Çocuğun bir odanın, bir paspasın ya da bir sandalyenin üzerine hapsedilmesi ve “düşün ondan sonra gel” denilmesi doğru değildir.Okul öncesi dönemdeki bir çocuk, o davranışın etik ya da sosyal olarak yanlış olduğunu bilmesiyle değil, o davranış ile ilgili hissettiğiyle onu doğru ya da yanlış olarak algılar.Çocuk hisleriyle hareket eder. Çocuğun hissiyle hareket ettiği bir yerde muhakeme yapmasını ve özür dilemesini beklemek de doğru değildir.Çocuk gitti sandalyeye oturdu ve bir süre sonra özür diledi. Çocuk böylesi zamanlarda pişman olduğu için değil, ezilmişlik, aşağılanmışlık ve suçluluk hissi duyduğu için, aşağılanmadan dolayı duyduğu acıdan kurtulmak için özür diler. Yoksa bir erdem kazandığı için değil. Çocuk yalnızlık ve aşağılanmışlık hissiyle daha fazla o sandalyede oturmak istemediğinden gider, özür diler.Çocuğa böylesi bir kıskacın içinde özür diletmek davranış eğitimidir. Duyguların eğitimi, erdem eğitimi değildir. Evet bu çocuk artık cezayı verenin yanında aynı davranışı yapmaz, ama o kişi gittiğinde yine yapar. Yine ceza alırsa, bu sefer kimsenin görmediği bir yerde yapar.Davranış değişikliği benimseyerek oluşur. Kişi bir doğruyu ya da yanlışı kendisi benimsiyor, fark ediyorsa kendisi davranış değişikliğine gider.Peki bu durumda ne yapmalı?Ebeveynler ve eğitimciler çocuğa erişmeye çalışmalı, biraz zaman alsa da, güven duygusu içinde ruhsal temas kurmaya çalışmalı.Empatik drama oyunları oynanabilir.Bir davranışın kabulü, o davranışın duygusal kökenleri çocuk tarafından kabul edildiğinde olur. Yetişkinler için de değiştirebildiğimiz davranışlar, kendi içimizde ikna olduğumuz, erdem, ahlak, duygusal, sosyal gereklere bağlayabildiğimizde davranış değişikliği olur.Çocuk böylesi cezalarla davranış kazanır, evet, ama kökenleri oluşmadan kazandığı bu davranışı ilk fırsatta terk eder.

Genç Haber