Son yüz yıldır, sinsi bir şekilde Peygamber Efendimiz, dinde devre dışı bırakılmaya çalışılmaktadır. “Esas kaynak Kur’an-ı kerimdir” denilerek alt yapısı, dinde temel bilgisi olmayan cahiller tuzağa düşürülmektedir. Yüz yıldır ciddi bir dini eğitim verilmediği için de maalesef çok kimse bu tuzağa düşmektedir.
Evet esas kaynak Kur’anı kerimdir, fakat bu kaynak bize değil, Resulullaha gönderilmiştir, muhatap odur. O açıklamasa idi çoğu yeri kapalı kalırdır. Çoğunu da yanlış anlardık. Ayrıca Cenab-ı Hakkın Kur’anı kerimin dışında peygamberine doğrudan bildirdiği emir ve yasaklar da vardı. Peygamber olmaza bunun içinden nasıl çıkılacak. İkinci bin yılın yenileyicisi İmam-ı Rabbani hazretleri bu konu ile ilgili olarak buyurdu ki:
Eğer Peygamberler olmasaydı, Allahü teâlânın zâtını ve sıfatlarını kimse bilemezdi. Kimsenin, Allahü teâlâdan haberi olmazdı. Kimse Ona yol bulamazdı. Allahü teâlânın emirleri ve yasakları bilinemezdi.
Allahü teâlâ ganîdir. Yâni hiçbir şeye muhtaç değildir. İnsanlara acıdığı için, insanlara iyilik ederek, emir ve yasakları göndermiştir. Emirlerin ve yasakların faydaları insanlaradır. Allahü teâlâya hiç faydaları yoktur. Allahü teâlânın, bunlara ihtiyacı yoktur.
Peygamberler olmasaydı, Allahü teâlânın beğendiği şeyler ve beğenmediği şeyler belli olmaz, birbirinden ayrılamazdı. O halde, Peygamberlerin gönderilmesi, pek büyük nîmettir. Bu nîmetim şükrünü hangi dil söyliyebilir. Kim, bu şükrü yapabilir? Bize nîmetlerini gönderen, bizlere islâm dînini bildiren, bizleri Peygamberlere inanmak saadetine kavuşturan Rabbimize hamd ederiz.
Bütün Peygamberlerin, söz birliği ile söylediği hiç değişmiyen sözlerden biri, Allahü teâlâdan başka, bir şeye ibâdet etmemek, Allahü teâlâya şerîk, ortak yapmamaktır. Mahlûklardan bazısını, başkalarına rab, mâbut yapmamaktır. Bu sözü, yalnız Peygamberler söylemiştir. Onların yolunda gidenlerden başka, hiç kimse bu devletle şereflenmemiştir. Peygamberlerden başkaları, bu sözü söylememiştir. (Lâ ilâhe illallah) demek, ibâdet olunacak, Allahü teâlâdan başka hiçbir şey yoktur. İbâdet ancak Ona yapılır, demektir.
Peygamberlerin söyledikleri ikinci söz, kendilerini, herkes gibi insan bilip, yalnız Hak teâlâya ibâdet olunur demeleridir. Herkesi, yalnız Ona ibâdet etmeye çağırırlar. Hak teâlâ, hiçbir şeyle birleşmemiştir. Hiçbir maddede yerleşmemiştir derler.
Peygamberlere inanmıyanlar ise, böyle söylememiş, hattâ, başta bulunanlar, kendilerine taptırmak istemiş, Hak teâlâ bize hulûl etti, bizdedir demişlerdir. Böylece, kendilerine ibâdet olunmak lâzım geldiğini, ilah olduklarını söylemekten sıkılmamışlardır.
Kendileri, kulluk vazîfelerinden çekilerek, her türlü çirkin, kötü şeyleri yapmışlardır. İlah oldukları için, kendilerinin sorumsuz olduklarını, herşeye tecâvüz edebileceklerini, kendilerine hiçbir şeyin yasak olmıyacağını sanmışlardır. Her sözlerinin doğru olduğunu, hiç yanılmıyacaklarını, her istediklerini yapabileceklerini sanarak aldanmışlar, milleti de, aldatmışlardır.
Peygamberlerin sözbirliği ile bildirdikleri birşey de, kendilerine melek geldiğini söylemeleridir. Peygamberlere inanmıyanlardan hiçbiri, bu devlete kavuşmamıştır. Melekler, muhakkak mâsumdur. Yâni vazîfelerini elbette doğru yapar. Hiç yanılmaz ve hiç kötü, pis değildirler. Vahyi, değiştirmeden, unutmadan getirirler. Allahü teâlânın kelâmını taşırlar.
Peygamberlerin her sözü, Hak teâlâdandır. Her getirdikleri emir, haber, hep Hak teâlâdandır. İctihâd ettikleri her söz de, vahy ile sağlamlaştırılmıştır. İctihâdlarında ufak şaşırsalar, Hak teâlâ, hemen vahy göndererek düzeltir.
Peygamberler Allahü teâlâ tarafından kullarına gönderilmiş insanlardır. Onlar, ümmetlerini Allahü teâlâya çağırmak, azgın, yanlış yoldan, doğru, saadet yoluna çekmek için gönderilmişlerdir. Davetlerini kabûl edenlere, Cenneti müjdelemişler, inanmıyanlara da Cehennem azâbını bildirmişlerdir. Onların Allahü teâlâdan getirdikleri her haber doğrudur, yanlışlık yoktur.
Peygamberlerin sonuncusu, Muhammed aleyhisselâmdır. Onun dîni bütün dinleri nesh etmiş, yürürlükten kaldırmıştır. Nesh edilmiş bir dinin hak olduğunu ve mensuplarının Cennete gideceğine inanan Muhammed aleyhisselema inanmamış olur. İslam dini ile ilgisi kalmaz!