Etiketlenen üyelerin listesi

Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum. Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı.

Bu konu 7018 kez görüntülendi 25 yorum aldı ...
azrailin görüntüsü 7018 Reviews

    Konuyu değerlendir: azrailin görüntüsü

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 7018 kez incelendi.

Sayfa 1/2 12 Son
  1. #1
    gönül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    21-06-2006
    Yaş
    47
    Mesajlar
    118
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @gönül

    Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra

    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.

    Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:

    -''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin? ' diye sordum. -'Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz? '

    Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:

    -'Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın...'

    Konuşmaya mecali olmadığından 'Ben o isteği duyuyorum' manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler 'hızlandırılmalı öğretime' dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:

    -'Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim? '

    -'Senin durumun çok özel' dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter.'

    O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:

    -'Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor.' Dedi. 'Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. 'Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste 'Muhammed' diyemezsem? . İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa, son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.

    Ertesi gün O'na: -'Hiç korkma! ' dedim. 'İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu: -'Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek? '

    -'Kızım,' dedim. 'O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir.' Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:

    -'Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı! ' dedi ve devam etti:

    -Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve 'yataktan kalkması imkansız' denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:

    -'Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş! ...

  2. #2

    Üye
    Üyelik tarihi
    13-06-2006
    Mesajlar
    36
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @cevdet
    Yazan Arkadaşımızdan Allah Razı olsun inş.

  3. #3
    saide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    17-06-2006
    Mesajlar
    258
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @saide
    eline saglik Allah razi olsun cok güsel

  4. #4

    Üye
    Üyelik tarihi
    30-10-2006
    Mesajlar
    2
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @elhammehmet
    allah razı olsun kardeş allah bizlerede öyle ölümler nasip etsin

  5. #5
    dilhuba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    27-10-2006
    Yer
    Manisa
    Mesajlar
    1.315
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @dilhuba
    Azrailin Güzelliği


    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.
    Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanim hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa bir süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzın o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:
    --''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum. --"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahiret anlatmıyorsunuz?"
    Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
    --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."
    Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artik ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatin ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlerine; bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu. Vefatına bir hafta kala;
    --"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"
    --"Senin durumun çok özel"
    dedim. ''Kelime-i şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."
    O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:
    --"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." Dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?. İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.
    Ertesi gün O'na: --"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin. Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu: --"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"
    --"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir." Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim. Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
    --"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
    --Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkmasının imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kildi.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
    --"Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!...



    Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra.

  6. #6

    Üye
    Üyelik tarihi
    23-11-2006
    Yaş
    37
    Mesajlar
    75
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @mustafa63
    -Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra-
    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size nakletmek istiyorum.


    Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam vardı. Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı. Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kışaylarında olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:


    -''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.'' ''Niçin?" diye sordum.
    -"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü, ahireti anlatmıyorsunuz?"

    Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:
    --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim. ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."

    Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:
    -"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"
    -"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."

    O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:

    -"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." dedi. "Sabahlara kadar inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum. "Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.

    İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.


    Ertesi gün O'na:
    -"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin.

    Ve Serap bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
    -"Doktor bey...Azrail bana nasıl görünecek?"
    -"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı bir prens gibi gelecektir."

    Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca hemen eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla perişandı. Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı ve beni görünce yanıma gelerek:
    -"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!" dedi ve devam etti:
    -Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:
    -Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de güzelmiş!...

  7. #7
    ozlem_tns - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    19-01-2007
    Yer
    ANKARA
    Mesajlar
    586
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ozlem_tns
    Onk. Dr. Haluk Nurbaki'den gerçek bir hatıra

    Ben, 40 yıllık bir kanser uzmanı olarak maddeyi aşan sayısız olayla
    karşılaştım ve bunları, o olaya şahit olanlarla birlikte belgeleyerek
    özel bir arşiv yaptım. Bunlardan 1976 yılında yaşanmış bir olayı size
    nakletmek istiyorum.

    Kanser hastanesinde başhekimken Serap adında genç bir hanım hastam
    vardı.
    Bu hastam göğüs kanserine yakalanmış ve tedavi için yurt dışına gitmek istemesine rağmen, bazı formaliteler sebebiyle o imkanı bulamamıştı.

    Serap'ı özel bir ilgiyle bizzat ben tedavi altına aldım. Ve kısa bir süre sonra da iyileştiğini gördüm. Ancak Serap'ın da bütün diğer kanserliler gibi ilk 5 yıllık süreyi çok dikkatli geçirmesi gerekiyordu. Bir iş kadını olan
    Serap, 4 yıl kadar sonra 1 ihale için İzmir'e gitmek istedi. Kış aylarında
    olduğumuz için uçakla gitmesi şartıyla kabul ettim. Maalesef bilet
    bulamamış ve benden habersiz bindiği otobüsün kaza geçirmesi üzerine 6 saat kadar mahsur kalmış. Dönüşünden kısa 1 süre sonra kanser, kemik ve akciğerine yayıldı. Serap bacak kemiklerindeki metastaz nedeniyle yürüyemez hale gelirken, hastalığın akciğerdeki tezahürü sebebiyle de devamlı olarak oksijen cihazı kullanıyor ve söylediği her kelimeden sonra ağzını o cihaza yapıştırarak nefes almak zorunda kalıyordu. Evine gittiğim gün, yine güçlükle konuşarak:

    --''Doktor bey,'' dedi. ''Ben size...dargınım.''
    --''Niçin?" diye sordum.
    --"Siz...dindar bir insanmışsınız. Niçin bana da, ALLAH 'ı, ölümü,
    ahireti anlatmıyorsunuz?"

    Dini inançlarının çok zayıf olduğunu bildiğim için bu teklifi karşısında
    oldukça şaşırdım. O'nu üzmemeye çalışarak:

    --"Doktora ulaşmak kolaydır'' dedim.
    ''Parayı bastırdın mı istediğine tedavi olursun. Ancak iman tedavisi için gönülden istek duymalısın..."

    Konuşmaya mecali olmadığından "Ben o isteği duyuyorum" manasında başını salladı. Artık ümitsiz bir tıbbi tedavinin yanı sıra, ebedi hayatın ve
    saadetin reçetesi olan iman derslerimiz başlamış ve dersler
    "hızlandırılmalı öğretime" dönmüştü. Anlattığım iman hakikatlarını bütün ruhuyla meczediyor ve arada bir soru soruyordu.Vefatına bir hafta kala:

    --"Doktor bey,'' dedi. ''Ben ölürken ne söylemeliyim?"
    --"Senin durumun çok özel" dedim. ''Kelime-i Şehadet sana uzun gelir. O
    anı farkedince ''Muhammed'' (s.a.v) sana yeter."

    O, haliyle tebessüm ederek yine başını salladı. Çok ıstırabı olduğu için
    Serap'a sürekli morfin yapıyor ve O'nu uyutmaya çalışıyorduk. Ben, bir
    iş seyahati sebebiyle bir müddet ziyaretine gidemedim. Dönüşümde annesi telefon ederek:

    --"Serap, bir haftadır morfin yaptırmıyor." Dedi. "Sabahlara kadar
    inliyor ve çok ıstırap çekiyor. Hemen eve gittim ve iğne yaptırmamasının
    sebebini sordum. Aldığım cevabı hala unutamıyor ve hatırladıkça ürperiyorum:

    --"Ya morfinin tesiriyle ölüme uykuda yakalanır ve son nefeste "Muhammed" diyemezsem?.

    İşte Serap, böyle bir hanımdı. Bu arada benden istihareye
    yatmamı ve eğer bir kaç gün daha ömrü varsa , son günü uyanık kalacak şekilde morfin yaptırılmasını rica etti. Ben hiç adetim olmadığı halde cuma gününe rastlayan o gece istihareye yattım ve Serap'ın acizliği hürmetine sandığım salı gününe kadar yaşayacağına dair işaret sezdim.

    Ertesi gün O'na:
    --"Hiç korkma!" dedim. "İğneyi vurdurabilirsin.
    Ve Serap
    bir veda niteliği taşıyan bu görüşmemizde son sorusunu da sordu:
    --"Doktor
    bey...Azrail bana nasıl görünecek?"

    --"Kızım," dedim. "O bir melek değil mi? Hiç merak etme, sana yakışıklı
    bir
    prens gibi gelecektir." Salı günü Serap'ın ağırlaştığı haberini alınca
    hemen
    eve gittim.Ancak vefatına yetişememiştim. Ailesi tam manasıyla
    perişandı.
    Sadece kendisine uzun müddet bakan dindar bir hanım akrabası ayaktaydı
    ve
    beni görünce yanıma gelerek:

    --"Doktor bey, biliyor musunuz, bu evde biraz önce bir mucize yaşandı!"
    dedi ve devam etti:

    --Serap, bir saat kadar önce oksijen cihazını attı ve "yataktan kalkması
    imkansız" denmesine rağmen kalkarak abdest aldı, iki rekat namaz
    kıldı.Bütün ev halkı hayretten donup kaldık. Ve kelime-i Şehadet getirerek vefat etmeden biraz önce de:

    --"Doktor bey'e söyleyin, dedi. Azrail, O'nun söylediğinden de
    güzelmiş!...

  8. #8
    Alper... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    10-10-2006
    Yer
    İsLamBol
    Mesajlar
    4.787
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Alper...
    evet ben bunu kürşat erenbilgenin sohbetinde dinlemiştim çok duygulandım

  9. #9
    musabbinumeyr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    22-08-2006
    Yer
    uhud...
    Yaş
    26
    Mesajlar
    389
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @musabbinumeyr
    Allah bizlerede boyle güzellikler nasip etsin.amin

  10. #10
    ٠٧فرقان - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    22-07-2006
    Yer
    Diyar-ı Mevlana
    Yaş
    23
    Mesajlar
    465
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @٠٧فرقان
    Çok etkilendim.. ve duygulandım.. Çok güzel bir paylaşım sağol..

  11. #11
    exe
    exe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    04-01-2007
    Yer
    boşluk...
    Yaş
    34
    Mesajlar
    832
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @exe
    vay be tesekkkurler paylaşım için....

  12. #12
    HİBAB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    30-01-2007
    Yer
    ewden
    Yaş
    23
    Mesajlar
    22
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @HİBAB
    Allah razı olsun. Allah inşaallah bizlerede böyle ölümler nasip eder.

  13. #13
    YeŞiL KuBBeM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    07-06-2007
    Yer
    istanbul
    Yaş
    41
    Mesajlar
    24
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @YeŞiL KuBBeM
    ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞ MEVLAM BİİZM ELLERİMİZİ BIRAKMASIN

  14. #14
    tevhidul_hareket - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-12-2006
    Mesajlar
    829
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @tevhidul_hareket
    ALLAH razi olsun

  15. #15
    talib - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    11-07-2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    10.754
    Adı geçen
    13 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @talib
    "Geçenlerde Azrâil aleyhisselam'la göz-göze geldik. Güler yüzlü, takriben 40-45 yaşlarında, sakalsız, mısırlı kisvesinde idi. Ona kanım kaynadı. Bu ecelemin yaklaştığına bir işaret olsa gerek. Azrâil aleyhisselam'ın bakışları çok keskindi, neşeliydi. Sanki mânevî bir tebşirat taşıyordu" (Sah'ibü'l Vefa Hacı Musa Topbaş Efendi'nin tercüme-i hâl'inden)

  16. #16
    YeŞiL KuBBeM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    07-06-2007
    Yer
    istanbul
    Yaş
    41
    Mesajlar
    24
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @YeŞiL KuBBeM
    DE KORKMA MUSLUMAN
    GÖĞSÜN İMANLA
    DOLSUN
    İRTİCA
    İSLAM İSE
    BAŞIMIN TACI OLSUN
    islamsız bir toplum çökmeye mahkumdur

Sayfa 1/2 12 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. 28 Şubat'ın en net görüntüsü
    By KARAMURAT-3 in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14-04-2012, 20:50
  2. Ay'ın en net görüntüsü
    By HaZiRuN in forum İNTERNET ve BİLGİSAYAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22-06-2011, 17:53
  3. Görüntüsü Bile Korkunç!
    By -Muhammed- in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22-12-2010, 00:52
  4. Güzel Zikir Görüntüsü....
    By Muhammed Ekber in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 04-08-2007, 02:36
  5. Azrailin Eline Neden Tırpan Verilir
    By zühd in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14-03-2007, 16:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş