İstanbul Topkapı semtinde Arakiyeci veya Takkeci İbrahim Ağa Cami vardır. Bu caminin yapılışı ile ilgili ilginç bir hikayesi var.


Arakiyeci İbrahim Ağa Kapalı Çarşı esnafındandır. Takke yapıp satarak geçinen dürüst, mütevazi, herkesin sevdiği saydığı bir kimsedir. Fakirlikten Topkapı dışında eski bir evde oturur, her gün iş yerine o kadar yolu yürüyerek gelir gider.

Bir cami yaptırmak için yanıp tutuşur ama elde avuçta cami yaptıracak kadar bir varlığı yoktur. Sürekli yaptıracağı caminin hayalini kurar.

Bir gün rüyasında bir Ermiş ona, Bağdat'a gitmesini orada köprünün karşısında hurma ağacına sarılmış asmada üç üzüm tanesi kısmeti olduğunu ve onları yemesini söyler.

İbrahim Ağa bu tür rüyaların sadık olduğunu bilir ama fazla önemsemez. Mütevaziliği burada da tutar, o kadar mübarek insanlar varken böyle bir rüyanın kendisini görmesini bir anlam veremez, verse de üç tane üzüm tanesi için aylar sürecek zorlu bir yolculuğu göze alamaz.

Ancak aynı rüyayı ertesi günü de görmez mi! Eyvah! O gün işine gitmiştir ama aklı hep rüyadadır. Nihayet üçüncü gecede aynı rüyayı görünce mecbur bunda bir şey var deyip Bağdat yollarına düşer.
Haftalar sonra Bağdat'a varır. Rüyasında şehrin merkezinde yer alan köprüyü bulur. Köprünün karşısında bir yemekçi de karnını doyurur. Bu sırada etrafı da gözler. Hakikaten rüyasındaki Hurma ağacı ve ona sarılı asma oradadır.

Karnını doyurduktan sonra hurma ağacının yanına gider. Ona sarılı asmada bir çok üzüm salkımı vardır. Aklı karışır. Hangi üç üzüm tanesini yemelidir! Asmayı bir güzel inceler bir bakar ki yüksekçe bir yerde üç üzüm tanesinden oluşan minik bir salkım vardır.

Zıplaya zıplaya rüyasında gördüğü bu üç salkımını almaya çalışırken, yaşlıca bir amca yaklaşır. Selam verip, canın üzüm çektiyse şu salkımlardan yesene niye zıplayıp duruyorsun der.

İbrahim Ağa şaşkın, nasıl cevap vereceğini düşünürken sonunda her şeyi ona anlatır. Adam dinledikçe alaysı bir tavırla gülmeye başlar.

Yaşlı adam İbrahim Ağaya ''Behey herif! Ne kadar safsın. Ben de üç seneden beri buna benzer bir rüya görürüm. Bana da İstanbul diyarında Topkapı'da topçular denilen yerde bir takkecinin kömürlüğünde üç küp altın var derler de yine de yerimden kıpırdamam. Sen ise üç üzüm tanesi için gelmişsin, ahmaklığın bu kadarına pes doğrusu.'' der.

Bu sözleri ağzı açık dinleyen İbrahim Ağa kulaklarına inanmaz. Adama bir şey sezdirmeden o üç üzüm tanesini yer ve derhal memleketine, evine geri döner.

Gelir gelmez hemen kömürlüğünü kazar gerçekten de üç küp altın bulur. Bu altınlar ile çok istediği camiyi yaptırır.

Not: Bir kaç defa namaz kılma imkanı buldum. Güzel şirin bir cami. yapandan yaptırandan Allah razı olsun.

Selam ve dua ile...