KİŞİ ÇOCUKLARINA MAL BAĞIŞLARKEN EŞİT DAVRANMAK ZORUNDA MI?

Ana-babalar, çocuklarına mal bağışlayabilirler. Bunu yaparken çocukları arasında eşitliğe riayet etmeleri zorunlu mudur? Bu meseleyi üç başlık halinde ele alacağım.

1. Eşit bağışta bulunmanın hükmü nedir?

Bu konuda iki görüş söz konusudur. Bir görüşe göre “eşit bağışta bulunmak müstehap, bir gruba göre ise farzdır. Şimdi bu görüşlere kısaca temas edelim:

a) Eşit bağışta bulunmayı müstehap görenler ve delilleri

Hanefîler, Mâlikîler ve Şâfiîlere göre eşit davranmak müstehap olmakla birlikte zorunlu değildir.

Bu görüşte olanlar hulefay-i raşidinden Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in uygulamasını delil gösterirler. Zira Hz. Ebubekir, diğer çocuklarına değil Hz. Âişe’ye bir şey bağışlamıştır. Yine Hz. Ömer de diğer çocuklarına değil Âsım’a bir şey bağışlamıştır.

Hz. Peygamber (s.a.v.), çocuklarından birine bir şey bağışlayan ve Peygamberimizi buna şahit tutmak isteyen Numan bin Beşir’in babasına “benden başkasını şahit tut” buyurmuştur. [Müslim]. Eğer eşit tutmak farz olsaydı peygamberimiz bu işlemin geçersiz olduğunu belirtirdi.

b) Eşit bağışta bulunmayı farz kabul edenler ve delilleri

Hanbelîler, Ebu Yusuf, Tavus, İbn Mübârek’e –ve bir rivayete göre İmam Mâlik’e- göre eşit bağışta bulunmak farzdır. Kişi çocuklarından birine / bir kısmına bağışta bulunursa veya hepsine bağışta bulunduğu halde eşitliğe riayet etmezse günaha girmiş olur. Bu durumda şu iki yoldan birini izlemelidir: Fazla verdiği çocuklarından fazla kısmı almak veya az verdiği çocuklarına bağışta bulunarak fazla verdiğiyle eşitlemek.

Bu görüşün delili şu hadistir: Numan bin Beşir’in babası, Numan’a bir bağışta bulunmuş, Allah Resûlü’nü de buna şahit tutmak istemişti. Peygamberimiz ona “senin bundan başka çocuğun var mı?” diye sordu. Adam “var” dedi. Peygamberimiz “onların hepsine bu kadar bağışta bulundun mu?” diye sordu. Adam “hayır” dedi.

[Hadisin bundan sonraki kısmında Peygamberimizin o şahsa ne söylediğine ilişkin şu şekilde farklı rivayetler vardır.]

“O halde bağıyladığın şeyi geri al”, “Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adaletli olun.”, “Beni zulme şahit tutma.”, “Buna benden başkasını şahit tut.” [Buharî, Müslim]

Kanaatimce eşit taksim farz değil müstehaptır. Zira bunu farz görenlerin delil olarak ileri sürdüğü hadis haber-i vâhid olması hasebiyle sübutunda zan bulunduğu gibi, diğer grubun yorumunda da görüleceği üzere farklı yorumlanmaya müsait olduğundan delaletinde de zan bulunmaktadır. Ayrıca sahabe tatbikatı da bunun farz olmadığı görüşünü desteklemektedir.

2. Eşit bağışta bulunmak ne demektir?

Bu konuda da iki görüş bulunmaktadır.

a) Kız ve erkekleri eşit tutmak

Âlimlerin çoğunluğuna göre “eşit bağışta bulunmak” kızlar ve erkekler arasında ayrım yapmaksızın hepsine aynı miktarda bağışta bulunmaktır. Çünkü konuya ilgili hadisler erkekler ve kızlar arasında bir ayrım yapmamaktadır.

b) Erkeklere, mirasta olduğu gibi kızların iki katı kadar vermek

Hanbelîler, Hanefîlerden İmam Muhammed, Şâfiîlerde zayıf olan görüşe göre eşit davranmak demek çocuklara miras paylarına göre bağışta bulunmak anlamına gelir. Buna göre erkeklere kızların iki katı kadar verilir. Çünkü Yüce Allah en âdıl hüküm verici olarak mirasın bu şekilde taksim edilmesini istemiştir. Öyleyse bizler de bağışta bulunurken bunu dikkate almalıyız.

Kanaatimce bu konuda kız – erkek ayrımı yapmak ve bunu mirasa kıyaslamak doğru değildir. Zira ana-baba hayatta iken çocuklarını yedirme, içirme, diğer ihtiyaçlarını karşılama gibi hususlarda nasıl ki kız ile erkek arasında ayrım yapmıyorlarsa / yapamazlarsa bağış meselesi de bu şekilde kabul edilmelidir. Miras meselesinde ise durum farklıdır.

3. Eşit dağıtmamayı mazur kılan durumlar olabilir mi?

Çocuklardan bir kısmını diğerlerine tercih edecek tarzda farklılık yapmak kötü görülmüş olmakla birlikte eşit bağışta bulunmamayı mazur kılan bazı durumlar söz konusu olabilir. Bu konuda şu gibi gerekçelerle çocuklardan birine / bir kısmına farklı miktarda bağışta bulunulabilir:

a) Fakir, bakacak kimsesi çok olan çocuğa durumu iyi olana göre fazla bağışta bulunulabilir.

b) Dindar olan çocuğa bağışta bulunulup fâsık olan, aldığı bağışı içki, kumar vb. yollarda boşa harcayacak olan çocuğa bağışta bulunulmayabilir. Şayet fâsık olanın ailesi varsa ailesine bağışta bulunulabilir.

c) İlim tahsiliyle meşgul olan çocuğa meşgul olmayandan fazla bağışta bulunulabilir.

d) Hasta olana sağlam olandan fazla bağışta bulunulabilir.

Kanaatimce buna şu hususu da ekleyebiliriz: Malın kazanılmasında katkısı olana veya daha fazla olana böyle olmayan çocuklara göre daha fazla bağışta bulunulabilir.

Her halükârda bunu yaparken diğer çocukların rızalarını almak kardeşlerin birbiri arasında ve çocuklar ile ebeveyn arasında kırgınlık, dargınlık, düşmanlık meydana gelmemesi bakımından en uygun olan davranıştır. Vallahu a’lem.

(Soner Duman /09.Mart.2017/Perşembe)