Etiketlenen üyelerin listesi

Soru: Nebî ile Rasûl arasında bir fark var mıdır? Hz. Davud (as) ve kendisine sühuf verilen peygamberler Rasûl’müdür? Cevap: Âlimlerden bir kısmı Nebî ile Rasûl arasında bir fark kabul etmezler. Onlara göre Nebî Rasûl, Rasûl de Nebî demektir. Bu grupta yer alan âlimlerin başında Kâdı Abdulcebbar’ı sayabiliriz. Ona göre; ıstılahta Nebî ile Rasûl arasında hiç bir fark yoktur (1). Meşhur el-Ahkâmu’s-Sultaniye isimli kitabın müellifi Mâverdi de (öl:450/1058) Nebî ile Rasûl arasında bir fark

Bu konu 149 kez görüntülendi 2 yorum aldı ...
Nebî ile Rasûl arasında bir fark var mıdır? 149 Reviews

    Konuyu değerlendir: Nebî ile Rasûl arasında bir fark var mıdır?

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 149 kez incelendi.

Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen Ehl-i Sünnet

Konu: Nebî ile Rasûl arasında bir fark var mıdır?

  1. #1
    Ehl-i Sünnet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    05-02-2011
    Mesajlar
    3.005
    Adı geçen
    3 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Ehl-i Sünnet

    Soru: Nebî ile Rasûl arasında bir fark var mıdır? Hz. Davud (as) ve kendisine sühuf verilen peygamberler Rasûl’müdür?

    Cevap: Âlimlerden bir kısmı Nebî ile Rasûl arasında bir fark kabul etmezler. Onlara göre Nebî Rasûl, Rasûl de Nebî demektir. Bu grupta yer alan âlimlerin başında Kâdı Abdulcebbar’ı sayabiliriz. Ona göre; ıstılahta Nebî ile Rasûl arasında hiç bir fark yoktur (1).

    Meşhur el-Ahkâmu’s-Sultaniye isimli kitabın müellifi Mâverdi de (öl:450/1058) Nebî ile Rasûl arasında bir fark görmez (2). O, Rasûl’ü târif ederken; “Nebîler (Enbiya) Allah’ın emir ve nehiyleriyle kullarına gönderdiği (Rasûller) elçilerdir.” Der (3). Nebî ile Rasûl arasında ayrım yapmayanlardan bir diğeri olan Cüveynî’ye göre Nübüvvet, kulları içinden seçtiği birine Allahu Teâlâ’nın “Sen benim Rasûlümsün (elçimsin)” demesiyle meydana gelir (4). Bu grupta yer alan Amidî de Cüveynî’nin târifine uyarak, “Nübüvvet; kulları içinden seçip çıkardığı birine Allahu Teâlâ’nın “Sen benim Rasûlüm ve Nebîmsin” demesiyle hâsıl olur.” der (5).

    Bu grup içinde yer alanlardan Taftâzânî Nebî’yi târif ederken: “Nebî, kendisine vahyolunan şeyi tebliğ etmek üzere Allah’ın gönderdiği insandır. Rasûl de öyledir.” der (6). Böylece ikisi arasında bir fark görmediğini açıkça ifâde etmiş olur. İcî de Nebî ile Rasûl arasında bir fark görmez. O “Nebî, Allahu Teâlâ’nın kendisine ‘Seni Rasûl (elçi) olarak gönderdim.’ veya ‘Benden (şunları) onlara tebliğ et.’ gibi sözler söylediği kişidir.” der (7). Aliyyü’l-Kari, İmam Ebû Hanife’nin de Nebî ile Rasûl’ün eş anlamlı kelimeler olarak kabul ettiğini, Feth'ul-Kadîr sahibi İbn-i Humam’ın da bu görüşü benimsediğini söylemiştir (8). Ancak İbn-i Humam’ın Şerhû'l Müsayere’de farklı bir görüş zikrettiği de vakidir (aşağıda gelecek).

    Âlimlerden bazıları ise Nübüvvet’le Risâlet, dolayısı ile Nebî ile Rasûl arasında fark olduğu kanâatındadır. İmam et-Tahâvî’ye göre; Yüce Allah sema’dan kendisine haber verdiği kimseye, eğer başkasına tebliğ’de bulunmasını emretmişse o kişi hem nebî, hem rasûl’dür. Şâyet ona başkasına tebliğ etmesini emretmemiş ise o kimse nebî’dir, rasûl değildir. Buna göre rasûl, nebî’den daha özeldir. Her bir rasûl, bir nebî’dir. Fakat her bir nebî, rasûl değildir (9).

    İmam-ı Maturidi, İbnu’l Humam ve Kadı Iyaz’ a göre: Resûl; Allahû Teâla (cc)'nın kendisine vahyederek tebliğe memur kıldığı, kendisine kitab ve yeni bir şeriat verdiği kimsedir. "Nebi" ise Allahû Teâla (cc)'nın kendisine vahyettiğinden insanları haberdar eden, fakat kendisinden önceki bir Resûlün şeriatı ile amel eden ve insanlara bunu izah edendir. Muayyen mevzularda kendisine hususi haberler de vahyedilir (10).

    İmam Şâfiî’ye göre: Rasûl, müstakil bir şerîat sahibidir. Nebîler ise, bu Rasûller’in şerîatını tatbik etmek üzere gönderilirler, ayrı bir din ve şerîat sahibi değillerdir. Bundan dolayı her Rasûl Nebî olduğu halde, her Nebî Rasûl değildir (11).

    Abdulkâhir el-Bağdâdî de İmam eş-Şâfiî’nin târifine benzer bir şekilde şöyle der: “Nebî, kendisine Allah’dan vahiy gelen ve kendisine meleğin vahiy getirdiği kimsedir. Rasûl ise, kendisine yeni ya da kendinden önceki şerîatın hükümlerini nesheden bir şerîat ile gelen Peygamber’dir. Her Rasûl Allah’ın Nebî’si, fakat her Nebî O’nun Rasûl’ü değildir” (12).

    Beydâvî’ye göre Rasûl, Allah’ın insanları davet edeceği yeni bir şerîatle gönderdiği zât, Nebî ise kendinden önceki şerîatı takrîr etmek üzere Allah’ın vazifelendirdiği zâttır (13).

    Meydani ve Ömer Nasuhi Bilmen’e göre de; yeni bir kitap ve yeni bir şeriat ile bir ümmete peygamber olarak gönderilmiş olan zata hem Nebî, hem Rasûl, Mürsel denir. Yeni bir kitap ve yeni bir şeriat ile gönderilmeyip de kendisinden evvelki bir peygamberin kitabını ve şeriatını ümmetine bildirmeğe memur olmuş olan zata da yalnız Nebi veya peygamber denilir, Resül ve Mürsel denilmez (14, 15).

    Hâlbuki bazı Rasûller vardır ki, kendilerine yeni bir şerîat gelmemiştir. İlk Peygamber Hz. Adem (a.s.) ile sonuncusu Hz. Muhammed (s.a.v.) arasında hadîs-i şeriflerden 124.000 Nebî ile 315 Rasûl’ün bulunduğu anlaşılmaktadır (16, 17). Kaldı ki, kitap indirilmesi şerîatın değişmesini gerektirmez. Allah (c.c.) Hz. Dâvûd’a Zebûr’u indirdiğini beyân eder (18). Ama buna rağmen O, Hz. Mûsâ’nın şerîatı üzeredir. Zîrâ Hz. Dâvûd’a (a.s.) indirilen, Zebûr [dört ilâhi kitaptan biri, diğer üçü Tevrat, İncil, Kur’an-ı Kerim olup bir kaç sahifelik kitaplara da sühuf, sahife adı verilir (19)] 155 sûreden meydana geldiği halde helâl ve haram gibi hükümler ihtivâ etmemektedir. Sadece hikmet ve nasihatten ibarettir (20). Bu nedenle Dâvûd aleyhisselâm Tevrât'ın hükümlerini yürürlükten kaldırmayıp Hazret-i Mûsâ'nın getirdiği dini kuvvetlendirdiğinden Resûl olmayıp, Beni İsrâil'e gönderilen Nebilerden biri olduğu görüşü de vardır (21).

    Fahruddini Razi’ye göre de, Hz. İshâk, Hz. Ya’kûb, Hz. Yûnus, Hz. Hârun, Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman’ın (Aleyhimüsselâm) Rasûl olmamaları gerekir. Zîrâ, bu Peygamberler’e kendilerinden önceki şerîatleri nesheden kitap verilmemiştir. Bu Peygamberler kendilerinden önceki Peygamberler’in şerîatleri üzere gönderilmişlerdir (22).

    Yukarıdaki bilgiler ışığında; bütün Peygamberler Allah’tan vahiy alır. Bunlardan bir kısmı yeni bir şeriat getirir o zaman Onlara Resul denir. Bir kısmı ise yeni bir şeriat getirmez kendisinden evvelki bir peygamberin şeriatını sürdürür, Onlara da Nebi denir. Her Resul nebidir, her nebi Resul değildir. Buna göre “nebi”, Yüce Allah’tan kendine mahsus vahiy (vahy-i metlüvv) almayan, fakat vahyin başka bir türü ile muhatap olmak haysiyetiyle kendisinden önceki “Resul”ün şeriatını devam ettirme görevi bulunan peygamber demektir. “Resul” de, Yüce Allah’tan, kendine mahsus vahiy (vahy-i metlüvv) alan ve kendisinden önceki peygamber(ler)in şeriatinden farklı hükümler ihtiva eden bir şeriat getiren peygamberdir (23).

    Ezcümle; Hz. Davud (as) kendisine kitap verildiği halde yeni bir şeriat verilmediğinden âlimler nazarında Resul olup olmadığı ihtilaflıdır. Kesin olarak O, Resuldur veya sadece Nebi’dir diyemiyoruz. Sühuf sahibi olanlar içinde aynı ihtilaf söz konusudur.

    Şüphesiz Allah (cc) en doğruyu bilendir.












    Kaynaklar:
    1. Kâdı Abdulcebbâr (İbn Ahmed), Şerhu’l-Usûli’l-Hamse, 567, Tahkîk: Dr. Abdulkerim Osman, 1. Baskı, 1384/1965, Matbaatu’l-İstiklâl.
    2. İbn Imâd (el-Hanbelî), Şezerâtu’z-Zeheb fî ahbâri men Zeheb, 3/285-287, Dâru’l-Âfâk el-cedîde, Beyrut-Lübnan; ez-Ziriklî (Hayreddin), A’lâm Kâmûsu Terâcimi li-Eşheri er-Ricâli ve’wn-Nisâi Mine’l-Arab, ve’l-Mü’sta’rabîne ve’l-Müsteşrikîn, 4/327, Dâru’l-İlm li’l-Melâyin, Beyrut.
    3. Mâverdi (Ebu’l-Hasan Ali İbn Muhammed), 20, 24, 27, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, Lübnan, 2. Baskı, 1401/1981.
    4. İmâmu’l-Harameyn el-Cüveynî, Kitâbu’l-İrşâd ilâ Kavâtıi’l-Edille fî Usûli’l-İ’tikâd, 355; Tahkîk: Dr. Muhammed Yûsuf Mûsâ ve Ali Abdu’l-Mun’im Abdulhamîd.
    5. Âmidî (Seyfuddin el-Âmidî), Ğâyetu’l-Merâm fî İlmi’l-Kelâm, 317, Kahire, 1391/1971, Tahkîk: Hasan Mahmûd Abdullâtif; Âmidî, el-Mübîn fî Şerhi Meânî elfâzı’l-Hukemâ ve’l-Mütekellimîn, 122, Kahire, 1403/1983, Tahkîk ve Takdim: Dr. Hasan Muhammed eş-Şâfiî.
    6. Taftâzânî (Saduddin Ömer), Şerhu’l-Makâsıd, 2/173.
    7. el-Îcî (el-Kâdı Abdurrahman İbn Ahmed), el-Mevâkıf fî ılmi’l-Kelâm, 337; Âlemü’l-Kütüb, Beyrut.
    8. Şerhu Fıkhi’l-Ekber, 11.
    9. İbn Ebi’l-İzz ed-Dımeşkî el-Hanefî, El-Akîdetü’t-Tahâviyye ve Şerhi.
    10. İmam-ı Maturidi-Tevilatû'l Kur'an-H.S. Ağa Küt, var. no: 243/a, ayrıca İbn-i Hümam- Şerhû'l Müsayere-Bulak: 1317,. s. 198, Kadı İyaz- Şifa-i Şerif-İst: 1977, Çile Yay. s. 251 vd.
    11. İmam eş-Şâfiî (Ebû Abdullah Muhammed İbn İdris), Kitâbu’l-fıkhi’l-ekber fi’t-Tevhid, 28; 1. Baskı, Matbaatu’l-Edebiyye el-Özbekiyye.
    12. el-Bağdâdî (Abdulkâhir İbn Tâhir), 154; 1. Baskı, İstanbul, 1346/1927.
    13. Beydâvî, Tefsîr, 6/305, Dâru’s-Sâdır, Beyrut.
    14. Meydâni, el- Akidetü’l İslamiyye, s. 297-300.
    15. Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali. Tercüme ve sadeleştirme Mehmet Talu. s. 32.
    16. Ahmed ibn Hanbel, Müsned, 5/178, 179, 226-66; Hâkim, Müstedrek, 2/262, 597; Beyhakî, Sünen, 9/4; Suyûtî, ed-Dürru’l-Mensûr, 1/126.
    17. Taberî Ebû Câfer Muhammed İbn Cerîr, Târîhu Taberî (Târîhu’r-Rüsul ve’l-Mülûk), 1/152, 153, 312, 313; İbn Asâkîr, Tehzîbü Târîhu Dimaşk el-Kebîr, 6/356, 357; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, 2/424; Alâaddîn Ali el-Müttakî (İbn Hüsameddin el-Hindî el-Burhan Fevrî, öl:975/1567), 16/131-134, Hadis No: 44158; Müessesetü’r-Risâle, 1399/1979.
    18. Nisâ Sûresi, 163; İsrâ Sûresi, 55.
    19. Ömer Nasuhi Bilmen, a.g.e. s. 35.
    20. Kurtubî, el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’ân, 6/17; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, 2/422.
    21. Peygamberler Tarihi, İhlas Yayınları - v.1.01, Dâvûd aleyhisselâm babı.
    22. Fahruddin er-Râzî, et-Tefsîru’l-Kebîr, 23/49.
    23. Ebubekir Sifil, Gayri Metlüvv Vahiy-Nübüvvet İlişkisi. Şubat 2002 – Milli Gazete.
    Hür Fikir bunu beğendi.

  2. #2
    Hür Fikir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    16-03-2012
    Mesajlar
    118
    Adı geçen
    3 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Hür Fikir
    Medresede ilim tahsil ettiğimiz kısıtlı bir zamanda Resulün kitap gönderilen elçi nebinin ise ilham ile görevlendirilen elçiler olduğunu öğrenmiş idik. Hazreti Davud a.s'mın da kitap gönderilen elçi olduğu için resul olduğunu, risalet için yeni şeriatın belirlenme şartı olmadığı konusunda görüşler dinlemiştik. Yukarıdada zikredildiği üzre bu konu ihtilaflıdır lakin benim kanaatimce ilmi bir çalkantıya çevrilmemesi gerekir.

  3. #3
    alanyali07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    11-05-2008
    Mesajlar
    6.110
    Adı geçen
    3 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @alanyali07
    Nebi rasul kavramları,birçok suistimale de kapı aralaması açısından aslında çok önemli bir konu..
    özellikle son yüzyıllarda rasul kavramı kullanılarak vahiy aldığını iddia eden, rasul olduğunu iddia eden ve kitap geldiğini iddia eden ve İslam ümmetinde topraklarında büyük sorunlara yol açan olaylar vuku bulmuştur.
    Hz. Muhammed son nebidir ama sonra resul gelmeye devam eder söylemi günümüzde yavaş yavaş daha gün yüzüne çıkmaya başlamıştır.
    Yalnız Kurancıların bir güruhu buna bayraktarlık yapmaktadır. Edip yüksel,reşad halife gibi..
    Ya da sahte tasavvufçuların bir güruhu bunu savunmaktadır.
    İskender Ali gibi..

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Gülen ve Erbakan arasında fark var !!!
    By Gerçekler in forum Kapatılan Konular
    Cevaplar: 59
    Son Mesaj: 04-02-2010, 02:55
  2. TÜSİAD İle MÜSİAD arasında ne fark var
    By Dergaz in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06-01-2010, 20:00
  3. Bakan'la eşek arasında ne fark var?
    By Berre Tuna in forum MİZAH
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 18-05-2008, 00:36
  4. cihad ile savaş arasında ne fark vardır
    By hajret in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 23-09-2007, 15:21
  5. Okumayan ile okuyamayan arasında fark varmı?
    By urban in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22-08-2007, 19:49

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş