Adnan Menderes İmam-ı Azam’ın Türbesinde Neler Düşündü?

İslam dünyasından tamamen soyutlanmış bir Türkiye tasavvuru Demokrat Parti’nin CHP yönetiminden devraldığı bir yüktü. Araplarla dostluğumuzun arasındaki engelleri kaldırmak isteyen Adnan Menderes, bir Ortadoğu politikası inşa etmek üzere kolları sıvamış; Bağdat Paktı’nı oluşturmak üzere Irak’a gitmişti. Burada İmam-ı Azam’ın türbesini ziyareti sırasında düşündükleri, 61 yıl sonrasına bir tarih dersi niteliğinde.

Adnan Menderes, Bağdat’ta İmam-ı Azam Hazretlerinin türbesini ziyarete gitmiştir. Sonrasını (başlangıçta CHP’den meclise girmiş olup 1954 seçimlerinde DP’den milletvekili seçilmiş olan eski Emniyet Müdürlerinden) Sebati Ataman’dan beraber dinleyelim:

“Dualarımızı okuduk, ayrılacağız. Adnan Bey kımıldamıyor. Öylece kaldı, âdeta murakabeye daldı. Nihayet silkinip kendine geldi. Dışarı çıkarken yanına yaklaştım ve sordum:

“Beyefendi, bir murakabeye daldınız, merak ettim, o esnada ne düşündünüz?”

Kolumdan tutup bir kenara çekti ve şu cevabı verdi:

“Sebati, bu mezarını ziyaret ettiğimiz şahsiyet, burada ve yakın şarkta, bizim memleketimiz de dahil bütün İslam ülkelerinde ebedî olabilecek bir nizam kurmuştur. Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra bu nizam da yıkılmış, darmadağın olmuştur. Şimdiki İslam ülkelerinin vaziyetini görüyorsun. Bu nizamın başka esaslar dahilinde yeniden kurulması, sulh ve sükûnun avdet etmesi lâzımdır. Biz de buraya bunun için geldik.”

Menderes’in sözlerini dinlerken, gözüm yaşlar içinde kalmıştı. Bana “Ağlıyor musun?” diye sordu ve sözlerini sürdürdü:

“Ağlama, bu olacak, muhakkak olacak, biz görmeyeceğiz ama torunlarımız muhakkak görecek.”

Kaynak: Mustafa Armağan, Derin Tarih, Nisan 2017; s. 114-7.