Cübbeli Ahmet Diyor ki ..

“Uydurma olduğunu bile bile nakletme meselesine gelince; efendi hazretlerinin usulünde bir şey Ruh'ul-Beyan'da veya Mektubat'ta geçiyorsa ona hangi muhaddis uydurma derse desin, -hiçbir kaynakta bulamasa da- onu hadis olarak kabul ederiz. Çünkü o zaman biz kendimizi reddetmiş oluruz.

Biz bu hadisçiliği, o "Rıhle"ciler kafasıyla yaparsak tasavvufun kaynaklarını da bir çoğunu reddetmiş oluruz ve biz birbirimizle çelişiriz… O zaman kendi şeyhimize hata yapmış deriz… Onun için bu işlere takılmayın, şimdi medreselerde Usulu Hadis okutuyorlarmış. Bana kalsa asla okutmam.. Neyse onlar okutsun da biz de dokuturuz"

İbnül Cevzi, İbni Mace'de uydurma hadis var demiş. O kadar sinirlendim ki, bunların cerh ve tadil usulüyle yola çıkarsak Zayıf hadis meselesi Buhari ve Muslim'e kadar gider sonra oradan Kuran'a…
Efendi hazretleri mevzuat/uydurma hadis kitaplarına karşıydı. Çünkü bu bizim tasavvuf ekolümüze de uygun değildir.

Cerh-tadil ilmi ve mevzuat ilmi asla okunmasın. Neden? Çünkü bu o zaman lazımdı, şimdi kaynaklar bitti. Ben senin cerh-tadilin ile mi uğraşacağım ya!!!
..."kim İslam'da güzel bir sünnet ortaya çıkarırsa" hadisine dayanarak, bizim bile ortaya bir şey çıkarma hakkımız var. Uydurma olmuşsa da "Kime benden bir fazilet ulaşırsa onu ben demesem de demişimdir, siz amel edin" hadisine dayandırırız."