Etiketlenen üyelerin listesi

GİRİŞ VE AÇIKLAMA Bismillah Ya Hayrer Razıgin.. Sallu ala Rasulina Muhammed.. Uzun zamandır üzerinde çalıştığım 3-4 konu var.. Henüz tamamlayamadım ama inşallah zamanla tamamlamaya çalışacağım.. Üzerinde çalıştığım konuları ayrı ayrı başlıklar altında açmaktansa birbirleriyle ilişkili olduklarından dolayı bir başlıkta, yani burada toparlamaya karar verdim hayırlısıyla..

Bu konu 90949 kez görüntülendi 563 yorum aldı ...
Evliyaullah, Rabıta ve Hadis-i Şerfilerle+Alimlerin Görüşleriyle Tasavvuf 4.00 90949 Reviews

    Konuyu değerlendir: Evliyaullah, Rabıta ve Hadis-i Şerfilerle+Alimlerin Görüşleriyle Tasavvuf

    5 üzerinden 4.00 | Toplam: 4 kişi oyladı ve 90949 kez incelendi.

Sayfa 3/36 İlk 1234567813 ... Son
  1. #33
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    ALİMLERİN GÖRÜŞÜYLE TASAVVUF

    Abdulgadir Geylani Hazretleri, Fethur Rabbani’de buyurur ki:

    İlim, kâmil âlimlerin ağzından öğrenilir. Âlimlerin meclislerinde hüsn-ü edeple oturunuz. Ta ki, ilimlerine siz de nail olasınız. İlim ve irfanlarının bereketi size de gelsin. Faydaları, size de şamil olsun. Ariflerin yanında, sükut ederek oturunuz.

    Kim ki İzzet ve Celâl sahibi Allah’ı bilenlerle haşır neşir olmayı arttırırsa, o, nefsini bilir. Rabbine karşı da daha çok mütevazi olur.

    Daha ruhun bedenden çıkmadan önce, sen nefsini öldürmeye gayret et.

    Önce beni ziyaret et. Sonra da Kâbe’ye git, orayı ziyaret et. Ben Kâbe’nin kapısıyım. Bana gel, ta ki nasıl haccedeceğini sana öğreteyim.

    Ben ne zaman ki kalbimden dünya sevgisini çıkarıp attım, işte o zaman bu mertebeye ulaştım. Sen Resulullah’ın şu sözünü hiç duymadın mı ki: “Dünya sevgisi, her hatanın başıdır.

    Temelin harcı fıkıhdır. Fıkıh dedimse bundan maksadım, ilmihal ve fıkıh kitaplarında yazılan, bedenle ve zahirle ilgili fıkıh değildir. Bilakis, kalp fıkhıdır. Kalp fıkhı, seni Allah’a yaklaştırır. Zahirle ve bedenle ilgili fıkıh ise, halka yakınlaştırır.


  2. #34

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-12-2006
    Yer
    kayseri
    Mesajlar
    4.045
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @zebih
    İmam A'zam rahimehullah fıkhı şöyle tarif eder:

    fıkıh, nefsin lehine ve aleyhine olan hükümleri bilmektir.

  3. #35
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    Aslında, elimde biriktirmiş olduğum Hadis-i Şerifleri bitirip, peşinden elimdeki bütün metinleri tarayacak ve bu başlıkla ilgili olan ne varsa çok uzun olmayan mesajlar ile buraya ekleyecektim..

    En son yapmayı düşündüğüm şey ise şuydu:

    Bu forumda, bu başlıka ilgili yüzlerce, belki daha da fazlası mesajlar yazıldı, Allah her yazandan gani gani razı olsun..

    İşte, nasıl bir kitap ilgili bahisleri bir araya topluyor; en son olarak bütün forumu tarayıp yazılmış ne kadar ilgili mesaj varsa buraya alacaktım.. Böylece hepsini bir başlık altında elde etmek ve incelemek nasip olsun istedim..

    Ancak bütün bu niyetlerimi yapmam, Cenab-ı Hak da izin verirse hayli bir zaman alacak gibi.. Malum dünya meşgaleleri.. Malum, bazı konuları yakından takip etme gereği ve isteği.. Ev aile durumları.. İşte, sebeb çok maşallah..

    Bu noktada ben yine kendi kaynaklarımla ilgiliyim.. Bu forumdaki mesajlardan buraya alma konusunda ise, siz değerli üyelerin yardımına ihtiyaç duyuyorum ki bir an önce derli toplu bir eser ortaya çıksın..

    Sözün kısası, vakti müsait olan ve isteyen üyelerimizden öncelikle "Tasavvuf " bölümünü tamamlamak üzere, bu başlıkla ilgili mesajları bu başlığa toparlamalarını rica edeceğim..

    Vira Bismillah..

  4. #36
    Güle Sevdalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-12-2006
    Yer
    Ormandan :)
    Mesajlar
    116
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Güle Sevdalı
    Kurban inşaallah bende biraz ekleme yapacağım elimden geldiği kadar. Söylediğiniz gibi zaman ve diğer gibi şeyler bizleri bu gibi konuları detaylı araştırmamıza engel oluyor. Allah'ın izni ile ilgileneceğim...

  5. #37

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-12-2006
    Yer
    kayseri
    Mesajlar
    4.045
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @zebih

  6. #38
    Güle Sevdalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-12-2006
    Yer
    Ormandan :)
    Mesajlar
    116
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Güle Sevdalı
    Tasavvuf hakkında Selef-Halef alim ve fadılların mübarek sözlerinden bazıları şunlardır:
    Hüccetül-islam İmam gazali(r.a)
    ''tarikleri inceleyip neticeyi anladıktan ve meyvelerinin zevkie vardıktan sonra, sofiler arasına girmenin farzı ayn olduğunu söylemiştir. Çünkü peygamberlerden(a.s.v) başka kusursuz insan olamaz. Tasavvuf insanı temizler demiştir.(en-nüsretün-nebeiyye serhurraye S.26-ihya,c. 3.s.53)

    Gazali(ra): 'El-Munkızu meneddelal' adlı eserinde sofulardan ,onların seyru-sulükünden, Allah'a ulaştıran gerçek tarikatlerden bahsederken şöyle der:
    '' Kesin olarak bildim ki,özellikle Allah yolunda olanlar gerçek sofulardır.Onların sireti,siretlerin en güzeli tuttukları yol, yolların en doğrusudur.Ahlakları ise en güzel huydur.Böylece bir müddet devam ettikten sonra,tasavvufu inkar edip onlara hucum edenleri red etmek üzere der ki:
    Hülasa; önce tarikatın temizliğini ele alalım, bakalım buna ne derler? Mesela: tarikatın ilk şartı, kalbi masivatının taharet olması gibidir. Namazın ilk rüknu tahrime tekbiri olduğu gibi, tarikatın ilk rüknu de kalbi,tamamen Allah zikri ile doldurmaktır. Buna da kim kim ne diyebilir? Sonu ise Allah'ta yok olmaktır'' dedi.
    (el munkızı Mineddelal s.131)

  7. #39
    Güle Sevdalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-12-2006
    Yer
    Ormandan :)
    Mesajlar
    116
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Güle Sevdalı
    Ebul-Hasan Eş-Şazeli(r.a):
    '' tasavvuf ilmine dalmayan kimse,bilmeyerek kebair içinde olur'' demiştir.
    İbni Allame Es-Sıddıki (r.a) de:
    '' Şazeli doğru söylüyor. Yaptığı ibadetten hoşlanmayan kimdir?( El-hikem Acibe S.7)

    İhya kitabında ''Hakikata sofilerin yoluyla ulaşılır'' başlığı altında İmam -Gazali(r.a) şöyle buyurmuştur:
    '' İslam alemindeki dört büyük cereyanı derinden tetkik etmiş, Kitaplarını okumuş,fikirlerini öğrenmişti. Bunlar:
    1- Kelam alimleri, 2-Batınıler, 3-müslüman feylesoflar, 4- sofiler
    buların herbiri hakkı arıyor ve kendi yollarının hakka ulaştığını iddia ediyorlardı.
    Kelamcıları kuru ve yetersiz bulmuş, Batınıleri, yanlış inanç,fikir ve metodlara saplanıp sapıtmış olarak görmüş,feylesofların ise; şeriata bir çok meselede aykırı düşünceler leri sürdüklerini, onlara mahsus bu düşücelerdenüçününde küfür olduğunu tesbir etmişti.Sadece sofileri beğenmişti. Onların bilgileri iki nev'e ayrılıyordu.Okuyup dinleyerek öğrenilen nazari bilgiler , birde yaşanılarak, tadılarak ,hissedilerek elde edilen haller,zevkler,makamlar...(İhya C.1 Sh.25)

  8. #40
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    ALİMLERİN GÖRÜŞÜYLE TASAVVUF

    Abdulgadir Geylani Hazretleri, Fethur Rabbani’de buyurur ki:

    Melekler içinde resim, suret bulunan eve girmezlerse, içinde bir sürü suretlerle putlar bulunan senin kalbine Allah nasıl girer? Allah dışında her şey, bir puttur. Kişi Allah’tan gayrı neye bağlandı ve neye gönül verdiyse, o onun putudur.

    İzzet ve Celâl sahibi Allah şöyle buyurur: “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince, onları elbette doğru yolumuza eriştiririz,” (Ankebut, 29:69). Ve gene, “Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder,” (Muhammed, 47:7).

    Eğer nefsini sabrettirirsen ve o da sabrederse, Aziz ve Celil olan Allah, onunla beraber olur. Zira, şanı yüce olan Allah şöyle buyurur: “Hiç şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir,” (Bakara, 2:153).

    Tasavvuf kelimesi, safa’dan türemedir. Bu, halis, safî, temiz demektir.

    Bu iş, gündüz oruç tutup gece namaz kılmakla olmaz. Nefs, heva, kötü tabiat, cehalet ve kalpte Allah’tan gayrı şeylerin sevgisi var oldukça hiçbir şey olmaz.

    Mürid’e behemehal bir kılavuz, bir rehber lâzımdır. Zira o öyle bir çöldedir ki, orada akrepler, yılanlar, âfetler vardır. Susuzluk vardır. Yırtıcı, vahşi hayvanlar vardır. İşte kılavuz, onu bu âfetlerden korur. Su bulunan yerleri gösterir. Meyvalı ağaçların bulunduğu bölgelere götürür. Halbuki tek başına, kılavuzsuz olduğu takdirde, yırtıcı hayvanların, akreplerin, yılanların, âfetlerin bulunduğu bölgelere düşer. Perişan olur, mahvolur.

    Allah yolunda bir rehber bulduğun an, ona hemen yapış. Hiç şüphe yok ki, mânâ onun dışında değildir, içindedir. Onun çevrendeki bütün diğer insanlardan daha faziletli ve üstün bil. Her yönüyle mürşidine bağlı ol.

    Benden bir kelime öğrenmek için, bin senelik mesafede olsan bile gelmelisin. Kaldı ki aramızda sadece birkaç adımlık bir uzaklık var.



  9. #41
    İmandanihsana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    09-06-2006
    Yer
    istanbul/kadıkö
    Yaş
    29
    Mesajlar
    524
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @İmandanihsana
    Alıntı hirahos Nickli Üyeden Alıntı
    Abdulgadir Geylani Hazretleri, Fethur Rabbani’de buyurur ki:

    Melekler içinde resim, suret bulunan eve girmezlerse, içinde bir sürü suretlerle putlar bulunan senin kalbine Allah nasıl girer? Allah dışında her şey, bir puttur. Kişi Allah’tan gayrı neye bağlandı ve neye gönül verdiyse, o onun putudur.

    İzzet ve Celâl sahibi Allah şöyle buyurur: “Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince, onları elbette doğru yolumuza eriştiririz,” (Ankebut, 29:69). Ve gene, “Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder,” (Muhammed, 47:7).

    Eğer nefsini sabrettirirsen ve o da sabrederse, Aziz ve Celil olan Allah, onunla beraber olur. Zira, şanı yüce olan Allah şöyle buyurur: “Hiç şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir,” (Bakara, 2:153).

    Tasavvuf kelimesi, safa’dan türemedir. Bu, halis, safî, temiz demektir.

    Bu iş, gündüz oruç tutup gece namaz kılmakla olmaz. Nefs, heva, kötü tabiat, cehalet ve kalpte Allah’tan gayrı şeylerin sevgisi var oldukça hiçbir şey olmaz.

    Mürid’e behemehal bir kılavuz, bir rehber lâzımdır. Zira o öyle bir çöldedir ki, orada akrepler, yılanlar, âfetler vardır. Susuzluk vardır. Yırtıcı, vahşi hayvanlar vardır. İşte kılavuz, onu bu âfetlerden korur. Su bulunan yerleri gösterir. Meyvalı ağaçların bulunduğu bölgelere götürür. Halbuki tek başına, kılavuzsuz olduğu takdirde, yırtıcı hayvanların, akreplerin, yılanların, âfetlerin bulunduğu bölgelere düşer. Perişan olur, mahvolur.

    Allah yolunda bir rehber bulduğun an, ona hemen yapış. Hiç şüphe yok ki, mânâ onun dışında değildir, içindedir. Onun çevrendeki bütün diğer insanlardan daha faziletli ve üstün bil. Her yönüyle mürşidine bağlı ol.

    Benden bir kelime öğrenmek için, bin senelik mesafede olsan bile gelmelisin. Kaldı ki aramızda sadece birkaç adımlık bir uzaklık var.



    kardesım fethur rabbanide bu dediklerin kaçıncı mecliste yazıyo sölermisin

  10. #42
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    Alıntı firat_antigs Nickli Üyeden Alıntı
    kardesım fethur rabbanide bu dediklerin kaçıncı mecliste yazıyo sölermisin
    Net'ten daha önce indirdiğim Elektronik kitaptan yazdım.. Elektronik versiyonu kısa tutulmuş... Kitabın aslı şimdi baktım, 400 kusur sayfa.. Kitabın aslına bir ulaşayım da öyle söyliyeyim, hangi meclisler olduğunu....

    E-kitabını buyrun burdan indiriniz:

    http://uploaded.to/?id=c0d726

  11. #43
    İmandanihsana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    09-06-2006
    Yer
    istanbul/kadıkö
    Yaş
    29
    Mesajlar
    524
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @İmandanihsana
    Alıntı hirahos Nickli Üyeden Alıntı
    Net'ten daha önce indirdiğim Elektronik kitaptan yazdım.. Elektronik versiyonu kısa tutulmuş... Kitabın aslı şimdi baktım, 400 kusur sayfa.. Kitabın aslına bir ulaşayım da öyle söyliyeyim, hangi meclisler olduğunu....

    E-kitabını buyrun burdan indiriniz:

    http://uploaded.to/?id=c0d726
    oldu kardeşim inş...

  12. #44
    Güle Sevdalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-12-2006
    Yer
    Ormandan :)
    Mesajlar
    116
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Güle Sevdalı
    Şeriat: Allah (cc) koyduğu, inanılması ve yaşanılmasını emir buyurduğu İTİKADİ; İÇTİMAİ; HUKUKİ VE AHLAKİ kanunların bütünüdür. Yani şeriat İslam’dır.(1)
    Şeriatımız en güzel hayat nizamıdır. Çünkü o, Âlemlerin Rabbinin nizami ve kanunudur. Zira Allah (cc) Kuran-ı kerimde:

    Emir ve yasaklarını uygulaman için’’seni din konusunda ve şeriatın üzerinde görevli kıldık. Artık Ona uy.(şeriatın kanunlarına) Hak şeriatı gerçek muhtevası ile bilmezlerin arzularına öğütlediği düsturlara ve düzenlere uyma. Çünkü Allah(cc)’a ve peygambere muhalefetle (şeriata karşı çıkan yok mu? Onlar dünya ve ahrette en aşağılık olan zümreler içindedirler.’’ Buyuruyor.(2)

    Şeriat; Kulluğa sımsıkı sarılmak hakkındaki emirdir.(3)
    Şeriat; Beden ve cesetle ilgili olup, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek ve kelime şahadet getirmek gibi fıkıh kitabında zikredilen farz, vacib, sünnet ve müstehablar ile yasaklanan haram ve günahları terk etmek gibi vucud organlarına mahsus ibadet ve mükellefiyetlerdir. Neticesi ise cehennemin yakıcı ateşinden kurtulup, selamete ermek ve cennetin Firdevs bahçelerine girmektir.(4)

    TARİKAT:
    Sözünün menşe-i, kelimenin aslına bakıldığında Arapça kökten geldiği açıkça görülür. Buna göre kelimenin Arapçadaki kelime anlamının tam karşılığı’’yol’, gidilen veya tutulan yol anlamındadır.(5)

    Tarikat, bütün güzel ahlaklarla donanmak, hertürlü çirkin davranışlardan uzak durmak gibi kalbi mükellefiyetler olup, iyi ve güzel huylarla hemhal olmak, kötü adet ve alışkanlıklardan kalbden kovmak ve kalben Allah’ı(c.c) zikretmek manasında :’’ Kalbi her türlü kötülükten temizleme, Allah’tan (c.c) gayrı her şeyi kalbden çıkarma’’ şeklinde ifade edilir. Bunun neticesi kalbi kötülüklerden ve kötü düşüncelerden temizleme ve Allah(c.c)’ tan gafil bırakan duygu ve düşüncelerden arındırma ve imanda yakın derecesine ermektir.(6)
    Mezhep, kelimesi de aynı anlamdadır. O halde mezhep ile tarikatın farkı nedir? Mademki ikisi de aynı ve ikisi de dini birer sitemdirler, neden ayrı ayrı araştırma konusu oluyorlar? Mezhep ve tarikat sözlerinin gerçekte yani pratik tatbikattaki anlamları ise başka başkadır.

    Mezhep, İtikatta yani inançta, amelde yani ibadette muamelatta yani dünyaya ait dini emirlerde uyulması gereken yol ve emirlerin tümüdür. (7)

    Bir başka deyimle, edile i şeriyye( kitap, sünnet, icmai ümmet ve kıyası fukaha)’ya dayanarak dinde bir hükme varabilen kişinin kurduğu esasları içine alan ve bu esaslara göre izlenmesi gereken yoldur, mezheb.(8)
    Mezheb; yürüyüp gitmek manasındaki ‘’zehab’’ kökünden gelen ‘mezheb’ lügatta gidecek yer, gidecek yol demektir. İstilahta ise, imam ve müctehid kabul edilen bir zatın anlayış ve görüşlerinden teşekkül eden itikadi veya fıkhı yol(dini ve şerri Tarık) diye tarif edilir.(9)

    Tarikatta da dinin usul ve furuu( yani dini inanç ve ameller) bakımından mezheplere benzer sistemler mevcuttur. Şu kadar ki tarikat, mezheplerin pratik hayata daima müdahale edişleri ve yol gösterişleri yanında ‘’ Doğrudan doğruya kişiyi Allah(c.c)’a ulaştıran zevk, neşe, irfan, ilahi aşk ve cezbe yoludur.’’denilebilir.(10) Ki, aslında tarikatın en kısa şekliyle tanımı da budur.

    Bu mevzuu biraz daha açıklamamız gerekir. Şöyle ki;
    Tarikat yolunu tutan ve ona bağlanan kişi sofilere göre varlığını kayıtsız ve şartsız Allah’a adar. Şimdi kendini her türlü kayıt ve şarttan uzak olarak Allah’a adamış bulunan bu kişi tabii olarak her şeyde onun kudret ve hikmetlerini görür. Tuttuğu yola göre kendini, fani varlığını ve bütün varlıkları gerçek ve ebedi olan Allah’ta yok eder ki bu durumda da en son merhale olan ‘’fenafillâh- Allah’ta fani olma’’ mertebesi denir.(11)
    Tarikatın bu temel prensiplerini kısaca gördükten sonra yukarıda verdiğimiz tarifi bir daha özetlemek gerekir ki: mezhep; ilim yoludur, tarikat ise irfan yoludur, sezgi ve ruhi yaşayış ve nefisle mücadele yoludur.(12)
    Evet, tarikat, şeriat yoluna süluk etmek yani şeriatın mukteza ile amel etmektir.
    Hz. Muhammed (s.a.v.)efendimizin bütün davranışları tarikatın kendisidir. Çünkü bir hadisi şeriflerinde:
    ‘’Şeriat sözlerim, tarikat; davranışlarım, hakikat; hallerim, marifet ise her şeyim olan ana sermayemdir.’’ (13)
    1- Kurtubi El-camiul Ahkâm il-Kuran, Kahire 1967, cüz 16 s.163
    2- Casiye, 18 ve mücadele süresi, 20.
    3- Kuşeyri risalesi s.177
    4- Tasavvuf ve tarikatlarla ilgili fetvalar S.76
    5- Mecmua ur-Resail C.1, S.68
    6- Tasavvuf ve tarikatlarla ilgili fetvalar S.76
    7- Ö.N Bilmen, Muvazzah İbni Kelal S.14–15
    8- S. Vicdani Tumar Turuk’u aliye S.100, cüz1.
    9- Mütr. Asım, Kamus Terc. Hüseyin Kazım Kadiri, Türk lügatı zehab maddesi.
    10- Nefahitül – Üns S. 91 vd.
    11- Sofiye istilahaları İ. Hakkı İzmirli S.72 vd.
    12- Vahdeti Vucud Risalesi, Yusuf Zade Abdullah

  13. #45
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    HADİS-İ ŞERİFLERLE TASAVVUF YAŞANTISI

    ***

    1328. [2:501, Hadîs No: 2389]

    Enes'den (r.a.) rivayetle Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır.

    Kalbler tıpkı demir gibi paslanır. Cilası ise istiğfardır.”

    (Ibni Adiyin el-Kâmit'den)

    1348. [2:511, Hadîs No: 2419]

    İbni Ömer'den (r.a.) rivayetle:

    Her şeyin bir cilası vardır. Kalblerin cilası da Allah'ı anmaktır. Parçalanıncaya kadar kılınçla düşmana vurman dahil, Allah'ı zikretmekten daha fazla Allah'ın azabından koruyan hiçbir şey yoktur.”

    (Beyhaki'nin Şi'bü'l-îmanından)

    Tasavvuf kalbin zikir ve istiğfar ile temizlenmesine özel önem verir.. Çünkü dünya arzuları ve işlenen günahlar kalbe leke düşürüp onu kirletirler.. Bu kirlenmenin ilacı ise zikir ve istiğfara devam eylemektir.. Nitekim hemen her Tarikat günde 75 ya da 100 istiğfar sünnetini adet edip emretmiştir..

    1080. [2:295, Hadîs No: 1888]

    Ebû Derdâ'dan (r.a.) rivayetle Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır:

    Allah, aşırı şefkatinden ve Allah korkusundan mahzun olan her kalbi sever.

    "Allah'ı mahzun kalplerde arayınız" emr-i şerifini hatırlıyoruz.. Bu mahzunluk ancak kişinin acziyetini idrakiyle; layıkıyla kulluğunu yapamadığını idrakiyle elde edilebilecek sıfatlardandır.. Nefsini karşısına alamayan bu idraklere ulaşamaz.. Nefsine şeriat kamçısı ile vurmayan bu kelamların sadece sözünde kalır.. Nefsiyle mücadele etmeyen, dünya arzularıyla çarpışmayan bunlar nedir tam kavrayamaz.. İşte Tasavvufun ilk hedeflerinden biri de bütün bu uğraşların ilmini ve usullerini salike öğretmektir.. Elbette bunlar, kitaplardan öğrenilecek şeyler değildir.. Kitaplarda bunların gereği anlatılır ama, nasıl yapılacağı öğretilmez.. Nasıl yapılacağını öğreten, bu eğitimi veren işinin ehli bir Mürşid-i Kamildir.. Her ilmin bir hocası vardır.. Her uğrasın bir ustası vardır.. Her maksudun bir mercii vardır..

    Bir de burada "kalb"e özel bir işaret vardır.. Tasavvuf bütünüyle kalb ile meşgul olmaktan ibaret desek yeridir..


    ***

    (Taberâni’nin Keşfi ve Hâkim'in Müstedrek'inden)

    1169. [2:354, Hadîs No: 2031]

    Enes'den (r.a.) rivayetle:

    "Şeytan ağzını Âdemoğlunun kalbi üzerine koymuştur. Kişi Allah'ı zikrettiğinde geri çekilir, Allah'ı unuttuğunda ise kalbini yutar"

    (Beyhaki'nin Şi'bü'i-îmar’ı ve Ebû Ya'la'nın Müsnedinden)

    Hani demiştik.. Allah'ın emr-i şerifidir: "Beni içinizden gizli zikredin.." E, bakınız Şeytan kalbe nasıl musallat oluyor.. E bakınız zikir ona karşı ne güzel bir kalkan..

    ***

    222. [1:259, Hadîs No: 387]

    Ebû Zer (r.a,) rivayet ediyor:

    Allah bir kulu hakkında hayır dilerse, kalbinin kilitlerini açar ve ona kuvvetli îmanla doğruluk kor. Gittiği yolu kalbine iyice kavratır. Kalbini temiz, dilini doğru, huyunu istikametli kılar.

    (Ebu'ş-Şeyh'in Serabından)

    Kalbin kilitlerinin açılması; Kalb aleminin sırlarının sahibine aşikar olmasıdır.. Kuvvetli iman ve doğruluk ise Takvadır; güzel ahlaktır.. “Gittiği yolu kalbine iyice kavratır” Burada açıkca “gittiği yoldan” yani “Tarikatten” bahis edilmiş.. Kalbin, dilin ve huyun sıfatları ise Tasavvufun ana konusudur zaten..


  14. #46
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    ALİMLERİN GÖRÜŞÜYLE TASAVVUF - MÜRŞİDE BAĞLANMA VE NETİCE

    Seyyid Şerif Cürcani Hazretleri buyuruyor:

    "Hace Alaeddin Attar’ın hizmetine yüz vurmayınca , Allah Teala’yı bilemedim"


    Hace Alaaddin Attar Hz., Şah-ı Nakşibend Hz.lerinin halifesidir.. Seyyid Şerif Cürcani Hazretleri de devrinin hem neseben hem de ilmen tanınmış büyüklerindendir.. Bu bilginin Reşahat'ten alındığını zannediyorum.. Abdülkadir Dedeoğlu (Osmanlı yayınevi) kitabında yazmış.. Ebu Mahir abim de bu foruma nakletmişti.. Ben de o yazının içinden buraya aldım..

  15. #47
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    RABITA

    Bugün dünyada meshur olmus artistleri görürler, kalplerine sokarlar; bir güzel kösk görürler, kalplerine sokarlar; bir araba görürler, begenir kalplerine sokarlar; bunlari düsünmek sirk olmuyor da, bir Allah dostunu düsünmek nicin sirk olsun?

    Birisi, secde ederken "haliya secde ediyorum" dese müsrik olur. Mihrabin önünde namaz kilarken "mihraba secde ediyorum" veya "Beytullah’a secde ediyorum" dese müsrik olur. Ama "Beytullah’i veya mihrabi vesile ederek Allah’a secde ediyorum" denirse, o sirk degildir.

    Nitekim Iman-i Rabbani (kuddise sirruh) söyle buyurur:

    "Rabita kendisine dogru secde edilendir (kalben yönelinendir), kendisi icin secde edilen degildir. Mihrablar ve mescitler dahi bu mananin disinda degildirler."

    Imam-i Rabbani, Şah-ı Naksibend icin, “Kibletü kulibina” (kalplerimizin kiblesi) buyurur.

    Kible; yönelinen yer demektir. Yani Imam-I Rabbani, Naksibend (kuddise sirruh) icin, "kalplerimizin Onunla Mevla’ya döndügü zat", demek istemistir. Rabbimize secde etmek istedigimizde bunu nasil eda ediyoruz? Kabeye yönelerek. Iste kalpler ile Mevla’ya yönelmek istenildiginde bu zatlar vasitasi ile yönelinmis oluyor. Mevla maksuddur, seyh ise o maksudun yoludur.

    Imam-i Rabbani bir mektubunda yine buyuruyor:

    "(Mevla’ya) Kavusturucu yollar icinde rabitadan daha cabuk kavusturani yoktur. Hangi talihli kimseye bu nimeti ihsan ederler."

    Hace Ahrar (kuddise sirruh) Fikarat Risalesi’nde buyuruyor ki:

    "Mürşid-i Kamilin görüntüsünü hayal etmek, (başlangıçta bulunan yeni yola girmiş bir salik için) Hakk’in zikrinden daha faziletlidir (tesirlidir)."


    (mürid isimli üyemizden alınmıştır)

  16. #48
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    RABITA

    Rabıtayı anlamadığı, bilemediği, delillerini çözemediği için inkar edenler var ya; Asr-ı Saadette yaşasalardı, Ashabın mallarıyla, kanlarıyla, canlarıyla Resulullah Efendimizin çevresinde nasıl pervane olduklarını görselerdi; Ona duydukları aşktan ve sevgiden ciğerlerine kadar yandıklarına kokusundan şahit olsalardı; Onu sohbetlerinde nasıl yana ve yakıla yad edip Ondan nasıl bahsettiklerini dinleselerdi; Allah bilir cümlesini Müşrik ilan eder çeker giderlerdi.. Nasip olmayacak ya..

    Resulullah'a olan aşk Allah'a olan aşktır.. Kudsi Hadiste buyruldu:

    "Habibim, beni sevmek isteyen seni sevsin, beni görmek isteyen seni görsün, beni bulmak isteyen seni bulsun!"

    Ayet-i Kerime de vardır, mealen:

    "Allah'a iman edenler, itaat etmek isteyenler sana tabi olsun.."

    Sen Hz. Ömer'in Hz. Resulullah'a:

    "Ya Resulullah, seni şimdi nefsimden daha fazla sevdim.." dediğini de mi duymadın..

    Hem buyurmuştu Ashab.. "Ya Resulullah, senin huzurunda iken gönlümüze zerre dünya gelmiyor.. Ama ayrılınca hepsine yeniden dönüyoruz.. Yoksa Münafıklık mı bizimkisi?"

    Sen, Ashabın "Anam, babam, göz bebeğim her şeyim sana feda olsun Ya Resulallah!" diye hitaba başladıklarını da mı öğrenmedin..

    Peki Hicretin bitmesini bekleyen Medine Ahalisi, neden gece gündüz bakıp kalmışlardı Peygamber Efendimizin geleceği ufuklara??? Hiç mi hayal etmemişlerdi, ol mübareği Veda Tepelerinin arkasından ay gibi doğarken?

    "Ayın On dördü" diyorlardı mübarek Peygamber Efendimize.. Yüzü öyle güzel ve parlak idi de ondan.. Bu gece dolunay var.. Uzat kafanı pencereden de bir dakikalığına olsa dahi bak dolunaya, gözünü ayırmadan, kırpmadan.... Sonra gözünü yum bak bakalım kaç dakika o nurdan suret gözlerinin içinde kalacak? Ki Resulullah Efendimizin yüzünün nuru, güneşi dahi gölgede bırakırdı.. Kaldı ki ayın on dördü olsun..

    Hz. Aişe Annemiz buyurdu:

    "Yusuf'un güzelliğini görenler, 'Haşa, bu beşer olamaz, bu melek olmalı' dediler de kendilerinden habersiz bileklerini kestiler.. Halbuki Onlar Hz. Muhammed'i görselerdi, değil bileklerini; kalblerini dahi keserlerdi!"

    Hazret-i Resulullah gece gündüz, onların hatırında, hayalinde ve gönlündeydi.. Onun sevgisiyle kalblerine kan damlıyordu.. Ondan bir an dahi ayrılmak bin ayrılıktan çetin geliyordu..

    İkinin İkincisi Hz. Ebu Bekir Efendimiz dedi ki:

    "Ya Resulallah! Def'i Hacette olsun hayaliniz gözümden ayrılmıyor.. Haya edip utanıyorum.."

    Ashabı Pervane.. Resulullah Efendimiz nurdan bir kandil!

    Kısa keselim..

    Ne ilgisi var buların Rabıtayla değil mi? Ne buyurdu Peygamber Efendimiz:

    "Alimler Peygamberlerin varisleridir"

    "Efradının yanında bir alim, Ashabının içindeki Peygamber gibidir"

    Kudsi Hadiste emredildi:

    "Kulum beni sev, sevdiklerimi sev, kullarıma sevdir"

    Yani sevdiklerimi seversen beni sevebilirsin buyurdu..

    "Allah için sev, Allah için buğz et"

    Ayet-i Kerime'de:

    "Allahın veli kullarına korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklar!" diye müjde verildi..

    Evliyaullah'a olan aşk, Resulullah'a olan aşktır.. Evliyaullah Resulullah Efendimizin nurunu ve emanetini taşır..

    Önceleri müridan Hz. Resulullah'a Rabıta yapar imiş.. Fakat sonradan bu çeşidi ağır gelmeye başlayınca Mürşidlere rabıta emredilmiştir.. Peygamber Efendimizin şeklini tarif eden Şemaili şerifler bu nedenle kaydedilmiş, nesilden nesile bu nedenle aktarılmıştır..

    Sonuç:

    Bugün Rabıta emrini tutanları şirkte zannedenler; Muhabbetullah'a düşmüş müridanı tenkid edenlerAsr-ı Saadette olsalardı Ashabı da şirk içerisinde zannedeceklerdi!



Sayfa 3/36 İlk 1234567813 ... Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Muctehid Alimlerin Nazarinda Tasavvuf
    By Zeynep Özmen in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 19-01-2015, 13:32
  2. Tasavvuf , Evliya ve Hadis inkarına dair...
    By levent48 in forum MÜNAZARALAR
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 20-09-2013, 01:33
  3. Tasavvuf ve rabıta
    By ömerusta in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 26-02-2012, 00:37
  4. Zayıf hadis tasavvuf meselesi
    By dostluk in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10-11-2009, 20:09
  5. Müctehit Alimlerin Nazarinda Tasavvuf
    By dilhuba in forum Kapatılan Konular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27-01-2007, 12:03

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş