Etiketlenen üyelerin listesi

ASLÎ İHTİYAÇLARDAN OLAN BİR ŞEYİ SATIN ALMAK İÇİN BİRİKTİRİLEN PARAYA ZEKÂT DÜŞER Mİ? Zekâtın kişiye farz olma sebebi nisap miktarı mala sahip olmasıdır. Kişinin nisap miktarı mala sahip olup olmadığı hesaplanırken onun aslî ihtiyaçlarından olan ev, ev eşyası, kullanım eşyaları , binek gibi mallar dışarıda tutulur. Bunlar zekâta tabi değildir. Bir kimse, aslî ihtiyaçlarından olan bir şeyi satın almak üzere para biriktirse; mesela evlenmek, ilk evini almak, ilk arabasını almak, sanatkâr

Bu konu 364 kez görüntülendi 1 yorum aldı ...
Biriktirilen Paraya Zekat Düşer mi? 364 Reviews

    Konuyu değerlendir: Biriktirilen Paraya Zekat Düşer mi?

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 364 kez incelendi.

  1. #1
    Ehl-i Sünnet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    05-02-2011
    Mesajlar
    3.041
    Adı geçen
    3 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Ehl-i Sünnet

    ASLÎ İHTİYAÇLARDAN OLAN BİR ŞEYİ SATIN ALMAK İÇİN BİRİKTİRİLEN PARAYA ZEKÂT DÜŞER Mİ?

    Zekâtın kişiye farz olma sebebi nisap miktarı mala sahip olmasıdır. Kişinin nisap miktarı mala sahip olup olmadığı hesaplanırken onun aslî ihtiyaçlarından olan ev, ev eşyası, kullanım eşyaları [elbise vb.], binek [araba] gibi mallar dışarıda tutulur. Bunlar zekâta tabi değildir.

    Bir kimse, aslî ihtiyaçlarından olan bir şeyi satın almak üzere para biriktirse; mesela evlenmek, ilk evini almak, ilk arabasını almak, sanatkâr olan kişi dükkânına âlet edevat almak üzere para biriktirse bu para da aslî ihtiyaç gibi değerlendirilir mi yoksa para olması sebebiyle zekâta tabi mi olur?

    Fıkıh mezhepleri icmaya yakın bir derecede elde bulundurulan paranın hangi sıfatla bulundurulduğuna bakılmaksızın zekâta tabi olduğu görüşünü benimsemiştir. Bu konuda klasik dönemde yegâne farklı görüş belirten -tespit edebildiğim kadarıyla- Hanefîlerden İbn Melek'tir (İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtar, II, 262).

    Kaynaklarda İbn Melek'in görüşüne ilişkin naif bir temas dışında (el-Halebi) herhangi bir delil zikredilmemektedir. Aşağıda her iki görüş lehine kendimce deliller serdedecek ve en son kanaatimi belirteceğim:

    1. Aslî İhtiyaç için biriktirilen Paraya Zekât Düşmez:

    İbn Melek'in belirttiğine göre bir kimse, aslî ihtiyaçlarından olan bir şeyi alma niyetiyle para biriktirirse bu birikim hükmen aslî ihtiyaç gibi değerlendirilir ve zekâta tabi olmaz.

    Kanaatimce bu görüş lehine delil olarak ileri sürülebilecek hususlar şunlardır:

    a) Aslî ihtiyacın kendisine zekât düşmüyorsa, bu amaçla yapılan birikim de hükmen aslî ihtiyaç olarak kabul edilir ve ona da zekât düşmez.

    b) Niyetin zekât konusunda bir etkisi vardır. Nitekim bir mal, ticaret niyetiyle elde bulundurulduğunda zekâta tabi olduğu halde ticaret niyeti olmadığında zekâta tabi olmamaktadır. Şu halde burada da niyetin zekâta etkisi olmalıdır.

    c) Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde kadının altın-gümüş takıları onun aslî ihtiyacı gibi değerlendirilerek zekât dışı kabul edilmiştir. Altın-gümüşün kendisi artıcı mahiyette olduğu halde aslî ihtiyaç olarak kabul edilip zekât dışı görülüyorsa burada da para yahut altın-gümüş zekât dışı değerlendirilebilir.

    d) Adalet ve hakkaniyet ilkesi de bunu gerektirir. Zira lüks bir evi, son model pahalı bir arabası, değerli ev eşyaları olan bir kimsenin nisap miktarı birikimi yoksa zekât vermediği halde mesela asgarî ücretle çalışıp ev satın almak için para biriktiren ve biriktirdiği para nisap miktarına ulaşan birisi zekât ödemekle yükümlü olmaktadır. Zekât ödemesi birikimi azaltacağından bu durum kişinin birikim yapmasını daha da zorlaştıracaktır.

    2. Aslî İhtiyaç için biriktirilen Paraya Zekât Düşer.

    Âlimlerin neredeyse tümü tarafından savunulan görüşe göre altın-gümüş ve para, zatı itibarıyla artıcı özellikte olduğundan bunlar ister birikim / yatırım, isterse harcama amacıyla elde bulundurulmuş olsun zekât düşer.

    Bu görüş lehinde -kanaatimce- şu deliller ileri sürülebilir:

    a) Kur'an'da altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar şiddetli azapla kınanmıştır. Bu biriktirmenin hangi amaçla olduğuna ilişkin bir ayrım yapılmadığına göre hüküm geneldir.

    b) Para, hükmen aslî ihtiyaç gibi değerlendirilemez. Zira aslî ihtiyaçtan olan mal nâmî olmadığı halde altın-gümüş ve para nâmi [artıcı]dır. Şu halde bu, bir kıyas mea'l-fârıktır.

    c) Aslî ihtiyaçları almak için yapılan birikim, kadının takılarına kıyas edilemez; çünkü kadın bunları bilfiil kullanmaktadır. Oysa birikim, kullanmak için değil ileride sarfedilmek üzere elde tutulmaktadır. Netice itibarıyla bu para, ticarî bir faaliyet olan "satın alma" amacıyla elde tutulmaktadır.

    d) Zekâttaki miktarlar taabbudî hükümlerden olup adalet ve hakkaniyet ilkeleri doğrultusunda değerlendirilemez. Zira bu ölçü alınırsa 39 koyun, 29 sığır, 4 deve, 199 dirhem gümüş (veya 19 miskal altın) sahibi olan bir kimse zekât vermeyecek, buna karşılık 40 koyun veya 30 sığır veya 5 deve yahut 200 dirhem gümüşü olan kişi zekât vermek durumunda kalacaktır. Yine 40 koyunu olan bir koyun zekât verdiği halde 80 koyunu olan iki tane vermeyecek 121 koyunu olan iki tane verecektir. Oysa bu hükümler nasslarla sabit olduğu gibi üzerinde icma da bulunmaktadır.

    e) Elde bulundurulan para muayyen bir mal değildir, dolayısıyla onun aslî ihtiyaca tahsis edilmiş kabul edilmesi ve bunun için taayyün etmesi de mümkün değlidir. Zira insan bu parayı her an başka bir şey için kullanabilir. Söz gelimi ev almak için para biriktiren bir kimse gelişen yeni bir durumda bu parayı iş kurmak ya da işini büyütmek için harcayabilir.

    f) Bu paraların zekât dışı kabul edilmesi, insanların bunu suistimal etmesine, fakirlerin olan zekâtın onların eline ulaşmamasına ve zekât potansiyelinin azalmasına yol açar.

    Değerlendirme ve tercih:
    1. Âlimlerin çoğunluğunca tercih edilmiş olması,
    2. Fakirlerin maslahatına daha uygun olması,
    3. Para biriktiren şahıs açısından da kazancının bereketlenip daha da artmasına vesile olması gibi sebeplerle ikinci görüşü tercih ediyorum.

    Vallahu a'lem.

    (Soner Duman /13.Mart.2017)

  2. #2
    Ehl-i Sünnet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    05-02-2011
    Mesajlar
    3.041
    Adı geçen
    3 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Ehl-i Sünnet
    ZEKÂTA İLİŞKİN GÖZDEN KAÇIRILAN BİR HUSUS

    Fıkıh kitaplarında zekâtın şartları sayılırken "aslî ihtiyaçlar" listesi belirtilir. Kişinin oturduğu ev, ev eşyası, yaz ve kış giydiği elbise, ilim tahsilinde kullandığı kitap, bindiği araba zikredilir. Buna karşılık kişinin oturduğu ev dışında başka bir evi, bindiği araba dışında başka bir arabası, yaz ve kış giydiği elbise dışında başka elbiseleri, ilim tahsili haricinde elinde tuttuğu kitapları "aslî ihtiyaçlar" kapsamında görülmez.

    Şimdi soru şu: Peki aslî ihtiyaçlar listesinde yer almayan bu mallar zekâta tabi midir? Yani kişinin nisap miktarı mala sahip olup olmadığı belirlenirken bu mallar dikkate alınır mı?

    Bu mallar zekâta tabi değildir. Çünkü zekâta tabi mallarda bulunması gereken özellik nema [hakikaten veya hükmen artma] özelliğidir. Buna göre kişinin otoparkında tuttuğu ikinci arabası, yazlığı, boşta duran dairesi, evin deposunda tuttuğu ev eşyaları, ilim tahsilinde kullanmadığı kolilerde beklettiği kitapları ne hakikaten ne de hükmen artıcı özellikte olduğu için zekâta tabi değildir.

    Öyleyse aslî ihtiyaçlar listesinde yer almayan, diğer taraftan namî olmadığı için zekâta tabi de olmayan bu mallar fıkıh kitaplarında niçin zikredilir?

    Bunun sebebi şudur:

    1. Aslî ihtiyaçlardan olmayan ama artıcı özelliğe de sahip olmayan mallar, şayet nisap miktarına ulaşıyorsa kişi bunlar için zekât vermez ama bunlar sayesinde fakir olmanın dışında kaldığı için zekât alması da haram olur. Söz gelimi aslî ihtiyaçları dışında yedek bir arabası bulunan bir kimsenin başka hiçbir parası olmasa bile bu arabası nisap miktarından fazla olduğu için zekât alamaz.

    2. Kurban, ve -Hanefîlere göre fitre- yükümlülüğünde kişinin nisap miktarı mala sahip olması dikkate alınırken bu malın nâmi olup olmaması arasında fark yoktur. İşte zekâtta hesaba katılmayan gayr-i nâmi / aslî ihtiyaç fazlası mallar kurban ve fitre yükümlülüğünde hesaba katılır. Bir kimsenin hiç parası olmasa bile aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarına ulaşan malı varsa o kişinin kurban kesmesi ve fitre vermesi Hanefîlere göre vacip olur.

    3. Hac yükümlülüğünde de gayr-i nâmî mallar hesaba katılır.

    Sonuç:

    Kişinin elinde bulunan mallar üç türlüdür:

    1. Aslî ihtiyaç olan mallar: Bu miktarda mala sahip olan kimsenin dilenmesi haramdır. Kişinin elinde bunlar dışında mal yoksa zekât, kurban, fitre, hac ile yükümlü olmaz. Bu şahsa zekât verilebilir.

    2. Aslî ihtiyaç fazlası olan ama artıcı nitelikte olmayan mallar: Bu miktarda mala sahip olanın zekât ve fitre alması haramdır. Kurban kesmesi ve fitre vermesi vaciptir.

    3. Aslî ihtiyaç fazlası olan ve artıcı nitelikte olan mallar: Bu miktarda mala sahip olan kimsenin zekât vermesi farzdır. Vallahu a'lem.

    (Soner Duman /14.Mart.2017/Salı)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Haftaya Kalmaz Hükumet Düşer :)
    By hirahos in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 205
    Son Mesaj: 30-03-2014, 20:21
  2. Gül lütfundan şu sineme har düşer
    By hafsa in forum Kapatılan Konular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15-12-2007, 18:38
  3. Cemre insana düşer...
    By akinci1453 in forum GENEL EDEBİYAT
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19-08-2007, 00:27
  4. Cemre Insana Düşer
    By mustafa63 in forum Kapatılan Konular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26-01-2007, 11:36
  5. Bir umut düşer yüreğime
    By gurbet in forum FOTO / KARİKATÜR
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 12-07-2006, 20:37

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş