Etiketlenen üyelerin listesi

Anket: Türkiye`de işsizlik nasıl önlenir?

Uyarı: Bu bir açık Ankettir, bu Anketi bütün Üyelerimiz görebilir ve oy kullanabilirler.

Türkiye`de işsizlik nasıl önlenir?

Bu konu 19017 kez görüntülendi 95 yorum aldı ...
Türkiye`de işsizlik nasıl önlenir? 5.00 19017 Reviews

    Konuyu değerlendir: Türkiye`de işsizlik nasıl önlenir?

    5 üzerinden 5.00 | Toplam: 2 kişi oyladı ve 19017 kez incelendi.

Sayfa 1/6 123456 Son
Ağaç Şeklinde Aç3Beğeni

Konu: Türkiye`de işsizlik nasıl önlenir?

  1. #1
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI

    Türkiye`de işsizlik nasıl önlenir?

  2. #2
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI
    KOBİ Nedir?
    Bir ekonominin gerçek dinamosu nedir diye sorulduğunda buna verilecek yanıt "KOBİ"ler olacaktır. Buna rağmen "KOBİ nedir?" diye sorulduğunda ise ortaya net bir yanıt çıkmamaktadır. "Küçük ve orta boy işletme" ana tanımı içinde, KOBİ´lere değişik ülkeler hatta aynı ülke içindeki farklı birimler farklı farklı özellikler yüklemektedirler. Bu nedenle çoğu zaman tanımlamada karışıklık yaşanmaktadır.
    Bunda temel etken, tanımlamada kullanılan ölçütlerin değişik olmasında yatmakta elbette. Tanımlamada genel olarak 3 ölçüt öne çıkmaktadır: Söz konusu firmanın çalıştırdığı personel ya da işçi sayısı, bilanço değerleri ve bağımsızlık ölçütleridir. Bağımsızlık ölçütünden kasıt, bir firmanın sermayesi ve hissesinin %25 ten fazlasının bir büyük sermaye grubuna ait olmamasıdır, yani hisse payı içinde büyük sermayenin payı %25´ten az olan bütün firmalar KOBİ kategorisine girmiş sayılmaktadır. Ölçütlerdeki farklılık, değişik sektörlerde ve faaliyet alanlarında bile görülmektedir. Örneğin bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin KOBİ olması için 50 ya da daha az bilgisayar sahibi olması gibi bir eğilim söz konusudur. Burada görüldüğü gibi temel ölçüt, üretim aracının yani bilgisayar sayısının tanımda kullanılmış olması. Yine aynı şekilde, imalat sanayinde ise çalışan sayısı devreye girmekte fakat ölçütler aynı olmasına rağmen sonuç değişmektedir. Dış Ticaret Müsteşarlığı imalat sektöründe KOBİ olabilmenin üst sınırını 200 işçi olarak verirken, Hazine Müsteşarlığı ise bu sınırı 250´ye çıkarmaktadır! Bu durum bir çok uzman ve ekonomi yazarı tarafından ortak KOBİ tanımı yaratmada büyük bir sorun olarak kabul edilmekte, hatta istihdamda üst sınırın 250 çalışan olmasını bile büyük bir yanlışlık olarak ifade etmekteler.
    Ayrıca KOBİ denildiğinde tek parça ve bir bütün olarak ifade edilen bir üretim biriminin olmaması da tanımı daha da zorlaştırmaktadır. Çünkü KOBİ kapsamı içine 3 farklı birim girmektedir. Bunlar; Mikro ölçekli işletmeler, küçük ölçekli işletmeler, orta ölçekli işletmeler olarak sınıflandırılmakta. Kendiliğinden bölünen canlı hücreler gibi, KOBİ bünyesi içinde oluşan bu sınıflamalar, tanımlama yapmayı daha da zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte yapılan ayrımlar arasındaki sınırların ne olduğu (Örneğin mikro işletme ile küçük işletme arasındaki istihdam, ciro, hisse payı vs ölçütleriyle oluşan sınırın ne olacağı gibi) konusunda oluşan ayrılık ve ihtilaflar daha da çeşitlenmektedir.
    Örneğin bu durum AB-Türkiye çerçevesinden bakıldığında daha net anlaşılabilir. Avrupa Birliği mikro işletmeler için yıllık ciro sınırını 2 milyon euro olarak kabul ederken, Türkiye´de Devlet İstatistik Enstitüsü rakamlarıyla bu sınır 1 milyon euro olarak belirtmekte. Benzer şekilde Avrupa Birliği, orta ölçekli işletme olma ölçütünü, yıllık cirosu 40 milyon euro´nun altında kalan işletmeler olarak belirlerken, Türkiye´de DİE ölçütlerine göre bu rakam 25 milyon euro olarak gösterilmektedir. (Küçük işletmeler için de aynı durum mevcuttur, AB 10 milyon euro´nun, Türkiye ise 5 milyon euro´nun altında yıllık ciro yapanları küçük işletme olarak kabul etmektedirler.)
    Görüldüğü gibi net bir KOBİ tanımı yapmak oldukça güç ve karmaşık. Birbiriyle kimi yerde uyuşan kimi yerde çelişen rakamlar, değişik kuruluşların, dernek ve odaların kullandıkları ölçütlerin farklılığı, tanımlamayı yapan kuruluşların benzer kurumlar olmasına rağmen bambaşka sonuçlara ulaşmasına ve tanımlamada bir standarda ya da net yanıta ulaşmalarına engel olmaktadır.

    Durumu rakamlardan bağımsız düşünerek, hatta rakamları yadsıyarak, biraz sübjektif olarak, yani düşünsel ve bir iç bakışıyla değerlendirirsek çok daha net bir KOBİ tanımına kavuşabiliriz. Bizce şöyle ki;
    • Kısıtlı sermaye ve pazarlama olanaklarına rağmen, kendi çabasıyla ayakta duran, bu çabayla gerek kendi ülkesinin gerekse diğer ülkelerin piyasalarına mal ve hizmet üretip sunan,
    • O ülkede oluşabilecek herhangi bir ekonomik buhranda, ülkenin geniş kesimleri, yani işçi, memur, çalışanlarla birlikte yoğun olarak olumsuz etkilenen,
    • Büyük işletme ve firmalar, ekonomik sistemde oluşan bunalımlar sonucu yatırımlarını rahatlıkla transfer edip, siyasi sorunu ve ekonomik problemi olmayan ülkelere ve pazarlara kaydırabilirken, ekonomik olumsuzluğu finans darlığı, sermaye azlığı, kısıtlı kapasite ve pazar daralması nedeniyle olanca şiddetiyle hisseden,
    • Bunun sonucu ağır yaralar alabilen, iflas kelimesiyle yaşayan ama buna rağmen yine de üreten,
    • Ekonomik gelişme ve büyüme dönemlerinde ise sınırsız başarı hikayeleri yaratan,
    • Toplam ve oransal olarak o ülke için büyük işletmelerden çok daha fazla katma değer yaratabilen tüm ticari, sınai ve hizmet işletmeleri birer KOBİ´dir diyebiliriz.
    • http://www.kobitek.com/makale.php?id=70

  3. #3
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI
    Türkiye`de işsizlik nasıl önlenir?

    Yerel seçimlerden hemen sonra
    Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) tarafından gerçekleştirilen
    araştırma, vatandaşlar arasında, hükümetten memnuniyetten ekonomik beklentilere
    kadar birçok alanda yüksek düzeyde bir iyimserlik yaşandığını o




    Yerel seçimlerden hemen sonra Türkiye
    Ekonomik
    ve Sosyal
    Etüdler Vakfı
    (TESEV) tarafından
    gerçekleştirilen araştırma, vatandaşlar arasında, hükümetten memnuniyetten
    ekonomik beklentilere kadar birçok alanda yüksek düzeyde bir iyimserlik
    yaşandığını ortaya koyarken, son yıllarda ilk kez işsizlik en önemli sorun
    olarak ön plana çıkıyor. Geçen hafta açıklanan Türkiye Odalar
    ve Borsalar
    Birliği
    (TOBB)`nin 4 bin 872 firma
    arasında gerçekleştirdiği `Ekonomik
    Barometre Anketi
    ` sonuçları da aynı tehlikeyi işaret etmektedir. Ankete göre
    firmaların 2004 yılı beklentileri; ciroların ve karlılığın artacağı,
    yatırımlarda ciddi kıpırdanma yaşanacağı; 2004 yılına yönelik beklentiler
    olumlu, güven duygusu yüksek olmakla beraber, istihdam artışı konusunda aynı
    iyimserlik söz konusu olmamaktadır. Aynı sonucu İstanbul
    Sanayi Odası
    `nın `Türkiye
    Ekonomisi
    2004` raporunda da bulmak mümkün. Sanayiciler, 2004 yılını Türkiye için
    son yılların en olumlu yıllarından biri olmaya aday görüyor. Raporda; geçen
    yıllarda yaşanan kayıpların önemli ölçüde telafi edildiği, ekonomide iyileşmenin
    yaşandığı vurgulanıyor. Ancak bu raporda da istihdam konusunun önemi ve kaygılar
    dile getiriliyor. Dünya raporu Konu ile ilgili en can alıcı tespit Dünya Bankası
    raporundadır. Dünya Bankası`nın Türkiye`de yoksulluk üzerine yaptırdığı
    çalışmanın bir parçası olarak, işsizlik ve istihdam üzerine hazırlattığı projede
    önemli tehlike sinyalleri bulunmaktadır. Proje kapsamında yayınlanan ön rapora
    göre, Türkiye`de yaşanan işsizliğin `çok tehlikeli` olarak adlandırılan
    `eğitimli genç nüfusun` iş bulamaması olarak hızla yükseldiği vurgulanmıştır.
    Rapora göre, şu anda Türkiye`deki 20-24 yaş arasındaki gençlerden lise
    mezunlarının % 45`i, üniversite mezunlarının da % 31`i iş bulamamaktadır.
    Aslında her vesile ile fark edilen ve çıplak gözle gözlemlenen bu sorun, farklı
    kurumların yaptıkları çalışmaların neticesinde teyit edilmektedir. İşsizlik
    sorunu, Türkiye`nin önünde duran ve toplumsal barışı tehdit eden önemli ve
    kronik bir sorundur. Ancak görünen odur ki, bu konu hak ettiği ölçüde gündeme
    oturmamıştır. İşsizlik sorunu ihmal edilemeyecek kadar önemli bir sorundur. Konu
    ile ilgili acil eylem planı hazırlanmadığı ve hayata geçirilmediği sürece, sorun
    adeta çığ etkisinin yaşanması gibi şiddetle büyümektedir. Bürokrasi engeli
    İşsizlik ile ilgili teorik tartışmalara girmeden yapılacak ilk tespit;
    işsizliğin giderilmesi için zorunlu reçetenin, ekonomik büyümenin sağlanması,
    yani yatırımların canlandırılması olduğu gerçeğidir. Gerçi son dönemde ekonomik
    büyümenin istihdama yansımadığı şeklinde argümanlar öne sürülse de, yatırımın
    olmadığı bir ülkede işsizlikle mücadelenin mümkün olmadığı bilinmektedir.
    Türkiye`de hala mevzuat ve bürokrasiden kaynaklanan engeller devam etmekte,
    başta enerji ve istihdam maliyetleri olmak üzere, dünyanın en pahalı girdi
    maliyetleri ile üretilmeye ve ihracat yapılmaya gayret edilmektedir. Başta hukuk
    ve mevzuat reformu olmak üzere, kamu yönetiminde keyfiliğin terk edilerek, kural
    hakimiyeti anlayışı yerleşmediği sürece ve en az bunlar kadar önemli olan kamu
    sektörünün israf ve verimsiz yapısı giderilmeyip, vergi ve sosyal güvenlik
    primlerinin artırılmasıyla sorunlar çözümlenmeye çalışıldıkça, yatırım iklimi
    arzu edilen seviyeye ulaşmayacaktır. Bu olumsuz koşullar devam ettiği sürece,
    ekonomik büyüme istihdama yansımayacaktır. İşsizlik konusunda öncelikle yatırım
    ortamının iyileştirilmesi, yatırımların önündeki bürokratik engellerin
    kaldırılması şart olmakla beraber asıl can alıcı iki unsur, yabancı sermayenin
    Türkiye`ye çekilmesi ve reel faiz oranlarının düşürülmesidir. Yabancı sermaye
    ile ilgili siyasi ve ekonomik istikrar argümanları önemli ölçüde sağlanmış
    olmakla beraber, güven ortamının yabancı yatırımcılar açısından yeterince
    sağlandığını iddia etmek mümkün değildir. Aynı şekilde yüksek faizlerin
    yatırımları caydırıcı özelliği inkar edilemez. Enflasyonla beraber faiz oranları
    düşmüştür; ancak unutulmamalıdır ki, halen faiz oranları nerede ise enflasyonun
    iki katı kadardır. Faiz oranlarının düşmesi için mutlaka kamu açıklarının
    düşürülmesi, başka bir ifade ile mali disiplinden taviz verilmemesi
    gerekmektedir. Türkiye`de işsizlerin eğitim durumu birbiri ile çelişen bir konum
    arz etmektedir. Bir yandan eğitimsizlerin büyük bir kısmı işsiz iken, diğer
    yandan eğitimli olanların da önemli bir bölümü işsizdir. Bu paradoksal durum, en
    ince detaylara kadar tasarlanmış bir istihdam politikası uygulamasını ve
    işsizlik konusunda palyatif bir çözümün imkansızlığını göstermektedir. Eğitimsiz
    işgücü, ciddi bir çalışma ile ihtiyaç duyulan sektörler göz önüne alınarak
    eğitilmeli ve meslek sahibi yapılmalıdır. Eğitimli işsizliğin varlığı;
    eğitim-istihdam ilişkisinin planlanmadığının göstergesidir. Planlamadaki bu
    ihmal ortadan kaldırılmalı, bu konuda gerekirse radikal kararlar almaktan
    kaçınılmamalıdır. Ayrıca eğitimli işgücü demek, bireyin tekrar ve sürekli
    eğitime tabi olmaması anlamına gelmez. Tam aksine; eğitim, yeniden eğitim, yaşam
    boyu eğitim ve işe uyum eğitimleri süreklilik arz etmelidir. Grişimcilerin önü
    açılmalı zİşsizlik sorununun aşılmasında en etkin çözümlerden bir diğeri de,
    çalışanların yanı sıra bağımsız çalışmak isteyenlerin, yani girişimcilerin
    önünün açılmasıdır. Girişimci, risk alarak yenilik yapan ve bir işyerinde
    ücretli olarak çalışmayan kimsedir. Girişimciliğin yaygınlaşması; ekonomik refah
    üzerindeki etkinin yanı sıra işsizlik için de bir çözüm olarak kabul
    edilmektedir. Türkiye`de girişimcilik, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, yüksek
    seviyededir denilebilir. Ancak girişimcilik daha çok enformel sektör faaliyeti
    olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle girişimciliğin geliştirilmesi konusunda bu
    hassas denge göz önüne alınarak politikalar geliştirilmelidir. Enteresan bir
    şekilde her konuda geniş müdahale alanı bulunan devletin, girişimciliğe yönelik
    ciddi ve sürekli politikaları yoktur. Girişimciye destek olacak kurumlar çok
    sınırlıdır, var olan tek kurum KOSGEB etkin
    çalışmamaktadır. Girişimcilik eğitim programları yeterli değildir, destek olan
    danışmanlık şirketleri azdır. Küresel rekabet ve bilgi çağının zemin hazırladığı
    yeni çalışma ve üretim tipi, piyasalardaki değişimlere hızla reaksiyon
    gösterebilme becerisi ve esnekleşme gereği; ciddi ve köklü dönüşümleri şart
    koşmaktadır. Çağın bu koşulları da göz önüne alınarak, köklü dönüşümlerden
    kaçınılmamalıdır. İşsizlik konusu daha fazla ihmal edilmeden, ciddi ve detaylı
    olarak Türkiye`nin gündemine girmelidir. ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ

    http://www.tumgazeteler.com/haberler...ometre-anketi/

  4. #4
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI
    Ülkedeki İşsizliğin Temel Nedeni Uygulanan İstihdamsız Büyüme Stratejisidir

    Genel Sekreter Emirali ŞİMŞEK'in Ulusal İstihdam Strateji Belgesi Taslağı ile ilgili yazılı bir basın açıklaması: Başbakan Yardımcısı Ali Babacan başkanlığında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısında Hükümetin sunduğu Ulusal İstihdam Stratejisi Taslağı bir çok açıdan skandal niteliğindedir. Ülkenin en önemli sorunlarından biri olan işsizliğin taslağa egemen olan temel yaklaşımla azaltılması, ortadan kaldırılması mümkün değildir.
    Taslak ülkedeki işsizliğin yapısal karakterini görmezden gelmektedir. Taslağı hazırlayanların istihdam sorununa yönelik öngördüğü önlemler için orta ve uzun vadeli hedefler koyması bunun bir göstergesidir. 2023 yılına göre yapılmış ve üstelik oldukça alçak gönüllü hedefler taşıyan projeksiyonlarla yakıcı bir sorun olarak yaşanan işsizliğe nasıl müdahale edilecektir.
    Kuşkusuz Türkiye’nin istihdam alanında uzun vadeli bir plana da ihtiyacı vardır. Ancak öncelikle şu anda resmi rakamlarla %15’ler seviyesinde, gerçek rakamlarla % 20’lerin üzerinde seyreden işsizlik oranının hızla düşürülmesi için acil önlemlerin alınması gerekmektedir.
    Ülkedeki işsizliğin temel nedeni uygulanan istihdamsız büyüme stratejisidir. Bu stratejinin en önemli ayağını kapasite kullanım oranının zorlanması oluşturmaktadır. Verimliliğin sürekli artmasına karşılık istihdamın artmamasının en önemli nedeni mevcut verimlilik rakamlarının emeğin niteliğinden değil çalışma sürelerinin uzunluğundan kaynaklanmasıdır. Çalışma süreleri mutlaka mercek altına alınmalıdır. Kaldı ki, Avrupa Birliği Yaşama ve Çalışma Koşullarını Geliştirme Vakfı’nın yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’de ortalama çalışma süresi haftalık 61 saattir. Sosyal-İş Sendikası’nın yaptırdığı bir başka araştırmaya göre 1989-2008 yılları arasında haftada 50 ila 59 saat arasında çalışanların oranı % 13,4'den % 17,7'ye, haftada 60 ila 71 saat arasında çalışanların oranı % 10,5'den % 19,3'e, haftada 72 saatten fazla çalışanların oranı ise % 5'den % 9,6'ya yükselmiştir. Sadece 8 saat çalışma ilkesinin harfiyen uygulanması durumunda bile işsizlik % 30 oranında azalacaktır.

    Bu model terk edilmeden işsizlik sorununun çözümü mümkün görünmemektedir.
    Taslak işsizlik sorununun sosyal niteliğinin öne çıkarılmadığı ve dolayısıyla bir hak olarak yurttaşların istihdama katılımını sağlamakla yükümlü sosyal devlet anlayışından uzak bir zihniyet tarafından şekillendirilmiştir.
    Hükümetin işsizlik sorununa ilişkin getirdiği hemen bütün önerilerin işverenlerin istihdam yükümlülüklerindeki indirimlerden, sermaye kesiminin istihdam teşviklerinden ibarettir. Bunun iki açıdan yanlıştır.
    1.İşverenin muaf tutulduğu sigorta primi farkları kamu tarafından karşılanmaktadır
    2. İşsizlik Fonu gelirleri azaltılmaktadır
    Taslak kayıtdışı istihdam sorununu da ciddi bir biçimde ele almamıştır. Türkiye’de kayıt dışı istihdam oranı toplamda % 44’e ulaşmıştır. Tarımı dışarıda bırakırsak bu oran %23’tür.
    Taslakta yer alan kadınların istihdama katılımın oranını % 26’dan 2023 yılına kadar %35’e çıkarma hedefi ise hem yetersiz hem de çok uzun vadelidir.
    Taslakta İşgücü piyasalarının esnekleştirilmesi ekseni olarak ifade edilen yaklaşım siyasi iktidarın ülkenin ve emekçilerin gündeminden ne kadar uzak olduğunun somut bir göstergesidir. Bu ülkenin emekçileri güvencesizliğe ve esnek çalışma modellerine karşı 1 yıldır muazzam bir eylemlilik süreci sergilerken iktidarın esnek çalışma inadını sürdürmesini anlamakta güçlük çekiyoruz.
    Emekçilerin taleplerinin makyaj amaçlı bile olsa taslakta karşılık bulamamış olması, işsizlikle ilgili acil önlemlere yer verilmemiş olması (meslek kurslarının başlangıç tarihi için bile 2013 yılı öngörülmüştür örneğin) siyasi iktidarın ülke sorunlarını sadece sermayenin penceresinden gören çarpık zihniyetinin ürünüdür.
    Taslağın mantığı Güvenceli esneklik modeli, istihdam büroları aracılığıyla emek piyasasının sermayeye açılması, bölgesel asgari ücret uygulaması gibi sermayenin istihdama yönelik talepleri üzerinde kurulmuştur.
    Emekçilerin Ulusal İstihdam Stratejisi taslağını kabul etmesi, bu hamleyi sineye çekmesi mümkün değildir.
    Hükümet işsizlikle ilgili temel önlemleri mutlaka almalıdır:
    1. İşsizlik ödeneği kişinin iş arama süresine yayılmalıdır
    2. İşsizlik ödeneğinden bütçeye para aktarımına son verilmelidir (geçen yıl 7 milyar TL aktarılmıştır)
    3. İstihdamı önceleyen kamusal yatırımlar yapılmalı, kamudaki personel açığı kapatılmalıdır.
    4. Taşeronluk sistemine son verilmelidir.
    5. Çalışma saatleri düşürülmeli, haftalık çalışma saati 40 saatle sınırlanmalıdır. Fazla mesai uygulaması yasaklanmalıdır. Sırf bu adımın atılması durumunda bile işsizlik oranı %30 civarında düşürülecektir.
    6. 6 saatlik işgünü için çalışma başlatılmalıdır.
    7. İşten çıkarmalar yasaklanmalı, işsizlerin temel giderleri kamu kaynaklarından karşılanmalıdır


    ALINTIDIR....

  5. #5
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.619
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    GENAKINCI emirali şimşek kimdir?
    aşağıda bilgileri verilen kişi olmasın?

    KESK'te taciz iddiası istifayla sonuçlandı KESK Başkanı Sami Evren'den sürpriz bir istifa geldi. Genel Sekreter Emir Ali Şimşek ile ilgili taciz iddiaları gündeme bomba gibi düşmüştü. Şimşek'in istifası bekleniyordu. Şimşek istifa etmeyince Evren istifa etti KESK Genel Başkanı Sami Evren, Genel Sekreter Emir Ali Şimşek'in hakkındaki taciz iddiaları üzerine istifa etmemesi nedeniyle genel başkanlık görevinden ayrıldı. Alınan bilgiye göre, KESK'te...

    Emirali Şimşek ile ilgili ikinci bir bilgi daha vereyim.
    Bildiğiniz gibi kamu emekçileri sendikaları konfederasyonu KESK'in doğu ve güneydoğu şubeleri pkk sempatizanı memur ve öğretmenlerden oluşuyor. Batıda ise İşçi partisi chp, tikko sdp, ödp, esp gibi sol ve kominist örgüt partilerin tabanına dayanan memur ve öğretmenlerinin yer aldığı memur konfederasyonudur.

    KESK kongresinde en az 10 yıldır konfederasyon genel başkan ÖDP'li
    eğitim iş kolunda eğitim-sen genel başkanı ya chp li yada başka bir sol yapı arasında paylaşılır.

    Evet sn. GENAKINCI bula bula pkk li emiralinin görüşlerine mi muhtaç olduk?

  6. #6
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI
    Alıntı Mahabad Nickli Üyeden Alıntı
    GENAKINCI emirali şimşek kimdir?
    aşağıda bilgileri verilen kişi olmasın?

    KESK'te taciz iddiası istifayla sonuçlandı KESK Başkanı Sami Evren'den sürpriz bir istifa geldi. Genel Sekreter Emir Ali Şimşek ile ilgili taciz iddiaları gündeme bomba gibi düşmüştü. Şimşek'in istifası bekleniyordu. Şimşek istifa etmeyince Evren istifa etti KESK Genel Başkanı Sami Evren, Genel Sekreter Emir Ali Şimşek'in hakkındaki taciz iddiaları üzerine istifa etmemesi nedeniyle genel başkanlık görevinden ayrıldı. Alınan bilgiye göre, KESK'te...

    Emirali Şimşek ile ilgili ikinci bir bilgi daha vereyim.
    Bildiğiniz gibi kamu emekçileri sendikaları konfederasyonu KESK'in doğu ve güneydoğu şubeleri pkk sempatizanı memur ve öğretmenlerden oluşuyor. Batıda ise İşçi partisi chp, tikko sdp, ödp, esp gibi sol ve kominist örgüt partilerin tabanına dayanan memur ve öğretmenlerinin yer aldığı memur konfederasyonudur.

    KESK kongresinde en az 10 yıldır konfederasyon genel başkan ÖDP'li
    eğitim iş kolunda eğitim-sen genel başkanı ya chp li yada başka bir sol yapı arasında paylaşılır.

    Evet sn. GENAKINCI bula bula pkk li emiralinin görüşlerine mi muhtaç olduk?
    Adamın kim olduğunu bilmiyorum. Bu konuda araştırma yapmadım.
    İnternetten alıntı yaptım.Sözleri gayet makul ve mantıklı.

    Ben her zaman olduğu gibi doğru bir konuda doğru bir söz olursa alırım.

    Bunu F.Gülen söylesede, Lenin söylesede önemli değil.

    Daha önce yazmıştım. Bir kere daha yazayım.

    "Doğru söz nerden gelirse gelsin,alınız.Söyleyene değil,söylenen söze bakınız"

    Hz.ALİ(r.a)

  7. #7
    agbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yasaklı
    Üyelik tarihi
    03-11-2006
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @agbi
    Alıntı GENCAKINCI Nickli Üyeden Alıntı
    Adamın kim olduğunu bilmiyorum. Bu konuda araştırma yapmadım.
    İnternetten alıntı yaptım.Sözleri gayet makul ve mantıklı.

    Ben her zaman olduğu gibi doğru bir konuda doğru bir söz olursa alırım.

    Bunu F.Gülen söylesede, Lenin söylesede önemli değil.

    Daha önce yazmıştım. Bir kere daha yazayım.

    "Doğru söz nerden gelirse gelsin,alınız.Söyleyene değil,söylenen söze bakınız"

    Hz.ALİ(r.a)
    DOĞRU SÖZ ü her zaman alırım demişsiniz.

    ASKARİ ÜCRET artarsa İŞSİZLİK te o oranda artar.

    KOBİ iler ürettikleri malı satamazlarsa BATARLAR İşsizlik daha da artar.

    TÜKETİCİ Gümrük duvarlarını koyup kendi üğrettiğimiz malları satın alırlarsa İSYAN ederler.

    SİZE ÜÇ NOKTA da örnek gösterdim bu noktalara göre alıntı yaptığınız yazmı doğru yoksa bu üç noktamı ?

    KOBİlerden aldığın vergileri azaltacaksın ama DEVLETİMN yapması gerekenleri nasıl yapacaksınız.

    ASKARİ ücretten vergi almayacaksın yine DEVLET yapması gerekeni nasıl yapacak ?

    BEN SİZE EN DOĞRU TEŞHİSİ VEREYİM

    Kadın Bir Mümine olarak eşinin getirdikleri ile yetinecek ve Bayanlar çalışmayacak İSLAM i yaşamda BAYAN ların çalışması YASAL mı ?

    BİRDE en uzun tatil olan ülkelerden biri Türkiye

    ŞİMDİ ANALİZ EDİN BAKALIM

    Benim öne sürdüklerim mi doğru yoksa alıntı yaptığınız kişinin öne sürdüklerimi ?

  8. #8
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.619
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    Alıntı GENCAKINCI Nickli Üyeden Alıntı
    Adamın kim olduğunu bilmiyorum. Bu konuda araştırma yapmadım.
    İnternetten alıntı yaptım.Sözleri gayet makul ve mantıklı.
    Alıntı yaptığın kaynağı aradım KESK'in sayfası çıktı, başka bir kaynakta ise adı geçen hakkında bilgiler var. Yani özellikle araştırma yapmana gerek yok. Çünkü alıntı yaptığın adres kim olduğunu logosunda ve kısa bilgilerle tanıtıyor.
    Adamın sözleri gayet makul ve mantıklı değildir. İşten çıkarılma olmasın, 6 saatlik iş günü gibi taleplerde bulunuyor.Bir işçi açısından kulağa hoş gelen sözleri kullanıyor. günde 6 saatlik talebi bugün dünyanın hiç bir yerinde uygulanmıyor. Uygulanması mümkün olmayan talepleri makul ve mantıklı görmek için insanın aklını ekmek peynirle yemiş olması gerek. Sosyalizm propagandasının nesi makul ve mantuıklı geliyor muş hiç anlamadım..
    Alıntı GENCAKINCI Nickli Üyeden Alıntı
    Ben her zaman olduğu gibi doğru bir konuda doğru bir söz olursa alırım.
    Bir sözün doğru olup olmadığı, söyleyenin düşüncesinden belli olmaz mı? Eğer bu adamın söyledikleri doğruysa o zaman sosyalist ol. Emirali şimşek sosyalist ekonomi doktrini ile marksizmin ilkelerinden hareketle bu görüşlerini alt alta dizmiş. İşçiler İşten atılmasın diyor sosyalizmin çöküşü bile işçinin işten atılmaması üzerinden gerçekleşti. İşçiler nasıl olsa atılmayacağım, üretime herhangi bir katkıda bulunmasamda bu ücreti nasıl olsa alacağım düşüncesiyle hareket ettiği için koskoca sosyalizm sistemi çöktü. Sosyalist ülkeler bu nedenle geri kaldı ve sistem battı. Çalış aldığın parayı haket, daha çok ücret talebinde bulunsan bile sen çalışmaktan geri kalma, Allah aşkına soruyorum, işten atılma korkusu olmasa işçi gereğince çalışır mı? İşte sosyalist kafayla hareket eden bu tacizcinin görüşü neye dayanarak doğru makul ve mantıklı oluyor?
    Alıntı GENCAKINCI Nickli Üyeden Alıntı
    Bunu F.Gülen söylesede, Lenin söylesede önemli değil.
    Daha önce yazmıştım. Bir kere daha yazayım.
    "Doğru söz nerden gelirse gelsin,alınız.Söyleyene değil,söylenen söze bakınız"[/B]
    Hz.ALİ(r.a)
    Hz.Ali r.a doğru sözün geleceği yeri işaret buyururken
    mesela Hz.Ali (r.a) dönemindeki ateşperest ve putperestlerinin sözlerini kast etmediğini çok iyi biliyoruz.
    Doğru söz nerden gelirse gelsin demekteki kasıt Müslümanların arasındaki ihtilaf veya sorunlar ortaya çıkması halinde geçerli olacağını ifade etmiştir.
    Lenini'in bütün sözleri sosyalizm ile ilgilidir. Sadece sosyalizme hizmet etmiştir.
    Emirali şimşek te bütün sözleri sosyalizme hizmet eder. İkisinden de doğru söz duymak mümkün değilidr.
    Kendilerine göre doğru kabul ettikleri görüş bize göre yanlıştır. Bizim doğru bildiğimiz şeyleri onlar yanlış buluyor.

  9. #9
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI
    Alıntı agbi Nickli Üyeden Alıntı
    DOĞRU SÖZ ü her zaman alırım demişsiniz.

    ASKARİ ÜCRET artarsa İŞSİZLİK te o oranda artar.

    KOBİ iler ürettikleri malı satamazlarsa BATARLAR İşsizlik daha da artar.

    TÜKETİCİ Gümrük duvarlarını koyup kendi üğrettiğimiz malları satın alırlarsa İSYAN ederler.

    SİZE ÜÇ NOKTA da örnek gösterdim bu noktalara göre alıntı yaptığınız yazmı doğru yoksa bu üç noktamı ?

    KOBİlerden aldığın vergileri azaltacaksın ama DEVLETİMN yapması gerekenleri nasıl yapacaksınız.

    ASKARİ ücretten vergi almayacaksın yine DEVLET yapması gerekeni nasıl yapacak ?

    BEN SİZE EN DOĞRU TEŞHİSİ VEREYİM

    Kadın Bir Mümine olarak eşinin getirdikleri ile yetinecek ve Bayanlar çalışmayacak İSLAM i yaşamda BAYAN ların çalışması YASAL mı ?

    BİRDE en uzun tatil olan ülkelerden biri Türkiye

    ŞİMDİ ANALİZ EDİN BAKALIM

    Benim öne sürdüklerim mi doğru yoksa alıntı yaptığınız kişinin öne sürdüklerimi ?
    Diyorsunki:"ASKARİ ÜCRET artarsa İŞSİZLİK te o oranda artar"

    ASKARİ değil asgari. Asgari ücret artarsa niye işsizlik artsın ne alakası var? Erbakan Hoca asgari ücrete,memura,işçiye.emekliye %100 yüz zam yapmıştı.

    İşsizlikmi arttı? Aksine piyasa canlandı.Piyasa canlanınca işçi alımları gerçekleşti.

    Diyorsunki:"KOBİ iler ürettikleri malı satamazlarsa BATARLAR İşsizlik daha da artar"

    Satamazlarsa elbette batarlar.Ama niye ürettikleri malı satamasınlar? Devlet gerekli desteği sağlarsa batmazlar.

    Diyorsunki:"TÜKETİCİ Gümrük duvarlarını koyup kendi üğrettiğimiz malları satın alırlarsa İSYAN ederler"

    Önce ülke çıkarları önemlidir. Ülkenin yerli sanayisinin gelişmesi için gümrük duvarları yükseltilmelidir.
    Çin ülkemizde piyasayı ele geçirmiş vaziyette. Ucuz çoğunlukla kalitesiz mallarını bizim ülkemizde satıyorlar.Bizim yerli sanayine özellikle tekstil piyasasına büyük darbe vurdular.
    Avrupa ülkeleri gerektiğinde gümrük duvarlarını yükseltiyorlar.Bu forumda "Avrupa Birliği ihracatı zorlaştırdı "adlı bir yazı aktardım. Demek oluyorki gerektiğinde kendi ekonomilerini sanayilerini korumak için böyle uygulamalar yapıyorlar.Mesela bizim bazı mallarımıza kota uyguluyorlar.

    Elbette KOBİlerden aldığın vergileri azaltacaksın. Asgari ücretten vergi almayacaksın.Bunu devlet hortumları keserek,fuzuli harcamaları kısarak,çeşitli fonlar oluşturark yapacak.

    Diyorsunki:"Kadın Bir Mümine olarak eşinin getirdikleri ile yetinecek ve Bayanlar çalışmayacak İSLAM i yaşamda BAYAN ların çalışması YASAL mı ?"

    Şuanda Laik bir devlette yaşıyoruz. Şeriat devletinde yaşamıyoruz. Laik devletin imkanları dahilinde çözümler üretmek zorundayız.

    Diyelimki bayanları laiklerin bütün engellemelerine yasa çıkartarak çalışmalarına engel olduk.

    Ülkemizde genelde asgari ücretle çalışanlar çoğunlukta. Adam aldığı ücretle kiramı ödeyecek,yoksa elektirik,su,doğalgaz,çocukların masrafı,giyim,gıda harcamalarınımı ödeyecek?

  10. #10
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI
    Geçengün Gürcistan'la karşılıklı olarak vizeler ve pasaportlar kalktı.Artık her iki ülkede kimlik kartlarıyla geçiş yapabilecekler.

    Başbakanın bir sözü vardı.Demiştiki:"Ülkemizde 100 bin Ermenistan vatandaşı çalışmaktadır" Üstelik Ermenistan'la karşılıklı olarak vizeler kalkmadığı halde.

    Zaten ükemizde işsizlik had safhada vizeler kalktığına göre daha çok işsiz bizim ülkemize gelecek.

    Avrupa Birliği bile Türkiye'ye vize uyguluyor.Göçmenlere vize uyguluyor. Biliyorlarki her gelen insan iş ekmek isteyecek.Zaten kendi ülkelerinde işsizlik giderek artmakta.

    Türkiye'ninde kendi ekonomisini koruyabilmesi için, kendi işsizlerine iş bulabilmesi için, bizden daha az gelişmiş ülkelere vize uygulamalarını kaldırmaması gerekiyor.

  11. #11
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI
    Merhum Turgut Özal'la başlayan liberalizm,yani serbest piyasa ekonomisi sonucu özelleştirmeler başladı.Daha sonra gelen hükümetlerde özelleştirmeleri gerçekleştirdiler.
    Ülkemizde şuanda özelleştirilmeyen fabrika,işletme kalmadı. Bir çoğuda yabancılara satıldı,peşkeş çekildi.Şahsen özelleştirmeye karşı değilim.Kısmi özelleştirmeler yapılabilirdi.Gerçekten zarar eden,devlete yük olan işletmeler satılabilirdi.Ama gerçekten kâr getiren ülke için stratejik ve ekonomik önemi olan işletmeler ve fabrikalar satılmamalıydı.Satılan işletmelerde yerli Türk girişimcilere satılmalıydı.Amaç sermaye dışarı kaçmasın içerde kalsın.Sermaye içerde kalırsa işsizliğede çare olur.

    Mesela Tekel içki ve sigara fabrikalarının satılmasına sevindim.Çünkü devlet kendi eliyle halkını zehirleyemez,sağlığını tehlikeye atamaz. Yalnız Petrol Ofisi şirketinin satılması doğru değildi.İç piyasaya bu işletme ucuz akaryakıt verebilirdi.Ayrıca şunuda unutmıyalım,Kıbrıs Barış hareketinde ülkemizde faaliyet gösteren yabancı petrol şirketleri bize akaryakıt vermemişti.Bize o zaman üzerine bomba yağdırılmasına vesile olduğumuz Libya lideri Kaddafi yardım etmişti.Bize akaryakıt göndermişti.
    Bu nedenle heran bir savaş durumunda bu tür petrol işletmelerine ihtiyacımız var.

    Ayrıca, Demir Çelik fabrikalarının özelleştirilmeside doğru değil.Çünkü bu fabrikalar ağır sanayinin alt yapısını oluşturacak kuruluşlar.Devlet açacağı veya teşviklerle ve kredilerle açtıracağı motor,makine,uçak,tank vs.fabrikalarına ucuz çelik verecektir.

    Bir önemli kuruluşlardan olan, daha önceleri PTT'ye bağlı olan sonra ayırıp özelleştirme yapıldıktan sonra yarısından fazlası yabancı bir şikete satılan, önemli stratejik bir kuruluş olan,hazineye çok kâr getiren Türk Telecom.Bu kuruluşun satılmasından sonra tele-kulak olayları ortaya çıktı ve giderek arttı.Artık isteyen art niyetli kişiler ve kuruluşlar istedikleri kişileri dinleyebiliyorlar.Özellikle yabancı istihbarat kuruluşları(CIA-MOSSAD vs.) devletimizin en üst seviyedeki yöneticileri Başbakanı,Bakanları,Genel Kurmay Başkanını rahatlıkla dinleyebiliyorlar.

    Liberal ekonomik anlayışta devlet ekonomiden elini eteğini çekmeli.Fabrika,işletme açmamalı.Yani devlet işletmeci,patron olmamalı.Devletin elinde ne kadar işletme ,fabrika var ise satmalı.


    Bu ekonomik anlayış sakat bir anlayıştır.Bu anlayışı kabul eden hükümetler, gelişmiş ülkelerin çok zengin uluslararası kuruşularına teslim olur.Bu kuruluşlar Vampir kuruluşardır.Bizim gibi az gelişmiş ülkelerden özelleştirme sonucu çok kâr getiren işletmeleri ve fabrikaları satın alarak kârın büyük bir bölümünü kendi ülkelerine götürürler.Yani bu açıkça semaye kaçışı demektir.Halbuki o sermaye ülkemizde kalması gerekirken.
     
    Sermaye demek bir ülke için can demek,kan demektir.Bu emperyalist Hodingler,şirketler tarafından devamlı olarak sermayemiz hortumlanırsa belli bir zaman sonra satacak işletmemizde kalmayınca,ülkemiz ekonomik açıdan batacaktır.Sonuçta olan geniş yoksul halk yığınına olacaktır.

     

  12. #12
    agbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yasaklı
    Üyelik tarihi
    03-11-2006
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @agbi
    Konuyu açan üye

    ALLAH cc bizlere CEM OLMA emrini galiba bir yere kadar algılamış.

    BUGÜN TÜRKİYE de Müslümanlar yastık altında sakladıklarını ORTAYA çıkarsalar DÜNYA da birçok Şirketi ve Türkiyedeki Şirketi satın alır ve işletir.

    Diğer yanlış algıladığı ise

    DÜNYA Gerçekleri

    Bugün Dünya nın her yerinde çalışan Müslümanlar ya o ülkelerde bu üye gibi düşünen vatandaşları tarafından İŞSİZLİĞE neden gösterilirlerse.

    UYANIN ARTIK

    İNGİLTERE nin bir zaman kolonisi olan HİNDİSTAN lı Şirket İngilterenin OTOMOBİL DEVİ PRESTİJİ avam deyimle NAMUSU JAGUAR ı aldı isveç in Volvo unu Çinliler aldığı gibi.

  13. #13
    GENCAKINCI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    21-08-2009
    Mesajlar
    1.666
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @GENCAKINCI
    Alıntı agbi Nickli Üyeden Alıntı
    Konuyu açan üye

    ALLAH cc bizlere CEM OLMA emrini galiba bir yere kadar algılamış.

    BUGÜN TÜRKİYE de Müslümanlar yastık altında sakladıklarını ORTAYA çıkarsalar DÜNYA da birçok Şirketi ve Türkiyedeki Şirketi satın alır ve işletir.

    Diğer yanlış algıladığı ise

    DÜNYA Gerçekleri

    Bugün Dünya nın her yerinde çalışan Müslümanlar ya o ülkelerde bu üye gibi düşünen vatandaşları tarafından İŞSİZLİĞE neden gösterilirlerse.

    UYANIN ARTIK

    İNGİLTERE nin bir zaman kolonisi olan HİNDİSTAN lı Şirket İngilterenin OTOMOBİL DEVİ PRESTİJİ avam deyimle NAMUSU JAGUAR ı aldı isveç in Volvo unu Çinliler aldığı gibi.
    Konuya cevap veren üye.

    Diyorsunki:"Bugün Dünya nın her yerinde çalışan Müslümanlar ya o ülkelerde bu üye gibi düşünen vatandaşları tarafından İŞSİZLİĞE neden gösterilirlerse"

    Dünyanın her yerinde çalışan din ayrımı yapmadan söylüyorum,daha doğrusu yazıyorum. O ülkelerde işsizliğe sebep oluyor. Yani işsizliğin artışına sebep oluyor.

    Mesela Avrupa'da artan yabancı düşmanlığın en büyük sebebi işsizliktir.O ülke insanlarıda kendi ülkelerine gelen yabancıların işsizliğe sebep olduğunu bildiklerinden yabancılara özellikle Türklere düşman oluyorlar.Özellikle dedim çünkü Türklerin yaşamadığı çalışmadığı Avrupa ülkesi yok. Avrupa ülkeleri artan göç olaylarından sonra tedbir almaya başladılar.Göçmenlere vize uygulamaya başladılar. Başta Türkiye olmak üzere Kuzey Afrika ülkelerine vize uygulamakta.

    Yastık altı altınlarından bahsediyorsun. Bence bu iddia halk arasında yaygın olan bir şehir miti veya şehir efsanesidir.

    Ayrıca Çin ve Hindistan örneği veriyorsun. Çin'in çok gelişmiş bir emperyalist güç olduğunu biliyoruz. Mesela Doğu Türkistan,Tibet işgali ve Kuzey Kore'ye desteği.

    Hindistan'da gelişmekte olan bir emperyalist güç.O da Keşmir'i işgal altında tutuyor. Hindistan şirketi Avrupa'nın ekonomik krizinden faydalanıp bu otomobil şirketini satın almış.
    Fakat nedense bizim TOFAŞ Şirketi senelerdir Motorları dışardan gelen İtalyan FIAT marka otomobilleri Türkiye'de değişik adlarla üretmekte fakat bu markayı almaya gücü yetmemekte.

    Üstelik bizim Başbakan ekonomik kriz ülkemizden teğet geçmiştir demesine rağmen.

    Demek oluyorki Hindistan'ın ekonomisi bizden daha iyi.

    Şöyle diyebilirsin.Belki Koç Holding satın almayı düşünmemiştir.Acaba düşünmemişmidir yoksa gücümü yetmemiştir.

    Ayrıca Hindistan Tata marka arabalarını üretmekte.Çin'de kalitesizde olsa kendi arabalarını üretmekte.

    Biz ise hala montaj sanayi ile üretim yapıyoruz.Motorlar ve makine aksamlarının parçaları hala dışardan gelmekte.

  14. #14
    garip70 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    30-11-2009
    Mesajlar
    2.795
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @garip70
    Ülkemizde işsizlik gerçekten çok büyük sorun. İşsiz gezen o kadar çok insan var ki.
    Ama hiç bir zaman bu sorun çözülebileceğine inanmıyorum.
    Çünkü şu fakir işsizliğin adını ''iş beğenmeme'' olarak değiştirdi.
    Herkesin hayalinde bir iş var. Olmayınca boş boş geziyor. İşsizim diyor.
    Farklı açıdan bakmak gerek. Ne biliyorsun senin rızkın beğenmediğin bir işte gizli.
    Allah senin karnını başka bir işte doyuracak.

    Düşünmek gerek.

  15. #15
    Mehmet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    10-04-2008
    Mesajlar
    8.619
    Adı geçen
    24 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Mehmet
    Terörden dolayı meydana gelen işsizliğin boyutu üzerinde kimse yeterince durmuyor.
    -Özellikle 1990'lı yılların başından 2000 yılının sonuna kadar artan terör olayları çok büyük bir işgücünü doğudan kopararak, eğitimsiz veya eğitimleri yarıda kalmış herhangi bir mesleki eğitimden yoksun vasıfsız işsiz aylak kesim ortaya çıkarmıştır.
    -Meslek liselerinin üniversiteye girişte katsayılarının düşük tutulması meslek liselerine olan ilgiyi azaltması işsizliğin seyrinde önemli etkileri olmuştur. Gazetelerin iş ilanlarında mesleki eğitim görmüş teknisyen tekniker olarak görev yapacak eleman arayışı kesintisiz devam ediyor. İşsizlerin % 90'ı herhangi bir teknolojik bilgi ve birikimi olmayan sadece basit işleri yapabilecek kişilerden oluşması işsizliği azaltmada engel teşkil ediyor.
    Yani işsizliği azaltmak isteyen yönetici iş çevreleri uzmanların önünde çözülmesi zor ve uzun zaman gerektiren kronik sorunlar mevcuttur.

  16. #16
    agbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yasaklı
    Üyelik tarihi
    03-11-2006
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    0
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @agbi
    Alıntı GENCAKINCI Nickli Üyeden Alıntı
    Merhum Turgut Özal'la başlayan liberalizm,yani serbest piyasa ekonomisi sonucu özelleştirmeler başladı.Daha sonra gelen hükümetlerde özelleştirmeleri gerçekleştirdiler.
    Ülkemizde şuanda özelleştirilmeyen fabrika,işletme kalmadı. Bir çoğuda yabancılara satıldı,peşkeş çekildi.Şahsen özelleştirmeye karşı değilim.Kısmi özelleştirmeler yapılabilirdi.Gerçekten zarar eden,devlete yük olan işletmeler satılabilirdi.Ama gerçekten kâr getiren ülke için stratejik ve ekonomik önemi olan işletmeler ve fabrikalar satılmamalıydı.Satılan işletmelerde yerli Türk girişimcilere satılmalıydı.Amaç sermaye dışarı kaçmasın içerde kalsın.Sermaye içerde kalırsa işsizliğede çare olur.

    Mesela Tekel içki ve sigara fabrikalarının satılmasına sevindim.Çünkü devlet kendi eliyle halkını zehirleyemez,sağlığını tehlikeye atamaz. Yalnız Petrol Ofisi şirketinin satılması doğru değildi.İç piyasaya bu işletme ucuz akaryakıt verebilirdi.Ayrıca şunuda unutmıyalım,Kıbrıs Barış hareketinde ülkemizde faaliyet gösteren yabancı petrol şirketleri bize akaryakıt vermemişti.Bize o zaman üzerine bomba yağdırılmasına vesile olduğumuz Libya lideri Kaddafi yardım etmişti.Bize akaryakıt göndermişti.
    Bu nedenle heran bir savaş durumunda bu tür petrol işletmelerine ihtiyacımız var.

    Ayrıca, Demir Çelik fabrikalarının özelleştirilmeside doğru değil.Çünkü bu fabrikalar ağır sanayinin alt yapısını oluşturacak kuruluşlar.Devlet açacağı veya teşviklerle ve kredilerle açtıracağı motor,makine,uçak,tank vs.fabrikalarına ucuz çelik verecektir.

    Bir önemli kuruluşlardan olan, daha önceleri PTT'ye bağlı olan sonra ayırıp özelleştirme yapıldıktan sonra yarısından fazlası yabancı bir şikete satılan, önemli stratejik bir kuruluş olan,hazineye çok kâr getiren Türk Telecom.Bu kuruluşun satılmasından sonra tele-kulak olayları ortaya çıktı ve giderek arttı.Artık isteyen art niyetli kişiler ve kuruluşlar istedikleri kişileri dinleyebiliyorlar.Özellikle yabancı istihbarat kuruluşları(CIA-MOSSAD vs.) devletimizin en üst seviyedeki yöneticileri Başbakanı,Bakanları,Genel Kurmay Başkanını rahatlıkla dinleyebiliyorlar.

    Liberal ekonomik anlayışta devlet ekonomiden elini eteğini çekmeli.Fabrika,işletme açmamalı.Yani devlet işletmeci,patron olmamalı.Devletin elinde ne kadar işletme ,fabrika var ise satmalı.


    Bu ekonomik anlayış sakat bir anlayıştır.Bu anlayışı kabul eden hükümetler, gelişmiş ülkelerin çok zengin uluslararası kuruşularına teslim olur.Bu kuruluşlar Vampir kuruluşardır.Bizim gibi az gelişmiş ülkelerden özelleştirme sonucu çok kâr getiren işletmeleri ve fabrikaları satın alarak kârın büyük bir bölümünü kendi ülkelerine götürürler.Yani bu açıkça semaye kaçışı demektir.Halbuki o sermaye ülkemizde kalması gerekirken.
     
    Sermaye demek bir ülke için can demek,kan demektir.Bu emperyalist Hodingler,şirketler tarafından devamlı olarak sermayemiz hortumlanırsa belli bir zaman sonra satacak işletmemizde kalmayınca,ülkemiz ekonomik açıdan batacaktır.Sonuçta olan geniş yoksul halk yığınına olacaktır.

     
    Gerçekten Dünya daki izlnimleri zamanında takip edemiyorsunuz.

    TÜRKİYE de ekonomi dün nasıldı bugün Nasıl ?

    DÜN Başta İMF olmak üzere Dünya ülkelerine el açan Türkiye ye bugün Borç vermek isteyenler Kapı önünde sıra bekliyor.

    İŞSİZLİK Dünya nın sorunudur ABD ve AB de işsizlik oranı % 10 geçmiştir geçmişi göz önüne alırsak TÜRKİYE oldukça başarılııdr.

    Bugün TÜRK Şirketleri Dünya da Şirket satın almaktadır haa bir Jaguar olmasada Volvo olmada gerçekten büyük şirketleri satın alıyoruz.

    Konuya birde bu gözle bakalım.

    DÜNYADA ETKİN SERMAYE ler Allah cc bizden istediği CEM OLMA temellinde kurulmuşlardır.Fakat malesef biz bunu başaramıyoruz.

Sayfa 1/6 123456 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Namazda vesvese nasıl önlenir?
    By Ebu Kasım in forum Sahabeler ve İslâmî Önderler
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 02-12-2013, 20:34
  2. Nısır kaosu nasıl önlenir..? Nereye gider..??
    By CENGİZHAN in forum FOTO / KARİKATÜR
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19-08-2013, 19:12
  3. Cübbeli Hoca : Ayasofya Açılırsa Belalar Önlenir
    By Dua Nur in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 26
    Son Mesaj: 13-08-2013, 16:26
  4. Avrupa’da işsizlik alarm veriyor
    By Dergaz in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30-01-2010, 00:49
  5. Türkiye Nasıl Kalkınmalıdır ?
    By 1453 in forum HASBİHÂL
    Cevaplar: 27
    Son Mesaj: 23-02-2008, 21:28

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş