Etiketlenen üyelerin listesi

GİRİŞ VE AÇIKLAMA Bismillah Ya Hayrer Razıgin.. Sallu ala Rasulina Muhammed.. Uzun zamandır üzerinde çalıştığım 3-4 konu var.. Henüz tamamlayamadım ama inşallah zamanla tamamlamaya çalışacağım.. Üzerinde çalıştığım konuları ayrı ayrı başlıklar altında açmaktansa birbirleriyle ilişkili olduklarından dolayı bir başlıkta, yani burada toparlamaya karar verdim hayırlısıyla..

Bu konu 90005 kez görüntülendi 563 yorum aldı ...
Evliyaullah, Rabıta ve Hadis-i Şerfilerle+Alimlerin Görüşleriyle Tasavvuf 4.00 90005 Reviews

    Konuyu değerlendir: Evliyaullah, Rabıta ve Hadis-i Şerfilerle+Alimlerin Görüşleriyle Tasavvuf

    5 üzerinden 4.00 | Toplam: 4 kişi oyladı ve 90005 kez incelendi.

Sayfa 2/36 İlk 123456712 ... Son
  1. #17
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    Alıntı 5. Barut Hakkı Nickli Üyeden Alıntı


    "Rabıta" konusundan ziyade benim genel bir itirazım olacak.

    Bu itiraz aslında sadece ehl-i tarik, ehl-i cemaat yani herhangi bir lidere intisap etmiş veya gruba dahil olmuş kişilere değil tüm müslümanlara yönelik olacak.

    Ben müslüman denilince, İslam'ı her yerde ve her zaman aynı şekilde hakkı ile yaşayan kimse olarak algılıyorum. Yani aya da gitse aynı, bir adaya düşse de aynı, güney kutbuna da gitse aynı. İlla birilerine bağlı olması gerekmeden yaşayabilecek güce, imana, bilgiye sahip, kaya gibi sert birisi. Ne rüzgar, ne güneş ne de başka şeyin parçalayamayacağı sertlikte.

    Şimdi arkadaşlar bir şekilde bir lidere intisap ediyorlar ve sonuçta bir takım güzellikler kazanıyorlar.

    Ben bu arkadaşları buzdolabının buzluğuna girmiş suya benzetiyorum. Sonuçta buz olup sertleşiyorlar. Belki kayadan da sert oluyorlar. Ama olaki buzdolabına birşey olduğunda veya mesela elektrikler kesildiğinde veya buzdolabından çıktıklarında tekrar birden eriyip suya dönüyorlar. Yani buzdolabı, buzluk olmadan değişen bir şey yok gibi.

    Tamam buzdolabına kaya olarak girenler de vardır. Onlar zaten konumuz dışındalar. Ancak onların da çok az olduğunu düşünüyorum.

    Bir kişi iman ettiğinde bu sertlikte müslüman olması gerekir diye düşünüyorum.

    Müslümanın kalan ömrünü bir adada geçirmek zorunda kalabilecekmiş gibi kendini hazır hizzetmesi gerektiğine inanıyorum.

    Ve bunun da aslında nihayet nokta değil başlangıç noktası olduğunu düşünüyorum. Ki bu belki de asıl ayrıldığımız nokta. Yani bu şekilde başlamayanı ben kabul etmiyorum. Müslüman başta bunu kabul etmek, idrak etmek ve hemen akabinde de göstermek zorunda diye düşünüyorum.

    Bu yolun da Sahabe (RAE) yolu olduğunu düşünüyorum. Zira ekser çoğunluğuna belki Rasulullah (SAV) ile birkaç defa görüşmek nasip olmuş.

    Ama derseniz ki biz bu yolla zaten bunu sağlıyoruz. O zaman o yolu terkedip yani İslam ve Rasulullah (SAV) dışında bağlandığınız herşeyi bir kalemde silip bir denemenizi isteyeceğim.

    Meramımı ve itirazımı anlatabilmişimdir inşAllah.

    5. Barut Hakkı abim, belki seni haklı çıkaracak örnekler vardır ve belki bunlara rastlamışsındır da.. Bu açıdan haklısındır.. Ama genelleme yapman isabetli olmamış.. Senin dediğin örneklerin yanında biz su olarak girip her halukarda buz olarak çıkmış ve her ortamda buz olarak kalmış nice ehl-i tarik tanımışızdır.. Bize itimadın var ise inşallah bu örneklerine sen de rastlayabilirsin.. Hayat devam ediyor..

    Bir kimsede kabiliyet olmazsa neylesin Meşayih.. İsterse Mürşidi olsun Hz. Muhammed!

    Tarikata her bağlanan onun üst nimetlerine ve makamlarına ulaşacak sanmayınız..

    Bilirsiniz Şeyh Sadi güzel bir örnek verir:

    Hüdhüd kuşu, tüm kuşları Kaf Dağı'ndaki Zümrüd-i Anka'ya götürmek için önlerine düşer.. Yola çıkmadan uyarır: "Yol tehlikeler ile dolu; tuzaklar bol.. Şunları şunları yapın şunları şunları yapmayın; yoksa tuzaklara kapılıp yolda kalırsınız.." Netice'de Zümrüd-i Anka'ya ulaşırlar ama çok çok az bir kuş bütün tehlike, varta ve tuzaklardan kurtulabilmiştir.. Gülistan ya da Bustan'da olacak..


  2. #18
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    Alıntı kays Nickli Üyeden Alıntı
    s.a. muhterem hirahos abi bizlere tercüman olduğunuzdan dolayı teşekkür ederiz.allah razı olsun sizden ricamız rabıtanın mürid belli bir seviyeye geldikten sonra allah a yapılmaya başlandığı konularınıda işlerseniz.herhalde daha iyi olur diye düşünüyoruz.allah bizlere ve tasavvufa karşı olanlara ibadet lezzeti versin.s.a.
    as muhterem kays (Mecnun) abim..

    Dediğiniz tam doğrudur.. Rabıta hakkında ayrıntılı yazmak gerekirse sizin dediğiniz hususla beraber pek çok hususun da açıklanması ve altının çizilmesi gerekir.. Bu forumda bir kaç başlık vardı:

    Aramaya girip "Rabıta" diye yazarsanız çıkacaktır.. Onlarda konunun bütün ayrıntıları mevcuttur..

    Biz ise burada, genel bir delillendirme ile iktifa etmeyi uygun bulmuştuk.. Hemen ekleyeyim ki Rabıtanın tek delili de bunlar değildir.. Başka delilleri de vardır..


  3. #19
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    HADİS-İ ŞERİFLERLE TASAVVUF - ALLAH'IN SEVDİKLERİ

    Zümer 35: Çünkü Allah, onların önceden yaptıkları amelin en kötüsünü bile keffaretle örtüp, işlemekte bulundukları güzel amellerin en güzeline göre mükafatlarını kendilerine verecektir.

    Kaldığımız Yerden Devam edelim inşallah.. Burdan itibaren yeni başlıktan konumuzu sürdürüyoruz..

    ***

    Din ilmi ancak ehlinden öğrenilir.. Kalb ilimlerinin ehli ise Evliyaullahtır:

    1398. [2:545, Hadîs No: 2411]

    Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:

    Şüphesiz bu ilim din ilmidir. Öyle ise dininizi kimden öğrendiğinize iyi bakın.”

    (S/cz/den.) Abdulvahid Metin Hadis Ansiklopedisinden alınmıştır.. Orada bazı harf karakteri bozuklukları vardır.. Çıkarabildiğimi düzeltiyorum.. Ama, herşeyi bilemediğimden bazı bozuklukları düzeltemiyorum malesef..

    ***

    Allah’ın sevdiklerini sevmek, onlara yakın olanlar için ya da onları hiç tanımasalar bile bir şekilde görenler ve karşılaşanlar için mukadderdir.. Kaçınılamayacak bir neticedir:

    203- [1:246, Hadîs No: 356]

    Enes (r.a.) rivayet ediyor:

    Allah bir kulunu sevdiğinde onun sevgisini meleklerin kalbine kor. Bir kuluna da buğz ederse nefretini meleklerin kalbine kor. Sonra sevgisini de, nefretini de insanların kalblerine atar

    (Ebû Nuaym'in Hıfye'sinden)

    Tasavvuf farz ibadetleri tamamlamakla birlikte Nafile ibadetler ile Allah'a yaklaşmanın, O'na makbul bir kul olmanın usul ve yöntemlerinden mürekkeptir.. Kul, Allah'a yaklaştıkça O'na yakın ve dost olur.. Allah, o kuluna çok üstün nimetler ihsan eder.. İnsanlar, Allah'a yakınlaşmış bu kimseye karşı ellerinde olmayan bir sevgi ve hürmet duyarlar.. Allah'ı can u gönülden seveni Allah da sever; kulları da sever, meleklerin hepsi de sever.. Allah'a hürmet ve tazim'de; O'ndan çekinip havf duymada ziyade olan kulunu Allah koruyup gözettiği gibi; kulları da ona karşı ister istemez hürmet ve riayet duyarlar.. Melekler, böyle bir kulun şanını semada yad ederler.. Onun ismini anarak, hakkında hayır dua ve temennilerde bulunurlar.. Yeryüzünde de kullar bu kimsenin etrafında pervane olurlar.. İşte bazılarının anlıyamadığı ve hazmedemediği Meşayih'e olan sevgi ve bağlılığın, ona karşı ileri derecdeki hürmet ve bağlılığın asıl nedeni Allah'ın bunu böylecene takdir etmesi yüzündendir.. Bir Allah dostunu sevmeyi, ona karşı hürmet ve bağlılık duymayı "şirk" addedenlerin kulakları çınlaya!

    Allah dostlarını, sevmeyip onlara düşmanlık besleyenlerin hasmı ise Alahu Zül-Celal Hazretleridir.. O nedenle, Allah dostlarına bir şekilde sevgisizlik, hürmetsizlik ve düşmanlık duyanların bir takım nimetlerden mahrum olmasından korkulur.. Hele bir de bu düşmanlıklarını aşikar edip Allah dostlarına dil uzatanlar var ya Allah uyanmak nasip etsin onlara; eğer pişman olup tevbe etmezlerse onların sonu feci olacaktır.. Bu gine Allah dostlarından insanlara bir uyarıdır:


    48- Allah Bir Kulu Sevdiği Vakit, Onu Kullarına da Sevdirmesi Babı

    157- (2637) Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Cerîr Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) :

    «Şüphesiz ki, Allah bir kulu sevdiği vakit, Cibril'i çağırır da : "Ben filânı seviyorum, onu sen de sev!" der. Ve onu Cibril de sever. Sonra semâda seslenerek : "Gerçekten Allah filânı seviyor; onu sîz de sevin!" der. Artık onu semâ ehli de severler. Sonra onun için yeryüzüne kabul konur.

    Bir kula da buğzetti mi Cibril'i çağırarak : "Ben filâna buğzediyorum, ona sen de buğzet!" der. Ve Cibril ona buğzeder. Sonra semâ ehli arasında : "Allah filâna buğzediyor, ona sîz de buğzedin!" diye seslenir. Onlar da kendisine buğzederler. Sonra o kul için yeryüzüne buğz konur.
    » buyurdular.

    Bu Hadis-i Şerifin Senedleri:

    (...) Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ya'kub (yâni İbnr Abdirrahrnan El-Kaâri) rivayet etti. Yine Kuteybe dedi ki: Bize Ahdu'l-Aziz (yâni Ed-Derâverdî) rivayet etti.

    Bize bu hadîsi Saîd b. Anır El-Eş'asî de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abser, Alâ' b. MüseyyeVden naklen haber verdi.

    Bana Harun b. Saîd El-Eylî dahi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize îbm Vehl) rivayet etti. (Dedi ki): Bana Mâlik (bu zat İbnü Enes'dir) rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Süheyl'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Şu kadar var ki: Alâ' b. Müseyyeb'in hadîsinde buğz zikredilmemiştir.

    158- (...) Bana Amru'n-Nâkıd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yezid b. Harun rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Abdu'1-Aziz b. Abdillah b, EM Se-lemete'I-Mâcişun, Süheyl b. Ebî Sâlih'den naklen haber verdi. Süheyl şöyle demiş :

    Arafat'da idik. Derken Ömer b. Abdi'l-Aziz (Tabiinden İslam'ın ilk Mücedditi) geçti. Kendisi hac emîri İdi. İnsanlar ona bakmaya kalktılar. Ben babama :

    — Babacığım! Görüyorum ki, Allah Ömer b. Abdi'l-Aziz'i seviyor, dedim. (Babam) :

    — Ne o? diye sordu.

    Çünkü insanların kalblerinde onun sevgisi var, dedim. Bunun üzerine babam ;

    — Baban hakkı için yemin ederim ki, ben Ebû Hüreyre'yi Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ederken dinledim, dedi. Sonra Cerîr'in Süheyl'den rivayet ettiği hadîs gibi anlattı.


    Bu hadîsin Ebû Hüreyre rivayetini Buhari «Kitâbu'l-Edeb» ile «Kitâbu't-Tevhid»'de tahric etmiştir.

    Allah'ın kulunu sevmesinden murad; onun için hayr irâde buyurması, kendisine hidayet ve nimet vermesidir. Buğzu da azabım veya şekavetini irâde buyurmasıdır. Semâ ehlinden maksad meleklerdir. Cebrail (Aleyhisselâm) ile diğer meleklerin bir kulu sevmeleri, ya onun için istiğfar ve duada bulunmaları yahut sair insanlar gibi sevmeleridir. Ki bu sevgi kalbin meylinden biriyle mülakat için şevk duymasından ibarettir. Meleklerin bir kulu sevmeleri Allahü Teâlâ'ya itaat ettiği ve onun rızasını kazandığı içindir. Kabulün yeryüzüne konmasından murad; insanların o kulu sevmeleri ve ondan razı olmalarıdır. Bunun zıddı da buğz etmeleridir.

    Cebrail (Aleyhisselâm)'ın meleklere seslenmesi, o kul hakkında istiğfar ve niyazda bulunsunlar diyedir.

    ***

    Nafile ibadet ve Allah dostlarına düşmanlık Hadislerini başka mesajlara bırakalım..

    (Devam edecek inşallah..)

  4. #20
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    HADİS-İ ŞERİFLERLE TASAVVUF - YÖNELME VE GÜZEL AHLAK

    Tasavvuftan asıl maksat tek bir an dahi Allah’tan gafil kalmayacak bir hale ulaşılmasıdır.. Bahtiyarlık ancak tam bir ayıklıktadır:

    1388. [2:538, Hadîs No: 2490]

    Câbir (r.a.) rivayet ediyor:

    Kişinin ömrünün uzun olup da, Allah'ın, her an ona Kendisine yönelmeyi nasip etmesi bahtiyarlığındandır

    (Hâkim'in Müstedrek’inden)

    Oradaki "her an" ifadesi bizim söylediğimiz daimi ayıklık ve daimi teveccühü göstermektedir..

    ***

    Tasavvuf demek çeşitli usul ve yöntemlerle insanın ahlakını güzelleştirmek demektir; hatta İnsan-ı Kamil'in uhdesinde bulunan 79 Ahlak-ı Hamidenin tamamını elde etmek demektir.. Cenab-ı Hak buyurmuş:

    "Allah'ın boyasıyla boyanınız" (Sıbgatullah)

    Allah’ın boyası güzel ahlaktır.. İşte bu güzel ahlakın tamamıdır.. Kişinin Allah'a ulaşması ancak Ahlakının güzelleşmesiyle mümkündür.. Çünkü Allah, güzel ahlakın tamamını sever.. Tersi de şöyledir: Güzel Ahlak sahibi olmayan Mevlasına layık olamaz..

    Ancak Ahlak-ı Hamide sahibi olmak için evvela Hz. Resulullah'a zahir ve batın tam bir ittiba gerekir.. Hazreti Resulullah’ın razı olmadığından Allah da razı değildir.. Hz. Resulullah’ın kabulü olmayan Allah’ın da kabulü değildir.. Hadis-i Şerif’e dikkat ediniz.. Peygamber Efendimizin “bana en sevimli olan” buyurması bu hikmeti gösterir..

    İnsan-ı Kamili kendine örnek kılmayan da bir takım güzel hasletleri olsa bile Ahlak-ı Hamidenin tamamını elde edemez.. Çünkü aletsiz kemalat olmaz.. Şüphesiz insan, bir güzelliğin örneğini görüp tatmadan, onun güzel olduğuna ve elde etmekle yükseleceğine muttali olamaz.. İlla örneği görmek ve peşinden taklid etmek gerekir.. Biz Peygamber Efendimizi doğrudan görmedik, onun hal ve tavırlarına vakıf olmadık ama; Hz. Resulullah’ın izinden giden Kamil insanı görüyoruz.. Kamil İnsanı kendine örnek kılan, Peygamber Efendimizi kendine örnek kılmış gibidir.. Çünkü Kamil İnsan Peygamberimizin hal ve tavırlarıyla ahlaklanmış, Onun nuru ile nurlanmış olandır.. Kamil insanın ahlakı Güzel Ahlakın kemalidir ve Peygamber Efendimizin ahlakı işte ondaki ahlaktır.. Peygamber Efendimizi de Rabbısı terbiye etmiş; ahlakını Rabbısı baş etmişti.. Şüphesiz mübarek Resulullah Efendimiz Güzel ahlakı tamamlamak için bu süflayı teşrif etmiştir.. Peygamber Efendimizdeki Ahlak ise Allah’ın boyasıdır..


    1372. [2:529, Hadîs No: 2468]

    Îbni Amr'dan (r.a.) rivayetle:

    Şüphesiz içinizden bana en sevimli olan, ahlâkı en güzel olandır.

    (Buharı, Fezâilû'l-Kur'ân: 27; Menakıb: 23; Tirmizî, Birr: 71; Müsned, 4:193,194.)

    1360. [2:521, Hadîs No: 2446]

    Alâ bin Kesir'den rivayetle Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır;

    Güzel huylar Allah katında bir hazine gibi korunmaktadır. Allah bir kulunu sevince, ona güzel bir huy ihsan eder.

    Bunları ayrıntılandırmak gerekse:

    1375. [2:529, Hadîs No: 2471]

    Cündüb bin Abdullah rivayet ediyor:

    Olgun müminin özelliklerinin bir kısmı şunlardır:

    1- Dinde tavizsizlik,
    2- Yumuşaklıkta tedbirlilik,
    3- İmanda kesinliğe ulaşmak,
    4- ilimde aç gözlü olmak,
    5- Yürekte şefkat,
    6- Alim olmakla birlikte yumuşak huylu olmak,
    7- Fakirlikte sabır,
    8- Tamahkârlıktan sakınmak,
    9- Helâl kazanç,
    10- İstikâmet üzere iyilik,
    11- Doğru yolda gayret,
    12- Nefsânî isteklerini dizginlemek,
    13- Bitkin düşene merhamet.
    14- Allah'ın mü'min kulu, kızdığına zulmetmez.
    15- Sevdiği kişi için günaha girmez.
    16- Kendisine emânet edilen şeyi zayi etmez.
    17- Hased etmez.
    18- Başkasının şerefini lekelemez.
    19- Sövüp saymaz.
    20- Şahidi bulunmasa da üzerindeki hakkı itiraf eder.
    21- Başkasına kötü lakap takmaz.
    22- Namazda huşu sahibidir.
    23- Zekâtını acilen verir.
    24- Sarsıcı olaylarda metanetini kaybetmez.
    25- Bollukta çok şükreder.
    26- Sahip olduklarına kanaat eder.
    27- Kendisine âit olmayan şeyi "Benimdir" diye iddia etmez.
    28- Başkalarının kusurlarını biriktirip intikam alma yoluna gitmez.
    29- Yapmak istediği bir işe cimrilik mâni olmaz.
    30- Öğrenmek için insanlarla haşir neşir olur.
    31- Meseleleri kavramak için insanlarla konuşur.
    32- Zulüm ve haksızlık da görse Rahman olan Allah bizzat intikamım alıncaya kadar sabreder.

    (Harim'den.)

    ***

    Alimlerimiz güzel ahlakın, yani övülmüş Ahlak-ı Hamidelerin sayısını 79 olarak bildirmişlerdir.. Tasavvuf, nefisle mücahede (savaş) ile ilim (Allah’ı bilmek) ve hilm (güzel ahlak) sahibi olmaktır:

    1417. [2:569, Hadîs No: 2577]

    Ebu'd-Derdâ (r.a.) rivayet ediyor:

    İlim ancak kendini zorlamakla öğrenilir. Hilim de ancak gayretle elde edilir. Kim hayrı araştırırsa ona verilir. Kim de şerden sakınırsa ondan korunur

    (Dârekutnî'nin Efradı ve Hatibin Taritfinden.)

    Buradaki zorlamak ve gayret ifadelerinin nefsi mücahadeler ile doğrudan ilgisi vardır.. Nefsine bu konularda cebretmeyen, ona karşı mücadele ve gayret vermeyen ne ilim sahibi olabilir ne de ahlakı güzelleşebilir.. Ehline malumdur..

    ***

  5. #21
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    HADİS-İ ŞERİFLERLE TASAVVUF - NAFİLE İBADETLER

    Nafile ibadet ile Allah'a yaklaşma ve Eviyaullah'tan olma konusu, ayrıca Evliyullah'a düşmanlık etmenin tehlikesi:

    3. (4663)- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Allah Teâla hazretleri şöyle ferman buyurdu: "Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı [aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden birşey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü'min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem." [Buhârî, Rikak 38.]

    Hz. Huzeyfe (radıyallahu anh)'den gelen bir rivayette namazın neticesiyle ilgili bir ziyade şöyle: "...Kulum, evliyalarımdan, asfiyalarımdan biri olur. Nebiler, sıddıklar ve şehidlerle birlikte cennette komşum olur."

    Bu hadis, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Rabbinden rivayet ettiği hadis-i kudsilerden biridir.

    Hadiste geçen veliyyullah tabiri ile, Allah'ı bilen, ibadetlerine eksiksiz, muntazam ve ihlasla devam eden kimse kastedilmiştir

    Bazı alimler demiştir ki: "Veliyyullah, takva ve taatla Allah'ın dostluğuna talip olduğu için, Allah da onu, muhafaza ve ona yardımını garanti ederek dostluğa kabul eder. Allah'ın cereyan eden bir sünnetine göre düşmanın düşmanı dosttur, düşmanın dostu da düşmandır. Öyleyse veliyyullahın düşmanı Allah'ın da düşmanıdır. Bu durumda veliyyullaha düşmanlık eden ona harp açmış gibi olur. Ona harp açan da sanki Allah'a harp açmış gibi olur."

    Kuşeyrî devamla der ki: "Allah'ın ilim ve kudretiyle yakınlığı bütün insanlara şamildir. Lütuf ve nusretiyle yakınlığı ise havassa mahsustur. Ünsiyetiyle yakınlığı ise velilere hastır."

    Fâkihânî der ki: "Hadisin manası şudur: "Kul farzları eda eder, namaz, oruç vesaireye bağlı nafileleri yapmaya devam ederse, bununla Allah'ın muhabbetine ulaşır."

    Süleyman et-Tûfî demiştir ki: "Bu hadis, Allah'a sulûk ve O'nun marifet, muhabbet ve yoluna vasıl olmada mühim bir asıldır. Çünkü dahili farzlar olan iman, harici farzlar olan İslam ve bunların ikisinden hasıl olan her ikisinde de ihsan, -tıpkı Cibril hadisinde beyan edildiği şekilde- bu hadiste yer almaktadır. İhsan ise, salikinin zühd, ihlas, murakabe vs. nevinden bütün tabakatını ihtiva etmektedir."

    Hadiste geçen son bir husus, Allah'ın tereddüt etmesi meselesidir. Hattabî: "Allah hakkında tereddüt caiz değildir" dedikten sonra tevil sunar:

    “Mâna şudur: "Ben yaptığım bir şeyde elçilerimi, mü'minin nefsi hakkında geri çevirdiğim gibi geri çevirmedim. Nitekim Hz. Musa kıssasında böyle olmuştur. Hz. Musa ölüm meleğinin gözüne tokat vurmuş ve melek ona birkaç kere gidip gelmiştir. "Bu tereddüt manasının hakikatı, Allah'ın kuluna karşı duyduğu şefkat ve merhamet ve ona gösterdiği lütuf ve ikramdır" diye de izah edilmiştir."


    ***

    Cibril Hadisi denilen Hadis-i Şerifi de zamanla nakledeceğim inşallah.. Orada alimlerimiz tarafından açıklanan ihsan dercesindeki bütün tabakat, tamamiyle Tasavvufun kendisi demektir.. Bunda terdddütte ve şüpheye düşülecek bir yer yoktur.. Tasavvuf ehlini az çok görmüş bilmiş tanımış olanlar bu hallerine şahitlik etmişlerdir ve bunun şahitleri aramızda da çokca bulunmaktadır..

    (Devam edecek inşallah..)

  6. #22
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    TASAVVUF

    * İnsanın kalbi sağlam olursa, bütün vücudu da iyi olur. Kalp bozulursa, bütün vücut bozulmuş olur.

    * Kalp Allah Teâlâ‘nın zikrinin yapıldığı yerdir. Kalp ölürse, bütün vücut yok olur. (İnsana bahşedilen ahsen-i takvim, en güzel kıvam, en güzel suret yok olur gider.. Cesed hayvani sıfatlarıyla başbaşa kalır..)

    * Nakşibendîlikte asıl önemli olan, kalbi ıslah etmektir. Zikirden maksat, kalbi bütünüyle çalıştırmaktır. Çalışmaya başlayan kalp, saat gibi işler. O zaman kalbin sahibi hangi işle meşgul olursa olsun, kalp zikretmeye devam eder. Böylece insanın her ânı zikirle ve ibadetle geçer.

    * Rabbü‘l-âlemin mahzun kalplere rahmet eder. Mahzun gönülleri çok sever. Çünkü mahzun kalplerin huzur bulması, ancak Allah Teâlâ‘nın merhamet etmesi ile rahatlar. O zaman yüce Allah‘ın nazargâhı olan kalpler de yücelir, ilâhî sevgi ile dolar. Bu, kalbe Allah zikrinin yerleşmesidir.

    * Ama dünya sevgisi ile dolu olan kalpler, Allah‘tan gafildir. Kişi ne kadar mahzun olur ve Allah‘a muhtaç olduğunu idrak ederse, o kadar Allah katında değerli görülür.

    Seyyid Abdulhakim Bilvanisi Hz.(k.s)


    (alıntı)

  7. #23
    fakiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    14-01-2007
    Yer
    KOCAELİ
    Mesajlar
    16.053
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fakiri
    Kardeş hirahos,
    Bence tasavvufa ve Turûk-u Aliyye'ye şaşı bakanlara ve böyle bir şeyi kabul etmeyenlere fazal ısrarcı olmamak lâzım gelir. Çünkü, ne kadar tutturmak istesen çürük tahta çivi tutmaz. Bu sebeple iyisi mi onlara bildiklerini zannettikleri konular hakkında dersler verelim.
    Böylesi daha iyi...

  8. #24
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    Abicim,

    Bu başlığı açmam ve işlememdeki niyetimi Allahu Zül Celal Hazretleri elbette biliyor..

    Sizin dediğinizi tecrübe etmişim.. Evet, nasibi olmayana, inad edene, kabul etmek istemeyene güneşi gökyüzünden indirip ceplerine kosanız, yine faydası yok.. Tamam.. Bunu çok defalar tecrübe etmişim..

    Niyetim ise şudur:

    Bu konulara az da olsa içinde istek duyan varsa, az da olsa merak eden varsa; özellikle genç kardeşlerimden bu durumda olanlara gücümüzün yettiğince, dilimizin döndüğünce hakikati anlatmak, doğru olanı gösterebilmek.. İçlerindeki az da olsa var olan ateşin rüzgarlar ile sönmesine mani olmak..

    İçlerinde biri, anlattıklarımızın hakikat olduğunu hisseder de bir Allah Erini, bir Merdan-ı Hüda'yı Allah'tan dilerse bu bize mükafat olarak yetecektir..

    Bütün işler Allah'a dönecektir..

    Allah'a ve ahiret gününe inanan hayır konuşsun; konuşamıyorsa sussun..

    Allah'a ve ahiret gününe inanan hayır dinlesin; dinleyemiyorsa kulaklarını tıkasın..

    Allah'a ve ahiret gününe inanan hayra baksın; bakamıyorsa gözlerini yumsun..

  9. #25
    dayi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    15-11-2006
    Yaş
    62
    Mesajlar
    968
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @dayi
    Hirahos kardeş..yıllardır yazarım forumlara....3 bin yazımız olmuştur kaba hesap..

    Bir çok genç kardeşimiz Kendini,Kendi hakikatini aramaya başlamış ve hayal aleminden ŞAHADET alemine yani bu dünyaya dönmüşlerdir..yazmaya devam edin dostum..yazdıran ''O''ise...okutanda ''O''olacaktır..şüphen olmasın..yeterki gel bize,al şu dergiyi,al şu gazeteyi,illaki şu kitapları okuyun deme..bulacaklardır Kendilerini gösteren aynayı elbet..yazılarınız kılavuzluk edecektir..güzel hitabetiniz var..Allah razı olsun kardeşim..devam..:flowers:

    HU..

  10. #26
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    HADİS-İ ŞERİFLERLE TASAVVUF - YARDIM İSTEME

    Abdurrahman ibni Sa'd (Radıyaliahu Anh) şöyle anlatıyor:

    Bir kere Abdullah ibni Ömer'in (Radıyaliahu Anhuma) ayağı uyuştu, o zaman bir adam ona: "En sevdiğin insanı an." dedi.

    O da: "Ya Muhammed" deyince bağlardan kurtulmuş gibi rahatladı.

    (Buhari, el-Edebü'l- Müfred:438, No:993, Sh.262)

    Bu şekilde değişik bir rivayet de İmam Mücahid (Radıyaliahu Anh) vasıtasıyla, İbni Abbas (Radıyaliahu Anhuma) dan nakledilmiştir.

    ***

    İnsan zaten en çok sevdiğini en çok hatırlar.. Bizlerin imanının kemali, mübarek Hazreti Resulullah Efendimizi nefsimizden ve hatta canımızdan çok sevmekle mümkün olacaktır.. Bu ham maddelerimizle, bu terbiye edilmemiş sıfatlarımızla Resulullah Efendimizden haberdar olmamız; onunla bir bağ kurmamız ise mümkün değildir.. Belki lutfederlerse rüya aleminde görebiliriz ama o da bizi Kemale erdirecek kuvvetde ve yeteri vakitte değildir..

    Ya nasıl seveceğiz Hazreti Resulullah'ı? Onun mübarek sünnetlerini sevip başımıza tac edeceğiz.. Onun mübarek Ehl-i Beytini seveceğiz.. Onlara hürmet göstereceğiz.. Peygamberimizin zahir ve batın varisi olan ulemayı seveceğiz.. Bu ulemanın ilminden, meclisinden, sohbeti bereketinden istifade edeceğiz.. Onların meclisinde oturan Resulullah Efendimizin meclisinde oturmuş gibidir.. Onların elinden tutan Resulullah Efendimizin elinden tutmuş gibidir.. Onların gösterdiği yolda gidenler, Resulullah Efendimizin yoluna girmiştir.. Onlara Allah için muhabbet besleyenlerin bu muhabbeti mutlaka Peygamber Efendimizin pek mübarek sevgisine bizi ulaştıracaktır..

    Yoksa bu ham halimizle, bu tebdil olmamış sıfatlarımızla biz nerde? Resulullah Efendimiz nerde?

    Ona ve mübarek aline, ezvacına, ashabına adet-i zerredatça salat u selamlar olsun..

    İşte yukardaki "en sevdiğin insanı an" ifadesi, Evliyaullahta başlayıp Peygamber Efendimizle devam eden Rabıta ve teveccüh terbiyesinin en açık delillerinden biridir..


    ***

    Şafiî ulemasından Allâme Şihab er-Remlî'ye (Rahimehulal), "Bazı insanlar zorluklarla karşılaştıklarında: 'Ya Resulallah!', 'Ya Şeyh filan!' gibi nidalarla, Peygamberlerden, Velilerden, Alimler ve Salihlerden istiğâsede bulunuyorlar (meded dileniyor), bu caiz midir? Bu zatların, vefatlarından sonra bir iğâseleri (yardımları) var mıdır?" diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

    "Resullerin, nebilerin ve velilerin, vefatlarından sonra da yardımları vardır. Çünkü Peygamberlerin mucizeleri ve velilerin kerametleri ölümlerinden sonra kesilmez.

    Zira birçok sağlam hadis-i şeriflerde varid olduğu üzere, peygamberler kabirlerinde diridirler, namaz kılarlar, hacca giderler, dolayısıyla onların yardımları mucizelerinden sayılır.

    Şehitler de diridirler, gündüz gözüyle aşikâre kâfirlerle harbettikleri açıkça görülmüştür. Velilerin yardımı ise onların kerametleridir."

    (Fetâve'r-Remlî, fîHâmişi'l-Fetâve'l-Kübrâ, libni Hacer el-Heytemî, 4/382,el-Fetâve'l-Hayriyye,fîHâmişi'l-Ukûdi'd-DürriyyefîTenkîhi'l-Hâmidiyye,2/279-280, Tehânevî, Ahkamü'l-Kur'an, 3/67, Nebhânî, Şevâhidü'l-Hak, Sh.141)


    (Son kısım netten alıntıdır)

  11. #27
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    HADİS-İ ŞERİFLERLE TASAVVUF - SOHBET MECLİSLERİ VE TEVAZU

    Tasavvuf Allah için sevmeyi, Allah için bir araya gelip sohbet etmeyi tavsiye eden ve bunun cemiyet şartlarını hazırlayan bir okuldur.. Sohbet için şarttır ki Allah için, Allah’a halis olsun.. İçinde menfaat ve dünya şuğulu olan konuşmalar sohbet değildir.. Sohbet tekildi kuvvetli bir sünnet-i seniyedir.. Sohbet kalbden gelmeli ve kalblere gitmelidir ki Allah için olsun..

    ***

    1303. [2:464, Hadîs No: 2313]

    Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayetle Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır.

    Cennette üzerinde zebercetten köşklerin bulunduğu yakuttan direkler vardır. Bu köşklerin kapıları açıktır. Parlak yıldızın ışık saçtığı gibi ışık saçarlar. Buralarda Allah rızâsı için birbirini sevenler, Allah rızâsı için sohbet meclisi kuranlar ve Allah rızâsı için bir araya gelip yardımlaşanlar bulunacaklardır.”

    (Beyhaki nın Şı bu l-lmanından)

    ***

    1366. [2:525, Hadîs No: 2459]

    Talha bin Ubeydullah'tan (r.a.) rivayetle:

    Kişinin sohbet toplantılarında aşağılarda oturmaya gönlünün râzı olması Allah için tevâzudandır

    Tasavvuf tevazuya çok özel ihtimam gösterir.. Allah için alçalanı Allah yükseltir çünkü.. Kibir sahibi olan da alçalmaya mahkum edilir..

  12. #28
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    RABITA'NIN DELİLLERİNDEN BİRİ DAHA


    Alıntı hirahos Nickli Üyeden Alıntı

    ***

    Bunun yanında, bir nakile daha rastlamış bulunuyorum.. Fakat aramama rağmen kaynaklarda bu nakili henüz göremedim:

    "Hz. Hasan'ın dayısı Hind b. Ebi Hale'den HZ. PEYGAMBER'in hilyesini (Peygamberimizin elini, yüzünü, kaşını, gözünü, boyunu endamını tarif ve tavsir eden metinler, sözler) sorar. Hz Hasan’ın ''Onun özelliklerini dikkate alıp kalbi bir bağ kurmak için onu bana tasvir etmeni istiyorum'' (buhari, müslim) sözü fiilen rabıtayı anlatmaktadır."

    Gören, bilen var ise kaynağını açıkça buraya ekleyebilir mi?

    Başka bir forumdan bir kardeşim "Rabıta" Hakkında bu Hadis-i Şerifi vermiş, Allah razı olsun.. Zannedersem bu başlıkta sorduğum Hadis-i Şerif bu idi.. Ben de buraya ekliyorum:

    BEŞİNCİ HADİS :

    Hasan bin Ali hazretlerinden mervidir. Hz. Hasan Peygamber Efendimizin torunudur. Cennet ehlinin gençlerinin seyyididir. Künyesi Ebu Muhammed, Lakabı Nakiy’dir. Hicreti nebeviyenin 3. senesi Ramazanı şerifin ortasında dünyaya teşrif buyurdu. Hz. Ali'nin şehid olduğu saatte 40 bin kişi kendisine biat etti. Hicretten 41 sene geçtikten sonra Hilafet işlerini Hz. Muaviyeye teslim edip, 45 tarihinde dâr-ı bekaya irtihal ettiler. Mübarek nesilleri Hasan bin Hasan ve Zeyd bin Hasen’den devam etti.

    İmam-ı Hasan hazretleri buyurdular ki;

    "Validem Fatımatüz Zehra hazretlerinin validesi bir biraderi olan Hind bin Ebi Hale'den sordum. Bu Hind, Resuli Ekrem hazretlerinin iki oğlu olan Hind bin Ebi Haledir ki, validesi Haticetül Kübradır. Haticetül Kübra Resuli Ekrem hazretlerine herkesten evvel iman getirdiği ulema arasında müttefekun aleyhtir. Resuli Ekrem hazretleri 25 yaşında ve Haticenin 40 tama olmuştu ki aralarında izdivac akdi oldu. Ve Hind Resuli Ekrem hazretlerinin terbiyelerinde büyüdü. Ve Resuli Ekremin İbrahimden başka kız ve erkek evladının tümü Haticeden oldu. Nebiyyi muhterem Efendimizin nikahı altında 25 sene kalıp, yaşı 65’e ulaştığında Mekkede, Nübüvvetin 10. senesinde dâr-ı bekaya irtihal buyurup Hücun dağında defnolundu."

    Hz. Hasan buyurdular ki;

    "Hind Resuli Ekrem hazretlerinin vasfını öğrendi. Hz. İmam Resuli Ekrem hazretlerinin evsafını Hindden sorduğunda, tümüyle beyan etti. Hind Resuli Ekremin şerefi hizmetleriyle müşerref olduğundan dolayı layıkıyla şemaili kerimelerine vakıf ve evsafı celilelerini hakikatıyla zabtetmekle Hz. Hasan ondan Resuli Ekremin Hey’et ve Şemailini sordu ve sordum" buyurdu.

    Hz. İmam buyurur ki:

    "Ebi Halenin Resuli Ekremin bazı evsafı cemilelerini vasfeylemesini isterdim. Hilye-i nebeviyyeyi beyan eylemesini ister idim ki, ta o vasfa teşebbüs edip, o vasfı hayalimde hıfz edeyim ve onunla ahlaklanayım."

    İmamı Hasan (RA) hazretlerinin Resuli Ekrem efendimizin dâr-ı bekaya teşrif buyurduklarında temyiz yaşına tamamen ulaşmadığı cihetle eşkalini hıfz ve suretini zabta kadir olmamakla, yukarıdaki sözü söylemiş oldu.

    Velhasıl İmam-ı Hasan Resuli Ekrem hazretlerinin vasfını tamamen bilen Halam Hind bin Ebi Hâle'den bazı güzel vasıflarını beyan eylemesini ister olduğum halde, Hz.Peygamberin Hilye ve Şekil ve Hey’etinden sordum ki vasfını kendi hayalimde hıfz eyleyeyim, buyurdu.

    ...

    Hadisin Senedi: Hz. Tirmizi bu hadisi şerifi Süfyan bin Veki’den, o da Cemi’ bin Amir'den, o da Ebi Halenin çocuğundan ve Beni Temim kabilesinden Ebu Abdullah künyesiyle bilinen bir zattan, o da İbni Ebi Haleden, o da Hasan bin Ali (RA) dan rivayet buyurdu.


  13. #29

    Üye
    Üyelik tarihi
    21-02-2007
    Mesajlar
    28
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @USA_M
    Bir soru sorma lüzumu hasıl oldu :

    Şu anda dünyada müslümanlardan cihad edenler var mıdır ?
    Yine şu anda müslümanların toprakları kafirler tarafından işgal edilmiş midir?
    Müslümanların kadınlarına tecavüz edilip , kadın , erkek , cocuk yaşlı öldürülmüyor mu? Yardım istemiyorlar mı ?

    asıl Sorum şu :

    bakara 216-
    Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    tevbe 24
    Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.

    nisa 75-76
    - Hem size ne oluyor ki, Allah yolunda: "Ey Rabbimiz! bizleri bu halkı zâlim olan memleketten çıkar, tarafından bizi iyi idare edecek bir sahip ve bize katından bir kurtarıcı gönder" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların kurtarılması uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?
    - İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkâr edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın taraftarlarına karşı savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.


    Ayetlerdeki şartlar mevcut iken yerine getirmeyen zatlar ! verdiğiniz ayetlerdeki ve hadislerdeki örnek kişilerden olabilirler mi ?
    kendi kendinize o ayetlerve hadislerdeki Allah ve rasulunun övdüğü kişilere , farzı aynları yerine getirmeyen sevdiklerinizi hayal etmeniz Allah katında geçerlimidir ?

  14. #30

    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-12-2006
    Yer
    kayseri
    Mesajlar
    4.041
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @zebih
    ırak'ta mesela şu ankaç gavur var?

    bilemedin 1 milyon!

    hergun kaç müslüman ölüyor?

    100-200

    kim öldürüyor?

    gavurlar mı?

    eskiden öyle diyorlardı; ama artık mızrak çuvala sığmıyor!

    işbirlikçi, hain v.s sıfatlamaları ile müslümanlar, müslümanları öldürüyor!

    cihad bu mu şimdi?

    niye madem intihar edeceksin, bir canın var vereceksin; gavurun tepesine atmıyorsun kendini, pazara, camiye, okula salıyorsun bedenini?

    önce şu gavurcukları halledelim, ardından sıra asıl gavura gelir mi mesele?

    bir kule deviriyorsun, altında 2 milyon müslüman kalıyor!

    bu cihad oluyor,

    bunu eleştirmek kansızlık, küfür!

  15. #31
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    Abim, kimin ne yaptığını ya da yapacağını Allah bilir, elbette.. Bu işler tokadı kaldırıp "bak çatlatırım haa" deyip gezmeyle olmaz.. Yeri zamanı gelince, çıkarır cebinden tokadı basıverir..

    Bazı hizmetler, bazı ibadetler vardır ki onlar riya ile, reklam ile ifsad olabilirler..

    Riya ile olan amel ise kişiyi nardan halas etmez!

    İkincisi, sizin anladığınız anlamda dahi herkes savaş meydanına atılırsa, ya geride ilim ehlinden, dua ehlinden kalan olmaz mı? Yok mudur İslam'da görünmeyen ordular? Yok mudur İslam'da dua ordusu? Peki bu ordular Meleklerden midir? Cinlerden midir? Yoksa Onların da fevkinde Ehlullah da var mıdır?

    Siz önce, Tasavvuf ile ilgili İslam dışı olduğu yönünde iddialarınızdan vazgeçin, onları sevin; o zaman neler yapabileceklerini de göreceksinizdir.. İnşallah bizzat müşahade etmek de nasip olur..

    Sonra, sorunuzdan anladığım, eski inadlardan vazgeçtiğiniz yönünde..

    Sahi, ben de bir soru sora bilir miyim? Daha önce bu forumda mıydınız? Hangi mahlas ile yazıyordunuz?

    (Konunun bunlarla doğrudan ilgisi yoktu.. Bakın, İşte Peygamber Efendimizin Torunu, işte Rabıtanın delili.. Biz dememiş miydik, Tasavvuf İslam'ın özüdür; bütün uygulamalarını Asr-ı Saadetten almıştır diye? Bu hususu örtecek şekilde doğrudan ilgili olmayan başka bir konuyu gündeme getirmenizi bilmem nasıl yorumlamalı?)

  16. #32
    hirahos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    09-11-2006
    Yaş
    48
    Mesajlar
    18.076
    Adı geçen
    1 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hirahos
    Tuhhh.. Ben üstteki mesajı yazana kadar USA_M banlanmış.. Sorum havada kaldı.. Neyse, gelir zahar..

Sayfa 2/36 İlk 123456712 ... Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Muctehid Alimlerin Nazarinda Tasavvuf
    By Zeynep Özmen in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 19-01-2015, 13:32
  2. Tasavvuf , Evliya ve Hadis inkarına dair...
    By levent48 in forum MÜNAZARALAR
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 20-09-2013, 01:33
  3. Tasavvuf ve rabıta
    By ömerusta in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 26-02-2012, 00:37
  4. Zayıf hadis tasavvuf meselesi
    By dostluk in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10-11-2009, 20:09
  5. Müctehit Alimlerin Nazarinda Tasavvuf
    By dilhuba in forum Kapatılan Konular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27-01-2007, 12:03

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş