ENGİN NOYAN: Bir kadın için kocasının mümin bir adam olmasından daha önemli ne olabilir?

SEVDA NOYAN: Ben cennete kısa yoldan gitmek istiyorum, siz dolanmak istiyorsanız bunu bilemem

Engin Noyan ve Sevda Noyan geçtiğimiz haftalarda Moral fm ‘deki radyo programıma konuk oldular. Profil yayınlarından çıkan kitapları Şapka’yı konuşurken , söz çiftin evliliğine ve evliliklere bakış açılarına da geldi. Uzun ve hoş bir sohbetin özellikle bu kısmını çocukaile.net okuruyla paylaşmak istedim. O sebeple bir röportajdan daha çok samimiyetle yapılmış bir sohbetin yazıya dökülmüş halini okuyacasınız. Bu konuda projeler ,üreten,sıkça konuşan çiftin söylediklerinin çok önemli ve üzerinde düşünülmesi gereken şeyler olduğunu düşünüyorum. Bakalım siz ne düşüneceksiniz?

Hikayelerinizin ortak bir tarafı var elbette ama evlilik dediğimiz şey ortak bir hikayeden çok daha başka şeyler istiyor nihayetinde. Nedir sizi bir arada tutan şey?

Engin Noyan; Sevda’ nın beğendiğim çok güzel bir tanımı var ; “Hayat arkadaşlığı” . Evlilik bir dava için, beraber cennete gitmek için, bir mümine ile bir mümin ile birlikte olmaktır. Ve biz birbirimizin velisi olan insanlar olarak hayatımızı sürdürüyoruz, hedefimiz bu. Amacımız birlikte iyi müminler yetiştirmek, nesiller yetiştirmek. Böyle olunca evlilik ciddi anlamda başka bir zemine oturuyor. O zaman saçma sapan kırılganlıklar ortadan kalkıyor. Kavga sürtüşme olmuyor, çünkü ortak zeminin aynı .

Sevda Noyan: Hayat arkadaşı söyleminin gerçekten Türkçenin en iyi tabirlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu işin hastalığı var, yaşlılığı var, zenginliği var, fakirliği var . Yola çıktığınız insanın elinden tuttuğunuz anda her zaman o eli tutacak mısınız ? Elbette ki hiç kimsenin evliliği dört dörtlük olması mümkün değil. Allah Resulü(s.a.v)nün evliliklerine baktığınız zaman bize oradan bir çok örnek çıkacaktır.

EnginNoyan: En azından evliliğin dört dörtlük bir şey olmayacağı ortaya çıkıyor.
Sevda Noyan: Benim bu konuda çok eskiden beri söylediğim bir tarif vardır. Ben evliliği bir limited şirketi gibi anlatıyorum. Limited şirkette ortaklar var.Diyelim ki İki ortaklı bir şirketsiniz. Şirkette birisi kazanırken diğeri kaybedemez. Ya ikisi de kaybeder ya ikisi de kazanır. Onun için bir rekabet ortamı oluşmaması gerekiyor. Evliliklerdeki, en büyük yanılgı budur. Bu da maalesef ki özellikle kız anneleri tarafından zaman içinde, çocuklarına verilmiş “Aman kızım benim gibi olma”telkini yüzünden oluyor .Çok sevdiğim bir asistanım vardı cahiliye hayatımda çalışırken. Bu kızcağız iş hayatında çok hırslı bir kızdı. Zaman içinde yollarımız ayrıldı. Sonra ne yapıyor o arkadaş diye sorduğumda “Bilmiyor musun! Üç tane çocuk doğurdu, kocasının da durumu fena değil, Beykoz taraflarında bir ev aldılar bahçe içinde. Organik tarım yapıyor. Bütün gün ayağında şalvar, terlik dolaşıyor.” Dediler. Bu kız yurt dışında eğitim almış doktora yapmış bir kız, çocuklarını toprakla birlikte yetiştirmeye çalışıyor. Şimdi bizim dindar kızlarımıza böyle bir hayatı yaşatmayı bırakın hayal bile ettiremeyiz.-

Çok seküler bir yaşam mı bizimki?
Engin Noyan: Dönüp döndürüp aynı şeyi söylemek zorunda kalıyorum ne yazık ki. Bizim şu anda Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti misakı milliye hudutları içinde, tahrif edilmiş misakı milliye hudutları içinde yaşayan mümin Müslümanların bir paradigma problemi var. Bir değer yargısı problemi var. Biz değerlerimizi seküler dünyanın değerlerinden alıyoruz, İslam dünyasından almıyoruz. Tamamen yanlış yani …-

”Ben cahilleye döneminde pek çok “izim”le buluştum. Sosyalizm, kominizim ve feminizm.” diyorsunuz. Engin Bey ile ilişkinize bakınca hiç böyle bir durağa uğramış gibi değilsiniz? Nasıl mümkün oldu bu?
Engin Noyan: Mümine bir hanım için feminizm diye bir şey olabilir mi?Sevda Noyan: Aslında yaşadığım, gerçekten şanssız bir evliliğin neticesiydi.Kader diye bir derneğin kurucu üyelerinden biriydim. O dönemlerde de hep bu erkekleri kim büyütüyor, bunlar paraşütle mi atılıyor. Biz burada erkeklerden şikayet ediyoruz ama bunları yanlış yetiştiren yine biziz derdim. Evdeki adaletsizlik, evdeki yaşanılanlar çocuklarımızı yeterince bu anlamda geliştirmiyor. Çocuklar farklı bir şekilde yanlış yetiştiriliyor. Artık bir Müslüman bir mümine bir hanımın asla feminizme ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü feminizmin sözde sağladığı ayrıcalıkların çok daha fazlasına zaten sahibiz. Ama bunu kullanıyor muyuz ya da bu kullandırılıyor mu o konuda tabi ciddi bir sıkıntı var. Çünkü ayetlerle ilişki yeterince sağlıklı olmadığı için dindarların sorunları değişmiyor ne yazık ki.En son Almanya da kitap fuarındaydık hoş bir mümine bir hanım geldi belli ki sıkıntılı. Abla ne olur bir kahve içelim çok canım sıkılıyor dedi.Sohbet sırasında kendinden bahsetti: “Dört çocuğum var, eşim hiç hoşlanmıyor bu tür şeylerden ,onu getiremiyorum böyle yerlere, ortak hiçbir şey yapamıyoruz.” diye yakındı. Niye her şeyi birlikte yapmak istiyorsun, senin buraya gelmeni engellemiyor, cebinde kitap alacak paran var , sana eziyet etmiyor. O da belki balık tutmaktan hoşlanıyor. Bence evliliği bence iyi formüle etmek gerekiyor. Tabiki ortak yapmak istediğiniz şeyler olabilir. Ama aklını iyi kullanan hanımın evliliğinin kötü olacağını düşünmüyorum. Tabi karşısındaki kişi belirli ahlak normlarının dışında değilse, rahatsız değilse…Engin Noyan: Kadın sahip olduğu İslam’ın ona verdiği bütün özgürlük ve ayrıcalıklarla evini geçindirmekle mükellef olan , erkeği rahatlıkla yönlendirebilir istediği gibi. Yuvayı kuran kadındır erkek değil, erkek sadece onun yakıtını sağlar.Sevda Noyan: Günümüzdeki en büyük problemlerden bir tanesi, kızacaklar belki anneler bana ama, annelerin kendi yaşayamadıkları her şeyi projeksiyon yapıp çocuklarında, kızlarında, yaşamak istiyor olmalarıdır. Evliliği götürmek içinde pek çok neden var, bozmak içinde … Siz nereden bakıyorsunuz önemli olan bu. On beş yıllık evliliğini bitirmeye karar veren bir arkadaşımla bir araya geldik. Aldım kalem kağıt “Hadi eşinin kötü ve iyi özelliklerini yazalım” dedim. Kötülerden başladık. Sonra iyileri yazmaya başladı.İyiler iki kat fazla çıktı. Tekrar evine döndü. Onun için nereden baktığımız önemli.10 yıl falan oldu Ankara İlahiyatın bir organizasyonuna katıldık. Otelde kaldığımız süre zarfında Engin Bey ile görev dağılımı yaptık. Açık büfe kahvaltı yapıyoruz. Eşimin ne yiyip ne yemeyeceğini bildiğim için “ben sana getiririm” dedim. Aldım ikram ettim, kahvesini çayını getirdim. İkinci günün sonunda kamptaki hanımefendiler “ Biz sizinle kahve içmek istiyoruz, sizden şikayetçiyiz.” dediler. Ben de şaşırdım “ Nasıl yani ? Bir saygısızlık mı yaptım ne oldu? “ Yok. Sizi, eşlerimiz bize gösterdiler ‘Bakın Münib Engin Noyan ‘ın hanımı ona ne kadar güzel hizmet ediyor. Siz hiçbir şey yapmıyorsunuz bir de bize laf ediyorsunuz.’ Dedim ki “ Hanımefendiler İslam’ı yaşamaya başlayalı henüz 4-5 yıl oldu. Hepiniz ilahiyatlısınız, bu işin her şeyini biliyorsunuz. Ben cennete kısa yoldan gitmek istiyorum, siz dolanmak istiyorsanız bunu bilemem.” ‘Ne alakası var?’ dediler. “Çok alakası var; ben bir evliliğin, karı kocanın cennete gitmesi için vasıta olduğunu düşünüyorum. Önce birlikte yaşadığınız kişi sizden razı olmalı.” Diye yanıt verdim.Ben bunu başkaları için yapabiliyorum, eşime bir çay götürmüşüm ne olur ? Özel sektörde yıllarca çalıştım üst düzey yönetici olarak. Çay da götürdüm, ikram da yaptım . Müşteriniz ya da yöneticiniz size saygısızca laf ettiğinde bile sineye çekmek zorunda kalıyorsunuz. Bir hırs var karı koca arasında ben anlayamıyorum.-

Birde beklentilerimiz mi çok yoğun acaba?
Engin Noyan: Öyle forme ediliyor, paradigma meselesine geliyoruz gene hep aynı yere geliyoruz.-

İdeal erkekler ideal kadınlar resmi değil mi?
Engin Noyan: Kim bunlar ? Bir kadın için kocasının mümin bir adam olmasından daha önemli ne olabilir? Mümin adam zina etmez, haramın hayatında izi yok, yalan söylemez, temizdir, düzgündür, efendidir, eve bakmak zorundadır, evin afiyeti ile o ilgilenmek zorundadır. Harama bakmaz kafasını önüne eğer.Sevda Noyan: Böyle bir tarife uyan mümini bulmakta öyle çok kolay bir şey değil.Engin Noyan: Kötü örnekler beni ilgilendirmez beni mübarek Kuran’ın normları ve Hz Peygamber (S.a.v)in hayatı ilgilendirir.Mümin erkekler genç kız gibi adamlar . Yani mahcup adamlar olması lazım. Bir mümine kadın acaba benim kocam yan gözle şuna baktı mı diye düşünmemeli bile. Nasıl bakacak adam,ayeti kerime bomba gibi duruyor orada. (Nur Suresi 30.ayet)Mübarek Er-rum suresinde Rabbimiz bunu çok net anlatır “Aranıza rahmet koyar” diyor ve “sevgi koyar” bunu yapan Allah celle şanuhü , başkası değil. Sen sevmiyorsun, Allah sana sevdiriyor onu.Sevda Noyan: Bununla ilgili komik bir anımız var anlatayım onu da. Ben ilk tesettüre girdiğimde ve yeni evlendiğimiz dönemde İzmir’de çocukluğumun geçtiği köye gitmiştik. Benim çocukluğumu bilen bir hacı teyzem var, kızları da benim çok yakın arkadaşım.Engin ben denizden çıkarken bana güzel iltifatlar etti . Ben de sonrasında hacı teyzenin yanına gittim “Ne yapıyorsun? dedim “Evladım mucizenin sonu yok, bu adam seni hangi gözle görüyor” dedi. O söylediği sözlerin karşılığı tabi ki olmayabilirim abartmış büyük ihtimalle.Aslında hep kadınlara yükleniyormuşum gibi gelebilir hanımlara . Akıllı olan bir kadının hem çocuklarını, hem de hayat arkadaşını en iyi şekilde yönetebileceğine inanıyorum. Ama bizde israf var, özellikle zaman israfı. Hanımefendilerin zamanlarını hem kendileri için hem de çevreleri için yeterince iyi kullandıklarını düşünmüyorum.Engin Noyan: Kocaları için kullanmıyorlar, zavallı adamlar ya.Sevda Noyan: Çevre derken ilk sırada kocası geliyor, çocuklar içinde. Çok ciddi olarak 28 Şubat tan sonra şunu gördüm. Sokaktaki hayatı, hayat zanneden müminler çok var etrafta. 20 yıl geç takip ediyorlar feminizmi. Bu hem karı koca arasındaki ilişkiyi çok ciddi zedeliyor hem de çocukların sağlıklı yetişmesini.Engin Noyan: İyi mümin evde yetişir, iyi mümine evde yetişir, Kur’an anneden öğrenilir.Sevda Noyan: Bugünkü yaşadığımız sıkıntıların yüzde doksanı evde mümin yetiştirme cesaretini gösteremeyen ve bu anlamda zamanını harcamayan ebeveynlerin sonucudur ve bundan dolayı çok acı çekiyor bizim ülkemiz.-

Aslında söylediğiniz şeyler bu açıdan çok önemli herkes kendi sürecini kendi hayatını hikayesini şöyle bir göz önüne aldığında, hep aynı yerlerden şikayet ettiğini, hep aynı sorunlardan bahsettiğini,ama çözüm aramadığını fark etse çok şey değişecek. Sizin söylediğiniz gibi Kur-an’i bir terbiyeyle bakıyor olmak her şeyin çözümü galiba?
Sevda Noyan: Radikal çözüm gerekiyor, o radikal çözümü yapmadığınız sürece yani gardırobu açıp da sadece kendinize 3 kıyafet bırakıp geri kalanı torbalara doldurup, ihtiyaç sahibi olanlara vermediğiniz , evdeki eşyaları, yükleri azaltmadığınız , ilişkilerinizi sağlıklı zemine oturtmadığınız , ilişkilerinizde özen göstermediğiniz , zamanınızı israf ettiğiniz sürece, sağlıklı evlilik, sağlıklı birey ve sağlıklı evlat ebeveyn olamazsınız.Engin Noyan: Sokağa çıkarken süsleniyorsa bir hanım orada bir tuhaflık var demektir. Hanım evde süslenir evde, sokağa çıkarken süslenmez. Bu mantık çok basit bir şekilde anlatıyor. Evde kadın topuğu yamuk terlikle, eşofmanla geziyor. Adam sokakta zavallı biz çünkü cahiliye toplumunda yaşıyoruz. Zavallı adam binlerce şeyle bombardıman ediliyor, bu erkek sonuç olarak bu mümin bir erkek bombardıman halinde eve geliyor. Kapıyı heeyy hoş geldin Osman diye açıyor bu zulümdür.-

Peki o şirketi yönetirken ki krizleri nasıl aşıyorsunuz?
Sevda Noyan: Ben Allah Resulünün hayatına bakıyorum ve onun eşleriyle olan ilişkisine bakıyorum kısacası. Zaman zaman zorlandığımız oluyor hepimiz insanız.Engin Noyan : Güzel kızım, tombul ihtiyar, komik adam haline getirdikleri büyük İslam alimi Nasruddin Hoca Efendi Hazretleri damdan düştüğü zaman hekim bulması için koşuşturanlara “ Yok aman bana damdan düşen birini bulun o benim halimden anlar.” Biz ikimizde damdan düştük, damdan düştüğümüz için birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Onun için damdan düşenlerin tecrübelerinden faydalanmak lazım.Sevda Noyan: Bütün ilişkilerde özen ve emek her zaman önemli.

Tuğba Akbey İnan