Bu duygu onları yapmayı düşündükleri şeylerden alıkoymasın!” (Müslim, Mesâcid, 33)

Yine Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Hastalığın [kendiliğinden] bulaşması, uğursuzluk, baykuşu uğursuz sayma, Safer ayını uğursuz sayma yoktur.” (Buharî, tıb, 19; Müslim, selam, 101)

Uğursuzluk inancı olmamakla birlikte bir kimsenin gördüğü bir şahsı, duyduğu bir sözü, okuduğu bir ifadeyi hayra yorması (tefe’ül) câizdir, hatta müstehaptır. Hz. Peygamber (s.a.v.) gördüğü-duyduğu şeyleri hayra yormayı severdi. Nitekim o “hastalığın kendiliğinden bulaşması veya uğursuzluk yoktur. Bununla birlikte hayra yormayı severim: Ki bu da güzel bir sözdür.” (Buharî, tıb, 43; Müslim, selam, 111)

Hz. Peygamber’in yaptığı şey, gördüğü bir şeyi veya duyduğu bir sözü “inşallah şöyle olacak” şeklinde hayra yormasıdır. Bu, kesinlikle bir nesne veya eşyayı uğurlu sayarak onu yanında bulundurmak değildir. Bir kimse herhangi bir nesnenin kendisine olağanüstü bir şekilde yardımcı olacağını düşünerek onu yanında bulundurursa İslam’a aykırı bir şey yapmış olur.

SONUÇ:

1. Canlı veya cansız bazı varlıkları, bazı fiil ve hareketleri uğursuz saymak kesin olarak İslam’a aykırıdır.

2. Uğursuzluk inancına sahip olan kişi şayet Allah'ın ilim, irade ve kudretini bir kenara bırakarak uğursuz saydığı bu varlıkların eşya ve olaylara tesir ederek kötülük yapabileceğini düşünüyorsa şirke girer. Çünkü Allah dilemedikçe hiçbir varlık diğer bir varlığa fayda veya zarar veremez.

3. Bir Müslümanın bazı şeyleri uğursuz sayarak bir şeyi yapmaktan vazgeçmesi doğru değildir. Yapması gereken şey kötülükten Allah’a sığınmak, tevekkül etmek ve yapmayı düşündüğü şeyi yapmaktır.

4. Bir kimsenin gördüğü bir şeyi, işittiği bir sözü hayra yorması dinde câiz hatta menduptur. Mesela sınava girecek bir öğrencinin evinden çıkarken annesinin “Allah zihin açıklığı versin” ifadesini hayra yorup “tamam bu sözü duydum ya Allah’ın izniyle başarırım” diye düşünmesi, bir işe girip girmemekte kararsız olan kimsenin uzun zamandır görmediği bir arkadaşını görüp “tamam, Allah’ın izniyle bu işe gireceğim” demesi menduptur. Vallahu a’lem.

(Soner Duman /19.Mayıs.2017/Cuma)