Etiketlenen üyelerin listesi

Çocuklar tehlikeli hastalıklara karşı aşılanmalı mı? Bu konudaki kararı ailelerin vermesi gerekiyor. Uzun süredir bazı ailelerin çocuklarını aşılatmamasının nedenlerini araştıran psikolog Cornelia Betsch, bu ebeveynlerin tümünün aşı karşıtı olmadığı görüşünde. Psikolog, bazı ailelerin çocuklarını aşılatmamasının arkasında, çok basit nedenlerin bulunduğunu hatırlatıyor ve ailelerin gündelik hayatlarını iyi organize edemedikleri için çocuklarını aşılatmayabildiğini söylüyor. Bunun yanı sıra

Bu konu 1176 kez görüntülendi 8 yorum aldı ...
Aşı karşıtlari çoğalıyor 1176 Reviews

    Konuyu değerlendir: Aşı karşıtlari çoğalıyor

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1176 kez incelendi.

  1. #1

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-06-2013
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.908
    Adı geçen
    18 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @nefahtü

    Çocuklar tehlikeli hastalıklara karşı aşılanmalı mı? Bu konudaki kararı ailelerin vermesi gerekiyor. Uzun süredir bazı ailelerin çocuklarını aşılatmamasının nedenlerini araştıran psikolog Cornelia Betsch, bu ebeveynlerin tümünün aşı karşıtı olmadığı görüşünde.
    Psikolog, bazı ailelerin çocuklarını aşılatmamasının arkasında, çok basit nedenlerin bulunduğunu hatırlatıyor ve ailelerin gündelik hayatlarını iyi organize edemedikleri için çocuklarını aşılatmayabildiğini söylüyor. Bunun yanı sıra korkuların önemli bir etken olduğunu belirtiyor. Ancak risklerin yeterince algılanmamasının ise bir başka önemli faktör olduğuna işaret ediyor. Betsch'e göre aileler internette aşının risk ve avantajları konusunda yeterince bilgilenerek bu konuda bir karar vermeli.

    Diğer faktörler neler?
    Uzman, ailelerin çocuklarını aşılatma konusunda başka faktörlerin de etkili olduğunu kaydediyor. Bazı ailelerin, 'Herkes çocuğunu nasıl olsa aşılatıyor, o zaman benim çocuğum tehlikede değil, aşılatmasam da olur' görüşünü savunduğunu belirtiyor.
    Ancak böyle düşünenlerin gözden kaçırdığı bir nokta var: Kızamığa yol açan virüsün agresif biçimde yayılmasının önlenmesi için halkın yüzde 95'inin virüsten korunması şart. 2012 yılında Almanya'da bir ve ikinci kızamık aşısını olanların oranı 92,4'tü. Salgın, virüsü birbirine yayabilecek yeterince insan olursa ortaya çıkıyor.
    Aşı yaptırmama Almanya'ya özgü bir sorun değil
    Dünya genelinde birçok ülkede farklı kaygılarla çocuğunu aşılatmayan aileler var. İngiltere ve ABD'de aşıya şüpheli yaklaşanlar İngiliz gastroenterolog (mide ve bağırsak hastalıkları uzmanı) Andrew Wakefield'in araştırmasını dayanak olarak gösteriyor. Wakefield, kızamık aşısı ile ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan otizm arasında bir bağlantı olduğunu savunuyor. Gerçi bu araştırma çoktan çürütüldü ancak ABD'deki aşı tartışmalarında Cumhuriyetçi senatör Rand Paul, yine de "Kızamık aşısı ile zihinsel engel arasında bağlantı olduğunu duydum" tezini dile getirdi.

    ABD'de aşı karşıtları bir hareket olarak görülüyor
    Almanya'da aşıyı reddeden çok sayıda grup var. Ancak ABD'den farklı olarak kamuoyunda bir bütün olarak görünmüyorlar. ABD'de aşı karşıtları kendilerini Anti-Vaxxer, yani 'Aşı Karşıtı' olarak nitelendiriyor. Bu hareketin taraftarları çok sayıda yeni enfeksiyonun ortaya çıkmasıyla medyada ilgi görmeye başladı. ABD'de 2000 yılından bu yana kızamığın üstesinden gelinmiş gibi görünüyordu. Ta ki geçen Aralık ayına kadar. Aralık ayında yüzlerce kişiye kızamık teşhisi konuldu. Ancak ABD'de kamuoyundaki tartışmalara bakıldığında, aşı karşıtları bilinçli görünüyor. Muhafazakârlar devletin karşısında kendi karar verme yetkileri olduğuna işaret ediyor. Dini çevreler ise aşının kürtajla alınan ceninlerdeki hücrelerden yararlanılarak geliştirildiğini belirterek, bu durumun dini inançlarıyla bağdaşmadığına dikkat çekiyor. Bir başka grupsa bilimsel çalışmaları gerekçe göstererek aşıya toptan karşı çıkıyor.

  2. #2

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-06-2013
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.908
    Adı geçen
    18 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @nefahtü
    'Bir çocuk daha yapacak olsam hiçbir aşıyı yaptırmazdım'
    Yedi yaşındaki oğlunun ilk aşılarını sorgusuz sualsiz yaptıran Asena Devlet, dördüncü yaşta yaptırdığı aşıyla gelen olumsuz reaksiyonlardan sonra aşılara şüpheci yaklaşmaya başlamış. İki yıldır bu konuyu araştıran Devlet, oğluna artık aşı yaptırmıyor. İsmi bizde saklı bir diğer anne ise bir yaşındaki kızını aşılatmıyor. Nedenlerini bu iki anneden dinledik.ayan yazı dizimizde kısa süre önce Türkiye 'de yeniden gündeme gelen aşı tartışmasından bahsetmiş, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Önder Ergönül'ün, aşının ne olduğu ve neden gerekli olduğuna dair açıklamalarına yer vermiştik. Bugün ise aşılara eleştiri getiren ve çocuklarına aşı yaptırmayan iki anne ile birlikteyiz.


    Asena Devlet yedi yaşında bir erkek çocuk annesi. Boğaziçi Üniversitesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu, Türkiye'de editörlük, çevirmenlik ve yabancı dil öğretmenliği yapmış. Şu anda yaşadığı Hollanda'da oğlunun dünyaya gelmesinin ardından bir süre özel sektörde çalıştıktan sonra işten ayrılıp tam zamanlı annelik yapmaya başlamış bir kadın. Kendisiyle, kurucusu olduğu ve ebevynleri 'çocuklarını aşılatmadan önce bilgi sahibi olma' yönünde uyaran bir Facebook topluluğu vesilesiyle buluştuk.Devlet'in 'aşı meselesine' olan ilgisi; oğlunun yaşadığı aşı reaksiyonu sonrasındaki tedavi ve araştırma sürecinde başlıyor. Bugün yedi yaşında olan oğlunun aşılarını, oğlunun dört yaşındayken aşıya karşı gösterdiği reaksiyon ertesinde yaptırmayı bırakıyor.İki yıldır yoğun olarak internet üzerinden bütüncül sağlık, beslenme ve fonksiyonel tıp alanlarındaki sertifika programlarına katıldığını, ailesinin sağlığı için güvenilir kaynaklardan bilgi edinmeye çalıştığını söyleyenAsena Devlet sorularımı yanıtladı.Çocuğunuza aşı yaptırmama kararını nasıl aldınız?Aşılarla ilgili tek bir şüphesi ve bilgisi olmayan bir anneydim. 1974 doğumluyum, Elazığ'da bulunduğumuz okul öncesi dönemde ağabeyimle su çiçeği haricinde tüm hastalıkları peş peşe geçirmiş çocuklarız. '80 döneminde okullarda uyguladıkları aşılar dışında aşı bilmeyen, o olduğumuz toplam belki üç doz aşıdan sonra da belirgin bir yan etki göstermemiş nesildeniz biz.Yabancısı olduğumuz ve usulleri, kanunları henüz tam bilmediğimiz bir ülkede oğlumuzun doğumunda sonra davet edildiğimiz rutin kontrollerin birinde, "Aşılarını olması lazım bebeğinizin, ileride kreşe veya okula girişte problem de olur" denilerek önümüze bir form konuldu ve çocuğunun sağlığı için en iyisini yapmaya zaten hazır ve 'yabancı statüsünde' olduğumuz ülkenin bürokratik engelleriyle uğraşmaya niyeti olmayan taze anne-babalar olarak formu bile okumadan imzayı attık. Oysa ne Hollanda'da aşılar kanunen mecburi, ne de kreş veya okula girişte aşı şartı aranıyormuş.KKK (Kızamık, kızamıkçık, kabakulak) aşısı ile ilgili şaibeler kulağımıza çalınınca ailemizdeki eski ve yeni kuşak hekimlere danıştık ancak net bilgi alamadık. İlk iki senelik aşılarını tereddütlerimize rağmen oldu oğlum. Ancak dördüncü yaş aşılarından sonra gelişen reaksiyonla acil servisin yolunu tuttuk. Hayatımızda yeni bir sayfanın açıldığı dönem oldu bu.Ve araştırmalara mı başladınız? Aşıların yan etkilerine dair bilimsel dayanaklara mı ulaştınız?En başta yapmam gerekeni yapmadığım, araştırmadan oğluma bunu yaşattığım için büyük suçluluk duygusuyla araştırmaya başladım. Araştırdıkça oğlumun gördüğü zararın görünürdekinden nasıl daha ağır ve derin olduğunun farkına vardım. Dünyam karardı.Aşıların prospektüsteki yan etkilerini okudukça, geriye dönük küçükken aslında aşılardan sonra yaşadığımız fakat asla aşıyla ilişkilendirmediğimiz sorunlar yerine oturdu. Dünyanın her yerinde anne-babaların benzer sorunlarla boğuştuğunu, sisteme dair büyük sorunların, ihmallerin olduğunu anladım. Bu arada oğlumun sağlığı hızla bozuluyor; iştah kaybı, içe kapanıklık ve çekingenlik, ard arda geçirilen üst solunum yolları enfeksiyonları, nörolojik tikler, alerjiler birbirini kovalıyordu.Yolumuz bu noktada homeopatiyle kesişti. Naturapat (Doğal tedaviler uygulayan alternatif tıp uzmanı) ve klasik homeopat olan hekimimizin kontrolünde bağırsak ve üst solunum yollarına yönelik tedaviye başladık, aşılar için özel tedaviler (remedy) uygulandı, lenfatik sistem desteklendi, vitamin destekleri aldık ve oğlumuz sadece bir, iki haftada nefes alabilmeye, yemeğini yemeye başladıç. Birkaç aya kalmadan tikler gitti. Çok daha mutlu ve canlı bir çocuk haline geldi. Ailecek büyük bir dönüşüm yaşadık; sağlığa, beslenmeye bakışımız değişti, dar kalıpların ötesindeki alternatifleri keşfettik.Hayatta en güvendiğim hekim olan babamın bu süreçte her şeyden önce çocuğumla ilgili alacağım kararı annesi olarak bana bırakması, seçimlerimizi saygıyla karşılaması, anlattıklarımı dikkate alıp üstüne bir de üşenmeden araştırma yapıp bana bilimsel kaynak sağlaması, bana olan güven ve desteği, benim için her şeyden kıymetli. En büyük bilimsel dayanağım, vaksinolojinin neredeyse tamamıyla bilimsel dayanaktan yoksun olmasıdır.(Vaccine Illusion, Tetyana Obukhanych, İmmünolog)Peki var olan aşı programına temel itirazınız nedir?Bugün yenidoğanın bağışıklık sistemiyle ilgili ne kadar az bilgiye sahip olduğumuz bizzat immünologlarca çeşitli yayınlarda ifade ediliyor(Novel Roles for Immune Molecules in Neural Development: Implications for Neurodevelopmental Disorders, Front Synaptic Neurosci. 2010)Her gün muazzam giriftlikte bir yapı olan immün sistemimizle ilgili yeni keşifler geliyor(Immunosuppressive CD71+ erythroid cells compromise neonatal host defence against infection. Nature. 2013 ve Molecular mechanisms underlying anti-inflammatory phenotype of neonatal splenic macrophages. J Leukoc Biol. 2007). Hal böyleyken; Amerikan yasalarınca 'kaçınılmaz olarak güvenliği sağlanamayan' (unavoidably unsafe) ilaç kategorisine alınıp, ilaç firmalarına dava açılmasının yolu bütünüyle kapatıldıktan sonra, daha güvenli hale getirmek için ortada hiçbir nedenlerinin kalmadığı, ilaç firmalarının her ne zarar verirse versin yasalarca her türlü hukuki sorumluluktan muaf tutuldukları tek ürünü olan aşılarla, yenidoğan ve bebeklerin vücutlarına yoğun bir immünolojik saldırı yapılıyor. Temel itirazım budur.Popülasyonun zayıf bireylerine 'kaçınılmaz olarak zarar verileceği' bilinmesine rağmen, sürünün bütünü, genelin selameti için bu bireylerin kurban edilmesinde sakınca görmeyen yeni bir tıp etiğinden bahsediyoruz.

  3. #3

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-06-2013
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.908
    Adı geçen
    18 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @nefahtü
    Tüm aşıların mı yoksa belli aşıların mı çocuğa fayda yerine zarar getireceği düşüncesindesiniz? Dolayısıyla yaptırmak istemediğiniz -ya da keşke yaptırmasaydım dediğiniz- aşılar programın tamamındaki aşıları mı kapsıyor?Şöyle yanıt vereyim, bir çocuk daha yapacak olsam hiçbir aşıyı yaptırmazdım. Kişiyi koruyacak bir tek şey var, o da kendi bağışıklık sistemi. Bağışıklık sistemini diğer vücut sistemlerinden bağımsız olarak manipüle edemezsiniz. Vücudun herhangi bir noktasına yaptığınız müdahale, silsile halinde birbirini takip eden değişim ve etkileşimleri doğurur. Vücutta bilinmeyen ve kontrolünüz dışındaki sayısız değişken olduğunu ve immünoloji dalının bu açıdan baktığınızda kısıtlarını çok net ifade eden, Stanford Üniversitesi'nden bir araştırmacının yazısını öneriyorum okurlarınıza(http://sm.stanford.edu/archive/stanm...cle7.html)Yine, 10 yıl öncesine kadar beynin kendine ait bir bağışık sisteminin olduğu dahi bilinmez, savaş halinde olduğumuz mikroplar sayesinde hayatta kalabildiğimiz bugün anlaşılmış ve bu mikropların ana makamı olan sindirim sisteminin bağışıklık sistemimizin yüzde 80'ini oluşturduğu ancak son birkaç yıldır telaffuz edilmeye başlanmıştır.Tüm dünyada sağlığa daha bütüncül bir yaklaşım hakim olmaya başlamışken hekimlerimizden bizlere bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendireceğimizin yollarını öğretmelerini, beslenmenin ve mikrobiyotamızı çeşitlendirmemizin hayati önemini halka anlatmalarını bekliyoruz. Olması gerektiği gibi küçük yaşta tahrip edilmemiş, desteklenmiş bağışıklık sistemi sayesinde geçirip edineceği kalıcı bağışıklığı neden, hangi nedenlerle beş senede bir tekrarlayıp bütün riskleri yeniden yeniden almamızın gerektiğini, üstelik koruma garantisi bile olmayan, yüzde 100'e yakını aşılı popülasyonlarda bile aynı hastalıkların düzenli olarak patlak verdiğini gördüğümüz aşıların yapay, taklit korumasına neden tercih etmemiz gerektiğine dair geçerli bir açıklaması yok tıp dünyasının.

  4. #4

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-06-2013
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.908
    Adı geçen
    18 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @nefahtü
    Oğlunuz için aşının koruduğu, korumayı amaçladığı hastalıklara karşı ne tür önlemler alıyorsunuz?Aldığı homeopatik tedaviden ve hayatımızdan olabildiğince ekstra kimyasalları çıkarıp yüzde 100 organik beslenmeye geçişimizden sonra oğlumun bağışıklık sistemi, ateşi gereken şekilde yükselterek kendi kendine enfeksiyonları hiç müdahalesiz kısa sürede yakıp bitirecek ve bu kısa hastalık periyodu sonrası çok daha zinde olacak denli güçlendi. Şu aşamada tek kaygım, çocukluk döneminde geçirip de kalıcı bağışıklık sağlayamadığı hastalıklarla ergenlik döneminde karşılaşması olur. O yüzden bu evrede ne kadarını geçirirse kardır diye bakıyorum, engellemeye çalışmıyorum.Yine de son derece temiz beslenen, düzenli uyuyan, stres ortamı oldukça düşük ve sadece doğal malzemelerle, teknolojisiz eğitim veren bir okula devam eden, farmasötik ilaç/antibiyotik kullanmayan, mikroplardan kaçmak yerine doğayla haşırneşir olmaya teşvik edilen ve böylelikle hem aldığı probiyotik gıda ve desteklerle iç florası, hem de vücudunun dış florası zenginleştirilen, GDO ve Glifosat'tan mümkün olduğunca kaçınılan, sevilen, değer verilen ve mutlu bir çocuğun aldığı bu temelle ve kazandırılan alışkanlıklarla hayatının geri kalanını da sağlıklı geçireceğini düşünüyorum, ümid ediyorum.Anne-babası olarak eşimle sürekli kendimizi geliştirmeye, gerektiğinde kullanmak üzere alet çantamızı zenginleştirmeye, imkanlarımız dahilinde sağlıkla ilgili mevcut ne olanaklar varsa bunlardan yavaş yavaş edinmeye ve deneyimlemeye çalışıyoruz."Modern anneler kabakulak, kızamık gibi hastalıkları görmemiş. Bu hastalıkların 50 sene kadar önce ne kadar öldürücü olduğunu bilmiyorlar" görüşüne yanıtınız ne olurdu?Bu Amerika'da tıp ve ilaç sektörünün aşı konusundaki en faal aktörü Prof. Dr. Paul Offit'e ait bir ifadedir. Bu bildirimin aksi çok rahat şekilde Amerikan ve İngiliz resmi mortalite ve morbidite kayıtlarından teyit edilebilir. Aşıların devreye girmesinden çok önce, bu hastalıklardan ölümler yüzde 90'ın üzerinde düşüş göstermiş, aşısı olmayan hastalıklar da doğal bir seyirle etkisini kaybetmiştir.Bu istatistikleri görmeseniz dahi, çok basit şekilde 1920 ve 30'ların tıp fakültelerinde okutulan ders kitaplarına bakıldığında o dönemin hekimlerinin bu şimdi vebadan tehlikeli diye lanse edilen basit çocukluk hastalıklarını nasıl tarif ettiğini ve ne denli rahat olduklarını görürsünüz.Bu hiç komplikasyon olmuyordu demek değil tabii ki ancak Holywoodvari bir dramatizasyonla nakledilen bu tip yalan yanlış ifadeler yüzünden bugünkü genç anne-babalar bu hastalıkları geçiren her çocuk ölecek zannediyor. Korkarım buna bugünün genç hekimleri de dahil.Hekimlerimiz çocuklukta geçirilecek normal hastalıklarda komplikasyon neden oluşur, anne-babalara bunu anlatmalı ki kendileri için gerçek risk nedir, değerlendirebilsinler. Bunlar da çok basit şeyler aslında; anne sütü yerine kullanılan formül süt, konvansiyonel/pastörize inek sütü, sıklıkla kullanılan farmasötik ilaçlar ve özellikle antibiyotik, bozuk/kötü beslenme, aşılar ve elbette evde bakım için uygulanacak basit yöntemlerin bilinmemesi.O yüzden, sonsuza kadar aşılanıp durmazsak "Bir zamanların bu ölümcül hastalıkları aşı öncesi dönemdekine çıkar" bildirimleri resmi istatistikler bakımından doğru değil. Ölüm oranları aşılar devreye girmeden önce yüzde 90'ların üzerinde azalmış durumda zaten. Hem de modern zamanlarda bu hastalıklardan ölümlerin neden azaldığına dair daha rasyonel bir açıklama mevcut. Yok hayır, aşı değil elbette bu... Hijyen, yani temizlik. Makalenin adı, 'Hijyen ve enfeksiyonlar arasındaki neden-sonuç ilişkisine dair kanıtlar.'(Allison E Aiello and Elaine L Larson, What is the Evidence for a Causal Link Between Hygiene and Infections?)Türkiye'nin geleceğinden bahsediyoruz, yarınımız çocuklarımızın zihinsel, ruhsal ve bedensel sağlığından. 2025'te her iki erkek çocuktan birinin otizm teşhisi alacağı öngörülen, psikoterapötik ilaç kullanma yaşı 4'e inmiş, çocuk nüfusunun yüzde 54'ü bugün kronik hastalık sahibi, 10 sene öncesinin verilerine göre her 50 çocuktan birinin otizmli olduğu, sağlık sistemi büyük bir çöküntü içindeki Amerika'dan gelecek yönlendirmelere ihtiyatla yaklaşılmalı, mesajı kimin verdiğine dikkat edilmeli derim ben naçizane.SÖZ; BEBEĞİNE AŞI YAPTIRMAYAN BİR BAŞKA ANNEDE:'Ya aşıdaki koruyucu madde çocuğuma kalıcı zarar verirse?'35 yaşında, üniversitede biyoloji eğitimi almış ve bir yaşında bir kız çocuk annesi. Yargıtay'ın 'Geçerli bir gerekçe yoksa aşı için ebeveyn rızası aranmaz' yönündeki kararının ardından kendisine ulaşıyoruz ancak bilinçli olarak aşı yaptırmayı reddeden pek çok ebeveyn gibi isim vermek istemiyor. Aşılara neden şüpheli yaklaştığını kendisinden dinledik...

  5. #5

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-06-2013
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.908
    Adı geçen
    18 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @nefahtü
    Aşılarla ilgili şüpheleriniz nasıl başladı?Özel sektörde çalışıyorum. Bir arkadaşım vesilesiyle homeopati ile tanıştım, kendi şikayetlerim için kullandım. Yıllardır süren regl sancılarım ve gözlerimde kaymayla birlikte ağrı vardı, hiç birisi kalmadı. Yöntemle ilgili derin araştırmalar yaptım. Aşı ile ilgili yazılmış yazılara ve yaşanmış bazı örneklere de ulaşma şansım oldu. Okudukça annemin söyledikleri aklıma geldi, tüm aşılarım yapılmış ama çocukluk çağı hastalıklarımı oldukça zor geçirmişim. Ancak kardeşimin aşı vakti gelmeden ona benden tüm bu hastalıklar bulaşıyor ve çok kolay atlatıyormuş. Bir yazıda çocukların bağışıklık sistemi tam gelişmeden yapılan gereksiz uyarmaların bağışıklık sisteminde uzun vadede problemler yaratabilecegini yazıyordu. Aşı yapılması gerekliliğini savunan uzman görüşleri ve karşıt uzman görüşlerinin ulaşabildiğim kadarını okudum.Ailemde neredeyse herkeste otoimmün hastalıklar var. Otoimmün hastalık ne demek? Bağışıklık sistemindeki savaşçı hücreler yabancı ve zararlı etkenlere karşı savaş açar ve onları yok ederler. Biz de bu vesileyle hastalıklardan kurtuluruz. Ancak bazen bir nedenden dolayı savaşçı hücreler kişinin kendi hücrelerini yabancı zanneder ve onlara savaş açar. Bu saldırı sinir hücrelerine yapılırsa, MS dediğimiz hastalık ortaya çıkar.Kendi durumunuzdan dolayı daha hassastınız yani...Evet, kendimden yola çıktım. Genetik olarak otoimmün hastalıklara sahip bir ailenin çocuğuyum. Bu demek ki bende bağışıklık sistemi gerekenden fazla tepki verme potansiyeline sahip. Sonra ne oluyor, ilk aşı ile bağışılık sitemim uyarılıyor sonra ikinci aşı ve hatta yetmedi karma aşı dediğimiz aşılar ve sistem kontrolden çıkıyor çocukluk dönemim sürekli hastalıklarla geçiyor. Ve alerjen bir çocuk oluyorum, neredeyse her şeye alerjim vardı. Peki alerji ne demek? Bağışıklık sisteminin her şeyi düşman zannedip tepki vermesi demek.Resim kafamda şekillenmeye başlamıştı. Bu bilgilerim ve yeni bilgilerim ışığında etrafımı ve çocukları gözlemlemeye başladım. Görüyordum ki toplumda alerjileri olan çocuk sayısı her geçen gün artıyor, evet yapılan aşılar için gerekçe gösterilen hastalıklar çok tehlikeli ama bu alerjen çocukların başına ne geleceği ve tehlikenin boyutu henüz bilinmiyor. Bu konuda tıp dünyasının daha geniş kapsamlı araştırma yapması gerektiğini düşünüyorum.Bir deyim vardır; yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal. Ailelerin tam da bunu yaşadığını düşünüyorum. Ben de anne olunca bunu yaşadım. Çocuğum benden genetik hafızasını almıştı. O da potansiyelde aşırı hassas bir bağışıklık sistemine sahipti. Daha çok okudum, örnekleri araştırdım. Daha yeni İtalya'da bir anne, çocuguna aşı vurulduktan sonra kolunun ağrımasıyla başlayan şikayetlerin asla durmadığını, başka şikayetlerin de üstüne bindiğini ve en son çocuğunun otizm oldugunu bildirerek İtalyan hükümetine 'aşı sonrası mağdur olduğuna dair' dava açtı ve kazandı. Hem kendisine tazminat ödendi, hem de hükümet para cezası aldı. Sanırım yargı bu kararı verirken tıbbi düzeyde araştırmalarını yapmıştır.Bilimsel otorite otizm ve aşı arasındaki bağlantıyı halen araştırıyor. Aşılarda civa vardı eskiden, sonra civanın sinir sistemine olumsuz etkileri kanıtlandı ve aşılardan kaldırıldı. Yani ne oldu? "Afedersiniz yanlışlık yaptık, bu zamana kadar şimdi düzeltiyoruz." Şimdi aşılara koruyucu olarak biraz alüminyum koydular ama bu madde de sinir sitemi üzerinde olumsuz etki yaratır. Bütün bunlardan sonra çocuğuma aşı yaptırmama kararı aldım ve yaptırmadım.Aşı programına temel itiraz noktanız nedir?Kişilere bakılmaksızın herkese aynı uygulamanın yapılıyor olması. Her insan bir değil ki. Bir virüs var, grip virüsü olsun ve beş kişiye bulaşsın. Birisi hapşırıkla atlatıyor, birisinin gözünden yaş geliyor, birisi kemiklerinin ağrıdıgını söylüyor, birisinin ateşi çıkıyor, birisinin çıkmıyor... Etken aynı olmasına rağmen tepkiler farklı çünkü her insanın yapısı farklı. Tedavi veya koruma sürecinde bu farklılıkları önemsemez, herkese aynı şeyler uygulanırsa uygulamanın güvenilirliğini yitirdiğini düşünüyorum. Hangi hastalığı hangi kişinin nasıl geçireceğini bilmiyoruz, bu yüzden kişiye özgü yaklaşım diyorum... Birisinin aşının içeriğinde bulunan herhangi bir maddeye karşı hassasiyeti varsa ve bundan dolayı ölürse veya kalıcı hasar bırakan bir hastalık geçirirse, hesabını kim verecek? Arı sokması ile anaflaktik şoka girip ölen insanlar var, biliyorsunuz. Aşıların içeriği kesinlikle açıklanmalı.Herhangi bir ciddi hastalıkla karşılaştı mı çocuğunuz şu ana kadar?Çocuğum şu an ciddi bir hastalıkla karşılaşmadı ve inanmayacaksınız ama daha hiç ilaç kullanmadım; ağrı kesici, ateş düşürücü, öksürük ilacı vs hiçbirini kullanmadım. Kızım gayet sağlıklı ve hastalıkla bedeni gayet rahat savaşabiliyor. Yaşıtlarına oranla oldukça sağlıklı. Ama bu demek değil ki asla ilaç kullanmayacağım. Demek istediğim her şey gerektiği kadar olmalı, her çoçuk Dolven, Calpol kullanmamalı ama buna ihtiyacı olan çocuklar tabii ki kullanmalı.AŞILAR KONUSUNDA YETERİNCE BİLGİLENDİRİLMİYORUZAilelerin rutin aşılar öncesi tıbbi olarak yeteri kadar bilgilendirildiğini düşünüyor musunuz?Aşılar konusunda yeteri kadar bilgilendirilmiyoruz. Kim diyebilir ki "Ben aşının yan etkileri ve etkileri konusunda Sağlık Ocağı'ndan tatmin edici bilgi aldım, vücuduma zerk edilen sıvının tüm içeriğini biliyorum ve kesinlikle güveniyorum." Kişi tamamen bilgilendirilmeli ve kendi isteğine bırakılmalı.Aşının koruduğu hastalıklara karşı sizin aldığınız önlemler neler?Hastalık sürecinde tıbbın yeterli deneyimle yaklaşıp yardımcı olacağına inanıyorum. Ve sağlıklı bir çocuğun da bu hastalıkları çok sıkıntılı ve ciddi boyutlarda geçireceğini düşünmüyorum. Ayrıca alternatif tıp ile uğraşan çok değerli hekimlerimiz var. Bu hekimlerimize hastalık sürecinde güvenip, çocuğum için gereken neyse onların insan odaklı ve kişiye özel bir yaklaşımla tedavi edebileceklerine inanıyorum. Bu konuyla ilgili Türkiye'de deneyimli ve kendini yetiştirmiş hekimlerin olduğunu bilmek çok güzel.Doktorlar günümüzde kabakulak, kızamık gibi hastalıklarn ne kadar tehlikeli, ölümcül olabileceğini günümüzde unuttuğumuzu anımsatıyor...Bazı ölümcül hastalıklar için geliştirilen aşıların koruyuculuğu ömür boyu değil ki. Örneğin Hepatit B aşısının koruması bir süre geçerli. Belirli aralıklarla yenilemek gerekiyor . O zaman da sıklıkla aşı yaptırmamız gerekecek. Bugün çözümü olmayan bir sürü hastalık var ve modern dünyanın getirisi olan hastalıklar bunlar. Neden bunları da düşünmüyoruz? Hayat biçimimiz, yediklerimiz, içtiklerimiz, GDO'lu besinler, kullandığımız kimyasallar, aşırı stres... Bütün bunlar öldürücü bir çok hastalığın nedeni. Kızamıktan ölmeden aşı ile kurtardığımız çocuğumuzu hayat boyu yavaş yavaş zehirliyoruz, yaşamak bu değil bence. Sağlıklı, mutlu, huzurlu olmak, coşkulu olmak demek yaşamak. Bu yüzden hastalık etmenlerine yönelik önlem almak, doğayı bilmek, doğa ile insan doğasının armonisini bozmadan önlem almak demektir. Bu yaklaşımda çalışan tüm sağlık çalışanlarımıza canı yürekten teşekkür ediyorum.

  6. #6
    ummuhan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-09-2007
    Yer
    Arz
    Mesajlar
    12.997
    Adı geçen
    9 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ummuhan
    Aşı gereksiz bir kullanımdır vesselam...

  7. #7

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-06-2013
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.908
    Adı geçen
    18 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @nefahtü
    AŞI HAKKINDAKİ GERÇEKLER

    Dr. Aidin SALİH

    (Zorunlu tutulan veya kullanılması için baskı oluşturulan aşılar
    hakkında)

    Ne ilaç üreticileri, ne doktorlar, ne de devlet birimleri aşı ile
    oluşacak zararlar karşısında sorumluluk kabul etmez.


    Ağustos 2009'da İngiltere ve Fransa'da Domuz Gribi aşısı, hayvanlardan
    sonra az sayıda insan üzerinde, ABD'de ise 2 bin kişinin üzerinde
    denenmiştir. Ancak sonuçlar en fazla 2 aylık verilerle sınırlıdır.

    Büyük ihtimalle, domuz gribi aşısı Türkiye'de aşıyı satan firmanın
    kendi personeli vasıtasıyla uygulanacaktır. Böylece Faz-1 deneyi
    Türkiye'de 28 milyon kişi üzerinde yapılmış olacaktır. Önceden hiçbir
    olumlu verisi olmayan, tehlikesi büyük olan bir aşının 6-36 aylık
    bebeklere, çocuklara, sağlık çalışanlarına ve savunma mensuplarına
    uygulanması bugüne kadar Türkiye'nin göreceği en büyük tehlike
    olabilir.

    Aşılar Zararlı mı?

    Grip aşıları dahil tüm aşıların, aşılanan kişiyi ömür boyu etkileyecek
    derin zararları vardır. Yeni üretilen bir aşının yan etkilerine
    yönelik araştırmalar kısa vadeli sonuçlar verir. Dolayısıyla yan
    etkilerinin 2-10 yıl sonra ortaya çıkabileceği gözardı edilmektedir.
    Çocuklarımıza yapılacak bir aşı eğer kısırlığa yol açıyorsa, bu, 15-20
    yıl sonra çok acı bir şekilde anlaşılacaktır. AIDS virüsü çocuk felci
    aşılamasından 10-12 yıl sonra, otizm 2-4 yıl sonra, kas-kemik ve bağ
    dokusu hastalıkları 4-6 yıl sonra; sinir sistemi hastalıkları 2-10 yıl
    sonra ve Guillain-Barre sendromu hemen veya birkaç yıl sonra ortaya
    çıkmıştı. Aşının yan etkileri aşıdan hemen sonra ortaya çıkmayabilir.
    Aşının sebep olacağı bir hastalık 20-30 ve hatta 50 yıl sonra ortaya
    çıkabilmektedir.

    Her ilacın kutusunda hangi maddeleri içerdiğine dair bir prospektüs
    bulundurma zorunluluğu vardır. Fakat uygulanan bir aşı partiler
    halinde gönderilmekte ve tek bir prospektüs taşımaktadır. Dolayısıyla
    hastanın prospektüsü inceleme imkanı yoktur.

    Grip aşılarının Bilinen İçeriği

    1-Alüminyum hydroxide, alüminyum fosfat, amonyum sülfat, amphotericin
    B

    2-Domuz dokuları, At kanı, Tavşan beyni, Köpek böbreği, Maymun
    böbreği.

    3-Civciv embriosu, Tavuk-Kaz yumurtası, Sığır serumu, Betapropiolacton

    4-Doğmamış sığır serumu, Formaldehyde, Formalin jelatin, Köpekbalığı
    karaciğeri yağı.

    5-İnsan fetusu ( Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadarki devre
    içinde ana rahmindeki canlıya verilen ad)

    6-Maymun böbrek hücreleri

    7-Yıkanmış Koyun kanı

    8- Monosodyum Glukomat

    9- Polioksidonyum (Sentetik proteinler ve nano materyaller içerir.
    Bunlar gende değişiklik yaptığı gibi fenotipte de değişmeler
    yapmaktadır)

    10- İnsan spermi

    11- Etilen gliserol (antifriz)

    12- Antibiyotikler

    13- Skualen

    Tüm aşılarda etki arttırıcı ve koruyucu olarak kullanılan maddeler
    bellidir ve hemen hemen aynıdır. Çoğunun özellikleri araştırılmamıştır
    ve etkileri tam olarak bilinmemektedir. Bu maddelerin deride
    kabarcıklar, beyin zarı iltihabı, kan yapısında bozulma, sinir
    iltihabı gibi rahatsızlıklara sebep olduğu tespit edilmiştir.

    İmmünolojist Hugh Fudenburg'un ifade ettiğine göre son 10 yılda art
    arda 5 grip aşısı olan kişilerin alzheimer olma ihtimalleri 10 kat
    artıyor. Bunun sebebi ise kullanılan aluminyum ve civadır.
    (thimerosal)

    Formaldehid kanserojen olma özelliğinden dolayı mobilya üretiminde
    bile yasaklanmıştır.

    Thimoresal, çocuklarda konsantrasyon problemi, öğrenme zorluğu,
    konuşma bozukluğu, havale, epilepsi, hiperaktivite, sürekli ve yüksek
    sesle ağlama ve daha bilinmeyen bir çok probleme yol açmaktadır.

    Alüminyum hidroksit kas ve kemik gelişimi bozuklukları ve felçlere
    sebep olabilir.

    Skualen, Körfez Savaşı sırasında Amerikan askerlerine verilen şarbon
    ilaçlarında mevcuttu ve ALS gibi immün sistemi tahrip eden çok ağır
    hastalıklara yol açtığı tespit edilmiştir.

    Dr. J. f. Graetz aşının yanetkileri nedeniyle hastalananların hemen
    hemen hepsinde farklı derecede beyin tahribatı olduğunu tespit
    etmiştir.

    Aşılar ve içerdiği katkılar sebebiyle ölümle sonlanabilen şiddetli
    alerji, tansiyonda ani düşme, ateş, havale, eklem iltihabı, kas
    ağrıları, deri döküntüleri, lenf bezlerinde büyüme, kronik yorgunluk,
    kronik baş ağrıları, bütün vücut kıllarında dökülme, kapanmayan
    yaralar, hafıza kaybı, sara nöbetleri, felç, kansızlık, ruhsal ve
    sinirsel problemler, nefes darlığı, kronik ishal, gece terlemesi ve
    daha pek çok rahatsızlık ortaya çıkmaktadır.


    Aşı Denen Şey Korur mu?

    Dr. G. Buckwald'a göre: Herhangi bir aşının (domuz gribi aşısı da
    dahil) hastalıklara karşı koruyucu olduğunu ispat eden herhangi bir
    veri yoktur. Yani hiçbir aşı korumaz. Aksine her aşı bağışıklık
    sistemine karşı açılan bir savaş, büyük hastalıklara hatta ölüme
    açılan bir kapıdır.


    Peki Bu Israrın Sebebi Ne?

    Tüm bunlar karşısında neden aşılama üzerinde bu kadar ısrar
    edilmektedir sorusu akla geliyor.

    Günümüzde bütün aşıların üretiminde genetik klonlama ve rekombinant
    DNA teknolojisi kullanılmaktadır. Kullanılacak DNA parçası, maymun ve
    domuz da dahil olmak üzere herhangi bir organizmadan alınabilir. DNA
    parçasında genleri manipüle edilir ve bu şekilde rekombine edilmiş DNA
    parçası aşılarda kullanılır. Aşılardaki Rekombinant DNA insan DNA'sına
    'sıçramakta' ve kalıcı olarak yerleşmekte, özelliklerini değiştirmekte
    ve bozmaktadır.

    Ayrıca aşı üretiminde, tavuk embriyosu, tavşan beyin hücresi, maymun
    böbrek hücresi, buzağı ve domuz doku hücresi kullanılmakta ve bu
    dokuların hücre ve proteinleri aşının içeriğinde kalmaktadır. Bu doku
    kalıntıları çeşitli virüsler ve kanser hücreleri taşıyabilir. Bu
    şekilde kanser ve benzeri ağır hastalıklar aşılar vasıtasıyla
    yayılabilir.

    Maymunlaşmak ve Domuzlaşmak!

    Aşı, enjeksiyon, ağız, burun, vajina mukozası veya genetiği
    degiştirilmiş besinler yolu ile hücre çekirdeğine ulaşmakta, yumurta
    ve sperm hücreleri dahil hücre genomuna yerleşmektedir. Tavuk, buzağı,
    tavşan, maymun ve domuz DNA'sı aşı ile kalıcı olarak insan genomuna
    karışmaktadır. Bu demektir ki insan, tavuklaşacak, sığırlaşacak,
    tavşanlaşacak, maymunlaşacak veya domuzlaşacak ve gelecek nesilde bu
    hayvanların fiziksel ve ruhsal özellikleri gibi fenotipik
    değişiklikler görünür hale gelecektir. Kur-an'ı Kerim'de Maide Suresi
    60. ayette bu durum şu şekilde bildirilmiştir:

    De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber
    vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı,
    içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara
    tapan kimselerdir. İşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru
    yoldan daha çok sapmışlardır."

    Yakın zamanda domuz endometrimundan (rahim iç zarı) insanda
    kullanılabilecek özellikte kök hücre elde edildi. Bu, ilaç üreticileri
    için çok sevindirici bir buluştu. Çünkü ilaç üretimindeki zorluklar ve
    maliyetler bir anda ortadan kalkmış oluyordu. Domuz rahmini kürtaj
    ederek hemen hemen bedava, istendiği kadar kök hücre elde edilebilir.

    Ancak kök hücrenin hedef hücrelere nasıl aktarılacağı araştırma
    konusuydu. Öyle görünüyor ki en kolay ve en etkili yol bulunmuştur:
    Domuz gribi aşısı burun mukozası yoluyla, yani hipofize giden en kısa
    yol ile verilmektedir. Hipofiz, bütün iç salgı bezlerini yöneten,
    bütün hormonların üretiminde ve hormonlar vasıtasıyla bütün süreçlerde
    rol alan en önemli salgı bezidir. Bu yolla fenotipik değişimler çok
    kısa zamanda gerçekleşmektedir.

    Genetik Yapıyı Değiştirmek... Ne Demek?

    Bu komplo teorisi gibi görünebilirdi. Ancak modern tıpta ve
    biyoteknolojide "Bugün hastalıkları ve belirtilerini ilaçlarla tedavi
    etmek yerine hastaların Genetik Yapısının Değiştirilmesi ya da eksik
    olan genin verilmesi tercih edilir" temel prensibine karşı her teori
    zayıf kalır.

    Halbuki Kur'an-ı Kerim'de sadece aşılarda bulunan Genetik Müdahalelere
    değil genetik yapının değiştirilmesine dair her türlü müdahaleye karşı
    Nisa suresi 118 ve 119. ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:

    "Allah o şeytana lânet etti ve o da, "Andolsun ki senin kullarından
    elbette belirli bir pay alacağım" dedi. Onları mutlaka saptıracağım,
    mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de
    hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de
    Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı
    dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsrana düşmüştür."

    Hastalık Üreten de İlaç Üreten de Aynı

    İlaç şirketleri, 20. yüzyılda keşfettikleri "Hasta olanlara zaten ilaç
    satılıyor. Yeni hedef kitlemiz hasta olmayanlar" prensibi ile
    'koruyucu hekimlik' adı altında sağlıklı bireylere aşı, biyolojik
    aktif maddeler ve vitaminler satıyor. İlginç olan şu ki, her ilaç
    firması sadece ilaç değil, GM tohumlar, tarım ilaçları, aromalar ve
    katkı maddeleri de üretiyor. Yani hastalık üreten maddeler de "tedavi"
    için sunulan maddeler de aynı şirketler tarafından üretiliyor. Ancak
    daha ilginci şu ki, milyarlarca insan şifa umuduyla hastalık
    üreticilerinden "ilaç" satın almaya devam ediyor.

    İçeriğinde domuz hücrelerinin bulunması fıkhi olarak aşının durumunu
    ortaya koymaktadır. Fakat bazı din adamları 'zaruret' halini ileri
    sürerek, henüz ortaya çıkmamış, hatta belki hiçbir zaman da
    oluşmayacak bir salgını 'zaruret' kabul etmektedir. Hatta bu zaruret
    halini belirlemede Dünya Sağlık Örgütü gibi İslam dışı otoritelerin,
    İslam kaynaklı olmayan görüşlerini temel almaktadır.

    Korunmak İçin Ne Yapmalı?

    Prof. Dr. A. Rasim Küçükusta aşı hakkında şöyle diyor: "Domuz gribi
    ağır bir hastalık değildir. Belirtileri diğer grip türlerine göre daha
    hafiftir. Hastaların ateş düşene kadar evde istirahat etmeleri
    yeterlidir. Hastalık kendiliğinden geçer"

    Ayrıca hastaların, iştahı gelene kadar yemek yememesi, bol miktarda
    limon suyu, greyfurt suyu içmesi, sarımsak ve soğan yemesi daha kısa
    zamanda iyileşmelerini sağlar.

    Aşıların Etkili Olma İhtimali Var mı?

    Bugüne kadar 863 tür grip virüsü belirlenmiştir. Bu 863 türden sadece
    3 zincire karşı aşı geliştirilmiştir. İlaç şirketleri tarafından her
    yıl bu 863 türden biri için aşı geliştirildiği ve bu aşının da o türe
    karşı ortalama olarak %30 oranında koruma sağlayabileceği biliniyor.
    Ancak bu yıl 863 grip türünden hangisinin aktif olacağını doğal olarak
    kimse bilemiyor. Üstelik her sene başında tesadüfen seçilen türün, aşı
    üretildikten sonra mutasyon geçirmiş olma olasılığı yüksektir.
    Dolayısıyla aşı büyük ihtimalle hiçbir olumlu etki göstermeyecektir.
    Çünkü bu durumda aşı tamamen başka bir virüse karşı üretilmiş
    olacaktır.

    Bu durum çok komik olabilirdi, trajik olmasaydı. Öyle görünüyor ki
    birisi insanlarla açıkça alay ediyor.

    Ünlü Amerikalı çocuk doktoru Henry Bieler'e göre "Aşıların hastalıklar
    üzerinde hiçbir olumlu etkisi yoktur çünkü hastalıkların asıl sebebi
    mikroplar değildir. Hastalıkların sebebi toxemia (vücutta toksik madde
    toplanması) ve toxemia'nın hücre düzeyinde sebep olduğu bozulma ile
    mikropların çoğalması ve aktifleşmesine uygun ortam oluşmasıdır."
    Toxemia'nın sebepleri arasında ise işlenmiş et ürünlerini, pastörize
    sütü, gıda katkı maddelerini, aşıları, ilaç ve deterjan tüketimini,
    tarım ilaçlarını sayabiliriz.

    Dr. G. Buchwald 40 yılı aşan araştırmaları sonunda aşının bir faydası
    olmadığını ama pek çok zararı olduğunu tespit etmiştir. O şöyle diyor:
    "Aşı korumaz, Aşı yardım etmez, Aşı tahrip eder."

    Dünya, Aşılara Karşı Mesafeli

    2 Kasım 2000'de Amerikalı Doktorlar ve Cerrahlar Birliği (AAPS) St.
    Louis'deki 57. toplantılarında çocuk aşılarının zorunlu olmasının
    kaldırılması için oy birliği ile karar aldı. Bu karara bir tane bile
    hayır diyen çıkmadı.

    ABD Kongresi üyesi Dr. Ron Paul'un ifade ettiği üzere "1997'de
    geliştirilen Domuz Gribi aşısından ölenlerin sayısı 25, gripten
    ölenlerin sayısı sadece 1 idi."

    İngiltere'deki doktorlar şu anda ciddi bir korku içindeler.
    Tahminlerine göre bugün kullanılan grip aşısı Amerika'da 1976 yılında
    yaşanan grip salgınında kullanılan aşının analogudur (eşi).

    Aşılar Birçok Derin Hastalığa Sebep Oluyor

    1976'da Amerika'da kullanılan grip aşısının sonuçları:

    * Aşıdan ölenlerin sayısı gripten ölenlerin sayısından daha fazlaydı.

    * 500 kişide Guillain-Barre sendromu tesbit edildi.

    * Guillain-Barre sendromuna yakalanma riski 8 kat arttı.

    * Grip aşısının Guillain-Barre sendromuna sebep oldugu ispat
    edildikten 10 gün sonra aşılama durduruldu.

    * Amerikan hükümeti tazminatlar için milyonlarca dolar ödemek zorunda
    kaldı.

    Aşıların sebep olduğu belirtilen bazı rahatsızlıklar şöyledir:

    Çocuk Felci Aşısı: AIDS'e

    Tetanos: Beyin iltihabı'na

    Hepatit B: Multiple Skleroz'a (MS)

    Kızamık: Kalın bağırsak iltihabı, Beyin iltihabı'na

    Kabakulak: Şeker hastalığı, Kramplı hastalıklar, Nörölöjik
    hastalıklar'a

    Karma Aşılar: Ani çocuk ölümleri'ne

    Grip Aşısı: Guillain-Barre sendrom'una, genetik ve fenotipik
    değişimlere sebep olmaktadır

    Düşünün ve Karar Verin

    Kendinize ve ailenize yaptırılacak her aşı için geniş bilgi toplayın.
    İçindekileri ve etkilerini öğrenin. Aşı olup olmamak konusunda SADECE
    SİZ karar verebilirsiniz. Unutmayın; aşıların sonuçları karşısından
    TEK SORUMLU SİZ OLACAKSINIZ.

    Ne ilaç üreticileri, ne doktorlar, ne de devlet birimleri aşı ile
    oluşacak zararlar karşısında sorumluluk kabul etmezler.

    Dr. Aidin SALİH


  8. #8

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-06-2013
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.908
    Adı geçen
    18 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @nefahtü
    ABD'nin Michigan eyaletinde Rebecca Bredow adlı bir kadın oğluna aşı yapılmasını reddetti. Tutuklanan Bredow yargılandığı davada suç bulunarak, 7 gün hapis cezasına çarptırıldı.
    Bredow'un 9 yaşındaki oğluna aşı yapılmasına yönelik mahkeme kararı vardı.
    BBC Türkçe'nin haberine göre, Mahkeme aşı yapılması için Bredow'un boşandığı eşine çocuğun geçici velayeti de verdi.
    Michigan'da ebeveynler çocukların aşılarını kişisel inançları doğrultusunda geciktirme ya da atlama hakkına sahip.
    Ancak Bredow oğluna aşı yapılması konusunda eski eşiyle geçen yıl yaptığı anlaşmayı uygulamadığı için yasal sorunla karşılaştı.
    İki çocuk annesi Bredow "mahkemeye saygısızlık" ve "oğluna aşı yapılması yönündeki mahkeme kararını uygulamamaktan" ceza aldı.

    redow eski eşiyle çocuğunun aşılarını geciktirecekleri konusunda anlaşmıştı.


    ABC News Televizyonunun haberine göre çift 2008 yılında ayrıldı. Çocuğun babası ise oğluna aşı yapılmasını istedi.


    Oakland bölgesi yargıçlarından Karen McDonald çocuğun ana varisi anne olmasına karşın, babanın da söz hakkı bulunduğuna hükmetti.

    'İnandığım şeyler için hapse gitmeye razıyım'
    Rebecca Bredow mahkemede "Ben iyi eğitimli bir anneyim. Çocuğuma aşı yapılması benim inançlarıma ters. İnandığım şeyler için hapse gitmeyi inanmadığım bir şeye boyun eğmeye tercih ederim" dedi.
    Çocuklara aşı yapılmasına karşı çıkan gruplar aşıların çocuklara zarar vereceğini ve otizme neden olabileceğini savunuyor. Bu grupların iddiaları tıp dünyasında karşılık görmüyor.
    Michigan, ABD'de çocuklara aşı yapılma oranı sıralamasında 50 eyalet içinde 43'üncü sırada yer alıyor.
    Yetkililer ülkede çocuğuna aşı yaptırmayı reddeden ebeveynlerin daha önce de tutuklandığını söylüyor.
    Aşı olmamış çocukların ABD'de okula gitmesi yasak. Bu nedenle pek çok anne baba çocuklarını evde eğitiyor.

  9. #9
    Büşra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13-06-2011
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    20.382
    Adı geçen
    69 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Büşra
    Ne tevafuk hükümet karşıtları da çoğalıyor -)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş